Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

09 Haziran 2021
44b
0 Yorum
Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

2017 yapımı Mother! filmi, günümüzden 4 yıl önce çıkmış olmasına rağmen hala pek çok kişi tarafından keşfedilmemiş bir yapım. İzleyenler ise "Mother filmi konusu ne?" ve "Mother filmi incelemesi" gibi aramalar sonucu kafalarındaki yüzlerce soru işaretine cevap arıyor... Ben de bugün kolları sıvadım ve Mother filmini anlamayanlar için çok basit ve kolay anlaşılır bir şekilde filmin bir incelemesini yazmak istedim.

Filme Git ►

İzleyenin sevmediği fakat altındaki mesajları öğrenince birden aşık olduğu bu filme biraz yakından bakalım istiyorum...Hadi gelin şimdi Mother! yani Anne! filmi aslında neyi konu alıyor? Hangi sahne hangi olayı, hangi karakter tarihteki hangi ismi tasvir ediyor birlikte bir göz atalım ve şöyle sağlam bir şaşıralım! Hadi!

Öncelikle izlememiş olanların olduğunu düşünerek Mother! filmi konusundan bahsetmek istiyorum...

Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?
Filmimiz, evlerini yeni yeni kurup, bazı tamir ve düzenleme işlerini adım adım yapmaya çalışan bir çifti konu alıyor. Fakat bir gün çıkıp gelen bir misafir bazı olayları tetikliyor ve bir şeyler yavaş yavaş değişmeye başlıyor. İşte biz de 2 saat boyunca ağır işleyen bu süreci izliyoruz.

Filmi izlediniz ve anlamadınız mı? Dert etmeyin! Gelin; kafanızdaki taşları bir bir yerlerine oturtalım... Başlıyoruz!

Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

Az önce Tanrı'yı ve insanoğlunun yaratılma sürecini izlediniz...

Adamımız Tanrı'yı temsil ediyor. Başrolümüz, ünlü yazarımız; Yani Javier Bardem bu filmde Tanrı'yı tasvir ediyor. Muhtemelen fark etmediniz fakat filmin en başında gördüğünüz kadın Jennifer Lawrence değildi. Farklı bir kadın yok oldu ve Tanrı ondan aldığı kristali (sevgi-kutsal ruh) yerine koyarak hayatı başlattı.

Kadın Doğa'yı temsil ediyor. Film boyunca panik halinde gördüğümüz Jennifer Lawrence'ı ise Doğa Ana-Meryem Ana olarak izliyoruz. 

"Ev" ise dünyayı temsil ediyor. Film boyunca Jennifer Lawrence'ı yani Doğa Ana'yı dünyayı çekip çevirirken izliyoruz. En ince ayrıntısına kadar çalışıyor ve her bir köşesini özenle inşa ediyor. 

Tanrı, yani yaratıcı; Evreni, Dünyayı ve Doğayı yaratıyor. Fakat 'yalnız kalmalıyım' diyerek başka ilhamlar arıyor. Bu sürede Jennifer yani Doğa Ana da duvara gri ve sarı 2 çizgi çiziyor. Bu Ay ve Güneş'i temsil ediyor. Sonrasında ise lavabo ve şömine sahnelerini izliyoruz. Bu da artık dünyada Su ve Ateş'in de yer aldığını bize gösteriyor. Sıra ise insanoğlunda...

Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

Ve Tanrı insanı yarattı; "Adem"; Bir akşam kapı çalıyor ve bir doktor geliyor. Bu kişi gelir gelmez evde bir huzursuzluk hakim oluyor. Doğa Ana'nın karnında ağrılar baş gösteriyor. İnsanın kendine zarar vereceğini düşünüyor. Sonrasında raflardaki kitapları gören adam, Tanrı'ya "Bunları yazan siz miydiniz? hayranınızım, kitaplarınız hayatımı değiştirdi" diyor. Hemen akabinde ise tanrının üzerine titrediği kristali görüp dokunmak istiyor. Tanrı buna izin vermiyor. 

Havva geliyor! Doğa Ana gece kalkıp yanında eşini göremeyince hemen aşağıya iniyor ve ikiliyi banyoda görüyor. Tam o esnada Tanrı, Doktorun kaburgasındaki yarayı kapatıyor. Bu sahne, tüm dinlerde geçen Havva'nın, Adem'in kaburgasından yaratılmasını tasvir ediyor. Sabah ise kapı çalıyor ve Havva geliyor. 

Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

İnsanoğlu cennetten kovuluyor... Adem ile Havva, Doğa Ana'nın girilmesinin yasak olduğunu söylediği odaya girip Tanrı'nın çok değer verdiği Kristali kırıyor. Tanrı bağırıyor ve herkes korkuyor. Bu sahnede yasak meyvenin yenildiği resmediliyor. Ardından oradan çıkan adam ve kadın birlikte oluyor ve çocuklar dünyaya geliyor.

Habil ve Kabil sahnesi... Eve gelen çocuklar tartışmaya başlıyor ve bir cinayet yaşanıyor. Tartışma miras yüzünden oluyor ve tıpkı kutsal kaynaklarda bahsedilen Habil ve Kabil kardeşlerin yaşadıklarını temsil ediyor. İlk kan dökülüyor ve ev yani "Dünya" ilk yarayı alıyor. Yerdeki kan lekesini çıkarmaya çalışan Doğa Ana, bunu başaramıyor ve üzerine halı çekiyor. Kan evde bir delik oluşturuyor ve evin zemininde cehenneme açılan bir kapı görüyoruz. Buradan çıkan "kurbağa" ise felaketleri ve dünyanın sonunun buradan olacağını bize gösteriyor.

● Doğa Ana her bocaladığında sarı bir su içiyor. Ben bunun "Güneş" olarak tasvir edildiğini düşünüyorum. Filmde cevabı verilmiyor fakat Doğa Ana her kötü hissettiğinde Güneş'ten güç almaya çalışıyor da denilebilir.

İnsanoğlu çoğalıyor... Cenaze sonrası eve gelenler o kadar artıyor ki Doğa Ana çok rahatsız oluyor. Tanrı ise "Bu insanların anlattığı hikayeleri duyman lazım!" diyerek eğleniyor. Burada İnsanoğlu'nun binlerce yıldır uydurduğu(!), yazdığı, inandığı ve uğruna kurbanlar, adaklar verdiği Mitolojik efsanelere atıfta bulunuluyor. Tanrı bunları komik buluyor.

Su borusunun patlaması ise Nuh Tufanı'nı temsil ediyor... İnsanlar birden çoğalarak eve yani dünyaya zarar vermeye başlayınca Doğa Ana kızıyor ve sonrasında patlayan lavabo borusundan sular fışkıyor. Bu olaydan hemen sonra evdeki herkes etrafa kaçışıyor. İşte burada Nuh Tufanı'nı izliyoruz. 

Ve sarı içecek dökülür... Tanrı ve Doğa Ana birlikte oluyor ve hemen sonraki sabah, Tanrı ilhamla dolup yazmaya başlıyor. Doğa ise "Ben gidip kıyameti başlatayım..." diyerek esprili bir şekilde gidip içtiği sarı toz içeceği (Yani Güneş'i) döküyor. İşte bu sahne Küresel ısınmayı, yani dünyanın sonunun başlangıcını bize gösteriyor. 

● Tanrı eserini bitirir... Doğa Ana bunu kutlamak için nefis bir yemek hazırlıyor fakat birden yine eve insanlar gelmeye başlıyor. Gelenler Tanrı'ya hayranı olduklarını söylüyor ve birden ev bu kalabalık tarafından istila edilmeye başlanıyor. Doğa Ana "Burası benim evim" dese de insanlar "Şair (yani Tanrı) buranın hepimizin evi olduğunu söylüyor" cevabı alıyor. Ev yağmalanıyor.

Ve kıyamet!... Doğa Ana bu kaosun içinde bebeğini dünyaya getiriyor fakat insanoğlu bebeği severken öldürüp yiyor. Bu sahnede o kişiler, Dini kullananları, Kilise gibi geçmiş tarihte yıllarca insanları sömürenleri temsil ediyor. Doğa Ana ise daha fazla dayanamıyor ve Adem'den aldığı bir "Çakmak" ile tüm dünyayı yakıyor. Bu da kıyameti temsil ediyor. Fakat sonrasında Tanrı'yı görüyoruz. Zarar almamıştır ve Doğa Ana'nın bedeninden bir Kristal çıkarır ve onu yerine koyar. Gün aydınlanır ve yatakta farklı bir kadın görürüz. Tanrı'ya seslenerek uyanır.  Ve döngü tekrar başlar...

Yani dünya yaratıldı, biz insanoğlu dünyaya geldi ve kendi elimizle gezegenimizin sonunu getirdik. Hepimiz yok olacağız ve her şey yeniden başlayacak... İşte filmin özeti tam olarak bu. Ayakta alkışlanası.  

----------

Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

Modunu Seç ►

Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
mother filmi konusumother filmi analizmother filmi göndermelerimother filmi mesajlarmother filmi incelememother filmi incelemesi
EN AKTİF ÜYELER
TEDx'in En İyileri! İzleyenin Hayatını Değiştiren En İyi Türkçe TED Konuşmaları!
TEDx'in En İyileri! İzleyenin Hayatını Değiştiren En İyi Türkçe TED Konuşmaları!
Bugün size burada film veya dizi tavsiye etmeyeceğim. Bugün size izlediğimde çok etkilendiğim Türkçe TED konuşmalarını tavsiye edeceğim. Konuya biraz uzak olanlar için; "TEDx", dünya çapında konuşma odaklı etkinlikler yapan bir oluşum. TED sahnesinde bilim insanlarını, sanatçıları, doktorları, mühendisleri yani pek çok farklı alanda kendini kanıtlamış insanları izleyebilmek mümkün. Dünyada çok ilgi gören bu etkinliklerin ülkemizde yapılanları da bir hayli ilgi görüyor.  Başarabilirsiniz! İlham Verip Gaza Getirecek Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► İşte ben de bugün size, izlendiğinde insanı harekete geçmesi için dürten, gaza getiren en iyi TED konuşmaları içeren nefis bir liste hazırlamak istedim. Instagram hesabımızdan "İzlenmesi gereken en iyi TED konuşmaları ile ilgili bir içerik gelsin mi?" diye sorduğum ankete %90 oranında "evet gelsin" cevabı verilince ben de sıvadım kolları ve size bu her birini de izleyip ayrı etkilendiğim TEDx konuşmalarını izleyebilmeniz için sıraladım. Üstelik izleyeceğiniz bu TED konuşmalarının hepsi de Türkçe. Hadi gelin şimdi, ufuk açan o konuşmalara birlikte bakalım!  (Bu içeriği kaydedip, her gün gelip 1 konuşma izleyerek kendinize çok büyük bir katkı yapabilirsiniz. Ya da aşağıdaki gibi bir arama yaparak da bu içeriğe ulaşabilirsiniz)[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/22/tedx-in-en-iyileri-izleyenin-hayatini-degistiren-en-iyi-turkce-ted-konusmalari-780x439.png[/RESIM] 1. Size izlemeniz için tavsiye ettiğim ilk Türkçe TEDx konuşması; "İtiraz Et, Hayal Kur, İlerle!"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/98/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Araştırmacı Selçuk Şirin tarafından yapılan bu konuşma beni etkilemeyi başardı. Yukarıdaki konuşmada ülkemizin eğitim sisteminden, çocukların hayal kurmamasına kadar pek çok çarpıcı gerçeği öğreneceksiniz. Şirin'in verdiği şaşırtan örnekler de oldukça etkileyici.  19 Dakika 2. Sıradaki bu konuşma ise sizi hem şaşırtıp hem de bir hayli gülümsetecek; "Kahve falı nasıl bakılır?"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/36/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Bir doktor ve bilim insanı olan Oytun Erbaş'tan kahve nasıl bakılır onu öğreneceksiniz. Fakat bu kahve falı o bildiğiniz uydurma fallardan değil, burada bilim konuşuyor. Mutlaka izleyin derim. 29 Dakika 3. Girişimci ruhluysanız bu konuşmayı kesinlikle izleyin derim; "Paylaşmayı bilmezsen, kazanamazsın"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/78/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Ayakkabı satıcılığı yaparken birden dünyaya Türk roman ve dizilerini satmaya girişen İzzet Pinto'nun bu konuşması beni yakalamayı başardı. Eğer içinizde bir yerlerde girişimci bir ruh varsa, başarısızlıklara boyun eğmeden tekrar tekrar deneyen azimli ve pes etmeyen bir tarafınız varsa bu konuşmayı kesinlikle izleyin derim... "Kaan demişti" dersiniz... 20 Dakika 4. Ünlü, dev şirketlerin yönetici kadrosuna seçimler yapan bir beyin avcısından dinleyin; "Başarının 12 sihirli anahtarı"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/62/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Mükemmel bir beyin avcısı ve üst düzey bir eğitim almış olan Şerif Kaynar, başarılı liderlerin genel özelliklerini tecrübelerine dayanarak anlatıyor. Parayla izlense, parasını verin ve hemen izleyin diyebileceğim kalitede konuşmalardan biri.  19 Dakika 5. Şahane bir 20 dakika geçireceksiniz; "İnci Kefalleri asla geri dönmez!"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/10/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Zirat Mühendisi Mustafa Sarı, inci kefalinden yani küçük bir balıktan yola çıkarak çok önemli şeylere değiniyor. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum, teşekkürü sonra da edersiniz... 20 Dakika 6. Müthiş bir konuşma!; "Türk hamamlarında suyun kaldırma kuvveti neden yok?"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/81/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Belki çoğunuz bu konuşmaya bir yerlerde rast gelmiş olabilirsiniz fakat ben yine de burada bulunsun istedim. Emin Çapa, içinde bulunduğumuz durumu, eğitim sistemimizdeki hataları tek tek tek yüzümüze vuruyor... Eğer hala izlemediyseniz ilk fırsatta izleyin derim.  19 Dakika 7. Yine Emin Çapa ve yine şahane bir konuşma; "Kendine düşman bir tür"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/49/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Çapa'nın bu konuşması yeni yayınlandığı için muhtemelen izlememiş ve dinlememiş olabilirsiniz. Fakat bu konuşmasını da mutlaka görün derim. 16 Dakika 8. Her gencin mutlaka izlemesi gereken konuşma; "Başarmak Türk gencinin hamurunda var!"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/32/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Cem Seymen'in Türk gençlerini hareketlendirmek istediği bu konuşması beni yakalamayı başardı. Mutlaka izleyin derim. 22 Dakika 9. "Beyin" konusunda hem eğlenceli, hem de etkileyici bir konuşma; "Tanıştıralım, Beyniniz"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/94/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Uz. Dr. Kerem Dündar, bizim beynimizi bize anlatıyor. Hayatınızda yarım saatten az sürecek bu konuşma için bir boşluk yaratın ve izleyin derim. 20 Dakika 10. Zenginlikten sokaklara, uyuşturucunun pençesinden bir yardımseverliğe dönüşen bir insanın hayatı; "Görüyorsam duyuyorsam sorumluyum!"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/1/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Zengin bir ailenin içinde, bir yalıda doğan Ali Denizci'nin etkileyici hayat hikayesini kendinden dinlemelisiniz. 16 Dakika 11. İş hayatında kadın erkek eşitsizliği ve dahası...; "Ben bir kadınım!"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/23/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Avukat Feyza Altun, iş hayatında ve cinsellikte kadının yerini anlatıyor. Anlatırken de sizi düşündürüyor ve sorgulatıyor. Oldukça başarılı ve etkileyici bir konuşma dinleyip, izleyeceksiniz. 18 Dakika 12. İşinden istifa edip kendisini dünyayı dolaşmaya adayan bir Türk; "Rotasız Seyyah olmak"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/61/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Mehmet Genç, işinden istifa edip dünyayı gezmeye nasıl başladığını ve bu gezilerinde neler yaşadığını anlatıyor. Kafanızda şimşekler çaktırıp istifayı bastıracak bir konuşma... Mutlaka izleyin.  17 Dakika 13. Vergi olayları size çok karışık geliyor olabilir, fakat bu konuşmada en basit hali ile duyacağınızdan emin olabilirsiniz; "Bu topraklarda vergi yetişir"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/27/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Vergi uzmanı Ozan Bingöl tarafından yapılan bu konuşma, ülkemizdeki "Vergi" adaletsizliğini en anlaşılır, en basit haliyle bizlere anlatıyor. Mutlaka izleyin ve izlettirin derim. 20 Dakika 14. "Oyunu kim kazanır?"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/82/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Türk bilardocu Semih Saygıner, kendini nasıl geliştirdiğini anlatıyor. Üstelik öyle içimizden, bizden bir dil ile anlatıyor ki bir an bile sıkılmayacağınızın garantisini verebilirim. 30 Dakika 15. Medyadaki işleri ile bilinen ama aslında bir koşucu olan Nevşin Mengü anlatıyor; "Korkma"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/28/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Bir uzun maraton koşucusu olan Nevşin Mengü, tecrübelerini ve yaşadığı kırılma noktalarını anlatıyor. Mutlaka izleyin, dinleyin derim.  19 Dakika 16. Ve size izlemeniz için tavsiye edeceğim son TEDx konuşması; "Galileo mu haklı, Giordano Bruno mu?" oluyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/159/53/tedx-780x439.jpg[/RESIM] Videoya Git ► Oyuncu Levent Ülgen'in ODTÜ fizik bölümünü bitirdiğini biliyor muydunuz? Bu hikayeyi kendisinden dinleyin derim.  13 Dakika Umarım sizler için seçtiğim bu 16 TED konuşmasını da arada buraya uğrayıp, hepsini tek tek izler ve dinlersiniz. Yine başka iyi konuşmalara rast gelirsem de hemen buraya ekleyip listeyi güncelleyeceğimden şüpheniz olmasın. - - - - - - - -   ● Hemen aşağıdaki butona tıklayarak da modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
35b
2
6 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
19b
0
8 yıl
Netflix İmzalı "Gözlerinin Ardında" Dizisi İzlenir mi? Neyi Konu Alıyor?
Netflix İmzalı "Gözlerinin Ardında" Dizisi İzlenir mi? Neyi Konu Alıyor?
Birkaç gün önce yayınlanan Netflix imzalı "Behind Her Eyes" veya bizdeki adıyla "Gözlerinin Ardında" ismindeki bu mini diziyi az önce bitirdim... Çoğumuzun odaklanma sorunu yaşadığı, hızlı akan günümüz dünyasında yeni bir mini dizi haberi radarıma takılınca yayınlanmasını iple çekiyor ve hemen izlemeye koyuluyorum. İyi Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ►  İşte Gözlerinin Ardında dizisi de mini dizi olması sebebiyle beklediğim yapımlar arasındaydı ve nihayet az önce bitirdim ve hemen size bahsetmek için buraya koştum. Gözlerinin Ardında konusu veya Gözlerinin Ardında dizisi yorum gibi aramalar sonucu yolunuz buraya düştüyse hemen aşağıda size kısaca bu diziden bahsedeceğim... Hadi!  Yorumuma geçmeden önce "Kaan nedir bu dizinin konusu?" diyenler için kısa bir özet geçeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/238/54/netflix-imzali-gozlerinin-ardinda-dizisi-izlenir-mi-neyi-konu-aliyor-780x439.png[/RESIM]Öncelikle dizi, tanınan yazar Sarah Pinborough imzalı Behind Her Eyes adlı romandan uyarlama... Dizi; Bir psikiyatri kliniğinde çalışan, eşinden boşanmış ve 1 çocuğu olan bir kadın ve şehre yeni taşınan bir doktor ve onun eşini merkeze alarak ilerliyor. Bu aşk üçgeninde yaşananları izlerken bir yandan da giderek artan gizemli bir atmosferin içinde buluyoruz kendimizi. "Gizemli bir aşk üçgeni dizisi" tabiri bence bu yapım için söylenebilecek en doğru tanımlardan biri. Gelelim şimdi dizi hakkındaki yorumuma; Tam olacak gibiyken olamamış... Peki neden?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/238/91/netflix-imzali-gozlerinin-ardinda-dizisi-izlenir-mi-neyi-konu-aliyor-780x439.png[/RESIM]Dizide o kadar gereksizce uzatılmış sahneler var ki; sanki arkaplanda biri "abi patron 6 bölüm istiyor allah ne verdiyse çekelim" demiş. Senaryonun akışına, dizinin bütününe hiç faydası olmayan birçok sahne var ve hepsinde de ileriye sarmak istedim. 'Eğer' izlerseniz göreceksiniz ki koca dizide sadece 2 kişinin oyunculuğu akıyor. Onlar da Adele ve Rob... Diğerlerinin oyunculuğunun Kanal D gündüz kuşağı dizisinden öteye geçemediği rahatça görülebiliyor. "Peki Kaan izlenmeyek kadar kötü mü?" derseniz de...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/238/26/netflix-imzali-gozlerinin-ardinda-dizisi-izlenir-mi-neyi-konu-aliyor-780x439.png[/RESIM]Aşırı kötü değil. En azından gizemli bir atmosfer yaratmayı ve izleyiciyi yer yer merak ettirmeyi başarmışlar. Hatta tüm bunların yanında sonlarına doğru da şaşırtmalı bir sürpriz bile koymuşlar. Bu da izleyiciyi diziyi bitirdikten sonra "Neydi şimdi bu" demekten kurtarıyor. Sorularınızın cevabını şaşırtan sonuyla alabiliyorsunuz. NOT: Her ne kadar mini dizi tutkunu olsam da bu yapımı, buradaki "Dizi Tavsiyeleri" kategorimizde tavsiye edecek kadar beğendiğimi söyleyemem. Yani sürprizli bir numarası var diye, izlediğim o gereksiz uzun sahneleri görmezden gelemeyeceğim. Bu yüzden tavsiye etmiyorum. Fakat zamanım bol diyenler, biraz gizem meraklıları ve biraz da şaşırmayı isteyenler bu diziye bir şans verebilir.  ---------- • Gözlerinin Ardında dizisi Netflix'te var mı? Evet dizi Netflix'te izlenebilir.  • Dizide +18 sahne var mı? Evet var, hem de birden çok. • Dizi kaç bölüm? Bölüm süreleri nasıl? Dizi bir mini dizi ve 6 bölümden oluşuyor. Bölümlerin her biri ise ortalama 50 dakika uzunluğunda. ---------- [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
42b
11
5 yıl
Yayınlanan ilk Fragmanı ile Birlikte: Pokemon Detective Pikachu Filmi Geliyor!
Yayınlanan ilk Fragmanı ile Birlikte: Pokemon Detective Pikachu Filmi Geliyor!
Şüphesiz ki "Pokemon", hepimizin hayatının bir köşesinde güzel bir yere sahip. Çocukluk yıllarımızda yüzümüzde tebessüm ile izlediğimiz bu animenin "Pokemon Detective Pikachu" isminde bir filminin çıkacağı duyurulmuştu. Fakat Pokemon Detective Pikachu fragmanı yayınlanmamıştı. İşte o çok beklenen fragman geldi. Film hakkında bilgilere geçmeden önce gelin 1 gün içinde 15 milyon kişinin izlediği o Pokemon Detective Pikachu fragmanına bir göz atalım:  [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=1roy4o4tqQM[/VIDEO] Pokemon konulu ilk "Live-Action" filmi![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/7/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpeg[/RESIM] Film, 20 yılı aşkındır dünyayı bir şekilde kasıp kavuran Pokemon dünyasının, "Ayı Teddy" filmi gibi gerçek oyuncular ile çekilen ilk canlı aksiyon filmi olacak.[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/14/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] "Pika Pika!" deyişi ile hatırladığımız sevimli Pikachu'yu "Ryan Reynolds" seslendiriyor![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/10/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] Fragmanda izlediğimiz kadarıyla tiz sesi ile tanıdığımız Pikachu, Ryan Reynolds seslendirmesi ile daha kalın bir sese ve biraz da mizaha sahip. Peki nedir bu Pokemon Detective Pikachu filminin konusu?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/94/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] Film, bir dedektifin gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasını konu alıyor. Dedektifimizin 21 yaşındaki oğlu ise bu gizemi çözmek için kolları sıvıyor. Tabi yanında da detektif Pikachu ona eşlik ediyor...  Pokemon Detective Pikachu filminin oyuncu kadrosunda ise "Justice Smith", "Ken Watanabe" ve "Kathryn Newton" gibi isimler yer alıyor...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/81/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM][RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/3/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM][RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/44/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM]  Peki "Pokemon Detective Pikachu filmi ne zaman vizyona girecek?" derseniz de film 10 Mayıs 2019'da ilk gösterimini yapacak...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/45/70/yayinlanan-ilk-fragmani-ile-birlikte-pokemon-detective-pikachu-filmi-geliyor-780x439.jpg[/RESIM]  Film hakkında şimdilik bizi üzen tek şey o ince, tiz sesi ile hatırladığımız Pikachu'nun kalın bir sese sahip olması. Fakat filmde sadece 1 kişi Pikachu'nun o sesini duyabildiği için de aslında yine bol bol sevimli Pika Pika! çığlıkları duyacak gibiyiz... İçinde bir yerlerde Pokemon sevgisi hiç bitmeyenler olarak bu film bize ilaç gibi gelecek. Hatta belki de çocuklar ile birlikte izlemek zorunda kalacağız fakat dev perdede Pokemon izleyecek olmak insanı yıllar sonra gerçekten heyecanlandırıyor... Göreceğiz :) ● Bu arada tam da buraya tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi bulabilirsiniz! 
11b
0
7 yıl
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Biliyorsunuz size buradaki "Netflix Filmleri" kategorimde, izleyip beğendiğim Netflix yapımı filmleri tavsiye ediyorum. Bugün ise menümüzde, sadece 2 gün önce yayınlanan, Netflix imzalı The Witcher dizisi var. Çıkacağını duyduğum ilk günlerden beri beni heyecanlandırmayı başaran bu diziyi çıktığı gibi 1 günde silip süpürdüm. Instagram hesabımızda yaptığım ankette de izleyip beğenenler ve beğenmeyenler yarı yarıya çıktı. Mesaj atıp "Çok kötüydü" diyen de oldu, "2. sezon ne zaman çıkacakmış Kaan?" diye soran da... Ben de bugün sizlere şöyle iyi ve kötü yönleriyle nefis bir The Witcher dizi incelemesi hazırlamak istedim. Bu arada bu inceleme bolca spoiler içerir, o yüzden devam etmeden önce aşağıdaki butondan Netflix'e gidip, diziyi üyeliğiniz ile izleyebilirsiniz. Sonra muhakkak buraya bekliyorum. Diziye Git ► Hadi şimdi arkanıza yaslanın ve önce The Witcher dizisi hakkında kısa bir bilgi edinelim, sonra da iyi ve kötü yanlarıyla The Witcher dizisini şöyle bir inceleyelim! Nereden çıktı bu dizi? Hangi çağı, hangi olayları anlatıyor? Oyuncuları kim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/53/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM]Öncelikle eğer siz de benim ve milyonlarca insan gibi Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones gibi yapımlara bayılanlardansanız, bu dizi sizin de ilginizi çekecektir. Polonyalı bir yazar olan Andrzej Sapkowski, 1994 yılında bir roman kaleme alıyor ve bu roman önce oyuna sonra da bu diziye dönüşüyor. Başrolümüzde ise meşhur Supermen'imiz "Henry Cavill" oynuyor. Dizimizin ilk sezonunda 8 bölüm var ve her bölüm 60 dakikadan oluşuyor. Büyücüler, yaratıklar, elfler, mutantlar, savaşlar ve orta dünya atmosferi tam sizlikse bu dizi sizin favoriniz olabilir.  Hadi şimdi The Witcher incelemesi başlasın! Önce dizi hakkındaki olumsuz yorumlarımı sıralamak istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/47/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] O ilk 2 bölüm neydi öyle? Öncelikle bu dizinin romanını okumamış, oyununu da oynamamış biri olarak bunları yazdığımı bilmenizi istiyorum... Konuştuğum kişilerin çoğu ilk 2 bölümden sonra bıraktıklarını söyledi, bu çok doğru çünkü dizi, olayları 3 farklı zaman dilimiyle işleyip, çok ileride birleştirdiği için ilk 2 bölümde izleyici hiçbir şey anlamadan birden olaylara balıklama atlamak zorunda kalıyor. Yani daha karakterlerin derinlikleri anlatılmadan, kim nedir, necidir bilmeden nasıl ölen bir kraliçe için bir his besleyebiliriz? Bir savaş geliyor fakat kim, neden saldırıyor bilmiyoruz. Birileri ölüyor fakat izleyici olarak hiçbir şey hissetmiyoruz. İşte bu da milyonlarca kişiyi ilk 2 bölümde diziden kopardı ne yazık ki. Kısacası, dizinin ilk birkaç bölümünü Witcher evrenini bilen kişiler izlesin diye çekmişler sanki...  "Bir geçmişten gösterelim bir gelecekten, biraz da şimdiki zamandan ekleriz..." Dizinin düzensiz bir akışı bulunuyor. Yani üstteki eleştirimde de dediğim gibi, bir bölüm izlediğiniz bir karakter, bir sonraki bölümde daha doğmamış olabiliyor. Witcher'ımız yaşlanmadığı için durumun farkına pek varamadan izliyorsunuz fakat bazı noktalar bu yüzden karmaşık veya saçma geliyor. "Kopuk kopuk hiçbir şey anlamadım" diyenler de tam da bu yüzden bir şeyler anlamamış oluyor. Dizinin ilk bölümlerinde olanları anlayabilmek için ilk sezonu tamamen izlemek gerekiyor.  Ezik büyücü kız ne zaman istediği erkeği elde edebilen güçlü bir alfaya dönüştü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/1/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Dizide bazı kısımlar o kadar havada ki, sadece öyle bakıyorsunuz. Hiçbir şey hissetmiyor ve sonnucunu görünce "Ha böyle mi olmuş" deyip devam ediyorsunuz. Başrollerden olan büyücümüz Yennefer, kamburu olan, özgüvensiz, ezik, itilip kakılan bir genç kızdı. Fakat birden hızlandırılmış bir kampa girmiş gibi karşımıza büyü güçleri zirvede olan bir afet olarak çıktı. Hadi bir yan rol olsa anlarız da, dizinin başrollerinden birinin yontulmasını neden izlemedik? Domuz çiftliğinden çıkıp aynaya bakıp kendini beğenmedi ve hop, bir gecede bir Alfa! Bu yüzeysellik beni diziden itti açıkçası.  CGI yani bilgisayar efektleri bazen o kadar vasat durdu ki... Yapılan dizi bir orta çağ dizisi. Yani ejderhaların, büyücülerin, yaratıkların, fantastik mekanların olduğu bir dönemi anlatan bir dizide CGI müthiş olmalıydı. Yüzüklerin Efendisi serisi günümüzden tam 20 yıl önce çekildi ama taş gibi efektleri vardı. Kim diyebilir ki şurda şu efekt patladı, komik durdu? Yani hal böyleyken özellikle bazı yaratıkvari görüntülerde CGI çok kötüydü. Hayal kırıklıklarımın biri de buydu.  Kurgu o kadar akıcı değil ki, adamımız Witcher'ın olmadığı sahneler çok sıkıyor... Dizide öyle sahneler bulunuyor ki kurgu gerçekten vasat. İzleyici o kısımlarda, "Ay hemen Witcher kısmı gelse" diye saniye sayıyor resmen. Bu bir dizi için çok kötü bir durum. Game of Thrones'u baz alın mesela. 2 yan rol diyalog içindeyken bile dikkatle izlersiniz, kapacak bir şeyleriniz vardır çünkü. Fakat bunda Witcher'dan başka neredeyse hiçbir karakterin sahnesini darlanmadan izleyemiyoruz, sıkıyor çünkü.  Ana kötü tarafımız "Nilfgaard", fakat neden hiç çok kötü gibi değiller?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/45/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Bu durum da beni çok rahatsız etti mesela. Herkesin ağzında bir Nilfgaard'dır gidiyor fakat Nilfgaard tarafını bir görüyoruz, çapulcu takımı... Yerli filmlerdeki amatör kötüler gibiler... Yüzüklerin Efendisi serisini düşünün mesela, kötü bir taraf bellidir. Fakat burada kötü yok? Dizinin ana kötü tarafının hiç ürkütücü, gerçekten kötü olmaması puan kırdığım bir başka detay. Savaş kısmı da başlı başına ayrı bir hüsran. Koca imparatorluk askerleri zırh diye kadife elbiseler giymiş gibiler. Zırh tasarımı o kadar kötü ki, ilk dikkat ettiğimde "Yok, böyle değillerdir ya..." diye kendimi kandırmaya çalıştım. Şimdi sıra geldi dizi hakkındaki olumlu yorumlarıma[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/17/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Başrolümüz "Henry Cavill" rolünün hakkını fazlasıyla vermiş! Yukarıdaki olumsuz eleştirilerimde de söylediğim gibi, dizide hemen adamımız Witcher'ı görmek istiyoruz. Çünkü adamımız gerçekten sesiyle, hareketleriyle rolünün hakkını veriyor. Dublör kullanmaması ile de oldukça beğenimi kazanan Henry Cavill, bu işi çok iyi kurtarmış. Gerçekten romanını okumamış, oyununu da hiç oynamamış biri olarak bu karakteri çok beğendim.  Dizinin atmosferi şahane! Dizinin 1. bölümündeki ilk sahneden 8. bölümünün son sahnesine kadar dizi, kasvetli, orta çağ atmosferini hiç bozmuyor. Karanlık, sisli, kasvetli hava dizide çok iyi işlenmiş. Sadece bu etken bile insanı içine çekmeyi başarıyor.  Müzikler gerçekten iyiydi Özellikle bu tarz orta dünya yapımlarında kullanılan müzikler, çok büyük bir etken teşkil ediyor. 8 bölümün hepsinde de özellikle dikkat ettim ve bence bu dizide kullanılan müzikler gayet başarılıydı.  Başrolümüzün dövüşme sahneleri gerçekten beklentimin üzerinde çıktı Dublör kullanmıyor olması ile zaten gönlümü kazanmıştı fakat Henry Cavill, gerçekten iri cüssesiyle şahane dövüş sahneleri ortaya çıkarmış. Kafa kesmeler, kılıç saplamalar, şık dönüşler, hırpalanmalar, hepsi dozundaydı. Dövüş sahneleri gerçekten iyiydi diyebilirim. Genel anlamda nasıl mı buldum? Anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/85/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Şöyle bir durup düşünüyorum ve kendime "2. sezonu çıktığında izlemek için can atar mıyım?" diye soruyorum. Cevabım ise "Maalesef hayır" oluyor. Yani yukarıda da gördüğünüz gibi dizi için olumsuz eleştirilerim olumlulardan daha çok. Yani dizinin 2. sezonunu sabırsızlıkla bekleyenlerden değilim. Fakat fantastik dizi arayışımıza bir ilaç oldu mu? Evet... Sağda solda "Game of Thrones'tan daha iyi" gibi gerçek üstü yorumlara rast geliyorum ve gülümseyip geçiyorum. Aslında hiçbir yapımı birbiri ile kıyaslamam bunu doğru da bulmam hepsinin tadı tuzu ayrı fakat GOT nerede, bu dizi nerede... Genel olarak, boşlukta izlenir. Fakat müptelası olunmaz diyerek içinde bulunduğum durumu özetleyebilirim. The Witcher Oyuncuları Türk Olsaydı Kimler Olurdu? ► ● Hemen aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
18b
0
6 yıl
Black Bird: 6 Bölümlük TAŞ Gibi Mini Hapishane Dizisi!
Black Bird: 6 Bölümlük TAŞ Gibi Mini Hapishane Dizisi!
Yabancı dizilerin arasından en iyi mini dizileri ayıklayıp, izlemeyi, keşfetmeyi seven biri olarak uzun zamandır iyi bir mini dizi arayışı içerisindeydim. İşte tam da bu anda rast geldiğim Black Bird dizisi, beni kendine çekmeyi başardı. Mini dizi seven biri olarak, özellikle dizinin sadece birkaç bölümden oluşuyor olması beni hemen kendine bağladı... E hal böyle olunca ben de black bird dizisini sizle de paylaşmak ve tüm bu detaylarından size de bahsetmek istedim. Hadi gelin şimdi, özellikle iyi bir yabancı dizi bulamadığımız şu günlerde, black bird ismindeki bu mini dizinin konusu, oyuncuları ve en önemlisi de 'izlenir mi?' konusunda sizleri elimden geldiğince aydınlatayım... Hadi! Yorumumdan önce; Nedir bu Black Bird dizisi konusu bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/338/32/black-bird-6-bolumluk-tas-gibi-mini-hapishane-dizisi-780x439.png[/RESIM]Black Bird ismindeki dizimiz, keyifli bir hayat yaşarken kendini birden 10 yıllık bir hapis cezası yemiş biri olarak bulan Jimmy Keene ismindeki bir adamın yaşadıklarını konu alıyor. Adamımız kara kara düşünürken kapısına birden küçük de olsa bir şans dayanıyor ve adamımız da bu tercih sonrası kendini bambaşka bir dünyada, kimselerin gitmek istemeyeceği bir hapishanede buluyor. Düştüğü bu cehennemdeki bir katilden bazı itirafları alması gereken adamımız, cezasını sildirmek isterken hayatından olma riskini göze alıyor. Hiç lafı uzatmaya gerek yok; Bence TAŞ gibi bir dizi bu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/338/82/black-bird-6-bolumluk-tas-gibi-mini-hapishane-dizisi-780x439.jpg[/RESIM]Dizinin 2 başrolü de kesinlikle çok başarılı. Bunun yanında akış da oldukça sakin fakat bir o kadar da vurucu. Başrolümüz DiCaprio'daki o havalı, cool hallerinde takılsa da, yaşadıklarıyla birlikte yaşadığı değişimi çok başarılı bir şekilde izleme fırsatı buluyoruz. Yani başrolümüzün karakter değişimini bence güzel bir şekilde işliyor dizi. Ayrıca dizinin renkleri, kurgusu, olayları anlatış ve işleyiş şekli de daha ilk başından izleyicisine 'İyi bir şey izliyorum galiba..' dedirtmeyi başarıyor. Gerçek bir hikayeye dayanıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/338/6/black-bird-6-bolumluk-tas-gibi-mini-hapishane-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin hikayesi, tamamen gerçek kişi ve olaylara dayanıyor. Diziyi izlerken veya izledikten sonra görüp duyduklarınızın bir zamanlarda bir yerlerde gerçekten yaşanmış olmasının verdiği acı ve kızgınlık, bence tarifsiz. İnsan bu tür olayları hep 'sinemada', 'dizilerde' izlerim sanıyor fakat bu olaylar maalesef gerçek... Diziyi sağlam kılan ögelerden en önemlisi de zaten bu gerçeklere sırtını dayamış olması bana göre. Başrolleri alkışlıyorum![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/338/94/black-bird-6-bolumluk-tas-gibi-mini-hapishane-dizisi-780x439.png[/RESIM]Asıl adamımızdan yukarıda da bahsettim; Kendisi, keyifle izlediğim şu Tetris filminin de başrolü ve bence kesinlikle izleyene ilginç şekilde bir DiCaprio havası veriyor. Aşırı özgüvenli ve tabi yakışıklı da olması, onu bu role de cuk oturtmuş diyebilirim. Bunun yanında diğer başrolümüz Paul Walter Hauser gerçekten inanılmaz bir rol kesiyor. Hatta bırakın kesmeyi, adam adeta döktürüyor. Bu kadar gerçek, bu kadar başarılı bir oyunculuk, yakın zamanda izlememiştim diyebilirim. - - - - - -  Özet: Ben bu diziyi gerçekten sevdim. Eğer şöyle birkaç bölümlük iyi bir mini dizi arayışındaysanız ve 'gerçek' şeyler sizi sıkmaz, aksine daha da kendine çekerse, izlemeniz gereken dizi, işte bu dizi... Fakat bu türe yabancıysanız ve tercih etmiyorsanız, hemen diğer tavsiyelere göz atın derim. Ayrıca bana bu diziyi tavsiye eden Mesut Şahin'e de teşekkür ediyorum. - - - - - -  • Black Bird dizisi Netflix'te var mı? Hayır, dizi Apple TV+ yapımı, bu yüzden Netflix'te yok. • Dizi kaç bölüm? Kaç sezon? Dizi 6 bölümlük bir mini dizi. Tüm diziyi 5 saat 45 dakika gibi bir sürede bitirebiliyorsunuz. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
26b
8
2 yıl
Eksen Dijitale Kayıyor: Acun Ilıcalı'nın Yeni Dijital Platformu 'Exxen'
Eksen Dijitale Kayıyor: Acun Ilıcalı'nın Yeni Dijital Platformu 'Exxen'
Gündemi yoklamayı bilen, Türkiye'yi çok iyi tanıyan ve bu sektörde gerçekten başarılı işler yapan Acun Ilıcalı, Exxen isminde yeni bir dijital platform kurduğunu açıkladı. E hal böyle olunca da birçok kişi hemen kolları sıvayıp "Exxen iş başvurusu", "Exxen'de neler var?", "Exxen nasıl okunur? Ne demektir?" gibi birçok farklı türde soruları yağdırdı. E işin içinde Netflix benzeri bir dijital platform da olunca konu benim de ilgimi çekti ve Exxen'i şöyle bir araştırdım.  Netflix'te İzlenecek 9 İyi Film ►  Hadi gelin şimdi sizle Acun Ilıcalı imzalı yeni dijital platform Exxen nedir? İçinde dizi, film, belgesel mi var yoksa TV8 benzeri yarışma programları mı? sorularını yanıtlayalım! Öncelikle nerden geldi bu isim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/213/44/eksen-dijitale-kayiyor-acun-ilicali-nin-yeni-dijital-platformu-exxen-780x439.png[/RESIM]Acun Ilıcalı, Exxen isminin Ali Taran tarafından bulunduğunu ve kendisinin de bu ismi çok beğendiğini söylüyor. Bana sorarsanız da isim yani "marka" gerçekten başarılı. Göze hoş geliyor, "X" harfi direkt olarak Netflix'i andırıyor ve akla getiriyor. Bu gerçekten akıllıca ve ağızda da akıyor.  Peki Exxen'de neler olacak?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/213/63/eksen-dijitale-kayiyor-acun-ilicali-nin-yeni-dijital-platformu-exxen-780x439.png[/RESIM]Acun Ilıcalı, gazeteci Candaş Tolga Işık'ın programında Exxen'in çok zengin bir içeriğinin olacağınan bahsediyor. Hatta hep hayalini kurduğu sürpriz bir projeden de bahseden Ilıcalı, Exxen'in içerik olarak kullanıcılarını mutlu edeceğini söylüyor. Ayrıca Exxen'de başarılı belgeseller de izleyeceğiz. Bunun yanında çok konuşulacak olan model yarışmaları, mankenlik yarışmaları da göreceğiz. Exxen'deki belgesellerin de çok başarılı olması, hatta Kültür Bakanlığı'nca da desteklenmesi düşünülüyor. Bu arada Exxen'in başında da 50 yaşındaki televizyoncu "Ümmü Burhan" yer alıyor. GÜNCEL: Beyazıt Öztürk ve İbrahim Büyükak da Exxen'de bir program yapacaklar.  Exxen nasıl okunuyor?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/213/47/eksen-dijitale-kayiyor-acun-ilicali-nin-yeni-dijital-platformu-exxen-780x439.png[/RESIM]Başlıkta da gördüğünüz gibi ben Exxen için "Eksen" dedim fakat farklı okunuşları ve anlamları da çıkabilir tabi. Fakat yukarıda da söylediğim gibi isim, logo ve telaffuz açısından çok başarılı bir "marka" olacak diyebiliriz. Bu yüzden Exxen'e iş başvurusu yapıp kabul edilecek kişiler gerçekten CV'lerine iyi bir referans ekleme fırsatı bulacaklar.  - - - - -  NOT: Şahsen Acun Ilıcalı'nın 'Eksen'ini dijitale kaydırmasının geç olduğunu bile düşünenlerdenim fakat geç olsun güç olmasın tabi. Artık devir dijital devri ve o da sonunda bunu fark edip geleneksel medya yerine dijitalde ses getirmenin daha doğru olduğunu düşünenlerden... Diğer televizyon kanallarına nazaran TV8'in daha genç bir izleyici kitlesi olduğunu hepimiz biliyoruz. Örneğin ATV gibi bir kanal dijitale geçseydi peşinden kimseleri sürükleyemezdi, fakat Acun Ilıcalı izleyici kitlesinin dijitale yabancı olmadığını biliyor ve tahminimce Exatlon'da da olduğu gibi sosyal medya fenomenlerini Exxen'de de fazlasıyla göreceğiz.  - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
17b
0
6 yıl
1 Cinayet ve Bolca Hukuk İçeren İtalyan Dizisi: il Processo
1 Cinayet ve Bolca Hukuk İçeren İtalyan Dizisi: il Processo
Size 1 hafta kadar önce Netflix'te izlediğim şu diziyi tavsiye ettikten sonra hemen iyi bir dizi bitirip tavsiye edemem diyordum ki 'il Processo' isimli bu İtalyan dizisi beni yanıltmayı başardı. Eğer bu içeriğe yolunuz il processo konusu veya il processo dizisi oyuncuları gibi aramalar sonucu düştüyse aradığınızı birazdan bulabileceğinizi söylemek isterim.  En İyi Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ►  Hadi gelin şimdi sizlere il Processo dizisi hakkında izlemeden önce bilmeniz gereken bilgiler neler onları şöyle bir anlatayım. Ha bu arada il processo dizisi izle gibi bir arama sonucu da buradaysanız diziyi buradan değil, Netflix üzerinden izlemeniz gerektiğini de söylemek isterim... Hadi şimdi dizimize göz atalım! 'Kaan merak ettirme nedir bu il processo dizisinin konusu?' dediğinizi duyar gibiyim, hemen bahsedeyim;[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/234/72/1-cinayet-ve-bolca-hukuk-iceren-nefis-italyan-dizisi-il-processo-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, 17 yaşındaki genç bir kızın vahşice öldürülmesini ve bu cinayetten sonra yaşanan mahkeme sürecini konu alıyor. Bu süreçte de bir savcı, bir avukat ve birçok şüpheli öne çıkıyor ve taraflar arasında gizem dolu bir kovalamaca başlıyor... Kısaca dizimizin konusu böyle. Dahası içinse devam edelim... İzlerken 'Katil kim?' dedirten hukuk dizi/filmlerini sevenlerdenseniz burada kalın ama ağır ilerleyen diziler sizlik değilse bulaşmayın...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/234/39/1-cinayet-ve-bolca-hukuk-iceren-nefis-italyan-dizisi-il-processo-780x439.png[/RESIM]Dizi size sürekli olarak 'Katil kim?' sorusunu sorduyor. Her seferinde de farklı farklı şüpheliler için 'Acaba?' diyorsunuz. Bu izleyici için gerçekten güzel bir olay. Eğer siz de benim gibi suç-mahkeme-hukuk temalı şeyleri sevenlerdenseniz bu yapım beni olduğu kadar sizi de mutlu edecektir. Fakat dizimiz oldukça ağır ilerliyor. Sürekli yeni bir olay yerine bazen bir 10 dakika ikili diyaloglara bağlı kalıyor ve eğer yakınlarınızda dikkatinizi dağıtacak akıllı telefon gibi şeyler varsa bu süre zarfında dikkatinizin kayması da olası. Tavsiyem, eğer bu türü seviyorsanız kulaklığınızı takın, telefonunuzu uzağa bırakın ve öyle izleyin derim. Nefis oyunculuklarıyla buram buram İtalyan işi kokan bir dizi; Aşırı sade ama bir o kadar da şık...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/234/91/1-cinayet-ve-bolca-hukuk-iceren-nefis-italyan-dizisi-il-processo-780x439.png[/RESIM]'İtalyan şıklığı' terimini bilirsiniz. Çok sade ama çok klastır. Mimarilerinden kıyafetlerine kadar dizi tamamen bunu bize yansıtıyor. Oyunculuklar ayrı, oyuncuların kıyafetleri için tercih edilen seçimler ve mekanlar da bir o kadar ayrı başarılı. Bir karakterimizi hep aynı kıyafetlerle depresif bir modda görürken bazıları da ateş gibi arabalarla jilet gibi karşımıza çıkıyor. Yani dizi buram buram İtalya kokuyor diyebilirim. NOT: Bu diziyi aranızdan 'Beyza Çiçek'in tavsiyesi ile keşfettim. Kendisine de buradan teşekkürler ediyorum... Yukarıda da dediğim gibi; Eğer ağır ilerleyen şeyler sizlik değilse hemen diğer tavsiyelere geçin. Fakat şöyle bu türe uygun iyi ve uzun soluklu bir şeyler izleyeyim diyorsanız da kaçırmayın derim. Bu arada unutmadan söyleyeyim de kulağımı çınlatmayın; Dizide bolca +18 sahne de mevcut. ---------- • Il Processo dizisi Netflix'te var mı? Dizi Netflix'in orijinal yapımlarından değil, fakat Netflix'te izlenebilir.  • Dizinin IMDb puanı nasıl? Dizi 7 puana sahip.  • Dizi kaç bölüm? Sezon sayısı ve uzunluğu nasıl? Dizinin sadece 1. sezonu yayınlandı ve 8 bölümden oluşuyor. Her bölüm ise ortalama 50 dakikalık bir uzunluğa sahip. ---------- [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
21b
1
5 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.