David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi

28 Nisan 2018
20b
0 Yorum
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi

Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun. 

Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi!

David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi

 

♦ Adım adım rüyaya doğru
aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması.

çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş.

diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor.

istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor.

diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var.

bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını.

neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor.

bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor.

camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev).

David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor.

adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar.

diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi.

diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor.

diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için.

camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye...

diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor.

diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor.

bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki.

adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor.
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi

coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor.

adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor.

bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra.

kötülükler başlıyor

derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor.

winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor.

mavi anahtar = camilla öldü

bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor.

rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba.

katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor.

uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları...

işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor.

sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor.

“bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor.

diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor.

gerçek hayat burada bitiyor.

‘otu çek, köküne bak’

karmaşık bir zihnin çakallıkları

buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler.

gelelim rüyaya:

işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti.

filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi.

esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde).

şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali).

esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş.

yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar).

buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı).

tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok.

esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için.

uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor.

David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi


bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla.


italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor.

yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın.

adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor.

bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor.

adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor.

kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam.

adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında).

önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor.

esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor).

buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç.

oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu.

yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye.

bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.”

betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler).

tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı).

esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı).

adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir.

adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak).

17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor.

eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti).

esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu).

aşk aşk aşk

ve sılencıo

esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan.

büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde).

bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu.

pandora'nın kutusu...

bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu.

şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor.

eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir.

sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor.

neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor.

o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri.

sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel.

kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin.

kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için).

kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi).

kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor).

kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.)

diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu).

son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi.

aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri...

mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik...

muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir.

...ama lynch bu, her şey olabilir...
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi


lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu...

kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış,

yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde.

sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat.

-----------------

minik tespitler

- rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne?

diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor.

- rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor?

kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor.

- rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor?

gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri.

- rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor?

bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor.

- rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor?

gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor.

- rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor?

limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da.

- rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor?

çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu.

- rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor?

kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor.

- toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor?

birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli.

gizemli kovboy’a dair

yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj:

rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.”

aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için.

‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor.

seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır...

ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri.

bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma...

kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye.

tetikçinin mavi anahtarı

diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog.

rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor.

aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…

David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
david lynch filmlerimulholland drive filmi konusumulholland drive filmi analizimulholland drive filmi açıklamasımuholland çıkmazı filmimuholland çıkmazı filmi konusumuholland çıkmazı filmi açıklaması
EN AKTİF ÜYELER
Listede Biz de Varız! The Guardian'a Göre 21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi!
Listede Biz de Varız! The Guardian'a Göre 21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi!
1821 yılında kurulan dev, İngiliz yayın kuruluşu "The Guardian", 21. yüzyılın en iyi 100 filmini listeledi. The Guardian'ın en iyi filmler listesinde benim de burada sizlere tavsiye olarak sunduğum pek çok film mevcut. Aslında bu tarz listelerde hep bir şeylerin eksik olduğunu düşünsem de, Guardian, bu konuda yaptığı listeler ile önemli bir konuma sahip. O yüzden ben de bu listeyi burada sizlerle paylaşmak istedim. Diğer birçok sitenin yaptığı gibi listeye sondan başlamak yerine sizlere ilk olarak ilk 10 filmi göstereceğim. Bu arada bu listeye girmeyi başarabilen tek Türk filmi de 38. sırada kendine yer bulan Nuri Bilge Ceylan imzalı Bir Zamanlar Anadolu'da filmi oldu.  (Gelecekte geçen film tavsiyelerime de buraya tıklayarak göz atabilirsiniz) İşte The Guardian'a göre 21. yüzyılın en iyi 100 filmi!  1. 21. yüzyılın en iyi filmi "There Will Be Blood" oldu[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/115/61/listede-biz-de-variz-the-guardian-a-gore-21-yuzyilin-en-iyi-100-filmi-780x439.jpeg[/RESIM]IMDB puanı da 8 olan bu film, 21. yüzyılın en iyi filmi seçildi. 2 buçuk saatin üstündeki uzunluğu ile birçok kişinin es geçtiği bu filmi de izlemelisiniz. 2. Onu "12 Years a Slave" takip ediyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/115/48/listede-biz-de-variz-the-guardian-a-gore-21-yuzyilin-en-iyi-100-filmi-780x439.jpg[/RESIM]Sizlere de burada tavsiye ettiğim bu nefis filmi hala izlemediyseniz mutlaka izleyin. Filme Git ► 3. Boyhood[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/115/69/listede-biz-de-variz-the-guardian-a-gore-21-yuzyilin-en-iyi-100-filmi-780x439.jpg[/RESIM] 4. Under the Skin (2013) 5. In the Mood for Love (2000) 6. Caché (2005) 7. Synecdoche, New York (2008) 8. Moonlight (2016) 9. Zama (2017) 10. Team America: World Police (2004) 11. Mulholland Dr. (2001) 12. Son of Saul (2015) 13. Far From Heaven (2002) 14. White Material (2009) 15. Shoplifters (2018) 16. The Act of Killing (2012) 17. The Great Beauty (2013) 18. A Serious Man (2009) 19. Lincoln (2012) 20. Roma (2018) 21. The White Ribbon (2009) 22. Spirited Away (2001) 23. Borat (2006) 24. Ida (2013) 25. Get Out (2017) 26. A One and a Two – Yi Yi (2000) 27. The Grand Budapest Hotel (2014) 28. The Tree of Life (2011) 29. Nebraska (2013) 30. Leviathan (2014) 31. Anomalisa (2015) 32. Gravity (2013) 33. The Royal Tenenbaums (2001) 34. The Child – L’Enfant (2002) 35. 45 Years (2015) 36. A Separation (2011) 37. Dogville (2003) 38. Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) Filme Git ►   39. Meek’s Cutoff (2010) 40. Unrelated (2007) 41. The Handmaiden (2016) 42. 4 Months, 3 Weeks and 2 Days (2007) 43. The Wolf of Wall Street (2013) 44. Toni Erdmann (2016) 45. 13th (2016) 46. Volver (2006) 47. Margaret (2011) 48. The House of Mirth (2000) 49. 24 Hour Party People (2002) 50. Before Sunset (2004) 51. Crouching Tiger, Hidden Dragon (2000) 52. Amores Perros (2000) 53. Fire at Sea (2016) 54. The Social Network (2010) 55. Russian Ark (2002) 56. Behind the Candelabra (2013) 57. Leave No Trace (2018) 58. Wuthering Heights (2011) 59. Gangs of Wasseypur (2012) 60. Ted (2012) 61. The Souvenir (2019) 62. Waiting for Happiness (2002) 63. We Need to Talk about Kevin (2011) 64. The Incredibles (2004) 65. Happy as Lazzaro (2018) 66. Brokeback Mountain (2005) 67. Dogtooth (2009) 68. Mr Turner (2014) 69. Paddington 2 (2017) 70. Anchorman: The Legend of Ron Burgundy (2004) 71. Capernaum (2018) 72. Waltz With Bashir (2008) 73. Love & Friendship (2016) 74. Un prophète (2009) 75. Philomena (20139 76. Ten (2002) 77. Lost in Translation (2003) 78. Ocean’s Eleven (2001) 79. Persepolis (2007) 80. Requiem for a Dream (2000) 81. Fish Tank (2009) 82. Stories We Tell (2012) 83. The Son’s Room (2001) 84. Tropical Malady (2005) 85. Burning (2018) 86. No Country for Old Men (2007) 87. The Wind that Shakes the Barley (2006) 88. Gomorrah (2008) 89. The Selfish Giant (2013) 90. Eden (2012) 91. Etre et Avoir (2002) 92. The Hurt Locker (2008) 93. You, the Living (2007) 94. Gladiator (2000) 95. Call Me By Your Name (2017) 96. Private Life (2018) 97. Fahrenheit 9/11 (2004) 98. The Dark Knight (2008) 99. Bright Star (2009) 100. Once Upon a Time in Hollywood (2019)  
11b
0
7 yıl
Masters of the Air: Yeni ve İyi Bir 2. Dünya Savaşı Dizisi!
Masters of the Air: Yeni ve İyi Bir 2. Dünya Savaşı Dizisi!
İzleyecek iyi bir yabancı dizi bulmak, film bulmaktan daha zor, bunu hep söylüyorum. İşte tam da bu boşluğu dolduracak yeni bir yabancı dizi önerisi getirdim sizlere... Masters of the Air dizisi, şu sıralarda izleyip bitirdiğim en iyi dizilerden biri olmayı başardı. Peki nedir bu Masters of the Air dizisi konusu? Masters of the Air dizisi oyuncuları kimler? ve dahası... Hadi gelin şimdi, Masters of the Air dizisine şöyle bir yakından bakalım. Bakalım ve herkesin birbirini "iyi dizi önerisi olan var mı?", "yabancı dizi önerisi lazım.." diyerek darladığı bu günlerde şöyle ilaç gibi gelecek o iyi dizi önerisine birlikte göz atalım... Hadi! Öncelikle yorumumdan önce gelin Masters of the Air dizisi konusuna bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/344/33/masters-of-the-air-yeni-ve-iyi-bir-2-dunya-savasi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Masters of the Air dizisi; II. Dünya Savaşı sırasında ABD Ordusu Hava Kuvvetleri'nin 8. Hava Kuvvetleri'nin atıldığı operasyonları, harekatları konu alıyor. Dizi, savaşın en kritik dönemlerinde Avrupa'ya düzenlenen stratejik bombardıman operasyonlarını merkeze alarak, genç pilotların ve mürettebatın yaşadığı zorlu deneyimleri bize aktarıyor. Dizide sadece savaşın askeri yönleri değil, aynı zamanda bu askerlerin kişisel hikayeleri ve insanî mücadeleleri de ele alınıyor. Bence nefis bir dizi bu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/344/11/masters-of-the-air-yeni-ve-iyi-bir-2-dunya-savasi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin jeneriğinden konusuna, çekimlerinden müziklerine kadar hepsini çok dozunda ve çok başarılı buldum diyebilirim. Dizi bize savaşın o vahşi ve gerçek yönünü mükemmel bir şekilde anlatmayı başarıyor. Hatta yer yer bazı şeyleri tokat gibi de yüzümüze çarpıyor. Gerçek isimler ve olaylar...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/344/69/masters-of-the-air-yeni-ve-iyi-bir-2-dunya-savasi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizi, her fırsatta da dile getirdiğim gibi Apple TV+ imzası taşıyor. E hal böyle olunca da ortaya, arkasında dev bir bütçe olan devasa prodüksüyonlu nefis bir iş çıkıyor. Dizinin konu aldığı isimler ve olaylar gerçeğe dayanıyor. Başlarda biraz 'ul*n bu kimdi?', 'e şimdi bu uçağı kullanan hangisi?' karmaşıklığı yaşansa da biraz ilerleyince karakterler de tam olarak oturuyor. Bu tür gerçeğe dayanan işleri yapmak çok büyük emek istiyor ve bence bu dizi bunu çok iyi başarmış. O 2 diziyle kıyaslayabilirsiniz... Evet o 2 dizi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/344/19/masters-of-the-air-yeni-ve-iyi-bir-2-dunya-savasi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin müziğini duyup fragmanını izleyince aklıma hemen her biri de nefis yapımlar olan Band of Brothers ve The Pacific geldi. Ben bu 2 yapıma bayılan biri olarak bu dizide de bu tadı aldım diyebilirim. Ha bu 2 efsane ile kıyaslanır mı? Tartışmaya açık, fakat bu dizi, özellikle havada verilen mücadeleyi nefis ve gerilimli bir şekilde ele alıyor. Oradaki hayatta kalıp kalmama gerilimi beni yakaladı diyebilirim. - - - - - -  Özet: Eğer şöyle 'Bıktık basit işlerden, yok mu şöyle TAŞ gibi bir dizi...' diye yakınıyorsanız, hem gerçek bir hikaye, hem de kaliteli bir şeyler izlemek istiyorsanız, e tabi bir de 2. Dünya Savaşı konulu yapımlara ilginiz varsa, bu dizi tam sizlik olabilir... "Kaan demişti..." dersiniz. Benden söylemesi. - - - - - -  • Masters of the Air dizisi Netflix'te var mı? Hayır, dizi Apple TV+ dizisi. • Masters of the Air dizisi kaç bölüm? Dizi, 9 bölümlük 1 sezondan oluşuyor.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
13b
0
2 yıl
Alkışlıyoruz! "Babil" Dizisinin İlk Bölümünde Yapılan 9 Toplumsal Gönderme!
Alkışlıyoruz! "Babil" Dizisinin İlk Bölümünde Yapılan 9 Toplumsal Gönderme!
Uzun zamandır tuttuğum televizyon izleme orucumu Star TV'deki Babil dizisi ile bozmuş bulunmaktayım. Uzun bir zaman önce haberi, birkaç ay önce de fragmanı gelen Babil dizisi, fişek gibi oyuncu kadroysuyla beni heyecanlandırmayı başarmıştı. Bu akşam ise ilk bölümü Star TV'de yayınlandı ve daha yayınlanalı birkaç dakika olmuşken sosyal medyada en çok konuşulan başlık "Babil Dizisi" oldu. Dizisinin hem senaryosu, hem oyuncu kadrosu, hem de replikleri gerçekten daha ilk bölümden milyonlarca kişiyi yakalamayı başardı.  Atiye'nin Dark Dizisine Olan 7 Benzerliği İçin Tıkla! ► Ben de Babil dizisini izlerken birçok toplumsal göndermenin yapıldığı fark ettim. Üstelik bu göndermeler öyle yerinde ve öyle başarılıydılar ki, bunları size bir derleme halinde sunmak için de hemen kolları sıvadım. Hadi gelin şimdi oyuncu kadrosunda Halit Ergenç, Ozan Güven, Birce Akalay, Nur Fettahoğlu gibi isimlerin olduğu Babil dizisinin ilk bölümünde yapılan göndermeler, parmak basılan noktalar neymiş onlara bir bakalım.  1. İşsiz kalan profesör ve tefecinin konuşması...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/73/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]İftira sonucu işinden olan adamımızın, gerekli parayı bulabilmek için gittiği tefeci ile aralarında şöyle bir diyalog geçiyor; " - Üniversitede hoca olmuşsun. Ama benim gibi ilkokul mezununun ayağına gelmişsin. + Siz de hasta olunca üniversite mezunu doktorların ayağına gidiyorsunuz... - Parayı verince onlar da ayağımıza geliyor"... Dizi burada, ülkedeki gelir dengesizliğine vurgu yapıyor. Hayatını eğitime adamış bir insan, ilkokul mezunu bir tefecinin önünde direnmeye çalışıyor ve bu acı durumu da seyirciye bu şekilde aktarıyor. Gerçekten çok üzücü. 2. Asgari ücret ile geçinmenin zorluğu[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/84/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]İşinden olan adamımızın çocuğunun ameliyatı için para lazımdır. İrfan (Halit Ergenç) 1 Milyon TL'nin bir akademisyen için çok para olduğunu ve asgari ücret ile çalışan bir kişi için imkansız bir miktar olduğunu söyler ve yanındaki arkadaşı (Egemen - Ozan Güven) ona ameliyat masrafı olan 1 milyon liranın aslında çok büyük bir şey olmadığını şöyle anlatır; "Zengin insanlar var. Bir öğün yemekleri bin TL olan, çaya 20 TL veren, ve kendileri değil, hizmetçilerinin milyonluk evlerde oturduğu insanlar... Bu insanlar sana lazım olan bu parayı 1 günde harcıyorlar"... İşte dizi tam da bu sahnesiyle ülkemizdeki uçurum konusuna parmak basıyor. Orta sınıfın yok olması, bir kesimin çok fakir, diğer kesimin ise çok zengin olması konusuna bu şekilde değiniyor. 3. Torpil ile bir yerlere gelme...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/81/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Dizi, üniversitelerde ve birçok kurumda torpil ile insan alındığını da işliyor ve bu durumu seyirciye aktarıyor. 4. Kan bağışının önemi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/95/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Çocuğunun ameliyat masrafı için "Kampanya başlatalım!" diyen anne "Sen hiç bu güne kadar kan bağışladın mı?' cevabını alıyor ve dizi seyircisinin dikkatini "Kan Bağışı" konusunun önemine çekmek istiyor.  5. Yere düşene bir tekme de yakınlarının vurması...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/96/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Yine dizi, günümüzün en büyük acılarından birine de değiniyor. İşinden atılan, iftiraya uğrayan ve geçindirmesi gereken bir ailesi olan bir insana kimse yardım etmiyor. Kimse para vermiyor, kimse iş vermiyor ve bankalar bile o kişiye kendi parasını dahi vermiyor... Hep ana haberde izlediğimiz bu konuyu, dizi bu şekilde ele alarak çarpıcı bir şekilde karşımıza çıkarıyor. 6. Kolay yoldan zengin olma hevesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/56/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Ülkemizde enflasyonun artmasıyla çok fazla kişi maddi açıdan zor durumda kaldı. Bu da onları kolay yoldan para kazanmaya itti. İşte dizi, üniversitedeki "Ponzi sistemi" konusu ve Jet Fadıl usulü olmayan evleri satma konusuyla da bu konuya değindi ve insanların dikkatini buraya da çekmeyi başardı.  7. Kentsel dönüşümün rant olarak kullanılması[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/11/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Bir sahnede Egemen (Ozan Güven) dizimizin tehlikeli iş adamı, tefeci Süleyman'ın, kentsel dönüşüm ile evlerinizi yenileyeceğiz deyip garip insanlardan iyi arsaları ucuza aldığından bahsediyor ve Kentsel Dönüşüm olayının içinde aslında çok kirli şeylerin de döndüğünü seyirciye aktarmak istiyor.  8. Gökdelen ve gecekondunun aynı karede gösterilmesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/21/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]İrfan'ın elinde kağıt ile sokaktaki bir adama adres sorma sahnesinde kadraja arkada parlak, heybetli, zengin bir gökdelen ve hemen önünde yıkık dökük gecekondular giriyor. Bu da yine bir sistem eleştirisi olarak algılanıyor.  9. Çiftlikbank göndermesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/44/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Tabi para dedik, kolay yoldan zengin olma dedik, hiç Tosuncuğa değinmeden geçmek olur mu? demiş olsalar gerek çünkü dizi o konuya da değiniyor. Ders sahnesinde İrfan, öğrencilerine "Biri çıkıp mavi bir yumurta satarak milyarlarca parayı alarak binlerce insanı dolandırdı" diyerek Çiftlikbank göndermesinde bulunarak izleyiciyi uyarıyor.  Dizi, aslında dijital ortamlarda yayınlanmak için çekilmişti. Fakat sonrasında Star TV'nin satın aldığı ve televizyonda yayınlanacağı duyuruldu. Gördüğümüz tüm bu sivri göndermeler ve günümüz televizyonuna göre daha cesur sahnelerin olması bu yüzden. Çünkü bu bir dijital platform dizisi.  Dizi tamamen sistem eleştirisi, para ve bazı entrikalar üzerinde döneceğe benziyor. Halit Ergenç başta olmak üzere oyuncuların performansı da gayet başarılı. Benim gözüme takılan göndermeler yukarıdakilerdi ve hemen gelip burada sizle paylaşmak istedim.  - - - - - - - - -  ● Aşağıdaki butona tıklayarak da modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
18b
0
6 yıl
Menüde Gerilim Var! UMAMİ: Yeni Yerli Disney+ Filmi!
Menüde Gerilim Var! UMAMİ: Yeni Yerli Disney+ Filmi!
Disney+ filmleri takviminde gördüğümden beri merakla beklediğim bir yapımdı Umami filmi... Film dün, yani 12 Şubat tarihinde Disney+'da yayınlandı ve hemen oturup Umami filmini izleyenler arasında yerimi aldım... Peki Umami filmi konusu nedir? Oyuncuları ve daha doğrusu oyunculukları nasıldı? Hepsinden önce Umami filmi hangi filmin uyarlamasıydı? Gelin önce bunlara, sonra da Umami filmi hakkında şöyle genel düşüncelerime birlikte bir göz atalım. Filme Git ►  Düşüncelerimden önce Umami filmi konusuna bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/90/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Umami filmi, İstanbul'daki lüks bir şef restoranında yaşananları konu alıyor. Başrolümüz Sina Bora karakteri, restoranımızın hem şefi hem de ortağı... İşte biz de bu şefi merkeze alarak tüm restoranın 1 gecesindeki koşturmacayı konu alan bir hikayeyi izliyoruz. Hem restoranda yaşanan gerilim dolu anları, hem mutfak koşturmacasını hem de hizmet sektöründe müşteri ve mekan arasındaki anlaşmazlıklara şahit oluyoruz. Lafı uzatmadan; Ben bu filmi sevdim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/14/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Üniversite yıllarımda 2 sezon boyunca büyük bir otelin çeşitli departmanlarında çalışmış, yeri gelmiş mutfağa girmiş yeri gelmiş servise el atmış biri olarak ben bu filmdeki bu koşturmacayı gerçekten de yaşadığım için 'çok gerçek' buldum. Belki biraz da bu yüzden olacak, bu filmde izlediğim bu gerilim dolu sahneler, o diyaloglar ve yaşananlar bana çok tanıdık geldi. Yani film benden geçer not almayı başardı... Tek plan çekimi ve gerilimiyle... Başarılı![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/32/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Çok beğenerek size de şurada tavsiye ettiğim şu nefis 1917 filmini hatırlayın. İşte bu film de o nefis film gibi bir tek plan çekimden oluşuyor... Yani söylenen o yönde. Acaba birkaç yerde cut atıldı mı diye ince ince eleyip, gözlerimi dört açıp izledim bir 'köylü kurnazlığı' ile fakat filmdeki akış gerçekten çok başarılı kotarılmış. Tek plan çekiminin de verdiği o gerilim dolu yakın plan sahneler beni kesinlikle germeyi başardı. Peki Umami hangi filmin uyarlaması?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/33/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Umami'yi izleyen pek çok kişi 'vay, böyle bir iş bizden çıktıysa bravo' gibi yorumlar yapmaya başlamışken hemen olaya el atmak istedim. Umami bir uyarlama... 2001 yapımı Boiling Point yani "Patlama Noktası" filminin bir uyarlaması olan Umami filmi, bence orijinal filmdeki havayı yakalamayı başarıyor. Son olarak; Umami filmi oyunculukları ne durumda? derseniz, anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/38/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Başrolümüz Burak Deniz bence iyi bir oyunculuk sergiliyor fakat 'profesyonel' bir şef izlerken filmin başlarında şefin işe geç kaldığını, bazı siparişleri geçmeyi unuttuğunu görüyoruz. Bunlar da şefin karizmasını gözümüzde çizmeyi başarıyor. Öykü Karayel, keşke bu rolde olmasaydı bana sorarsanız... En yükseldiği sahnede işletme müdürüne posta koyuyor fakat inanın o izleyiciye geçmiyor. Osman Sonant nefis bir 'yapmacık' Danilo Şef karakteriyle karşımıza çıkıyor. Nefis bir oyunculuk. Çok başarılı buldum. Bunun yanında işletme müdürümüz, şefimizin ortağı Ulvi Kahyaoğlu da iyi oyunculuk sergilemiş. Onur Ünsal'ın doğal, samimi oyunculuğunu da es geçemem tabi. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/93/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM] - - - - - -  Özet; Öncelikle Atatürk dizisini iptal edip bünyesindeki yerli yapımları da silen Disney +'a tepkim hala ilk günki kadar sürüyor... Bunu söylemeden geçmek istemiyorum. Umami'ye gelirsek; bence bu film olmuş. Dün gece izledim ve sabah uyandığımda birkaç sahnesi aklımdaydı. Çok üst düzey bir yapım değil elbet, fakat yerli yapımlarda biraz beklentiyi düşürüp izliyorum malum, bu yüzden beni yakalamayı başardı... Karar sizin. - - - - - -  • Umami filmi Netflix'te var mı? Hayır. Umami filmi Netflix'te değil Disney+'da yer alıyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
67b
2
1 yıl
Dağ ve Börü Serilerinin Başarılı Yönetmeni Alper Çağlar Duyurdu: Göktürk Üçlemesi Geliyor!
Dağ ve Börü Serilerinin Başarılı Yönetmeni Alper Çağlar Duyurdu: Göktürk Üçlemesi Geliyor!
Hangimiz ayıla bayıla izlediğimiz Hollywood filmlerine bakıp "Abi adamlar yapıyor ya..." diye iç geçirmedik? Hangimiz "Neden bizden böyle filmler çıkmıyor ki!" diye yakınmadık? İşte sorun da bu... Biz sadece iç geçirdik, söylendik ve yakınıp durduk. Fakat aramızdan biri var ki; o, tüm bu yakarışları bir kenara bırakıp kolları sıvadı. Gelin şimdi sizi onunla tanıştırayım! Henüz 35'inde başarılı bir yönetmen; Alper Çağlar... Peki bu Alper Çağlar kimdir?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/30/33/dag-ve-boru-serilerinin-basarili-yonetmeni-alper-caglar-duyurdu-gokturk-geliyor-780x439.jpg[/RESIM]Alper Çağlar, 1 Eylül 1981 doğumlu genç bir yönetmen. Kültürlü bir ailenin 2 çocuğundan biri. Annesi bir Kimya Profesörü, babası ise rektörlük de yapmış olan bir Kimya Mühendisi... Alper Çağlar ilk filmini çok erken yaşlarda yapıyor. Lise 2'de biz koşup oynarken o "Not So Far Away" isminde bir belgesel film çekiyor ve burs kazanıp Amerika'da okumaya hak kazanıyor. Onu çoğu kişi "Dağ" serisi ile tanıdı...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/30/3/dag-ve-boru-serilerinin-basarili-yonetmeni-alper-caglar-duyurdu-gokturk-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] 2012 yılında çıkardığı Dağ filmi ile dikkatleri toplamayı başardı. Film o kadar beğenildi ki, ısrarla devamı istendi. Peki Alper seyircisini kırdı mı? Hayır. Hop, Dağ 2'yi masaya çıkarıp vurdu ve o da ne? Sinema salonları bir müddet tıka basa doldu. Tam 3.5 milyon kişiye ulaşmayı başardı. Filmin hasılatı ise tam 40.694.699,17 TL oldu! Alper Çağlar ise Dağ'dan kazandığını yine işine yatıracağını duyurdu ve öyle de yaptı. "Börü" dizi müjdesi geldi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/30/88/dag-ve-boru-serilerinin-basarili-yonetmeni-alper-caglar-duyurdu-gokturk-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/30/92/dag-ve-boru-serilerinin-basarili-yonetmeni-alper-caglar-duyurdu-gokturk-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] Ülkemizin içinde bulunduğu durumu da göz önüne alarak yazılan Börü dizisi, sadece 6 bölüm sonunda final yaparak milyonlarca kişiyi büyülemeyi başardı. Her bölümü çok yüksek kalitede ve uzman kişiler tarafından çekilen bu dizi çok sevildi. Yayınlandığı her bölümü ile sosyal medyada zirveye oturmayı başardı. Hepimizin yüreğine işledi. Fakat böyle büyük bir yapım televizyon ekranlarında bitemezdi, öyle de oldu. Alper Çağlar, Börü'nün son bölümünün sinema filmi olacağını ve sadece sinemalarda izlenebileceğini duyurdu... Şimdi sıkı durun! Alper Çağlar yeni üçlemesi "Göktürk" projesini duyurdu! Başta da söylediğim gibi, biz "Abi bizden neden böyle filmler çıkmıyor ya..." diye yakınaduralım, birileri elini taşın altına koydu ve kolları sıvadı. İşte o kişi Alper Çağlar...  Şimdi ben anlatmaya geçmeden, izlemenizi istediğim bir video var. Hem de Alper Çağlar'ın kendi sesinden... [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=IeRJYzSH9tk[/VIDEO] Videoyu izlediniz, nasıl? Tüyler diken diken oldu değil mi? İşte ben de yıllardır tam da bunu anlatmaya çalışıyordum. Çok büyük ve köklü bir tarihimiz var. Destansı, fantastik kahramanlardan gerçek karakterlere kadar Türk tarihi o kadar köklü ki, bunu mutlaka sinema dilinde de ele almalıyız. İşte benim bu hayalimi Alper Çağlar gerçekleştirecek. Ve inanın, bu tür bir projeyi kimin yapmasını istediniz diye sorulsaydı, Alper Çağlar'dan başkası aklıma gelmezdi. Proje 7 yıl sürecek. 2019'da "İlk Göktürk" gelecek, 2022'de "Kırk Göktürk" ve 2025 yılında da "Son Göktürk" vizyona girecek.  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/30/26/dag-ve-boru-serilerinin-basarili-yonetmeni-alper-caglar-duyurdu-gokturk-geliyor-780x439.png[/RESIM] ● Alper Çağlar'ın amacı, Türk tarihini, Türk Mitolojisi'ni tüm dünyaya doğru ve kaliteli bir şekilde aktarabilmek. Ben inanıyorum ki Alper Çağlar tüm bunların üstesinden gelecek ve hepimize bu gururu yaşatacak.  Bu konuda bizim üzerimize düşen görev ise böyle anlamlı ve sağlam projeleri paylaşıp, yayarak elimizden gelen desteği vermek... Aksi halde sinema salonlarında izlediğimiz filmler "Hayal mi? Gerçek mi?" anlayamayacağız... 
15b
0
8 yıl
Senaryosunu Atatürk'ün Yazdığı Film: "Ben Bir İnkılap Çocuğuyum"
Senaryosunu Atatürk'ün Yazdığı Film: "Ben Bir İnkılap Çocuğuyum"
"Dünya sahnesinden tarihin en dikkat çekici adamlarından biri geçti..." diye yazmıştı ölümünün ardından Amerikan "Chicago Tribune" gazetesi... İşte bugün burada o adamın, yani modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, sinemaya olan ilgisini ve bizzat senaryosunu yazdığı "Ben Bir İnkılap Çocuğuyum" filmini sizlere anlatacağım. Evet birçoğunuz gibi bunu ilk duyduğumda ben de fazlasıyla heyecanlanmış ve inanamamıştım fakat kaynaklar gösteriyor ki bu doğru. Ata'mız, Türk gençlerine aydınlık bir gelecek yolunda kılavuz olabilmesi için bir film senaryosu yazmış. Gelin şimdi detaylara birlikte bakalım.  "Öyle bir zaman gelecek ki, Amerika'nın keşfi, barut ve matbaa gibi gelişmeler, Sinema ve Radyo'nun yanında bir oyuncak gibi kalacaktır"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/133/21/senaryosunu-ataturk-un-yazdigi-film-ben-bir-inkilap-cocuguyum-780x439.jpg[/RESIM]Evet, bu aydınlık dolu, ileri görüşlülük fışkıran cümleler, bizzat Mustafa Kemal Atatürk'e ait. Sağlığında pek çok sanat dalına önem veren ve verilmesini de söyleyen Atatürk, sinema için şu cümleleri söylüyor; "Sinema, gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit gibi gelen eğlence olan radyo ve sinema, bir çeyrek asra kalmadan yeryüzünün çehresini tamamen değiştirecektir. Japonya’daki kadın Amerika’daki birine benzemeye çalışacak, Afrika'daki biri de bir Eskimo’nun ne dediğini anlayacaktır. Tek ve birleşik bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında tarihte devirler açan matbaa, barut ve Amerika’nın keşfi gibi olaylar oyuncak nisbetinde kalacaktır"... İşte "Sinema" hakkında böyle düşünen Atatürk, dönemin en ünlü sinemacısı Münir Hayri Egeli ile el ele veriyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/133/73/senaryosunu-ataturk-un-yazdigi-film-ben-bir-inkilap-cocuguyum-780x439.jpg[/RESIM]Sinemanın müthiş bir keşif olduğunu düşünen Atatürk, dönemin en ünlü sinemacılarından olan "Münir Hayri Egeli"den gelen film teklifini heyecanla kabul ediyor ve müthiş bir filmin senaryosunu yazmaya başlıyorlar.  Egeli, 1954’te yazdığı “Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar” kitabında bu konudan şöyle bahsediyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/133/30/senaryosunu-ataturk-un-yazdigi-film-ben-bir-inkilap-cocuguyum-780x439.jpg[/RESIM]Egeli, yazdığı kitabında; "Senaryoyu sundum. 'İnkılabı gelecek nesillere götürecek kıvılcım öğretmenlerden fırlayacaktır, bu nedenle ana karakter Tarık'ın bir öğretmen olması daha uygundur. Ona göre düzeltmeli...' dedi..." şeklinde bahsediyor bu konudan ve devam ediyor; 'Bilmem başka neler koymalıyız?' diye sordu, 'Bir filmde kadın ve aşk unsuru da aranır ama bilmem nasıl emrederdiniz?' diye cevap verdim. Bunun üzerine; "Benim de başımdan aşk hikayeleri geçti" şeklinde yanıt verdi..." diyor. Senaryo tam 137 sayfa oluyor ve filmin hazırlıkları hızlanıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/133/40/senaryosunu-ataturk-un-yazdigi-film-ben-bir-inkilap-cocuguyum-780x439.jpg[/RESIM]Filmin senaryosu 2 kez bizzat Atatürk tarafından düzenlenip , üzerinde "Bay Münir Hayri’ye gönderilecek" notuyla gönderiliyor. Bu gel gitler sonucu senaryo 137 sayfaya ulaşıyor ve film için hazırlıklar yapılmaya başlanıyor.  Fakat Atatürk'ün sağlığı el vermiyor ve bu senaryo, filme dönüştürülemiyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/133/55/senaryosunu-ataturk-un-yazdigi-film-ben-bir-inkilap-cocuguyum-780x439.jpg[/RESIM]Hayri Egeli ve Atatürk arasında hazırlanan bu senaryo hem Atatürk'ün sağlığının kötüleşmesi hem de film ekibinde bulunan genel sekreter "Recep Peker"in ortaya attığı olumsuz fikirler nedeniyle bir türlü filme dönüşemiyor.  Senaryo şu an Ankara’da Milli Kütüphane'de tutuluyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/133/91/senaryosunu-ataturk-un-yazdigi-film-ben-bir-inkilap-cocuguyum-780x439.jpg[/RESIM]Bu, Türk gençlerine aydınlığa ulaşma yolunu gösterecek olan eser maalesef filme dönüştürülemiyor ve şu an Ankara'da, Milli Kütüphane'de kilit altında tutuluyor. Tam 72 yıl sonra, ünlü "Sarı Zeybek" adlı kısa belgeseli ortaya çıkaran ekip bu senaryoyu filmleştirmek istiyor, çok iyi de bir bütçe toplanıyor, fakat maalesef bu atak da sonuca bağlanamadan kaybolup gidiyor ve "Ben Bir İnkılap Çocuğuyum" filmi, rafa kaldırılıp tekrar unutuluyor. Kim bilir, belki bir gün şartlar olgunlaşır da bu senaryo çok kaliteli bir yapıma dönüştürülür, kim bilir. Tıkla, Moduna Göre Film Önerisi Seç! ►
11b
0
7 yıl
Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?
Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?
2017 yapımı Mother! filmi, günümüzden 4 yıl önce çıkmış olmasına rağmen hala pek çok kişi tarafından keşfedilmemiş bir yapım. İzleyenler ise "Mother filmi konusu ne?" ve "Mother filmi incelemesi" gibi aramalar sonucu kafalarındaki yüzlerce soru işaretine cevap arıyor... Ben de bugün kolları sıvadım ve Mother filmini anlamayanlar için çok basit ve kolay anlaşılır bir şekilde filmin bir incelemesini yazmak istedim. Filme Git ► İzleyenin sevmediği fakat altındaki mesajları öğrenince birden aşık olduğu bu filme biraz yakından bakalım istiyorum...Hadi gelin şimdi Mother! yani Anne! filmi aslında neyi konu alıyor? Hangi sahne hangi olayı, hangi karakter tarihteki hangi ismi tasvir ediyor birlikte bir göz atalım ve şöyle sağlam bir şaşıralım! Hadi! Öncelikle izlememiş olanların olduğunu düşünerek Mother! filmi konusundan bahsetmek istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/46/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM]Filmimiz, evlerini yeni yeni kurup, bazı tamir ve düzenleme işlerini adım adım yapmaya çalışan bir çifti konu alıyor. Fakat bir gün çıkıp gelen bir misafir bazı olayları tetikliyor ve bir şeyler yavaş yavaş değişmeye başlıyor. İşte biz de 2 saat boyunca ağır işleyen bu süreci izliyoruz. Filmi izlediniz ve anlamadınız mı? Dert etmeyin! Gelin; kafanızdaki taşları bir bir yerlerine oturtalım... Başlıyoruz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/65/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM] Az önce Tanrı'yı ve insanoğlunun yaratılma sürecini izlediniz... ● Adamımız Tanrı'yı temsil ediyor. Başrolümüz, ünlü yazarımız; Yani Javier Bardem bu filmde Tanrı'yı tasvir ediyor. Muhtemelen fark etmediniz fakat filmin en başında gördüğünüz kadın Jennifer Lawrence değildi. Farklı bir kadın yok oldu ve Tanrı ondan aldığı kristali (sevgi-kutsal ruh) yerine koyarak hayatı başlattı. ● Kadın Doğa'yı temsil ediyor. Film boyunca panik halinde gördüğümüz Jennifer Lawrence'ı ise Doğa Ana-Meryem Ana olarak izliyoruz.  ● "Ev" ise dünyayı temsil ediyor. Film boyunca Jennifer Lawrence'ı yani Doğa Ana'yı dünyayı çekip çevirirken izliyoruz. En ince ayrıntısına kadar çalışıyor ve her bir köşesini özenle inşa ediyor.  ● Tanrı, yani yaratıcı; Evreni, Dünyayı ve Doğayı yaratıyor. Fakat 'yalnız kalmalıyım' diyerek başka ilhamlar arıyor. Bu sürede Jennifer yani Doğa Ana da duvara gri ve sarı 2 çizgi çiziyor. Bu Ay ve Güneş'i temsil ediyor. Sonrasında ise lavabo ve şömine sahnelerini izliyoruz. Bu da artık dünyada Su ve Ateş'in de yer aldığını bize gösteriyor. Sıra ise insanoğlunda... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/54/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM] ● Ve Tanrı insanı yarattı; "Adem"; Bir akşam kapı çalıyor ve bir doktor geliyor. Bu kişi gelir gelmez evde bir huzursuzluk hakim oluyor. Doğa Ana'nın karnında ağrılar baş gösteriyor. İnsanın kendine zarar vereceğini düşünüyor. Sonrasında raflardaki kitapları gören adam, Tanrı'ya "Bunları yazan siz miydiniz? hayranınızım, kitaplarınız hayatımı değiştirdi" diyor. Hemen akabinde ise tanrının üzerine titrediği kristali görüp dokunmak istiyor. Tanrı buna izin vermiyor.  ● Havva geliyor! Doğa Ana gece kalkıp yanında eşini göremeyince hemen aşağıya iniyor ve ikiliyi banyoda görüyor. Tam o esnada Tanrı, Doktorun kaburgasındaki yarayı kapatıyor. Bu sahne, tüm dinlerde geçen Havva'nın, Adem'in kaburgasından yaratılmasını tasvir ediyor. Sabah ise kapı çalıyor ve Havva geliyor.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/11/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM] ● İnsanoğlu cennetten kovuluyor... Adem ile Havva, Doğa Ana'nın girilmesinin yasak olduğunu söylediği odaya girip Tanrı'nın çok değer verdiği Kristali kırıyor. Tanrı bağırıyor ve herkes korkuyor. Bu sahnede yasak meyvenin yenildiği resmediliyor. Ardından oradan çıkan adam ve kadın birlikte oluyor ve çocuklar dünyaya geliyor. ● Habil ve Kabil sahnesi... Eve gelen çocuklar tartışmaya başlıyor ve bir cinayet yaşanıyor. Tartışma miras yüzünden oluyor ve tıpkı kutsal kaynaklarda bahsedilen Habil ve Kabil kardeşlerin yaşadıklarını temsil ediyor. İlk kan dökülüyor ve ev yani "Dünya" ilk yarayı alıyor. Yerdeki kan lekesini çıkarmaya çalışan Doğa Ana, bunu başaramıyor ve üzerine halı çekiyor. Kan evde bir delik oluşturuyor ve evin zemininde cehenneme açılan bir kapı görüyoruz. Buradan çıkan "kurbağa" ise felaketleri ve dünyanın sonunun buradan olacağını bize gösteriyor. ● Doğa Ana her bocaladığında sarı bir su içiyor. Ben bunun "Güneş" olarak tasvir edildiğini düşünüyorum. Filmde cevabı verilmiyor fakat Doğa Ana her kötü hissettiğinde Güneş'ten güç almaya çalışıyor da denilebilir. ● İnsanoğlu çoğalıyor... Cenaze sonrası eve gelenler o kadar artıyor ki Doğa Ana çok rahatsız oluyor. Tanrı ise "Bu insanların anlattığı hikayeleri duyman lazım!" diyerek eğleniyor. Burada İnsanoğlu'nun binlerce yıldır uydurduğu(!), yazdığı, inandığı ve uğruna kurbanlar, adaklar verdiği Mitolojik efsanelere atıfta bulunuluyor. Tanrı bunları komik buluyor. ● Su borusunun patlaması ise Nuh Tufanı'nı temsil ediyor... İnsanlar birden çoğalarak eve yani dünyaya zarar vermeye başlayınca Doğa Ana kızıyor ve sonrasında patlayan lavabo borusundan sular fışkıyor. Bu olaydan hemen sonra evdeki herkes etrafa kaçışıyor. İşte burada Nuh Tufanı'nı izliyoruz.  ● Ve sarı içecek dökülür... Tanrı ve Doğa Ana birlikte oluyor ve hemen sonraki sabah, Tanrı ilhamla dolup yazmaya başlıyor. Doğa ise "Ben gidip kıyameti başlatayım..." diyerek esprili bir şekilde gidip içtiği sarı toz içeceği (Yani Güneş'i) döküyor. İşte bu sahne Küresel ısınmayı, yani dünyanın sonunun başlangıcını bize gösteriyor.  ● Tanrı eserini bitirir... Doğa Ana bunu kutlamak için nefis bir yemek hazırlıyor fakat birden yine eve insanlar gelmeye başlıyor. Gelenler Tanrı'ya hayranı olduklarını söylüyor ve birden ev bu kalabalık tarafından istila edilmeye başlanıyor. Doğa Ana "Burası benim evim" dese de insanlar "Şair (yani Tanrı) buranın hepimizin evi olduğunu söylüyor" cevabı alıyor. Ev yağmalanıyor. ● Ve kıyamet!... Doğa Ana bu kaosun içinde bebeğini dünyaya getiriyor fakat insanoğlu bebeği severken öldürüp yiyor. Bu sahnede o kişiler, Dini kullananları, Kilise gibi geçmiş tarihte yıllarca insanları sömürenleri temsil ediyor. Doğa Ana ise daha fazla dayanamıyor ve Adem'den aldığı bir "Çakmak" ile tüm dünyayı yakıyor. Bu da kıyameti temsil ediyor. Fakat sonrasında Tanrı'yı görüyoruz. Zarar almamıştır ve Doğa Ana'nın bedeninden bir Kristal çıkarır ve onu yerine koyar. Gün aydınlanır ve yatakta farklı bir kadın görürüz. Tanrı'ya seslenerek uyanır.  Ve döngü tekrar başlar... Yani dünya yaratıldı, biz insanoğlu dünyaya geldi ve kendi elimizle gezegenimizin sonunu getirdik. Hepimiz yok olacağız ve her şey yeniden başlayacak... İşte filmin özeti tam olarak bu. Ayakta alkışlanası.   ---------- [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
45b
0
5 yıl
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Biliyorsunuz size buradaki "Netflix Filmleri" kategorimde, izleyip beğendiğim Netflix yapımı filmleri tavsiye ediyorum. Bugün ise menümüzde, sadece 2 gün önce yayınlanan, Netflix imzalı The Witcher dizisi var. Çıkacağını duyduğum ilk günlerden beri beni heyecanlandırmayı başaran bu diziyi çıktığı gibi 1 günde silip süpürdüm. Instagram hesabımızda yaptığım ankette de izleyip beğenenler ve beğenmeyenler yarı yarıya çıktı. Mesaj atıp "Çok kötüydü" diyen de oldu, "2. sezon ne zaman çıkacakmış Kaan?" diye soran da... Ben de bugün sizlere şöyle iyi ve kötü yönleriyle nefis bir The Witcher dizi incelemesi hazırlamak istedim. Bu arada bu inceleme bolca spoiler içerir, o yüzden devam etmeden önce aşağıdaki butondan Netflix'e gidip, diziyi üyeliğiniz ile izleyebilirsiniz. Sonra muhakkak buraya bekliyorum. Diziye Git ► Hadi şimdi arkanıza yaslanın ve önce The Witcher dizisi hakkında kısa bir bilgi edinelim, sonra da iyi ve kötü yanlarıyla The Witcher dizisini şöyle bir inceleyelim! Nereden çıktı bu dizi? Hangi çağı, hangi olayları anlatıyor? Oyuncuları kim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/53/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM]Öncelikle eğer siz de benim ve milyonlarca insan gibi Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones gibi yapımlara bayılanlardansanız, bu dizi sizin de ilginizi çekecektir. Polonyalı bir yazar olan Andrzej Sapkowski, 1994 yılında bir roman kaleme alıyor ve bu roman önce oyuna sonra da bu diziye dönüşüyor. Başrolümüzde ise meşhur Supermen'imiz "Henry Cavill" oynuyor. Dizimizin ilk sezonunda 8 bölüm var ve her bölüm 60 dakikadan oluşuyor. Büyücüler, yaratıklar, elfler, mutantlar, savaşlar ve orta dünya atmosferi tam sizlikse bu dizi sizin favoriniz olabilir.  Hadi şimdi The Witcher incelemesi başlasın! Önce dizi hakkındaki olumsuz yorumlarımı sıralamak istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/47/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] O ilk 2 bölüm neydi öyle? Öncelikle bu dizinin romanını okumamış, oyununu da oynamamış biri olarak bunları yazdığımı bilmenizi istiyorum... Konuştuğum kişilerin çoğu ilk 2 bölümden sonra bıraktıklarını söyledi, bu çok doğru çünkü dizi, olayları 3 farklı zaman dilimiyle işleyip, çok ileride birleştirdiği için ilk 2 bölümde izleyici hiçbir şey anlamadan birden olaylara balıklama atlamak zorunda kalıyor. Yani daha karakterlerin derinlikleri anlatılmadan, kim nedir, necidir bilmeden nasıl ölen bir kraliçe için bir his besleyebiliriz? Bir savaş geliyor fakat kim, neden saldırıyor bilmiyoruz. Birileri ölüyor fakat izleyici olarak hiçbir şey hissetmiyoruz. İşte bu da milyonlarca kişiyi ilk 2 bölümde diziden kopardı ne yazık ki. Kısacası, dizinin ilk birkaç bölümünü Witcher evrenini bilen kişiler izlesin diye çekmişler sanki...  "Bir geçmişten gösterelim bir gelecekten, biraz da şimdiki zamandan ekleriz..." Dizinin düzensiz bir akışı bulunuyor. Yani üstteki eleştirimde de dediğim gibi, bir bölüm izlediğiniz bir karakter, bir sonraki bölümde daha doğmamış olabiliyor. Witcher'ımız yaşlanmadığı için durumun farkına pek varamadan izliyorsunuz fakat bazı noktalar bu yüzden karmaşık veya saçma geliyor. "Kopuk kopuk hiçbir şey anlamadım" diyenler de tam da bu yüzden bir şeyler anlamamış oluyor. Dizinin ilk bölümlerinde olanları anlayabilmek için ilk sezonu tamamen izlemek gerekiyor.  Ezik büyücü kız ne zaman istediği erkeği elde edebilen güçlü bir alfaya dönüştü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/1/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Dizide bazı kısımlar o kadar havada ki, sadece öyle bakıyorsunuz. Hiçbir şey hissetmiyor ve sonnucunu görünce "Ha böyle mi olmuş" deyip devam ediyorsunuz. Başrollerden olan büyücümüz Yennefer, kamburu olan, özgüvensiz, ezik, itilip kakılan bir genç kızdı. Fakat birden hızlandırılmış bir kampa girmiş gibi karşımıza büyü güçleri zirvede olan bir afet olarak çıktı. Hadi bir yan rol olsa anlarız da, dizinin başrollerinden birinin yontulmasını neden izlemedik? Domuz çiftliğinden çıkıp aynaya bakıp kendini beğenmedi ve hop, bir gecede bir Alfa! Bu yüzeysellik beni diziden itti açıkçası.  CGI yani bilgisayar efektleri bazen o kadar vasat durdu ki... Yapılan dizi bir orta çağ dizisi. Yani ejderhaların, büyücülerin, yaratıkların, fantastik mekanların olduğu bir dönemi anlatan bir dizide CGI müthiş olmalıydı. Yüzüklerin Efendisi serisi günümüzden tam 20 yıl önce çekildi ama taş gibi efektleri vardı. Kim diyebilir ki şurda şu efekt patladı, komik durdu? Yani hal böyleyken özellikle bazı yaratıkvari görüntülerde CGI çok kötüydü. Hayal kırıklıklarımın biri de buydu.  Kurgu o kadar akıcı değil ki, adamımız Witcher'ın olmadığı sahneler çok sıkıyor... Dizide öyle sahneler bulunuyor ki kurgu gerçekten vasat. İzleyici o kısımlarda, "Ay hemen Witcher kısmı gelse" diye saniye sayıyor resmen. Bu bir dizi için çok kötü bir durum. Game of Thrones'u baz alın mesela. 2 yan rol diyalog içindeyken bile dikkatle izlersiniz, kapacak bir şeyleriniz vardır çünkü. Fakat bunda Witcher'dan başka neredeyse hiçbir karakterin sahnesini darlanmadan izleyemiyoruz, sıkıyor çünkü.  Ana kötü tarafımız "Nilfgaard", fakat neden hiç çok kötü gibi değiller?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/45/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Bu durum da beni çok rahatsız etti mesela. Herkesin ağzında bir Nilfgaard'dır gidiyor fakat Nilfgaard tarafını bir görüyoruz, çapulcu takımı... Yerli filmlerdeki amatör kötüler gibiler... Yüzüklerin Efendisi serisini düşünün mesela, kötü bir taraf bellidir. Fakat burada kötü yok? Dizinin ana kötü tarafının hiç ürkütücü, gerçekten kötü olmaması puan kırdığım bir başka detay. Savaş kısmı da başlı başına ayrı bir hüsran. Koca imparatorluk askerleri zırh diye kadife elbiseler giymiş gibiler. Zırh tasarımı o kadar kötü ki, ilk dikkat ettiğimde "Yok, böyle değillerdir ya..." diye kendimi kandırmaya çalıştım. Şimdi sıra geldi dizi hakkındaki olumlu yorumlarıma[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/17/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Başrolümüz "Henry Cavill" rolünün hakkını fazlasıyla vermiş! Yukarıdaki olumsuz eleştirilerimde de söylediğim gibi, dizide hemen adamımız Witcher'ı görmek istiyoruz. Çünkü adamımız gerçekten sesiyle, hareketleriyle rolünün hakkını veriyor. Dublör kullanmaması ile de oldukça beğenimi kazanan Henry Cavill, bu işi çok iyi kurtarmış. Gerçekten romanını okumamış, oyununu da hiç oynamamış biri olarak bu karakteri çok beğendim.  Dizinin atmosferi şahane! Dizinin 1. bölümündeki ilk sahneden 8. bölümünün son sahnesine kadar dizi, kasvetli, orta çağ atmosferini hiç bozmuyor. Karanlık, sisli, kasvetli hava dizide çok iyi işlenmiş. Sadece bu etken bile insanı içine çekmeyi başarıyor.  Müzikler gerçekten iyiydi Özellikle bu tarz orta dünya yapımlarında kullanılan müzikler, çok büyük bir etken teşkil ediyor. 8 bölümün hepsinde de özellikle dikkat ettim ve bence bu dizide kullanılan müzikler gayet başarılıydı.  Başrolümüzün dövüşme sahneleri gerçekten beklentimin üzerinde çıktı Dublör kullanmıyor olması ile zaten gönlümü kazanmıştı fakat Henry Cavill, gerçekten iri cüssesiyle şahane dövüş sahneleri ortaya çıkarmış. Kafa kesmeler, kılıç saplamalar, şık dönüşler, hırpalanmalar, hepsi dozundaydı. Dövüş sahneleri gerçekten iyiydi diyebilirim. Genel anlamda nasıl mı buldum? Anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/85/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Şöyle bir durup düşünüyorum ve kendime "2. sezonu çıktığında izlemek için can atar mıyım?" diye soruyorum. Cevabım ise "Maalesef hayır" oluyor. Yani yukarıda da gördüğünüz gibi dizi için olumsuz eleştirilerim olumlulardan daha çok. Yani dizinin 2. sezonunu sabırsızlıkla bekleyenlerden değilim. Fakat fantastik dizi arayışımıza bir ilaç oldu mu? Evet... Sağda solda "Game of Thrones'tan daha iyi" gibi gerçek üstü yorumlara rast geliyorum ve gülümseyip geçiyorum. Aslında hiçbir yapımı birbiri ile kıyaslamam bunu doğru da bulmam hepsinin tadı tuzu ayrı fakat GOT nerede, bu dizi nerede... Genel olarak, boşlukta izlenir. Fakat müptelası olunmaz diyerek içinde bulunduğum durumu özetleyebilirim. The Witcher Oyuncuları Türk Olsaydı Kimler Olurdu? ► ● Hemen aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
19b
0
6 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.