Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!

10 Kasım 2021
12b
1 Yorum
Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!

Günler önce Netflix'te yayınlanan Kulüp dizisi, oyuncu kadrosu ve işleyeceği farklı konusuyla bir dönem dizisi olacağı için dikkatimi fazlasıyla çekmişti. Az önce bitirdim ve hemen "Kaan kulüp dizisi konusu ne?" ve "kulüp dizisi izlenir mi?" gibi sorularınız için kolları sıvadım. 

En Yeni Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► 

Hadi gelin şimdi Netflix'in yeni Türk dizisi "Kulüp" hakkında size hem düşüncelerimi söyleyeyim, hem de dizi hakkında şöyle kısa ve net bir bilgilenelim... Hadi!

Yorumuma geçmeden önce; Kulüp dizisi neyi konu alıyor?

Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!
Kulüp, 1950'lerin İstanbul'unda, dertlerle dolu olan geçmişi nedeniyle yanında olamadan büyüyen kızını bulan bir anneyi ve onun çalışmaya başladığı bir gece kulübünde yaşananları konu alıyor. Tabi sadece annenin değil, annesiz büyüyen bir kızın da hayatına dalma fırsatı buluyoruz bu diziyle. Ve evet, tüm bunlar 1950'lerin kozmopolit İstanbul'unda geçiyor.

 "Kaan sence nasıldı?" derseniz bence Kulüp, keyifle izlenecek iyi bir dizi olmuş...

Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!
Dönem dizi/filmleri, çok zor yapımlar. Kostümler, diyaloglar, mekanlar, obejeler hepsi o dönemi yansıtmalı. Bu da çok büyük bir uğraş anlamına geliyor. Bu yüzden dönem film ve dizilerinde en çok detayların düşünülüp düşünülmediğine bakarak notumu veriyorum. Kulüp dizisinde ise diyaloglardan mekanlardaki en küçük objelere kadar her şey gayet doğru bir şekilde düşünülmüş. Oyunculuklar ve müzikler de oldukça iyi. Yani bence bu dizi izlenir.

Gelelim küçük olumsuzluklara; Dizi çok hızlı akıyor ve bu iyi değil!

Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!
Diziyi henüz izlemeyenler burayı okumasın çünkü spoiler içeriyor... Bence dizinin tek kusuru, senaryonun çok hızlı akması. Genç bir başrolümüz var ve nişanı çok hızlı gelişiyor. Konu ne zaman nişana geldi de her şey yapıldı kavrayamıyoruz. Hemen sonra genç solistimizin yıldızı birden parlıyor. Bu da çok hızlı geliştiği için pek gerçekçi gelemeyebiliyor. Kulübün sahibi Orhan beyimizin de annesi birden hastalanıveriyor... Diziye en büyük olumsuz eleştirilerim bunlar oldu.

Ve son olarak; Milyonlarca kişi tek soru: "Kulüp dizisi raşel kim?"...

Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!
Ben de dahil, Kulüp dizisini izleyip bitiren birçok kişi dizimizin başrolü Raşel'i oynayan oyuncuyu fazlasıyla merak etti. Ben de size kısaca Raşel hakkında bilgi vereyim istedim... Raşel karakterini Asude Selma Kalebek (evet a ile) canlandırıyor. Asude 1999 doğumlu ve şu an Boğaziçi Üni'de okuyor. Kuüp dizisinin Raşel'i Asude Kalebek'i şu an yani bu içeriğin yayınlandığı tarih itibariyle Instagram'da 8.102 takipçisi bulunuyor. Bunu buraya yazıyorum ki buraya yolunuz aylar sonra düştüyse hemen buraya tıklayıp Instagram profiline göz atıp takipçi sayısına bir bakın. Bence takipçi sayısı hızla artacak.

- - - - -

ÖZET: Uzun lafın kısası, Netflix imzalı bu dizi bence izlemeye değer. Konu olarak ağır fakat senaryo işleyiş bakımından da çok hızlı bir dizi... Oyunculuklar ve dönemin atmosferiyse çok başarılı. Hala izlemediyseniz bir şans verin derim.

- - - - -

• Kulüp Netflix'te var mı? Evet, Kulüp dizisi Netflix'te izlenebilir.

• Dizi kaç bölüm? Dizinin 1. sezonu, her biri 40-50 dakikalık 6 bölümden oluşuyor. 

• Kulüp dizisinin oyuncu kadrosunda kimler var? Dizimizin oyuncu kadrosunda Gökçe Bahadır, Barış Arduç, Salih Bademci, Fırat Tanış, Metin Akdülger ve Asude Kalebek boy gösteriyor.

Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!

Modunu Seç ►

Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!

listesine yorum yap!
Ayşegül A.
Ayşegül A.
02 Ocak 2024
Sıkı Üye
Dün bitirdim. Salih Bademci'nin oyunculuğunu öve öve bitiremiyorlardı sırf bu yüzden izledim. Gerçekten de rolünün hakkını vermiş. Şu an farklı bir karakterde düşünemiyorum onu:) Dizi 1950'lere ışınladı mı evet. Kostüm görüntü renklerden bahsetmiyorum. Oyuncuların tavırları bile eskiyi anlatıyor. Şimdilerde ceketi bile çıkarıp askıya asmamız çok başka. Biraz ağır ilerliyor ama senaryoya değil dizinin atmosferine odaklanmak gerekli. Klişeler elbet var fakat sırıtmıyor. Drama olarak izlenebilir bence başarılı.
kulüp dizisikulüp dizi konusukulüp dizisi raşel kimdirkulüp raşel kimkulüp dizisi oyuncularıkulüp dizisi yorumlargüncel dizi tavsiyelerien yeni netflix dizileri
EN AKTİF ÜYELER
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
20b
0
8 yıl
Görsel Şölen! The Northman: Soğuk, Islak ve Destansı Bir İntikam Filmi!
Görsel Şölen! The Northman: Soğuk, Islak ve Destansı Bir İntikam Filmi!
The Northman, yani bizdeki adıyla "Kuzeyli" filmi izlemeyi iple çektiğim filmlerden biriydi. Daha filmle ilgili çok az bilgi yayılmışken sık sık yabancı kaynaklardan filmin çekilme sürecini takip ediyordum. Nihayet sonunda filmi izledim ve "the northman konusu nasıl?" ve "northman filmi izlenir mi?" gibi sorularınız için hemen kolları sıvadım. Filme Git ►  Hadi gelin şimdi 2022 imzalı The Northman filminin önce konusuna, sonra da film hakkındaki düşüncelerime şöyle birlikte bir göz atalım... E hadi! Öncelikle nedir bu The Northman filminin konusu? Bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/287/21/gorsel-solen-the-northman-soguk-islak-ve-destansi-bir-intikam-filmi-780x439.png[/RESIM]Filmimiz, daha çocuk yaştaki bir Viking prensinin yaşadıklarına odaklanıyor. Prensimizin amcası bir gün "Buralar artık benim!" diyor ve tüm şehri kılıçtan geçiriyor. Genç prens de kendini bu mahşerden kaçarak kurtarmaya çalışıyor ve bir yandan da "Bir gün dönüp benim olanı geri alacağım!" diye yeminler ediyor. İşte filmimiz de bu yemini ve sonrasında yaşanan intikam sürecini konu alıyor. Beğenmeyenleri anlıyorum, fakat benim için bu film bir görsel şölen![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/287/34/gorsel-solen-the-northman-soguk-islak-ve-destansi-bir-intikam-filmi-780x439.png[/RESIM]Film yayına girmeden aylar boyunca PR çalışmaları çok iyi yapıldı. Filmin posterleri çeşitli farklı tasarımlar ile tekrar tekrar paylaşıldı ve izleyicide "Çok iyi bi film geliyo abi!" algısı oluştu. E haliyle bu durum da beklentileri tavana çıkardı. Hemen sonra film yayınlanınca daha sakin ve iskandinav mitolojisine özgü sahneler de barındırınca tüm filmi "Vikings dizisi gibi bir şey izleyeceğiz kesin" diye bekleyen kişiler hüsrana uğradı tabi. Fakat bunu açıkça söyleyebilirim ki film benim için nefis bir görsel şölendi. Dönemin atmosferi, soğuk ve ıslak ortam, kostümler, renkler, hepsi çok başarılı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/287/29/gorsel-solen-the-northman-soguk-islak-ve-destansi-bir-intikam-filmi-780x439.png[/RESIM]Bu öyle bir film ki, bu türü sevmeyenler yarısında izlemeyi bırakabilir. Fakat benim gibi bu türü sevenlerdenseniz, filmin sinematografisini gördüğünüzde muhtemelen siz de "Keşke dizi olsaydı da daha çok izleseydim..." diye iç geçirebilirsiniz ya da muhtemelen geçirdiniz bile... Filmin her bir açısı, her bir sahnesi de bence çok başarılı. Keşke hep böyle kaliteli işler izlesek de sinemanın aslında nasıl bir şey olduğunu tekrar tekrar fark etsek... - - - - - -  Özet: Yukarıda da dediğim gibi, bu türü sevenlerdenseniz bu film benim için olduğu gibi sizin için de bulunmaz bir nimet. Yalnız tek sorun; Filmdeki Nicole Kidman... Yüzündeki operasyonlardan sonra Kidman'ın mimikleri tamamen kaybolmuş. Onun yerine daha canlı bir oyuncu olsa, tadından yenmezdi... Film için tek olumsuz eleştirim bu olacak. Sadece bu sinematografiyi görmek, izlemek ve bu atmosfere girebilmek için bile bu film izlenmeli diyebilirim. Bir şans verin. - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
10b
0
4 yıl
Yine KORE! Netflix'in Bol Vurdulu Kırdılı Yeni Mini Dizisi: My Name
Yine KORE! Netflix'in Bol Vurdulu Kırdılı Yeni Mini Dizisi: My Name
Bildiğiniz gibi Netflix'in 2 hafta önce yayınlanan Kore dizisi Squid Game zirveye oturdu. Hatta hakkında hazırladığım şu video YouTube kanalımızda 1 Milyon izlenmeye yaklaştı... Şimdiyse sıra My Name ismindeki yeni Kore dizimizde... Netflix imzalı My Name dizisini az önce izleyip bitirdim ve "Kaan my name dizisi konusu ne?" ve "my name dizisi sence izlenir mi?" gibi sorularınız için kolları sıvadım. En Yeni Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ►  Hadi gelin şimdi yeni Netflix dizisi My Name neyi konu alıyor, türü ne ve en önemlisi de izlenir mi? Yoksa zaman kaybı mı? Şöyle bir birlikte göz atalım... Hadi! ● Bu içeriği YouTube kanalımızda Video olarak da izleyebilirsiniz...[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=hNOUU2Jk26A[/VIDEO] Yorumuma geçmeden size My Name dizisi konusundan şöyle bir bahsedeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/264/23/yine-kore-netflix-in-bol-vurdulu-kirdili-yeni-mini-dizisi-my-name-780x439.png[/RESIM]Dizi, babasını bir saldırı sonucu kaybeden liseli bir kızın kendini önce suç çetesi dünyasında, ardından da emniyet biriminin tam ortasında bulmasını konu alıyor. Yani bu bol vurdulu kırdılı dünyalarda kendine bir yer bulmaya çalışan intikam dolu bir genç kızı izliyoruz dizimizde. "Kaan nasıldı?" derseniz; Bence bu dizi olmuş...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/264/57/yine-kore-netflix-in-bol-vurdulu-kirdili-yeni-mini-dizisi-my-name-780x439.png[/RESIM]Dizi fazlasıyla sürükleyici. Sürekli olarak bir koşturmaca ve atraksiyon olduğu için 2 karakterin sadece bakışarak bir 5 dakika konuştuğu sahneye pek denk gelemiyorsunuz. Özellikle 15 dakikalık sahneyi sadece bakışarak dolduran yerli dizilerimize bakınca, böyle diziler bulunmaz bir nimetmiş gibi geliyor insana. Bu yüzden, dizi hiç sıkmadan öyle peşinden sürüklüyor. Öncelikli olarak tam da bu yüzden izlenir diyebilirim. Oyuncular da çok iyi; Kore bu iş çözdü![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/264/10/yine-kore-netflix-in-bol-vurdulu-kirdili-yeni-mini-dizisi-my-name-780x439.png[/RESIM]Hep; "Kore film ve dizilerinde karakterlerin hepsi birbirine benzediği için kim-kimdi diye düşünürken seyirden kopuyorum" tarzında yakarışlar duymuşuzdur. Fakat bu dizideki oyuncular bana gerçekten çok farklı ve başarılı geldi. Ayrıca senaryoda ihanet, suç ve bolca aksiyon da olunca, kadrodaki oyuncular hiçbirinde de sırıtmadı. Birkaç ufak tefek amatör sahne dışında, oyunculuklar taş gibiydi diyebilirim. - - - - -  Özet: Netflix çıtayı giderek arttırmaya devam ediyor. Bu dizi de bu tezi kanıtlar nitelikte. Eğer "Ne izlesem?" diye düşünüyorsanız, Kore sinemasına da bir şans vereyim diyorsanız, Netflix imzalı bu henüz birkaç gün önce yayınlanan, güncel, dumanı üzerinde diziye bir şans verin derim. Kesinlikle tavsiyemdir. - - - - -  Netflix'te İzle ► • Dizi Netflix'te var mı? Evet, My Name dizisi Netflix'te izlenebilir. • Dizi kaç bölüm? Dizinin 1. sezonu, her biri 40-50 dakikalık 8 bölümden oluşuyor.  • Dizinin türü ne? Dizimizin türü aksiyon-suç. Yani yoğun bir dram göremeyeceksiniz. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
29b
2
5 yıl
Yıllar Sonra Sinema Salonunda Herkesi YAN YANA Getiren O Film!
Yıllar Sonra Sinema Salonunda Herkesi YAN YANA Getiren O Film!
Yan Yana filmi, 2025'in en iyi giriş yapan film unvanından sonra ilk 15 günde 1 Milyon da izlenerek rekora koştu. Uzun zaman sonra binlerce kişiyi sinema koltuklarında gerçekten YAN YANA getirmeyi başaran o filmle ilgili tabii ki de benim de söylemek istediklerim var.. Bu içerikte, önce filmde Yan Yana filminde dikkatimi çeken bazı detayları, sonra da filmi beğendim mi? Yoksa büyük bi PR çalışmasının tam ortasında olduğumuzu mu düşünenlerdenim? işte bu sorulara cevaplarımı sizle dürüst bi şekilde paylaşmak istiyorum. Hadi gelin şimdi Yan Yana filmi ile ilgili sizle paylaşmak istediğim o 5 DETAYA birlikte şöyle bir göz atalım! ● Bu içeriği daha UZUN olarak YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=Su9L8Wix6uI[/VIDEO] 1. Uyarlama konusu...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/81/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Öncelikle yıllardır benimle olanlar bilir ki, ben her fırsatta Yan Yana'nın uyarlandığı Intouchables ismindeki 2011 yapımı Fransız filminden 'baş ucu filmim' olarak bahsederim.. Bu nefis filmin ülkemize uyarlanacağı haberini aldığımdan beri gerçekten çekim sürecinden yayın kısmına gelene kadar olan tüm aralığı yakından takip ettim diyebilirim.. Filmi 2017'de Amerikalılar da The Upside ismiyle uyarlamış fakat ortaya pek de başarılı bi film çıkamamıştı.. hatırlayın. Bizdeyse pek çok 'uyarlama' yapım, 'Zaten bi yerlerde tutmuş.. bizde de kesin tutar' düşüncesiyle çekilmiş ve gerçekten çoğu yapım da iyi izlenmeler almıştı. Örneğin şu listede de daha önce sizle paylaştığım filmlerin her biri de uyarlama yapımlardı. Açıkça söylemek istiyorum ki "Uyarlama" konusuna karşı değilim. Fakat kendi orijinal filmlerimizi yazıp, yönetip, çekecek devasa bi sektörümüz var, işinde çok başarılı yetişmiş, zehir gibi insanlarımız var.. Sizi bilmem ama ben "Zaten tutar" denilerek yabancı filmleri uyarlayan değil, diğer ülkelerce filmleri 'uyarlanan' bi sinema sektörüne sahip olmayı tercih ederdim. 2. Feyyaz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/50/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Muhtemelen bi küçük linç yiyeceğim belki ama; Başrolümüz Feyyaz Yiğit, şimdiye kadar rol aldığı tüm dizi ve filmlerde hemen hemen aynı karakteri oynuyor gibi geliyor bana.. Yani bu filmde de Feyyaz, yine Feyyaz'ı oynuyor gibi hissettim diyebilirim. Fakat bu tabi ki de Feyyaz'a gülmüyorum demek değil. Bu adamın kelimeleri heceleyerek konuşması, ikilemesi, durumlara verdiği doğal tepkiler beni gerçekten yakalamayı başarıyor. Orijinal filmde gettodan gelen bir siyahiyi izlerken, bu filmde de maddi zorluklar içinde sıkıntılı günler yaşayan bi Roman'ı izlemek bana ilginçtir bi an "Organize İşler" izliyormuş hissiyatı da yarattı. 3. Farklar...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/93/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Öncelikle Fransız yapımındaki dramı, bizim filmde siyanürle arasak zor buluruz çünkü Yan Yana, 'komedi' kısmı daha ağır basan bi yapım olarak karşımıza çıkıyor. Filmin %80 sahnesi, Intouchables ile aynı. Fakat örneğin orjinalinde başrolümüzün sakalları kesilirken, bizde koca Haluk Bilginer'in sakallarını kesmek göze alınamamış ki sadece saçının taranmasıyla geçiştiriliyor. Orjinalde kadınlardan hoşlandığı ortaya çıkan kadınımız bizim filmde bunu Feyyaz'ın yani Ferruh'un kulağına söylüyor. Orijinalde Rap, bizdeyse "İtfaiye" isminde hareketli bi şarkı duyuyoruz. Yine orijinalde adamımız girdiği zengin evden bi Faberge Yumurtası çalarken bizde bu bir Çini'ye dönüşüyor. Bunun gibi pek çok farklılık sayabiliriz tabi. 4. İvedikleşme...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/8/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Her şeyden bağımsız, ben filmlerde kültür sanat ile ilgilenen, kurallara uyan, kimseyle kavgaya, suça karışmayan kısacası kendi halinde 'medeni' bi şekilde yaşayıp giden insanların hayatına bodoslama dalan karakterlerin olmasını pek doğru bulmuyorum fakat ne yazık ki ülkemizde bu çalışıyor. Bu gerçeği de Recep İvedik örneği yüzümüze tokat gibi çarpıyor.. İşte bu filmde de böyle benzer bi tat almak mümkün. Taşradan gelen biri, batı müziğini sevmiyor, yapılan resim ile dalga geçiyor, ruhsuz eğlencelerini oyun havalarıyla bir düğüne çeviriyor, yazılan şiirleri küçümsüyor ve dahası.. Bunlar tabi ki de filmi kötü yapmıyor fakat topluma, özellikle genç izleyicilere bu tür insanların da kazandığını göstererek bilinçaltlarını etkiliyor.. Tekrar söylüyorum, bunlar filmi kötü yapmıyor fakat izleyen 1000 gençten 1'inde bile bu düşüncelerin yeşermesine sebep olması, bence bi tık tehlike arz ediyor. Adamımız genç kızın sevgilisiyle öpüşmesine karşı çıkıyor, ona hakaret eden çocuğun sokak köşesinde sıkıştırıyor fakat kendi odasına Esk*rt çağırıyor hatta haftada 1 gününü de ona ayırıyor... İşte bahsettiğim tutarsızlık, düşünce olarak özellikle yeni nesle aktarılmasını doğru bulmadığım şey tam olarak da bu.. Siz beni anladınız. 5. Haluk Bilginer![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/66/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Her ne yaparsak yapalım, bana hala Haluk Bilginer'i yeterince sahiplenmiyormuşuz gibi geliyor. Film hakkında konuştuğum sektördeki bazı kişilerden Haluk Bilginer'in bu filmdeki oyunculuğunun başarılı bulunmamış olması beni gerçekten üzdü. Ben Bilginer'in oyunculuğunu başarılı bulanlardanım. Bu filmde Feyyaz'ı çıkarıp yerine başkasını koyabiliriz, fakat Bilginer'i çıkarıp yerine başka bi oyuncuyu koysaydık, filmin ağırlığının %80'i uçup giderdi.. Fakat kendisinden küçük de bi isteğim var; Ben Haluk Bilginer'i, Thor'daki ODİN karakteri gibi çok ağır, çok güçlü, mitolojik, fantastik bi rolde görmeyi çok isterim.. Kim bilir, belki bigün böyle bi şeye de şahit oluruz :) Ha bi de unutmadan, salonlarda en çok gülünen anlardan biri olan filmdeki 'hareket çekme' sahnesi de Haluk Bilginer'in ta kendisinden çıkmış :) - - - - -  Şimdiiii… not alarak sizle paylaşmak istediğim 5 ana başlığıma da değindiğime göre filmle ilgili şahsi düşüncelerimi de sizle paylaşmak istiyorum.. Sinemanın gerek dijital platformların yaygınlaşmasıyla, gerek ise ekonomik maliyetlerin artmasıyla geri planda kalması, hatta sadece küçük çocuklar ve onların anne-babasının hafta sonu gitmek zorunda kaldığı, 3 tarafı pek de başarılı olmayan 'animasyon filmlerle' çevrilmiş olması beni gerçekten çok üzüyordu. Fakat bu film bunu kırmayı başardı. Tripli ergen kız gibi senaryoya pek de katkısı olmayan sahnelerin gereksizliği, bi dram bi komedi bi dram bi komedi yaparak adeta izleyiciyi şişe takar gibi başarısız geçişleri, iki başrolümüzün arasındaki 'dostluk' bağının bence tam derinlemesine kurulamamış olması gibi sorunları es geçersek ben bu filmden gerçekten büyük keyif aldım diyebilirim. Orijinal filmdeki dramatikliği inanın pek de aramadım. 3-4 sahnesinde gerçekten güldüm ve sinema salonunda gülmenin nası bi his olduğunu da unuttuğumu fark ettim :) Hadi iyi seyirler!
10b
1
11 ay
İzleyecek Dizi Arayanlara! Etkileyici Netflix Dizi Tavsiyesi; "You"
İzleyecek Dizi Arayanlara! Etkileyici Netflix Dizi Tavsiyesi; "You"
Burada sizlere iyi bir Netflix dizi tavsiyesi yapabilmek için uzun zamandır Netflix'e gömülüp birçok dizi izledim. Bazı Netflix dizileri beni hüsrana uğratırken, bazıları da beni yakalamayı başardı. İşte bugün de size, beni yakalamayı başaran o Netflix dizilerinden 1 tanesini tavsiye etmeye geldim. Biliyorsunuz burada size yıllardır izleyip, beğendiğim filmleri tavsiye ediyorum fakat "dizi" izleyip tavsiye etmek, filme nazaran daha çok zaman aldığı için size neredeyse 2 ayda 1, bir dizi tavsiyesi ile geliyorum. Hadi gelin şimdi lafı uzatmadan izleyip, beğendiğim Netflix dizi tavsiyem You'ya bir göz atalım.  (Netflix bilim kurgu filmi tavsiyelerine göz atmak için de buraya tıklayabilirsiniz) Spoiler içermeyen özeti şu şekilde; İşlettiği kitapçıya gelen güzel bir kıza vurulan akıllı gencimiz "Joe", "Beck" ismindeki bu güzel kızın gönlünde yer edebilmek için teknoloji ve sosyal medyayı kullanarak çok akıllıca taktikler geliştirir. Fakat ne güzel kıza saf bir aşk ile vurulan Joe bu kadar temiz ve güvenilir, ne de güzeller güzeli Beck bu kadar masum... İşte dizimiz de bu ikilinin arasında ve etrafında yaşanan yarı gerilimli olayları işliyor. Üstelik temposu da giderek artıyor. Bu arada dizimizde +18 sahneler de bulunuyor, sonra kulağımı çınlatmayın... Bir oturuşta 4-5 bölüm izleyeceğiniz dizilerden biri olacak, kaçırmayın!   Başlıyoruz; You![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/6/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM]Dizimiz, bir kitap dükkanı işleten genç, zeki ve yakışıklı adamımız "Joe" ve birgün yolu bu kitapçıya düşen güzel kızımız "Beck" arasında yaşananları konu alıyor. Adamımız Joe, Beck'e ilk görüşte vuruluyor ve onu analiz etmeye başlıyor. Nasıl biri? Üzerindeki kıyafetler ve renkleri kullanarak nasıl bir izlenim vermeye çalışıyor? Akıllı mı? Yoksa güzelliğine güvenenlerden mi? Hangisi? Adamımız Joe, güzel Beck'e vuruluyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/23/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM]Joe, çok akıllı ve zeki bir adam. Beck, onun aklını başından alınca hemen oturup "Nasıl bu kızın gönlünü kazanabilirim?" diye düşünüyor ve bir macera başlıyor ki sormayın. Joe, Beck'i elde etmek için şeytanın bile aklına gelmeyeceği türde taktikler uyguluyor. Bunların başında Teknoloji ve teknolojinin getirdiği "Sosyal Medya" geliyor. Joe, hemen başlıyor sosyal medya ve internette Beck hakkında stalk yapmaya. Beck neleri sever, nerelere gider, kimlerle takılır, takıldığı kişiler ile hangi muhabbetleri eder, hepsini bir bir öğreniyor... İşin rengi değişiyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/2/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM]Joe, ustaca taktikleri sayesinde Beck'e ulaşıyor ve bom! Sevgili oluyorlar... Fakat bu cicim ayları hep böyle mi gidiyor? Tabi ki de hayır. Dizinin ilk bölümlerinde gayet efendi bir aşık olarak gördüğümüz Joe'nun, hiç bilmediğimiz yanları ortaya çıkıyor. Ruhunun derinlerinde bir "sapık" barındıran Joe, Beck'i elde etmek için birçok şeyi yapıyor. "Adam aşık tabi yapar" diyeceksiniz fakat yaptıkları arasında insan öldürmek te var... Joe'nun bu gizli tarafı ise zamanla ortaya çıkıyor ve Beck bu durumu fark ediyor. Tabi bu süre içinde ayrılmalar, aldatmalar ve barışmalar da oluyor.  You dizisi oyuncularından kemik kadroda olanlara bir bakalım. Joe karakterine "Penn Badgley" hayat veriyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/87/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM] Asıl kızımız Guinevere Beck'i canlandıran oyuncu ise "Elizabeth Lail"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/45/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM] Asıl kızımızın en yakın arkadaşı Peach Salinger karakterini ise güzelliği ile konuşulan "Shay Mitchell" hayat veriyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/37/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM] İlerleyen bölümlerde gördüğümüz Dr.Nicky karakteri ise "John Stamos" tarafından canlandırılıyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/98/97/izleyecek-dizi-arayanlara-etkileyici-netflix-dizi-tavsiyesi-you-780x439.jpg[/RESIM] You dizisi fragmanını da izleyebilirsiniz[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=9vIiNdYPudo[/VIDEO] Şöyle içinde gençlik, aşk, gerilim ve suç olan bir şeyler arıyorsanız bu Netflix dizisi tam sizlik olabilir. Hemen başlayın ve diziyi izledikten sonra izleyenlerin verdiği "E yuh artık biz artık kime güveneceğiz!" tepkisine siz de ortak olun. İyi seyirler!  Modunu Seç ►
21b
0
7 yıl
FROM: Gerilimli, Gizemli, Paradokslu Yeni 2022 Dizisi!
FROM: Gerilimli, Gizemli, Paradokslu Yeni 2022 Dizisi!
2022'nin ilk günlerinde yayınlanmaya başlayan From dizisi, çok kısa sürede kendisi hakkında konuşturmayı başardı. Şimdiden birçok kişi "from dizisi konusu", "from dizisi korku mu?" ve "from dizisi izlenir mi?" gibi pek çok sorusunu Google'a sorup cevap bulmaya çalışıyor. Dün izlemeye başladığım dizinin yayında olan bölümlerini 1 gece bitirdim ve dizinin konusu ve diğer detaylarını merak edenler için kısa bir içerik hazırlamak istedim. Hadi gelin şimdi 2022 yapımı From dizisi izlenir mi, konusu ne, oyuncuları kimler, türü korku mu gibi sorulara ve daha fazlasına şöyle birlikte bir göz atalım... E hadi! Bu içeriği video halinde de izleyebilirsiniz![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=86D515zn0yY[/VIDEO] Yorumuma geçmeden; Nedir bu From dizisi konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/281/83/from-gerilimli-gizemli-paradokslu-yeni-2022-dizisi-780x439.png[/RESIM]Şubat 2022'de Epix kanalında gösterime giren From dizisi, Amerika'nın bir yerinde araç kullanarak giren herkesi içine çeken tuhaf bir kasabada yaşananları konu alıyor. Bu içinden çıkılması güç kasaba yeterince korkunç değilmiş gibi bir de işin içine hava karardıktan sonra ortaya çıkan bazı 'şey'ler de giriyor ve dizi gizemli bir şekilde devam ederken içine bir de gerilim ve korku türünü de katarak ilerliyor. Dizinin yayındaki 8 bölümünü 1 gecede izledim... Nasıl mıydı? Anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/281/40/from-gerilimli-gizemli-paradokslu-yeni-2022-dizisi-780x439.png[/RESIM]From, hikayesi ile beni çeken dizilerden biri oldu. Yıllardır şurada tavsiye ettiğim "Beyin Yakan" filmlere olan ilgimi biliyorsunuz. İşte bu diziden de öyle bir etki alacağımı düşünerek hemen izlemeye başladım ve 1 gecede yayında olan tüm bölümlerini silip süpürdüm. Dizinin kasvetli atmosferi ve altındaki gizem beni çok etkiledi. Ortada bir sır var ve bunu anlayabilmek için bir an bile gözümü kırpmadan tüm bölümleri izledim. Yani hem gizemli, hem de sürükleyici bir dizi benim için From.  Çok iyi başlıyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/281/66/from-gerilimli-gizemli-paradokslu-yeni-2022-dizisi-780x439.png[/RESIM]Öncelikle dizi çok ama çok iyi başlıyor. Hiçbir bilgimiz olmadığı için ilk bölümdeki o büyük gizemi ve yaşananları gerçekten çok sevdim. Yani ilk bölüm, diğer bölümlere nazaran daha iyi ve daha yüksek diyebilirim. Sonraları dizinin modu biraz düşerek ilerliyor fakat yine de kötü değil. Lost dizisinden isimler var![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/281/1/from-gerilimli-gizemli-paradokslu-yeni-2022-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bilim kurgu, gerilim ve gizem türündeki dizinin başrol oyuncusu Harold Perrineau Lost dizisinin en bilinen isimlerinden. Hatta Lost dizisinin yapımcısı ve yönetmeni Jack Bender da From'da... Zaten izleyince o Lost havasını hemen hissedebiliyorsunuz. Fakaat sakın bu 2 diziyi kıyaslama hatasına düşmeyin. Aslında hiçbir dizi ve filmi birbiri ile kıyaslamayın derim. Hepsinin kendi atmosferi, kendine has bir tadı var. - - - - - - -  Özet: Ben, şu dizi yokluğunda From'u beğendim. Diziden biraz Dark, biraz da The Village filmi tadı almadım desem yalan olur. Eğer dizideki sırrı daha fazla saklı tutar ve bu gizemi tempoyu düşürmeden sürdürebilirlerse, bence bu dizi epey izlenir. Fakat korku dozu azaltılır ve gizem biraz olsun çözülürse bu heycanı biraz yok edebilir... İşin özü; bence bu diziye bir şans verin derim. - - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
116b
16
4 yıl
2 Çarpıcı Netflix Belgesel Önerisi: "Fyre Festival" & "The Great Hack"
2 Çarpıcı Netflix Belgesel Önerisi: "Fyre Festival" & "The Great Hack"
Size burada daha önce Netflix film tavsiyelerimden oluşan listeler hazırlamıştım. Bunun yanında izleyip beğendiğim iyi Netflix filmlerini de sizlere "Modunu Seç" köşemizdeki "Netflix" kategorimde sunmaya çalışıyorum. Tüm bunlara göz atarken "Neden Netflix belgesel önerileri de yapmayayım ki?" diye düşündüm ve izlediğim Netflix belgeselleri arasından en beğenerek izlediğim 2 belgeseli sizlere tavsiye etmek istedim. Hadi gelin şimdi o izlenmesi gereken 2 iyi Netflix belgesel önerisine birlikte göz atalım.  (Netflix bilim kurgu filmi tavsiyeleri için de hemen buraya tıklayabilirsiniz) Netflix belgesel tavsiyelerimden ilki "Fyre: The Greatest Party That Never Happened"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/70/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Şimdi "belgesel" dedim diye biraz tereddüt ettiniz, çok ağır, bilgi dolu şeyler bekliyorsunuz biliyorum fakat emin olun, izleyeceğiniz bu belgesel, çılgın ve eğlenceli bir film gibi.  Belgeselimiz 2017 yılında yaşanan ve dev bir faciaya dönüşen bir festivali konu alıyor. "Billy McFarland" isminde 1991 doğumlu yani 28 yaşında bir girişimcimiz var. Adamımız müthiş bir girişimci. Yani hem fikrini gerçekleştirme aşamasında, hem de fikrine yatırımcı bulma konusunda çok yetenekli. Ünlü isimlerin katıldığı dev organizasyonlar yaparken birden gelen "Neden şehirden uzakta, Bahamalar'daki bir adada devasa bir parti vermiyoruz ki?" fikri ile "Fyre Festival" doğmuş oluyor.  Bahamalar'daki cennet gibi bir adada, her şeyden uzak özel ve devasa bir parti![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/48/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM]Girişimcimiz hemen kolları sıvıyor ve bu devasa festival fikrine yatırımcı aramaya çıkıyor. Yatırımcıları buluyor, elindeki bütçeyi büyük oranda sosyal medya için harcıyor ve en önemlisi, "influencer" dediğimiz, sosyal medyada insanları yönlendirme etkisi olan fenomenlere büyük bir bütçe ayırıyor. Çünkü günümüzde insanların bu kişilerin yönlendirmesini uygulayacaklarını biliyor. Manken ve ünlü fenomenler ile adada özel çekimler yaptırıyor ve her bir ünlüden, festivali, sosyal medya hesaplarında duyurmalarını istiyor. Bilet satmadan önce insanlara "Nedir bu Fyre Festival?" sorusunu sordurmak istiyor.  Ve zafer! Festivalin biletleri satılıyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/25/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM]Tüm bu etkileyici sosyal medya pazarlama taktiği sayesinde festivalin pahalı biletleri 1 gün içinde tükeniyor. Fakat adamımız bununla da kalmıyor ve lüks villa, özel konser, yat partileri ve daha birçok ekstra etkinlik bularak insanların daha fazla lükse daha fazla para vermesini sağlıyor. Festival için bilet alanlar, özel jet ile adaya getirilip, lüks villalarda konaklayıp, dünyaca ünlü aşçıların elinden çıkan yemekleri yiyip, dünyaca ünlü insanların kulislerine girebileceklerini düşünüyor... Korkulan oluyor ve festival çöküyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/64/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.png[/RESIM]Festivale sadece birkaç hafta kala, seçilen adanın sahibi sorun çıkarıyor ve tüm organizasyon başka bir yere taşınıyor. Fakat taşınan yer bir ada bile değil. Lüks villalar yerine klimasız çadırlar kuruluyor ve festival günü geldiğinde devasa bir kaos yaşanıyor. Yemek olarka tost çıkıyor ve festival alanında internet bile çekmiyor. Özel jet beklerken yolcu uçağıyla getirilen insanlara bir de festival alanında araç olmama şoku yaşatılıyor ve etraf ağlayanlar, isyan edenler ile dolup taşıyor.  Girişimci mi? Yoksa azılı bir suçlu mu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/89/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM]Bu devasa facianın yaratıcısı olan girişmci "Billy McFarland" binlerce kişiyi mağdur ettiği ve gösterilen ürün yerine eksik ve hatalı ürünü sattığı için suçlu olarak görülüyor ve hakkında yüzlerce dava açılıyor. Fakat azımsanamayacak kadar büyük bir kesim de aslında Billy'nin müthiş bir girişimci olduğunu söylüyor ve düşünüyor. Aslına bakarsanız ben de onu suçludan çok, girişimci olarak görenlerdenim. Hiç var olmayan bir şeyi, sadece sosyal medya kullanarak insanlara pazarlamak çok büyük bir başarı. Ha bu bir "dolandırma" mı? Orada hemfikiriz. Fakat binlerce insana, sadece doğru reklam teknikleri ile kilometrelerce ötedeki bir adada yapılacak olan festivale bilet aldırabilmek gerçekten başarı.  Keyifle, şaşırarak ve "Yok artık" diyerek izlediğim bu nefis Netflix imzalı belgeseli mutlaka izlemelisiniz.  Şimdi diğer Netflix belgesel tavsiyeme geçmek istiyorum; "The Great Hack"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/54/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Bu belgesel, şu an bu cümlelerimi okuduğunuz bilgisayar ya da telefon gibi teknolojik cihazların ortaya çıkardığı bir sorunu gözler önüne seriyor. Akıllı telefonumuzu kullanarak yaptığımız, yazdığımız ve izlediğimiz şeylerin birileri tarafından dinlendiğini, kaydedildiğini söyleyen bu belgesel, bunları dile getirmekle de kalmıyor ve kanıtlarıyla bize sunuyor.  Donald Trump seçimleri sosyal medya ile mi kazandı?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/63/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Belgesel, Trump'ın kazandığı seçimlerden sonra gündeme gelen "Veri Hırsızlığı" konusuna dikkat çekiyor ve o günlerde patlak veren ve Facebook kurucusu Mark Zuckerberg'ün de yargılandığı "Cambridge Analytica" sıkandalını konu alıyor. Cambridge Analytica adlı şirketin, sosyal medya ve akıllı telefon kullanan kişilerin verilerini nasıl elde ettiğini ve bu verileri nasıl seçim için kullandığını gözler önüne seren belgesel, Trump'ın seçimi kazanmasına farklı bir bakış açısıyla bakıyor.  Tüm verilerimiz ellerinde![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/2/2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Telefonumuzun tuş kilidini açmak için parmak izimizi okutup, gözümüzü taratıyoruz. Fotoğraf uygulamalarını kullanabilmek için galerimize erişimine izin veriyor ve uygulamanın, galerimizdeki tüm fotoğraflarımızı görmesine izin veriyoruz. Google aramalarımız kaydediliyor ve bu bilgiler, reklam verecek şirketlere satılıyor. Aslında kendimizle ilgili tüm bilgileri yine kendi ellerimizle biz veriyoruz. Son yaşanan FaceApp uygulaması krizinde de olan tam olarak buydu. Uygulama sadece çektiğimiz fotoğrafları görmekle de kalmıyor ve o fotoğrafların çekildiği konumları da tarayarak sizin nerede yaşadığınızı ,arkadaş çevrenizi, ne tür fotoğraflar çektiğinizi, yaş aralığınızı ve whatsapp galerinizi de görme fırsatı yakalıyor.  ● Sizlere "Sosyal Medya" konulu 2 Netflix belgeseli sundum. Kendinize mutlaka bir boşluk yaratın ve dünyada sosyal medya sayesinde neler yapılabildiğini, olayların hangi boyutlara ulaşabildiğini görün. Tüm bunların sonucunda "Kaan belgeselleri yalayıp yuttuk da şöyle iyi film tavsiyelerin de var mı?" diyenler, hemen aşağıdaki butona tıklayarak modlarına göre film tavsiyesi bulabilirler.  Modunu Seç ► Teşekkürler! 
11b
0
7 yıl
İşte Bu! Netflix'in Yeni Türk Dizisi "Bir Başkadır" İncelemesi!
İşte Bu! Netflix'in Yeni Türk Dizisi "Bir Başkadır" İncelemesi!
Aylar önce ilk duyurulduğunda fark etmiş, takibe almış ve tanımıştım Bir Başkadır dizisini. Yayınlanacağı günü iple çektim ve evet, bugün karşınızda tek oturuşta bitirdiğim bu Netflix imzalı nefis Türk dizisini size de tavsiye etmeye geldim. Buraya yolunuz "Bir Başkadır dizi konusu" ve "Bir Başkadır dizisi izlenir mi" gibi aramalar sonucu düştüyse doğru yerdesiniz.  Bir Başkadır Dizisi Replikleri ►  Hadi gelin şimdi yeni Netflix dizisi Bir Başkadır'ın konusu, izleyenlerin yorumları ve oyuncuları nasılmış birlikte ona şöyle kısaca bir göz atalım... Lafı çok da uzatmadan, sadece birkaç dakikada göz atıp fikir sahibi olabileceğiniz kadar kısa ve öz kaleme aldığım Bir Başkadır dizisi incelemesine geçelim... Hadi! Dizi hakkındaki düşüncelerime geçmeden önce Bir Başkadır dizisi konusuna şöyle kısaca göz atalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/224/24/iste-bu-netflix-in-yeni-turk-dizisi-bir-baskadir-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, farklı sosyokültürel ortamlardan gelen ve yolları bir şekilde kesişen, birbirinden çok farklı bir grup insanı konu alıyor. Bir gündelikçi, bir terapist ve daha birçok karakteri de merkezine alarak ilerlemeyi başaran dizi, aşırı doğal ve gerçekçi atmosferi ile izleyiciyi içine çekmeyi başarıyor. Netflix imzalı bir Türk dizisi için böyle düşüneceğim aklıma gelmezdi ama dizi mü kem mel![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/224/35/iste-bu-netflix-in-yeni-turk-dizisi-bir-baskadir-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Dizi başlıyor ve kendinizi ilk 5 dakikada o sessiz fakat etkili atmosferin içinde bulabiliyorsunuz. Oyunculuklar öyle iyi ki, mesela başrolümüz Meryem'i izlerken "Ben bu kadını kesinlikle tanıyorum" diye iç geçiriyorsunuz. Öyle iyi bir konu ve öyle iyi bir oyunculuk var ki, sanki ortada oynanan bir şey yok da gerçek dünyada bir yerlere konmuş kameralardan gerçek hayatları izliyor gibi hissediyorsunuz ve bence bu mükemmel bir olay... Yıllardır bu sektöre kıyısından köşesinden tutunmuş, yine yıllardır iyi bir izleyici olmaya çalışmış biri olarak söylemek istiyorum ki bu dizi mükemmel bir yapım. Afferin be Netflix! Bir Başkadır Dizisi Oyuncuları ►  Neden izlenir?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/224/55/iste-bu-netflix-in-yeni-turk-dizisi-bir-baskadir-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Dizi gerçekten çok akıcı. Gördüğümüz her karakterin de altı çok dolu. Olayların birbirine bağlanması çok başarılı. Sahne geçişleri, kamera açıları, ortamlar, bölüm sonu müzikleri, sokakta yürüyen karakteri Yeşilçamvari çok uzaktan çekme teknikleri, hepsi çok başarılı ve hepsi çok iyi düşünülmüş... İddia ediyorum bu dizi çok ses getirecek ve yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında hakkında çok güzel cümleler kurulacak... Öyle de sağlam bir yapım. Şimdilerden önlerden yerinizi ayırın. 8 bölümlük bu nefis diziyi 1 günde silip süpürün![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/224/69/iste-bu-netflix-in-yeni-turk-dizisi-bir-baskadir-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Hani bazen yabancı dizi izlediğimizde "Neden bizden çıkmıyor?" diye yakınıyoruz ya, işte bu Bir Başkadır dizisi, tam da bu yakarışa bir cevap niteliğinde bir yapım. 8 bölümden oluşan ve her bölümü ortalama 40 dakika uzunluğunda olan bu diziyi izleyin, izlettirin ve fırsat bulduğunuz her yerde tavsiye edip, desteğinizi verin. Verin ki uçmalı kaçmalı yapımlar yerine böyle ayakları yere basan sağlam yapımları daha fazla görelim.  NOT: Bir Başkadır dizisi hakkında çıkan ilk haberini okuduğumda bu kadar doğal, bu kadar gerçek ve bu kadar bizim ülkeden bir dizi çıkacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Takın kulaklığınızı, TV'de izliyorsanız da söndürün ışığınızı ve kendinizi bu nefis diziye bırakın... Şahsen ben bitirdikten sonra oyuncuları ve bu diziye imza atan Berkun Oya'yı ayakta alkışlamak istedim... Darısı başınıza.  İnce bir Spoiler; Başta da söylediğim gibi dizide her şey birbirine bağlı bir düğüm gibi. Gece Kulübü'nde güvenlik olan adamımız, tuvalette yakaladığı 2 kızı yaka paça dışarıya çıkarıyor. Kızlardan biri Cami Hocasının kızı adı Hayrunnisa. Yanındaki diğer kız "Ben bunu onun yanına bırakmam" diyor ve adamımızın evinin camını not yazdığı bir kağıda sardığı bir taşla kırıyor. Hocamız da bu sırada memlekete gitmek için eşiyle yola çıkıyor. Aracın ısıtma sistemi bozulunca adamımızı arayıp bir yardım getirmesini istiyor fakat o sırada evde cam çerçeve indiği için o iş biraz aksıyor. Ve doğal olarak araca bakacak tamirciye ulaşamıyor, ulaşamayınca hocanın eşi aracın içinde soğuktan ölüyor ve sonrasında hocanın kızı "Bunlar benim suçum" diyerek ağlıyor. Aslıda haklı, kulüpte tuvalette o yaşananlar olmasaydı, adamımızın evine taş gelmeyecekti ve o da Hoca'ya, yani kızın babasına yardım götürecekti. Kızımızın annesi de ölmeyecekti... Sadece bu müthiş kurgu bile bu dizinin ne denli başarılı olduğunu göstermeye yeter de artar. Hemen şimdi buraya tıklayarak bu diziyi Netflix'te izlemeye başlayabilirsiniz. - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
17b
2
6 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.