The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!

16 Ekim 2022
16b
0 Yorum
The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!

Size daha önce tavsiye ettiğim şu girişimcilik konulu filmleri hatırlayın. İşte Netflix'in bu yeni The Playlist dizisi de o listeye girebilecek yapımlardan biri. Hepimizin bildiği, kullandığı platformlardan biri olan Spotify'ın kuruluşunu konu alacak The Playlist dizisinin ilk haberini aldığımda oldukça heyecanlanmıştım. Dizi nihayet 3 gün önce (13 Ekim 2022) Netflix'te yayınlanmaya başladı ve ben de hemen izleyip bitirdim. Bu dizinin Spotify'ı konu aldığını bilmeyen pek çok kişi de şimdiden Google'da 'the playlist dizisi konusu ne?' sorusunu trend yapmış durumda. E hal böyle olunca da ben de hemen, The Playlist ismindeki bu yeni diziden bahseden bi içerik hazırlamaya karar verdim.

Mini Dizi Tavsiyeleri ► 

Hadi gelin şimdi Spotify'ı merkeze alarak ilerleyen The Playlist ismindeki bu yeni dizi nasıl bir yapım? Oyuncuları kimler? İzlenecek kadar iyi mi?.. gibi soruların cevaplarına birlikte bakalım... Hadi!

Dizi hakkındaki yorumuma geçmeden önce; The Playlist dizisi neyi konu alıyor, kısaca bahsedeyim...

The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!
Netflix'in yeni dizisi The Playlist, İsveç merkezli ünlü müzik yayın şirketi Spotify'ın kuruluş evresini ve kurulduktan sonra özellikle müzik endüstrisinde yarattığı değişiklikleri konu alıyor. Yani bu dizi boyunca, bir girişimin kurulma evresine ve sonrasında o girişimin önüne çıkan engellere şahit oluyoruz... Bu siteyi 2016 yılında kurduktan sonra karşılaştığım pek çok engeli düşününce, özellikle benim gibi biraz olsun içinizde 'girişimcilik' ateşi yanıyorsa bence bu diziyi kesinlikle izlemelisiniz. Çünkü dizi, devasa bir girişimin doğum sürecini ve sonrasındaki evresini fazlasıyla iyi bir şekilde konu alıyor. Benden söylemesi...

Ben bu diziyi gerçekten beğendim. Ama...

The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!
Her fırsatta söylediğim gibi, 'teknoloji' odaklı yeni girişimlerin ortaya çıkış sürecini konu alan film ve diziler her zaman ilgimi çekmiştir. Elimden geldiğince de yıllardır bu yapımları size de tavsiye etmeye çalışıyorum. The Playlist ismindeki bu dizi de benim için o yapımlardan biri olmayı kesinlikle başardı. Fakat... Bu tür girişimcilik işleri sizi çekmiyorsa, dev bir şirketin/markanın/platformun ortaya çıkış sürecini izlemek size pek çekici gelmiyorsa, tabi ki de bu dizi sizlik olmayabilir.

6 bölümün her birinde de farklı karaktere odaklanıyoruz!

The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!
Dizinin akıcılığı oldukça başarılı. Fakat kurgusu da bir o kadar farklı ve yine başarılı... Dizi, 6 bölümünün her birinde de olayların bir köşesinde olan 1 kişiyi merkeze alarak ilerliyor. Yani 1 bölüm, Spotify'ın kurucusunu izliyorsak, diğer bölüm, şirketin Hukuk işlerini takip eden bir avukatın yaşadıklarına odaklanıyoruz. Ben bu farklı akışı oldukça sevdim diyebilirim.

Dizinin kadrosunda tanıdık bir Türk oyuncu da var; Gizem Erdoğan!

The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!
Yine bir Netflix dizisi olan Kalifat'ın başrolünde de izlediğimiz Gizem Erdoğan'ı bu dizinin de oyuncu kadrosunda görüyoruz. İsveç doğumlu olan oyuncu pek çok yapımda yer almış olsa da, benim radarıma az önce de bahsettiğim Kalifat dizisiyle girmişti. Şimdi bu dizide tekrar izleyince de fark ettim ki bence önümüzdeki yıllarda kendisini daha iyi yapımlarda göreceğiz.

- - - - - - - - - 

Özet: Eğer aklınızda bir fikir varsa, bu fikri bir girişime dönüştürmek, şu anki işinizden istifa edip farklı ve heycanlı bir yola girip, kendi işinizin patronu olup, bu dünyada birilerine dokunmak istiyor ve iyi bir şeylere imza atmak için gece gündüz çalışmayı düşünüyorsanız işte bu dizi tam da sizin izlemeniz gereken bir yapım... Yok "Ben bilim kurgu, gerilim türlerinde veya şöyle aksiyonu bol bi şeyler izleyeyim.." diyorsanız da üzgünüm çünkü bu dizi pek sizlik değil. Ben fazlasıyla keyif alarak izledim bu diziyi, karar sizin.

- - - - - - - - - 

● The Playlist dizisi Netflix'te var mı? Evet dizi Netflix'te izlenebilir.

● The Playlist dizisi kaç bölüm? Dizi, 6 bölümden oluşuyor. Dizi bir 'mini dizi' olarak çıktığı için 2. sezonu hakkında da bir detay yok ve muhtemelen olmayacak.

● Dizinin oyuncuları kimler? The Playlist dizisinin oyuncu kadrosunda, başrollerde Edvin Endre ve Christian Hillborg'u görüyoruz. Ulf Stenberg, Joel Lützow, Gizem Erdoğan, Ella Rappich ve Sam Hazeldine ise kadrodaki diğer oyuncular.

The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!

Modunu Seç ►

The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
the playlist dizisithe playlist dizi konusuthe playlist dizisi netflixspotify dizisi netflixthe playlist yorumthe playlist dizi yorumlarıspotify konulu dizigirişimcilik dizisigirişimcilik dizilerigirişimcilik konulu dizilergüncel dizi tavsiyeleri
EN AKTİF ÜYELER
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Biliyorsunuz size buradaki "Netflix Filmleri" kategorimde, izleyip beğendiğim Netflix yapımı filmleri tavsiye ediyorum. Bugün ise menümüzde, sadece 2 gün önce yayınlanan, Netflix imzalı The Witcher dizisi var. Çıkacağını duyduğum ilk günlerden beri beni heyecanlandırmayı başaran bu diziyi çıktığı gibi 1 günde silip süpürdüm. Instagram hesabımızda yaptığım ankette de izleyip beğenenler ve beğenmeyenler yarı yarıya çıktı. Mesaj atıp "Çok kötüydü" diyen de oldu, "2. sezon ne zaman çıkacakmış Kaan?" diye soran da... Ben de bugün sizlere şöyle iyi ve kötü yönleriyle nefis bir The Witcher dizi incelemesi hazırlamak istedim. Bu arada bu inceleme bolca spoiler içerir, o yüzden devam etmeden önce aşağıdaki butondan Netflix'e gidip, diziyi üyeliğiniz ile izleyebilirsiniz. Sonra muhakkak buraya bekliyorum. Diziye Git ► Hadi şimdi arkanıza yaslanın ve önce The Witcher dizisi hakkında kısa bir bilgi edinelim, sonra da iyi ve kötü yanlarıyla The Witcher dizisini şöyle bir inceleyelim! Nereden çıktı bu dizi? Hangi çağı, hangi olayları anlatıyor? Oyuncuları kim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/53/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM]Öncelikle eğer siz de benim ve milyonlarca insan gibi Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones gibi yapımlara bayılanlardansanız, bu dizi sizin de ilginizi çekecektir. Polonyalı bir yazar olan Andrzej Sapkowski, 1994 yılında bir roman kaleme alıyor ve bu roman önce oyuna sonra da bu diziye dönüşüyor. Başrolümüzde ise meşhur Supermen'imiz "Henry Cavill" oynuyor. Dizimizin ilk sezonunda 8 bölüm var ve her bölüm 60 dakikadan oluşuyor. Büyücüler, yaratıklar, elfler, mutantlar, savaşlar ve orta dünya atmosferi tam sizlikse bu dizi sizin favoriniz olabilir.  Hadi şimdi The Witcher incelemesi başlasın! Önce dizi hakkındaki olumsuz yorumlarımı sıralamak istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/47/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] O ilk 2 bölüm neydi öyle? Öncelikle bu dizinin romanını okumamış, oyununu da oynamamış biri olarak bunları yazdığımı bilmenizi istiyorum... Konuştuğum kişilerin çoğu ilk 2 bölümden sonra bıraktıklarını söyledi, bu çok doğru çünkü dizi, olayları 3 farklı zaman dilimiyle işleyip, çok ileride birleştirdiği için ilk 2 bölümde izleyici hiçbir şey anlamadan birden olaylara balıklama atlamak zorunda kalıyor. Yani daha karakterlerin derinlikleri anlatılmadan, kim nedir, necidir bilmeden nasıl ölen bir kraliçe için bir his besleyebiliriz? Bir savaş geliyor fakat kim, neden saldırıyor bilmiyoruz. Birileri ölüyor fakat izleyici olarak hiçbir şey hissetmiyoruz. İşte bu da milyonlarca kişiyi ilk 2 bölümde diziden kopardı ne yazık ki. Kısacası, dizinin ilk birkaç bölümünü Witcher evrenini bilen kişiler izlesin diye çekmişler sanki...  "Bir geçmişten gösterelim bir gelecekten, biraz da şimdiki zamandan ekleriz..." Dizinin düzensiz bir akışı bulunuyor. Yani üstteki eleştirimde de dediğim gibi, bir bölüm izlediğiniz bir karakter, bir sonraki bölümde daha doğmamış olabiliyor. Witcher'ımız yaşlanmadığı için durumun farkına pek varamadan izliyorsunuz fakat bazı noktalar bu yüzden karmaşık veya saçma geliyor. "Kopuk kopuk hiçbir şey anlamadım" diyenler de tam da bu yüzden bir şeyler anlamamış oluyor. Dizinin ilk bölümlerinde olanları anlayabilmek için ilk sezonu tamamen izlemek gerekiyor.  Ezik büyücü kız ne zaman istediği erkeği elde edebilen güçlü bir alfaya dönüştü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/1/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Dizide bazı kısımlar o kadar havada ki, sadece öyle bakıyorsunuz. Hiçbir şey hissetmiyor ve sonnucunu görünce "Ha böyle mi olmuş" deyip devam ediyorsunuz. Başrollerden olan büyücümüz Yennefer, kamburu olan, özgüvensiz, ezik, itilip kakılan bir genç kızdı. Fakat birden hızlandırılmış bir kampa girmiş gibi karşımıza büyü güçleri zirvede olan bir afet olarak çıktı. Hadi bir yan rol olsa anlarız da, dizinin başrollerinden birinin yontulmasını neden izlemedik? Domuz çiftliğinden çıkıp aynaya bakıp kendini beğenmedi ve hop, bir gecede bir Alfa! Bu yüzeysellik beni diziden itti açıkçası.  CGI yani bilgisayar efektleri bazen o kadar vasat durdu ki... Yapılan dizi bir orta çağ dizisi. Yani ejderhaların, büyücülerin, yaratıkların, fantastik mekanların olduğu bir dönemi anlatan bir dizide CGI müthiş olmalıydı. Yüzüklerin Efendisi serisi günümüzden tam 20 yıl önce çekildi ama taş gibi efektleri vardı. Kim diyebilir ki şurda şu efekt patladı, komik durdu? Yani hal böyleyken özellikle bazı yaratıkvari görüntülerde CGI çok kötüydü. Hayal kırıklıklarımın biri de buydu.  Kurgu o kadar akıcı değil ki, adamımız Witcher'ın olmadığı sahneler çok sıkıyor... Dizide öyle sahneler bulunuyor ki kurgu gerçekten vasat. İzleyici o kısımlarda, "Ay hemen Witcher kısmı gelse" diye saniye sayıyor resmen. Bu bir dizi için çok kötü bir durum. Game of Thrones'u baz alın mesela. 2 yan rol diyalog içindeyken bile dikkatle izlersiniz, kapacak bir şeyleriniz vardır çünkü. Fakat bunda Witcher'dan başka neredeyse hiçbir karakterin sahnesini darlanmadan izleyemiyoruz, sıkıyor çünkü.  Ana kötü tarafımız "Nilfgaard", fakat neden hiç çok kötü gibi değiller?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/45/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Bu durum da beni çok rahatsız etti mesela. Herkesin ağzında bir Nilfgaard'dır gidiyor fakat Nilfgaard tarafını bir görüyoruz, çapulcu takımı... Yerli filmlerdeki amatör kötüler gibiler... Yüzüklerin Efendisi serisini düşünün mesela, kötü bir taraf bellidir. Fakat burada kötü yok? Dizinin ana kötü tarafının hiç ürkütücü, gerçekten kötü olmaması puan kırdığım bir başka detay. Savaş kısmı da başlı başına ayrı bir hüsran. Koca imparatorluk askerleri zırh diye kadife elbiseler giymiş gibiler. Zırh tasarımı o kadar kötü ki, ilk dikkat ettiğimde "Yok, böyle değillerdir ya..." diye kendimi kandırmaya çalıştım. Şimdi sıra geldi dizi hakkındaki olumlu yorumlarıma[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/17/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Başrolümüz "Henry Cavill" rolünün hakkını fazlasıyla vermiş! Yukarıdaki olumsuz eleştirilerimde de söylediğim gibi, dizide hemen adamımız Witcher'ı görmek istiyoruz. Çünkü adamımız gerçekten sesiyle, hareketleriyle rolünün hakkını veriyor. Dublör kullanmaması ile de oldukça beğenimi kazanan Henry Cavill, bu işi çok iyi kurtarmış. Gerçekten romanını okumamış, oyununu da hiç oynamamış biri olarak bu karakteri çok beğendim.  Dizinin atmosferi şahane! Dizinin 1. bölümündeki ilk sahneden 8. bölümünün son sahnesine kadar dizi, kasvetli, orta çağ atmosferini hiç bozmuyor. Karanlık, sisli, kasvetli hava dizide çok iyi işlenmiş. Sadece bu etken bile insanı içine çekmeyi başarıyor.  Müzikler gerçekten iyiydi Özellikle bu tarz orta dünya yapımlarında kullanılan müzikler, çok büyük bir etken teşkil ediyor. 8 bölümün hepsinde de özellikle dikkat ettim ve bence bu dizide kullanılan müzikler gayet başarılıydı.  Başrolümüzün dövüşme sahneleri gerçekten beklentimin üzerinde çıktı Dublör kullanmıyor olması ile zaten gönlümü kazanmıştı fakat Henry Cavill, gerçekten iri cüssesiyle şahane dövüş sahneleri ortaya çıkarmış. Kafa kesmeler, kılıç saplamalar, şık dönüşler, hırpalanmalar, hepsi dozundaydı. Dövüş sahneleri gerçekten iyiydi diyebilirim. Genel anlamda nasıl mı buldum? Anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/85/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Şöyle bir durup düşünüyorum ve kendime "2. sezonu çıktığında izlemek için can atar mıyım?" diye soruyorum. Cevabım ise "Maalesef hayır" oluyor. Yani yukarıda da gördüğünüz gibi dizi için olumsuz eleştirilerim olumlulardan daha çok. Yani dizinin 2. sezonunu sabırsızlıkla bekleyenlerden değilim. Fakat fantastik dizi arayışımıza bir ilaç oldu mu? Evet... Sağda solda "Game of Thrones'tan daha iyi" gibi gerçek üstü yorumlara rast geliyorum ve gülümseyip geçiyorum. Aslında hiçbir yapımı birbiri ile kıyaslamam bunu doğru da bulmam hepsinin tadı tuzu ayrı fakat GOT nerede, bu dizi nerede... Genel olarak, boşlukta izlenir. Fakat müptelası olunmaz diyerek içinde bulunduğum durumu özetleyebilirim. The Witcher Oyuncuları Türk Olsaydı Kimler Olurdu? ► ● Hemen aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
19b
0
6 yıl
The Day of the Jackal: Son Yılların EN İYİ DİZİSİ!
The Day of the Jackal: Son Yılların EN İYİ DİZİSİ!
Size burada en son 2 ay önce The Penguin dizisini tavsiye etmiştim... 2 aylık bu sürede yine elbet birçok dizi izledim fakat bu yeni dizilerden beni burada size tavsiye edecek kadar yakalayan pek olmamıştı... Ta ki The Day of the Jackal dizisine kadar... Peki nedir bu The Day of the Jackal dizisi konusu? The Day of the Jackal gerçekten izlemeye değer bir dizi mi? İşte bugün de burada sizlere bu dizi hakkında şöyle uzun olmayan, az ama öz cümlelerle bir sohbet edelim istiyorum. Hadi gelin şimdi hem The Day of the Jackal konusuna göz atalım hem de The Day of the Jackal dizisi hakkındaki düşüncelerimi burada sizle şöyle bir paylaşayım... E hadi! Yorumumdan önce gelin The Day of the Jackal dizisi konusuna bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/351/49/the-day-of-the-jackal-son-yillarin-en-iyi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, işinde gerçekten de profesyonel olan bir suikastçiyi konu alıyor. Çok uçuk rakamlar karşılığında çok önemli hedefleri etkisiz hale getiren adamımız, son işinden sonra kendini birden büyük bir cenderenin tam ortasında buluveriyor ve çok sağlam bir hikayede böylece başlamış oluyor. Bence son zamanların en iyi dizilerinden biri bu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/351/80/the-day-of-the-jackal-son-yillarin-en-iyi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin seyir keyfi çok yüksek. Her bölüm, ilk sahneden son sahnesine kadar adeta kadar sarıyor.. başından kalkamadığım bi dizi oldu bu. Damağımda şahane bi tat bıraktı.. dizide bu tadı bozan tek şey vardı, o da başrolleri paylaşan siyahi ablamız.. bu abla kimin torpiliyle bu kadroda, ilginç. Tüm bunlarla birlikte bence "The Day of the Jackal" son yılların en iyi yapımlarından biri... Nedendir bilinmez, ben bu dizideki o soğuk atmosferi, en sevdiğim ilk 5 diziden biri olan 'Succession' dizisindeki o atmosfere benzettim. Başrolümüz 'bence' ideal...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/351/11/the-day-of-the-jackal-son-yillarin-en-iyi-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizimizin başrolü Eddie Redmayne 43 yaşında bir aktör. Fakat gerek sakalının olmaması, gerek ise zayıf bir vücuda sahip olmasıyla olduğu yaştan 6-7 yaş daha genç gösteriyor. Diziyi izleyen pek çok kişi Eddie Redmayne'nin oyunculuğunu pek beğenmiyor ve bu role aslında çok iyi uymadığını söylüyor fakat ben bu düşüncelerin tam karşısında yer alıyorum... Bence başrolümüz Eddie Redmayne nefis bir oyunculuk sergilemiş. Bu mesleği yapan biri soğuk kanlı olmalı ve başrol oyuncumuz Eddie Redmayne de bence kesinlikle o soğukkanlı havayı bize sezdirmeyi başarıyor. - - - - - -  Özet; Bence The Day of the Jackal dizisi, son yılların en başarılı, senaryosu sağlam yazılmış en iyi işlerinden biri... Şöyle zeka dolu taktikleriyle, profesyonel bir tetikçinin yaşadıklarını görmek isterseniz, bu diziye mutlaka bir şans verin derim. Ben çok sevdim. Hatta Instagram hesabımızda tavsiye ettiğimde de pek çok 'olumlu' geri dönüş aldım... Siz şu ana kadar bu diziyi bir şekilde gözden kaçırdıysanız artık buna bir son verip hemen bugün bu diziye başlayın derim. - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/351/84/the-day-of-the-jackal-son-yillarin-en-iyi-dizisi-780x439.png[/RESIM] • The Day of the Jackal dizisi Netflix'te var mı? Dizi, şimdilik Türkiye'de yayında olan herhangi bir platformda yer almıyor maalesef. • The Day of the Jackal dizisi oyuncuları kimler? Dizinin oyuncu kadrosunda Eddie Redmayne, Lashana Lynch, Ursula Corbero gibi isimler yer alıyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
21b
14
1 yıl
Muhtemelen ilk Kez Duyacağınız, Ufkunuzu İki Katına Çıkaracak 24 Çarpıcı Bilgi
Muhtemelen ilk Kez Duyacağınız, Ufkunuzu İki Katına Çıkaracak 24 Çarpıcı Bilgi
Bugün, "Keşfettiklerim" köşemde sizi bir sanatçı, ya da yaşanan güzel bir olay ile tanıştırmayacağım. Bundan birkaç yıl önce bir proje kapsamında çoğu kişi tarafından bilinmeyen bazı bilgileri ve onların doğruluğunu araştırmıştım. O günden sonra da hiçbiri aklımdan çıkmamıştı. Aradım taradım ve o zamanlar not aldığım o bilgileri tekrar bulup, derleyip topladım. Çoğunun da sizi şaşırtacağını düşünüyorum. Hadi gelin şimdi o pek bilinmeyen ilginç bilgilere birlikte bakalım. 1. Böbrek naklinde değiştirilen böbreğe ne olur? [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/96/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Böbrek nakli sırasında çoğunlukla böbrekler değiştirilmez, kişi 3 böbrekle yaşamaya devam eder. 2. Ölürken hayatımızın film şeridi gibi gözümüzün önünden geçmesi olayı gerçek midir? Ölüm anında beyin çaresiz kalır ve eski anıları tek tek tarayıp çözümü aramaya başlar. Son dakika hayata dönen kişiler ile yapılan testler sonucu bu kanıtlanmıştır. 3. Osmanlı zamanında kasapların ruh hali... Osmanlı zamanında sürekli "kan" görüp insani duygularını kaybetmemeleri içi kasaplara 6 ayda bir, 1 aylığına farklı işler verilirdi. Tabi bu kasaplar saraylarda çalışan kasaplardı. Bazıları 1 aylığına bahçivan olurken bazıları da bu süre boyunca hayvanların bakımı ile ilgilenirdi. 4. Afrika'da Kurt, Ayı gibi hayvanlar yok![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/54/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Sanılanın aksine Afrika'da Kurt ve Ayı gibi hayvanlar yaşamaz. Hatta Kaplan da çok nadir görülür. Hatta ve hatta Aslan da yıllar önce burada yoğun şekilde bulunmuyordu. Aslanlar düzlüklerde değil, ormanlarda yaşarlardı. Ormanların Kralı unvanını da bu yüzden almıştır. Fakat yıllar içinde Afrika düzlükleri aslanların yaşam alanı olmaya başladı. 5. Neden uzaya göndereceğimiz araçların çoğunu aynı yerden fırlatırız?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/78/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/18/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.png[/RESIM] Fransız Guyanası ismindeki bir bölgeden göndeririz, peki ama neden? Bunun en büyük sebebi yakıttır. Ekvatorda yer çekimi etkisi daha azdır ve bu da büyük bir yakıt tasarrufu sağlar. İnsanoğlunun kafası biraz çalışıyor galiba, ne dersiniz? 6. "Söz uçar yazı kalır" sözünün aslında anlatmak istediği farklıdır. Bu söz aslında sandığımız gibi değil. Söz uçup dilden dile ulaşıp daha çabuk yayılırken, yazının sadece yazıldığı yerde kaldığını anlatır. 7. Bir mağazanın kapısına bakarak, kimlerin kendinden alışveriş yapmasını istediğini çözebilirsiniz. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/84/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Mesela LCWaikiki ve DeFacto mağazalarının kapılarını düşünün. Hepsi de geniş ve sensörlü kapılardır. Dokunmanız gerekmez. İşte bu, her kesimden insana hitap ettiklerini gösterir. Fakat Prada gibi markaların mağaza kapıları güç uygulayarak açılan kapılardır. Bu da hedef kitlesinin sadece belli bir kesim olduğunu gösterir. 8. Üzgünüm ama "Çay harareti alır" sözündeki çay, içtiğimiz çay değildir. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/23/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Oradaki "Çay" kavramı içine girip yüzülen akan sudur. Zaten içtiğimiz Çay da harareti almaz, bu kulaktan dolma bir bilgidir. 9. Yıllar önceki korsan gemi savaşlarında kullanılan zekice taktik...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/43/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Yıllar önce açık denizlerde yapılan korsan savaşları sırasında gemiler birbirine patlayan toplar yerine ağır metal toplar atarlardı. Patlayan toplar gemiyi ve içindekileri yakarken, metal toplar gemiyi parçalar ve yüzlerce insana kıymık batırırdı. Esir almak ve gemideki ganimeti ele geçirmek için gemi ve içindekiler sağ salim gerekirdi. Bu yüzden patlayıcı, yakıcı toplar tercih edilmezdi. Yıllar boyunca binlerce korsan, kendisine batan kıymıklar nedeniyle zamanla hayatını kaybetmiştir. Kabul edelim çok zekice. 10. Sivilceler kafasına göre çıkmaz. Yerlerinin belli sebepleri vardır. Eğer burnunuzun etrafında çıktıysa bu kalp ve tansiyona işarettir. Tuz kullanmayı bırakmalısınız. Çenede çıkıyorsa bu da yağlı yemektendir. Eğer yanaklarınızdaysa da bu da direkt olarak dişleriniz ile ilgilidir. Çürüklerinizi temizlettiğinizde kaybolacaklardır.  Eğer alnınızda çıkıyorlarsa da dengesiz besleniyorsunuz demektir. 11. Ölen bir tanıdığınızın önce sesini, sonra yüzünü, en son da giysisini unutursunuz. "Koku" olayı gerçek değildir. Çünkü sadece o kokuyu duyduğunuzda onu hatırlarsınız. Koku durup dururken hatırlanamaz. 12. Yeni doğan bebekler parmağımızı nasıl ve neden kavrayıp sıkar?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/91/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Aslında bunun cevabı çok basit. Bebekler dünyaya geldiklerinde konuşamaz, korkmaz ve anlamazlar fakat 1 adet refleks doğuştandır. O da "kavrama"... Bunun sebebi de vahşi ortamda yavrunun hayatta kalması içindir. Asırlardan beri her insanoğlu bu refleks ile dünyaya gelir. Doğan bir insan yavrusu hemen bir şeylere tutunabilmelidir. 13. Ağaçların köklerini ve dallarını hiç birbirine benzettiğiniz oldu mu?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/99/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Eğer cevabınız evet ise kutluyorum. Çünkü ikisi de aynı işlevi yapar. Bir ağacı ters çevirip toprağa dikip uygun koşulları sağladığınızda kökleri sertleşip dal olacak, yaprak verecek ve dalları da toprak içinde yumuşayıp kök olacaktır. Müthiş! 14. Yağmur yağdıran adam; Charles Hatfield![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/66/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] 1900'lü yıllarda Charles Hatfield ismindeki bir adam tam 503 kez yağmur yağdırmayı başarmıştır. Çocukluğundan beri meteorolojiye ilgili olan Hatfield, yaptığı düzenek ile ABD'de birçok kurak bölgeye yağmur yağdırmış ve halkın sevgisini kazandırmıştır. Fakat sonra sel olunca yine aynı halk tarafından linç edilmiştir. Seçimlerde liderler ile iş birliği yapıp para kazanmış ve yağmur yağdırmaya devam etmiştir. 1960'lı yıllarda 81 yaşında gizli formülünü kimseye söylemeden hayatını kaybetmiştir. Ölmeden önce ise hayatından ilham alınarak yapılan "The Rainmaker" filminin galasına şeref konuğu olarak katılmıştır. 15. 4200 metreden karınca yuvasına düşüp sağ kalan kadın; Joan Murray! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/33/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Joan Murray ismindeki bankacı bir kadın, paraşüt açılmayınca 4200 metreden düşmüş ve hayatta kalmıştır. Dünyanın en uzun binası Burj Khalifa 830 metredir. Hesabını yapın. Peki ama nasıl? Murray bir ateş karıncası yuvasına düşüyor ve anında binlerce karınca tarafından ısırılıyor. Beyin ve beden tam kendini kapatmak üzereyken bu ısırıklar sayesinde beden birden adrenalin üretmeye başlıyor ve Murray hayatını kaybetmiyor. Kadın sonraları birçok ameliyat da olarak sağlığına kavuşmuş ve karıncalara bol bol teşekkür etmiştir. 16. Güneş ve Samanyolu'nun boyutunu kavramanız için size bir örnek vereyim; Eğer Güneş bir hücremizin boyutunda olsaydı, Samanyolu Galaksi'si Avrupa kadar olurdu. 17. Aracınız yukarıya gidebilseydi 1 saate uzaydaydınız! Eğer arabalarımız yukarıya doğru gitseydi 1 saate uzaya varırdık çünkü yerden sadece 100 km yukarısı uzay. 18. Uzunluk anlamında dünyanın en uzun canlısı bir bantlı solucandır.[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/34/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Bir bantlı solucan en olgun halinde bir yüzme havuzunun bir ucundan diğerine kadar uzayabilir. Uzatıldığında kopmaz ve esner. Lavabo hortumları da bu canlıya göre dizayn edilmiştir. Bir lavabo hortumu tıkanırsa, elleriniz ile katlandığı yerlerden açabilir ve pisliği oradan atabilirsiniz. Sonra tekrar bastırıp kısa haline getirebilirsiniz. 19. Bumerang'ların silah için mi kullanıldığını sanıyorsunuz?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/24/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Ben de öyle sanıyordum ama tam olarak değil. Yıllar önce ortaya çıkan bu ilginç alet birçok yırtıcı kuşun dikkatini çekiyordu. Atıldığı yere geri geldiği için peşinden gelen kuşları yakalamak daha kolay oluyordu. Yırtıcı, onu bir av olarak görüyor ve kolayca tuzağa tıpış tıpış geliyordu. 20. Flamingo'lar alg ve yosun yedikleri için pembe renge sahiptir.[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/7/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Suyu süzüp içindeki yiyen bu hayvanlardan hangisinin rengi daha canlıysa o daha iyi beslenmiş demektir. Aynı şey bizler için de geçerlidir. Sürekli havuç yiyen bir insan beta karoten fazlalığından turuncu renge sahip olabilir. 21. Mavi Balina'nın yutabileceği en büyük şey ne dersiniz?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/9/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Derin suların ve karaların en büyük canlısı olan Mavi Balina'nın yutağı sadece bir Greyfurt kadardır. Suyu süzüp plankton yiyen bu canlıyı bir karpuz ile kolayca boğabilirsiniz. Fakat öyle büyüktürler ki, mesela İzmir'den çıkardıkları bir sesi başka bir Mavi Balina Kars'tan duyabilir. 22. İş kazaları savaşlardan daha çok öldürüyor! Günümüzde savaşlar ile ölen insan sayısı yıllık 650 bin kadarken, iş kazalarında bu sayı 3 milyonu buluyor. Gerçekten korkunç. 23. Doğanın zırhlı tankları Timsahların da bir açığı var...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/36/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Dünyanın en büyük baskı kuvvetini timsahlar uygular. Çenesini kapatan bir timsahın, kendi isteği dışında çenesini açmanız mümkün değildir. Fakat timsahların da bir açığı vardır. Çene kapama gücü yüksek tamam fakat ya açma gücü? Timsahlar çenelerini açma konusunda çok iyi değillerdir. Normal bir insan elleriyle bastırdığında bir timsahın çenesini kolayca sabit tutabilir. 24. Son olarak; Çığ altında kalan insanlar donarak ya da boğularak değil, hangi tarafın yüzey olduğunu bilmedikleri için çabalarken yorgun düşüp ölürler. Nasıl? Dediğim kadar varlar değil mi? Dünya koca bir derya ve bilmediğimiz o kadar çok şey var ki... Eğer gerçekten bu bilgiler sizi de etkilediyse hemen aşağıdan paylaşarak daha çok kişinin şaşırmasına vesile olabilirsiniz! Teşekkürler! 
23b
1
8 yıl
Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Google veya sosyal mecralarda milyonlarca kişi her gün 'netflix film önerileri' veya 'Netflix'te ne izlesek?' gibi aramalar ile her ay düzenli olarak ödeme yaptıkları Netflix'te izleyecek iyi bir şeyler arıyor. Bildiğiniz gibi Netflix, birçok yapımı yayınlamak için kiralıyor. Yayın süresi bittiğindeyse bu içerikler kayboluyor. Fakat birazdan göreceğiniz listemdeki filmlerin tümü, Netflix'in kendi yapımları olduğu için yıllar sonra bile bu netflix film önerileri listesine göz atanlar, bu filmleri Netflix'te bulabilecek. Ayrıca bu listede Platform, Irishman, Tinder Avcısı, I am a Mother ve Extraction gibi Netflix'te izlenme rekorları kıran yapımlardan çok, daha arka planda kaldığını düşündüğüm iyi Netflix filmlerine yer vermek istiyorum... Hadi gelin şimdi Netflix'e her ay verdiğiniz paraya değecek, Netflix'te izlemeniz gereken o film önerilerine birlikte göz atalım! ● Bu içeriğin aynısını video olarak YouTube kanalımızda da hazırladık, dilerseniz video olarak da izleyebilirsiniz![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=jkD2RH6TthU[/VIDEO] 1. İlk Netflix filmi önerim olan Spectral ile başlayalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/86/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Netflix kütüphanesinde birçok kişinin gözden kaçırdığını düşündüğüm bu film, vurdulu kırdılı iyi bi bilim-kurgu filmi benim için. Savaşlarda kimyasal ya da farklı türdeki silahları çok gördük, fakat görünmeyen ve dokunduğunu anında öldürebilen bi silah karşısında ne yapılabilir? İşte benim beklentimin çok üzerinde çıkmayı başaran bu film de, bu konuyu işliyor. Bu filmi tavsiye ettiğim birçok kişi "Nasıl gözden kaçırmışım hayret..." diyerek bana geri döndü. E darısı başınıza... Filme Git ►  2. Ballad of Buster Scrugs ise Netflix'te izlemenizi istediğim özel yapımlardan biri...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/50/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu film ise Netflix'te izleyebileceğiniz en özel yapımlardan biri... 6 kısa ve farklı hikayeden oluşan bu film, birbirinden bağımsız hikayeler ile sizi kovboyların kol gezdiği, güneşin kavurduğu western bi dünyaya götürüyor. Çocukken okuduğum o hikayelerdeki tadı aldığım bu film için keşke "6 bölümlük bi film yerine, 60 bölümlük bi dizi olsaydı" bile dedim. Artık ne kadar beğendiğimi siz düşünün... Bu çok ama çok özel olan yapımın son bölümü hariç, 5 bölümünü de mutlaka izleyin derim. "Kaan demişti..." dersiniz. Filme Git ►  3. Balle Perdue[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/70/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Netflix Fransa yapımı bu filmi de platformda pek çok kişi gözden kaçırıyor. Zeki bi tamircinin, modifiye ettiği aracıyla giriştiği soygunda yakalanmasını ve sonrasını izliyoruz. Polis, adamımıza "E madem böyle yeteneklisin, bize de bi şeyler yap" deyince adamımız kendini birden çok kirli oyunların ortasında buluveriyor... 1 buçuk saatlik bu film, beni yakalamayı başardı. Göze batan kötü oyunculuklar yok, aksiyon sahneleri gayet yerli yerinde ve film de akıyor, e daha ne olsun? Bi göz atın derim. Filme Git ►  4. Mosul[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/47/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Alper Çağlar imzalı, benim de çok beğendiğim 6 bölümlük BÖRÜ dizisini sevenler şimdiki tavsiyemi fazlasıyla beğenecektir. 2020 Netflix imzalı bu film, yerle bir olan Irak'ta IŞİD'in peşine düşen ve tabiri caizse telsiz kapatıp yok olarak adım adım düşmanını indiren bi özel harekat timini ve bu ekibin, çatışmanın ortasından çekip çıkardığı bi polisi konu alıyor. Polisimiz, tüm bu çatışma olaylarına biraz yabancı olunca, biz de izleyici olarak onda kendimizi bularak daha fazla olayların içine girebiliyoruz. Hikayesi ve konu aldığı kişileri gerçeğe dayanan bu film, özellikle bu türü sevenler için ilaç gibi gelebilir. Benden söylemesi... Filme Git ►  5. Saqqara Tomb[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/59/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.jpeg[/RESIM]Şimdiiiii... Eski Mısır ile aranız nasıl? Asırlar önce yaşayan binlerce insanın devasa piramitleri nasıl yaptıkları, nasıl bi ortamda yaşadıkları ve neler düşündükleri benim gibi sizin de ilginizi çekiyorsa, Netflix'teki bu yapımı kesinlikle izlemelisiniz. Bu yapımda Mısır'ın bilinen en eski başkenti Sakkara'da yapılan kazıları izliyoruz... Mumyalar, eşyalar, lahitler ve binlerce yıl önce gömülüp hala öylece duran cansız hayvanlar ve dahası... Bir göz atın derim. Filme Git ►  6. Oxygen[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/46/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Şimdi nefesinizi tutun... Çünkü izleyeceğiniz bu Netflix filmindeki başrolümüz tam olarak bunu yapmak zorunda... Kapalı bir odada gözlerini açan bir kadın, bu dar odaya nası geldiğini hatırlamaya çalışırken birden azalan oksijenini fark ediyor ve bir hayatta kalma mücadelesi de böylece başlamış oluyor. Netflix, bu filmiyle beni şaşırtmayı başardı. Tek mekanlı filmlerde izleyiciyi sürüklemek çok zordur, fakat bu film bunu başarıyor. Şöyle farklı ve gerilimli bi şeyler arıyorsanız artık aramanıza gerek yok, çünkü sizin filminiz bu... "Kaan demişti" dersiniz... Filme Git ►  7. My Teacher Octopus[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/95/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Ve geldik, sonlarına doğru bana "Bi vahşi yaşam belgeseli insanı nası ağlatabilir yahu..." dedirtmeyi başaran o filme... Toplamda birkaç yılda çekilen bu 1 buçuk saatlik belgesel filmde, sığ sularda tüpsüz dalış yapıp keşfe çıkmayı seven bi adamı ve onun yine bu dalışlarından birinde tanıştığı bi ahtapot ile oluşan inanılmaz bağını izliyoruz. Bu öyle başarılı bir yapım ki, izlerken yer yer kendinizi çok iyi bi dram filmi izliyormuş gibi kederli ve hüzünlü hissediyorsunuz. Birçok yerden ödülleri toplayan bu yapım, bi dram filmi kadar dram, macera filmi kadar macera ve bir belgesel kadar nefis görüntüler içeriyor. Kaçırmayın. Filme Git ►  8. Downfall: Boeing[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/15/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]İzleyeceğiniz bu yapımdaysa, sinirden yumruğunuzu sıkmamak için kendinizi dizginleyin derim... Çünkü gerçek ve bi o kadar da dev bi skandalın iç yüzünü göreceksiniz... Farklı tarihlerde ard arda yaşanan 2 uçak kazası sonrası gündeme gelen çok önemli konuları işleyen bu yapım, 'yolcu uçağı' gibi dev bi teknoloji harikasındaki sorunları, sıfır teknik bilgisi olan birinin bile anlayabileceği şekilde aktarıyor. Önce havacılık sektöründeki herkesin sonra da hayatında 1 kez bile uçağa binmiş olan tüm insanların izlemesi gereken bi yapım bu. Ben izlerken "Nasıl ya? Bu nasıl bi ihmalkarlık" diye sinirlenip, kızdım... Filme Git ►  9. Rose Island[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/8/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Şimdi şöyle düşünün; Tekneyle Ayvalık'tan çıkıp Ege Denizin'de hiçbir ülkenin hakkı olmayan sularda bi yere gidip, deniz tabanına platformlar sabitleyip küçük bi ada oluşturuyorum ve burası "Kaan'ın Adası'dır" deyip yeni bi devlet kurduğumu ilan ediyorum... Nasıl olay ama? Yoksa çok mu uçuk geldi? Fakat ya size bunun 1970'lerde yaşanan gerçek bi olay olduğunu söylesem? İşte bu Netflix filmi de tam olarak bunu konu alıyor. Öyle devasa bir film izlemeyeceksiniz fakat içinde aşk da olan ve yer yer de gülümseten çılgın bi film sizi bekliyor. Özellikle bir hafta sonu mutlaka bi şans verin derim. Filme Git ►  10. Outlaw King[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/14/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu Netflix filmiyse, Brave Heart filmindeki William Walace gibi işgalcilere kafa tutan "Robert Bruce"u konu alıyor... 2 saatlik bu film, gerçek kişi ve olayları işlediği için izleyenini peşine takıp sürüklüyor. Şöyle bi 2 saatiniz varsa, oklu, kılıçlı savaş sevenlerdenseniz, e bi de Game of Thrones ve Braveheart özlemi çekiyorsanız bu film tam sizlik olabilir, benden söylemesi... Filme Git ►  11. Against The Ice[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/83/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Netflix'te yeni yayınlanan bu film ise tamamen gerçek kişi ve olayları konu alıyor... 1900'lü yılların başında "Bu grönland tek parça bi ada, bunu herkese göstericez" diye gaza gelip bi keşif gezisine çıkan bi grup denizciyi ve sonrasında yaşananları konu alan bu yapım, zorlu bi coğrafyada yaşanan hayatta kalma mücadelesini nefis bi şekilde işliyor. Üstelik izlerken tüm bu sürecin gerçekten bi zamanlar yaşandığını bilmek de insanı daha fazla etkilemeyi başarıyor. Bir göz atın derim. Filme Git ►  12. Ve son olarak; Kate![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/311/52/netflix-e-verdiginiz-paraya-degecek-12-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bir görev sonrasında sadece 24 saat hayatta kalacak şekilde zehirlendiğini öğrenen başarılı bi suikastçinin yaşadıklarını izliyoruz bu filmde. Birçok kişinin "John Wick'in kadın versiyonu.." gibi yorumlar yaptığı bu film, bol koşturmaca içeriyor. Şöyle sakin kafayla, üzerine düşünerek kendinizi yormayacağınız bir şeyler izlemek istiyorsanız bu film aradığınız şey olabilir, benden söylemesi... Filme Git ►  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
26b
0
3 yıl
Gerilim ve Gizemin Zirvede Yaşandığı, Başarılı İspanyol Yönetmen Oriol Paulo Filmleri!
Gerilim ve Gizemin Zirvede Yaşandığı, Başarılı İspanyol Yönetmen Oriol Paulo Filmleri!
Biliyorsunuz, 1 yılı aşkın bir süredir burada size modunuza göre film önerisi bulabilme imkanı sağlamaya çalışıyorum. İzlediğim ve beğendiğim filmleri "Beynimi Yaksın" ve "Gerileyim" gibi 10'dan fazla kategoride sizin için listeliyor ve "Ne izlesek?" diye düşünen sizlere anında izleyecek bir film sunmaya çalışıyorum. İşte bu 1 yıldır bu platformda sizlere tavsiye etmekten çok mutlu olduğum ve geri dönüşlerinizden anladığım kadarıyla sizlerin de çok sevdiği bir tarz var ki o da; "İspanyol Filmleri"... Evet. Ben tam anlamıyla bir İspanyol filmi tutkunuyum ve birçok tavsiyemde de buna değinmeden geçmiyorum. Bugün ise size burada nefis İspanyol yönetmen & senarist "Oriol Paulo"dan ve bu şahane adamın imzasını taşıyan filmlerden biraz bahsedeceğim. Çünkü görüyorum ki bu etkileyici yönetmen pek bilinmiyor... Hadi gelin Oriol Paulo kimdir ve Oriol Paulo filmleri nasıldır bunlara birlikte bakalım. Oriol Paulo, 1975 doğumlu ve şu an 40'lı yaşlarında olan başarılı bir İspanyol yönetmen[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/82/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Aslında bir yönetmenden bahsederken o yönetmenin onlarca filminden bahsetmek gerek fakat Oriol Paulo'nun yönettiği ve senaryosunu yazdığı sadece bir elin parmağı kadar film bulunuyor. Fakat bu çok az sayıdaki filmlerde öyle harikalar yarattı ki birden tüm dünyanın ve tabi benim de dikkatimi kendisine çekmeyi başardı. Henüz çok filmi olmamasına rağmen kendisine şimdiden "Twist Kralı", yani sürprizli filmlerin kralı deniyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/1/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Bu şahane adamın onlarca filmi olmamasına rağmen şimdiden sinema sektöründe kendisine "Twist Kralı" olarak hitap ediliyor. Çünkü Paulo'nun her filmi içinde birçok sürprizi barındırıyor ve izleyenini sürekli şaşırtıyor. Öyle nefis "Gizem", "Gerilim" ve "Polisiye" filmleri yapıyor ki, filmlerine bir başlayan asla bitirmeden bırakamıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/17/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Bu şahane yönetmen, yaptığı her filmde Gizem ve Gerilimi o kadar iyi kullanıyor ki, filmlerin son anına kadar öylece merak içinde büyülenip gidiyorsunuz. Yani filme kapılmamanız imkansız bir hale geliyor. Karanlık havaları, kasvetli atmosferi öyle güzel işliyor ki, filmdeki bütün gerilimin sorumluluğunu tam da omuzlarınızda hissediyorsunuz. Oriol Paulo'nun ilk işi, benim de burada size tavsiye ettiğim, 2010 yılında vizyona giren "Julia'nın Gözleri" filmiydi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/9/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Fakat şöyle söylemek gerekirse, bu Oriol Paulo'nun ilk filmi olduğu için sürprizleri en az filmiydi. Fakat yine o gizem ve gerilimi çok iyi harmanlamıştı.  Filme Git! ► Bir diğer filmi "El Cuerpo" yani "Ceset" filmiyle ise izleyen herkesi şaşırtmayı başarıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/67/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Bu nefis filmi burada aylar önce size tavsiye etmiştim. İçindeki gizemi ve gerilimi sonuna kadar korumayı başaran çok nadir filmlerden biri. Film sanki özellikle sizin odaklanarak izlemeniz için yapılmış çünkü aksi bir durum söz konusu olamıyor. Yani film sizi öyle bir içine çekiyor ki mutlaka odaklanmanız gerekiyor.  Filme Git! ► 2016 yılında vizyona giren bir başka filmi "The Invisible Guest" yani orijinal adıyla "Contratiempo" ise birçok kişiyi Hollywood dünyasından koparıp, İspanyol filmleri evrenine sürüklemeyi başardı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/93/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Gerek gerilim dolu atmosferi, gerek ise içindeki gizemi sonuna kadar korumasıyla bir başka nefis Oriol Paulo filmi bu. Özellikle akıl dolu ve ince ince işlenen senaryosu ile her izleyeni kendine hayran bırakan bu film, hemen aşağıdaki görselde de gördüğünüz gibi kaanintavsiyesi.com üyeleri tarafından en çok beğenilen ilk 5 film arasında yer alıyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/90/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.png[/RESIM] Filme Git! ► Henüz çok yeni vizyona giren "Durante La Tormenta" yani "Fırtına Anı" filmi ise beyin yakan senaryosu ile "Ben bulmaca çözme konusunda iyiyim" diyenleri bile şaşırtmayı başardı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/64/51/gerilim-ve-gizemin-zirvede-yasandigi-basarili-ispanyol-yonetmen-oriol-paulo-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Bu ise Oriol Paulo'nun Netflix imzalı son filmi. Beyin yakan senaryosu ile her izleyeni kendine hayran bırakmayı başarıyor.  Filme Git! ► ● İspanyol filmlerine olan tutkumu burada size defalarca söyledim ve uzun bir süre daha bunu dillendireceğim. Çünkü İspanyol filmlerinin hiçbirinde Holywood klişeleri bulunmuyor. Neredeyse her İspanyol filminin senaryosu zekice yazılıyor ve sadece bu bile izleyen kişiyi yakalamayı başarıyor. Oriol Paulo filmleri ise bunun en güzel örneklerinden...    Moduna Göre Film Seç! ►  
23b
1
7 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
20b
0
8 yıl
Hemen Şimdi İzlemeniz Gereken Gerilim Dolu 7 İspanyol Filmi Önerisi
Hemen Şimdi İzlemeniz Gereken Gerilim Dolu 7 İspanyol Filmi Önerisi
6-7 ay kadar önce burayı kurdum ve sizlere film tavsiyeleri vermeye başladım. O gün bugündür filmleri önce kendim izliyor ve sonra da burada size öneriyorum. Hem de modunuza göre kategorize ederek... İşte tam da bu süreç sırasında geriye dönüp baktım ve çok ilginç bir şeyi fark ettim. Size çoğunlukla İspanyol filmleri önerisi yapmışım ve hepsi de çok sevilmiş. İşte bu da beni bu listeyi hazırlamaya itti. O tavsiyelerimden bazılarını burada sizlere listelemek istedim.  Hadi gelin şimdi o birbirinden iyi, gerilim dolu İspanyol filmlerine bir göz atalım... 1. İlk İspanyol filmi tavsiyemiz "The Invisible Guest", yani "Görünmeyen Misafir" oluyor...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/87/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-780x439.jpg[/RESIM]►"Kaan nedir bu film? Nasıl bir şeydir?" diyenler hemen buraya tıklayarak filmi izledikten sonra yazdığım kısa tavsiye metnine ışınlanabilir. 2. Bir sonraki film önerimiz ise "El Cuerpo" yani "Ceset"![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/29/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-780x439.jpeg[/RESIM]►Filmin tavsiye metnine ışınlanmak için buraya tıklayın. 3. Sıradaki İspanyol filmi önerisi ise "El Orfanato", yani "Yetimhane"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/60/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-780x439.jpg[/RESIM]►Filmin tavsiye metnine ışınlanmak için buraya tıklayın.   4. Gerilim dolu bir diğer İspanyol filmimiz ise "Rec", yani "Ölüm Çığlığı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/42/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-onerisi-780x439.jpg[/RESIM]►Filmin tavsiye metnine ışınlanmak için buraya tıklayın. 5. Listemizin bir sonraki film tavsiyesi ise "La Cara Oculta", yani "Karanlık Taraf"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/15/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-780x439.jpg[/RESIM]►Filmin tavsiye metnine ışınlanmak için buraya tıklayın. 6. Sondan bir önceki önerimiz ise "Los cronocrimenes", yani "Suç Zamanı" oluyor... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/43/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-onerisi-780x439.jpg[/RESIM]►Filmin tavsiye metnine ışınlanmak için buraya tıklayın. 7. Listemizin son sırasındaki İspanyol filmimiz ise "La Habitacion de Fermat", yani "Kapan"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/38/16/hemen-simdi-izlemeniz-gereken-gerilim-dolu-7-ispanyol-filmi-780x439.jpg[/RESIM]►Son filmimizin tavsiye metnine ışınlanmak için de buraya tıklayın. ◆ Bunlar kesmedi mi? O zaman buraya tıklayarak moduna göre film tavsiyesi bulabilirsin!  E ben size daha ne yapayım? :)
32b
0
8 yıl
NE! Aras Bulut İynemli ve Emma Watson Başrollü Atatürk Konulu Disney+ Dizisi Geliyor!
NE! Aras Bulut İynemli ve Emma Watson Başrollü Atatürk Konulu Disney+ Dizisi Geliyor!
Disney+ bomba bir Atatürk dizisiyle Türkiye pazarına girecek. TV 100'den Birsen Altuntaş, yakın zamandır fazlasıyla konuşulan yeni Atatürk dizisi ile ilgili bazı detayları paylaştı ve biz "Pera Palasta Gece Yarısı" dizisindeki Atatürk sahnelerini defalarca izlerken, Atatürk konulu yeni bir dizinin yolda olduğunu ve üstelik içinde de pek çok sürprizin bizi beklediğini açıkladı. Hadi gelin şimdi Disney+'ın o Emma Watson ve Aras Bulut İynemli başrollü yeni Atatürk dizisine şöyle bir göz atalım ve dizi kaç bölüm olacak? Disney+ üyelik ücretleri nasıl? Hepsine şöyle birkaç dakikada bir göz atalım! Hadi! Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü konu alacak Disney+ dizisi 6 bölüm olacak![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/282/50/ne-aras-bulut-iynemli-ve-emma-watson-basrollu-ataturk-konulu-disney-dizisi-geliyor-780x439.png[/RESIM]Atatürk'ü merkeze alarak ilerleyecek olan Disney+ dizisinin ilk sezonu 6 bölümden oluşacak. Haberler şimdilik bu yönde düştüğü için diziden bir 'mini dizi' olarak bahsedemeyiz. 2. sezonu da düşünüldüğü ifade edilen dizinin 1. sezonu, 6 bölümlük bir seri ile izleyici karşısına çıkacak. Başrollerde Emma Watson ve Aras Bulut İynemli var![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/282/6/ne-aras-bulut-iynemli-ve-emma-watson-basrollu-ataturk-konulu-disney-dizisi-geliyor-780x439.png[/RESIM]Atatürk temalı Disney+ dizisinin başrolünde ünlü Türk oyunculardan Aras Bulut İynemli yer alıyor. İynemli, Atatürk'ü oynayacak ve iyi oyunculuğu sayesinde şimdiden bu rolün hakkını vereceği düşünülüyor. Diziyle ilgili bir bomba da bugün açıklanan Emma Watson olayı... Harry Potter ile adını tüm dünyaya duyuran dünyaca ünlü oyuncu Watson, bir Türk dizisinde, hem de Atatürk konulu bir Türk dizisinde yer alacak. Bitti mi? Bitmedi! Dizinin müzikleri de dünyaca ünlü Hans Zimmer'a emanet![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/282/76/ne-aras-bulut-iynemli-ve-emma-watson-basrollu-ataturk-konulu-disney-dizisi-geliyor-780x439.png[/RESIM]Aslına bakarsanız bu dizi hakkında benim için Emma Watson'dan daha büyük bomba, dizinin müziklerini Hans Zimmer'ın yapacak olması oldu. Çünkü şimdiye kadar yaptığı işler ile adını tüm dünyaya duyurmayı başarmış olan Zimmer, bu dizinin müziklerini yaparak diziyi tüm dünyada yankı uyandıracak bir yapıma dönüştürecek. Zimmer, sadece iyi işleri kabul etmesiyle biliniyor. Dizinin de müziklerini yapacak olan Hans Zimmer, Interstellar, Dune, Dunkirk, Batman, Karayip Korsanları, Inception, Gladyatör gibi dünyaca ünlü birçok filmin de müziğini yapan isim... En sevdiklerimden birini de gözleri kapayıp dinlemeniz için şuraya bırakayım; [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=va1oiojnGrA[/VIDEO] - - - - - - - - - Pekiii; Disney+ ülkemizde ne zaman açılacak? ve tabi en önemlisi Disney+ kaç para?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/282/53/ne-aras-bulut-iynemli-ve-emma-watson-basrollu-ataturk-konulu-disney-dizisi-geliyor-780x439.jpeg[/RESIM]Disney+, tıpkı Netflix gibi izlenecek içerikler sunan bir dijital platform. Ülkemizde 14 Haziran 2022'de yayın hayatına başlayacak olan Disney+, aylık 34,99 TL üyelik ücretine sahip. Disney+, aylık ve yıllık olarak fiyatlandırma seçenkleri sunuyor. Fakat Netflix'in bile zamlandığı şu günlerde Disney+'ın aylık 35 tl olması, yüksek bir miktar sayılmaz. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
0
4 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.