Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

06 Ekim 2020
30b
2 Yorum
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

Uzun zamandır Beynimi Yaksın kategorime bir film ekleyememenin üzüntüsü içindeydim. Fakat Nolan imzalı "Tenet", bu sorunumu çözdü ve beyin yakan filmler listelerimde şimdiden yerini almayı başardı. Her yerde "Tenet filmi konusunu anlayan var mı?" şeklinde sorular görüp, "Tenet filmi inceleme" başlığı adı altında aşırı karışık, yazanın bile anlamadan yazdığı analizler görünce kolları sıvadım ve size kısa ve öz cümleler ile Tenet filmi incelemesi hazırlamak istedim. 

Beyin Yakan Film Tavsiyeleri! ►

Hadi gelin şimdi son zamanların en karışık, en kafa yoran, en beyin yakan filmi Tenet'in konusuna, anlatmak istediğine bir bakalım ve kafanızda bazı taşların yerine oturmasını sağlayalım... Hadi! 

Öncelikle Tenet filminin konusuna şöyle bir bakalım

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Filmin karışık konusunu en basite indirgersek ortaya; Dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bir organizasyon ve bir kahraman çıkıyor. Casusumuz kendisine yardım edenlerle de birlikte kötü adamı durdurmaya ve dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Tabi olay bu kadar basit ilerlemiyor ve zamanın hem ileriye hem de geriye akması gibi birçok beyin yakan detay da olaya dahil oluyor. 

Bundan sonrası SPOİLER, izledikten sonra kafanızdaki soru işaretlerini biraz olsun gidermek için buraya uğrayın...

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

Kemerlerinizi bağlayın, Christopher Nolan'ın dünyasına doğru yola çıkıyoruz!

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Nolan bu filmin temel aldığı "ters yöne akan zaman" fikrini 20 yıldır düşünüyormuş. Bunu Tenet'in senaryosuna dönüştürmesi de 4-5 yılını almış. E hal böyle olunca, ortaya da bu içinden çıkılamayacak gibi görünen, beyin yakan film çıkıyor. 

Her şey insanoğlunun dünyayı tüketmesiyle başlıyor...

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Gelecekteki insanlar, bitip tükenmek üzere olan dünyayı kurtarmak için hiçbir şey yapamayınca (Interstellar filmindeki dünyayı kurtaramayınca uzayda yeni arayışlara girmek gibi düşünebilirsiniz) zamanı geri almayı keşfetmişler. Dikkat edin zamanda geriye gitmek değil, zamanı geriye almak diyorum. Yani zamanı geriye alarak, dünyayı hiç kirlenmemiş, tüketilmemiş, el değmemiş haline getirmek istiyorlar. Bunu da zamanı geriye alarak gittikleri yerlere "evriltilmiş" denen, ters yöne hareket eden şeyleri bırakıyorlar ki onlarla karşılaşan kişiler bunların gelecekten geldiğini düşünüp mümkün olduğunu anlayabilsin. Filmimizin kahramanı laboratuvarda evriltilmiş kurşun ile ilk tanıştığında bilim kadınının ona "Bunları kimin yaptığını bilmiyoruz, bize gelecekten gönderiliyor" dediğini hatırlayın. 

Peki kötü adamımız Sator bu olayın neresinde?

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Yukarıda bahsettiğim ve sonu gelen dünyada yaşamaya çalışan gelecekteki kişiler gönderdikleri mesajla zaman makinesi yaratılması görevini Sator'a veriyorlar. Filmde Sator'un Plütonyum ararken bulduğu mesajı hatırlayın. Yani aslında o günkü nesil de hayatta kalmaya çalışıyor, zamanı geriye almaya çalışan gelecek nesil de. İşte filmde de tam olarak bunu konu alan bir diyalog geçiyor. İsmi söylenmeyen başrolümüz "Herkes kendi nesli için mücade verir" diyor, Sator da cevap olarak şunu söylüyor; "Onlar da tam olarak bunu yapıyor..." yani buradan da anlayacağınız gibi aslında filmde kötü bir taraf yok. Herkes kendi dünyasını kurtarma peşinde fakat Sator, gelecektekilerin adamı konumundan dünyanın sonunu getiren hem de kafasına göre istediği zaman getirebilen bir adama dönüşünce kötü taraf ortaya çıkmış oluyor. 

Geçmişe gidip dedenizi öldürseniz anne-babanız ve dolayısıyla siz de hiç doğmamış olursunuz, peki o zaman dedenizi kim öldürdü?

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
İşte film "Büyükbaba Paradoksu" olarak bilinen bu meşhur paradoksa da değiniyor. Aslında tüm film bu mantığın üzerine kurulu bile diyebiliriz. Hatta filmde bu paradoks sonrasında gelecektekilerin dünyayı kurtarma planı için "E bizi yok ederlerse onlar da yok olmaz mı?" diye soruluyor, Neil karakteri ise "Yok o işler pek öyle değil" gibi bir cevap veriyor. 

Gelelim benim düşüncelerime...

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Aslında hep düşündüğüm bir konuydu bu; Her insanın 3 farklı boyutu olabilir mi? Biri geçmişteki ben, diğeri şu an bunları size yazan ben ve gelecekteki ben... İşte bu filmde biraz olsun bu müthiş ve bir o kadar da uçuk fikri somut bir şekilde görme fırsatı buldum. 

• Filmin en başında opera binasında Neil'ın, başrolümüzü kurtarma olayı güzeldi. Tabi çantasından sarkan kırmızı ip sayesinde bunu çok sonra anlasak da, meğer daha ilk 5 dakikada filmin çok sonralarına şahit olmuşuz. Bu gerçekten müthişti. 

• Sator'un eşi Kat, "Tekneden suya atlayan bir kadın gördüm, özgürlüğünü kıskandım" diyordu fakat filmin 2. yarısında o kadının kendisi olduğunu öğrendik. Bu da çok beyin açıcı bir ayrıntıydı. 

• Neil, adamımızın görev başında alkol almadığını bilerek ona diyet kola söylüyordu, çünkü Neil gelecekten geriye doğru geliyor, başrolümüz ise ileriye gidiyordu. Yani Neil, adamımızla yıllardır tanışıyordu hatta bir yerde de başrolümüze "Beni sen işe aldın" diyor. Bu da her şeyi açıklıyor. 

• Son saldırı sahnesinde helikopterlerin geriye gidip, takımlardan birinin geriye diğerinin ise ileriye hareket etmesi müthiş, binanın patlama sahnesi ise olağanüstüydü diyebilirim. O sahneyi izledikten sonra işte sinema böyle olmalı diye iç geçirdiğimi bile söyleyebilirim... 

• Anında geriye ışınlanmak ve laps! diye her şeyi sıfırlamaktansa yavaş yavaş geriye sarma fikri acayip hoşuma gitti. Bu çılgın fikri, silaha geri giren kurşunları, teybin geriye sarılması gibi terse dönen detayları nasıl daha önce böylesine net izlememişiz ki? Her şeyi geçseniz bile sadece bu çılgın fikri için bu film defalarca izlenir. 

En çılgın fikrimi en sona bıraktım; Sator, gelecekteki başrolümüz için çalışıyor olabilir. Adamımız ileriye gidiyor neticede, henüz ileride neler olduğunu, olacağını bilmiyor Neil gibi. Hatta filmin tam ortalarında Sator başrolümüzü kendisini izlerken yakalatıyor ve başrolümüze Tenet ekibinin kendi aralarında dostu düşmanı ayırmak için kullandığı "Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz" cümlesini söylüyor, onu zarflıyor fakat adamımız "O da ne? (Şair) Whitman'dan bir dize mi?" diye cevap veriyor. Aslında burada o cümleye cevaben "Gün batarken dostun yoktur" demesi gerekiyordu... Yani benimki nacizane bir fikir tabi. 

Bu arada filmin ismi, hatta Sator ve Opera kelimeleri bile öylesine seçilmiş şeyler değil!

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Gördüğünüz bu şey Latin Palindromu veya Sator Kareleri olarak geçiyor. Özelliği ise hem sağdan sola, hem soldan sağa, hem yukarıdan aşağıya, hem de aşağıdan yukarıya okunabiliyor olması. Hepsinde aynı kelimeler çıkıyor. İşte çılgın adamımız Nolan da filmin konusuyla da uyumlu olduğu için filmin adını ve içindeki konu ile isimleri böyle yerlerden ilham alarak kullanmış, bunu da görün istedim.  

SONUÇ: Bence film gerçekten ince elenip sık dokulmuş başarılı bir yapım. Nolan zaten hem filmden önce, hem de filmde bolca "Çok takılma, hisset" gibi şeyler söylüyor izleyiciye. Karakterlerin arka planlarına bakma diyor yani, kim kimdir, duyguları var mıdır, aşık olur mu, nereden geldi nereye gidiyor oralara pek takılma, büyük resmi gör... Şaka bir yana film gerçekten 2-3 kez izlemeyi hak ediyor. Bazı filmler gerçekten hazmedilmesi için hakkında bir şeyler okunması gereken filmler oluyor ve bence bu film de onlardan biri... Umarım buraya kadar okumuş ve kafanızdaki bazı soru işaretlerini kaldırmışsınızdır. 

- - - - - 

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

Modunu Seç ►

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

listesine yorum yap!
Şule S.
Şule S.
09 Ekim 2020
Çaylak
Sinemaseverlere hitap eden bir film. Anlayanına çok iyi şeyler vaadediyor ama kavga dövüş seven 'marvel' ve 'tokyo dirft' hayranı tayfa için tabi ki de kötü film. Tarafınızı seçin.
Nihat Ü.
Nihat Ü.
08 Ekim 2020
Sıkı Üye
Filmi tek seferde izleyip anlayan cindir... Bu incelemeyi bile birkaç kez okumak zorunda kaldım çünkü konu çok karışık. Ama filmi izledikten sonra okunması gereken bir mini analiz olmuş. Eline sağlık.
tenet filmi konusutenet incelemetenet filmi incelemetenet analiztenet filmi açıklamatenet filmi yorumtenet yorumtenet konusutenet izleyici yorumlarıtenet filmi incelemesitenet filmi analizi
EN AKTİF ÜYELER
Game of Thrones 8. Sezon 5. Bölümde Neler Oldu? Detaylar | İnceleme
Game of Thrones 8. Sezon 5. Bölümde Neler Oldu? Detaylar | İnceleme
Öncelikle birazdan burada görecekleriniz "Game of Thrones 8. Sezon 5. Bölüm" için SPOİLER içerir. Sonra vay efendim ben görmedim, ben duymadım olmasın, üzülürüm. Eğer Game of Thrones 8. Sezon 5. Bölümü izlememişseniz hemen bir koşu gidip izleyin ve ardından şöyle bir neler olmuş diye bakmak için hemen buraya gelin. Hadi gelin şimdi Game of Thrones 8. Sezon 5. Bölümde neler olmuş, kim ne yapmış, hangi ayrıntı gözlerden kaçmış birlikte bakalım.  (Her hafta olduğu gibi geçen hafta da Game of Thrones 8. sezon 4. bölümü incelemiştim, ona da buraya tıklayarak göz atabilirsiniz) Biricik Kraliçemiz "Dany" acımasız birine dönüştü... Aslında hep öyleydi![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/71/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.png[/RESIM] Bu bölümde tam anlamıyla bir kıyamet izledik. İnsanlar öldü, kadınlar ve çocuklar katledildi ve kimse kimseye acımadı... Fakat kraliçemiz Dany zaten tam da böyle biriydi. Hatırlarsanız bir baba ve oğlunu canlı canlı yakmıştı. Fakat şimdi üzerine bir de bir önceki bölümde Missandei'nin "Dracarys" dediğini duyunca hiç acımadı ve çoluk çocuk demeden Kral Toprakları'nı yaktı geçti. Birçok kişi bunun biraz abartı olduğunu söylese de bence Dany zaten böyleydi. Jon ile olan sahnelerinde biraz yumuşadığını görmüştük fakat Dany, bu dizinin başından beri hep acımasızdı. İlginçtir, birkaç önceki bölümde insanları ölülerden kurtarmak için savaş verirken şimdi insanları öldürüşünü izledik. Sadece güzel ve tatlı olduğu için ondan hiçbirimiz kadın ve çocukları katletmesini beklemezdik fakat onun özü bu. Arkadaşını, 2 çocuğunu kaybetti ve aşık olduğu adam öz yeğeni çıktı. Bu yetmezmiş gibi bir de tahtın Jon'un hakkı olduğunu öğrendi. İşte tüm bunların sonucunda intikamı için yanıp tutuşan bir kraliçeyi izledik.  Dany'nin aksine Jon, silahsız insanları öldürmemeyi seçti![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/9/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.png[/RESIM] Dany, Demir Taht sevdası için etrafı yıkıp yakadursun, Jon, düşmanı kıstırdığı anda saldırmadı ve öylece bekledi. Bunun üzerine karşıdaki askerler kılıçlarını yere attı ve Jon derin bir oh çekti. Fakat hemen akabinde ilginç bir şey oldu ve sevdiği kadını feci bir şekilde kaybeden Gri Solucan, silahsız askerlere saldırdı. Bunun üzerine tam anlamıyla bir kaos yaşandı. Jon bunu istemedi. Engellemeye çalıştıysa da başaramadı... İşte tam da burada Jon, hem Gri Solucan'a hem de Dany'e öfke dolmaya başladı. Silahsızlara, kadın ve çocuklara saldırmak onun işi değildi. Cersei neden öylece bekledi ve neden saçma bir şekilde veda etti?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/84/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.jpeg[/RESIM]Yahu işte böyle olunca dayanamıyorum. 8 sezondur Cersei'nin aklını, stratejik dehasını, zekice aldığı kararlarını izlemiyor muyuz? Ee? O zaman neden bu kadın öylece balkonunda bekleyip topraklarının yakılıp yıkılmasını, ele geçirilmesini izledi? Sizi bilmem ama ben son ana kadar Cersei'den akıllıca bir hamle bekledim. Bir tuzak, bir çıkış yolu ayarlamıştır dedim fakat ne yazık ki öyle olmadı. Hatta bir ara ejderha alevi ile ölecek diye çok korktum çünkü izleyicinin bu kadar nefret ettiği büyük bir karakter öyle sıradan bir şekilde ölemezdi. Ee ne oldu? Enkaz altında kalıp öldü ve yok oldu gitti... En azından Arya bir hançer de ona soksaydı, Tyrion gelip saplasaydı ya da başkası ama enkaz altında romantik bir şekilde ölmeseydi keşke...  Arya kaçtı, kaçtı, kaçtı ve atına binip uzaklaştı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/39/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Arya'dan bu bölümde şahane ataklar bekliyordum ki olmadı. Sürekli ölümden kaçtı, Dany'nin ateşiyle yaktığı insanlara bakıp "İntikamınızı alacağım" der gibi iç geçirdi ve sürekli ordan oraya koşturup durdu. Hadi tüm bunlara okey diyelim, peki kıyamet gibi bir ortamda, kanın gövdeyi götürdüğü, ejderhanın ateşiyle surları yıktığı (oraya da değineceğim), kimsenin kimseye acımadığı bir ortamda o beyaz at sakince orada ne yapıyor? Yani hadi bir önceki bölümde plastik kahve bardağı ayrıntısını yedik, unuttunuz anladık ama bu at ne alaka? Atı da mı orada unuttunuz? O atın orada öylece durması mantıklı mı? Savaş bitiyor olsa bile o atın orada öylece kedi gibi durması mantık dışı. Sadece Arya binip havalı bir şekilde uzaklaşsın diye yapılan saçma bir sahneydi üzgünüm. Böyle küçük ayrıntılar beni çok üzüyor, yapmayın...  Yahu bu Dothrakiler büyük savaş gecesi ölmemiş miydi? Bu çığırtkanlar da kim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/13/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Tam savaş başlayacak surlara dayanılmış, birden bir bakıyoruz hop Dothrakiler... Ee bunlar tabur halinde gecenin karanlığında kaybolup, ölüp gitmemiş miydi? Neyse iyi niyetli davranıyorum ve kenarda köşede 40-50 kadar Dothraki'nin kaldığını varsayıyorum... Bir de gemisi batan, yarım saat yüzüp karaya çıkan ve gayet zinde dövüşen "Euron" detayı var ki sormayın...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/75/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Yahu başından belliydi zaten bu "Euron" karakteri bir yere çıkmayacak. "Ejderha avladı falan tamam ama ee?" dedik ve Euron da dizimize veda etti. Hem de trajikomik bir şekilde. Ejderhamız güzelce tüm su üzerindeki gemileri yakıp kavurdu ve ne hikmetse Euron buradan kaçmayı başardı. Sonra saatlerce yüzdü yüzdü ve karaya çıktı, fakat tesadüf bu ya tam da o anda Jamie oradan geçiyordu ve dur şunu öldüreyim deyip saldırdı. Bu klişe yerdeki silaha uzanamama sahnesini bolca gördüğümüz kavga sonucunda da öldü. Biz 5 dakika yüzüp karaya çıkınca nefes nefese kalıp kendimizi kuma atıyoruz adam o kadar yoldan yüzerek geldi bir de savaştı iyi mi... Son olarak değinmek istediğim bir şey var; Yahu bu ejderha ateşi nasıl bir şey? Sur patlatıyor, ev bark yıkıyor.. Dünya kadar askerin olacağına bir Ejderhan olsun..[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/48/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Ejderha ateşinin gücünü araştırmadım, diziden ve birkaç Ejderha konulu filmden görüp bildiğim kadarıyla sormak istiyorum. Aga bu nasıl bir alev ki sur patlatıyor? Bu nasıl bir güç ki koca kaleyi bıçak gibi kesip yerle bir ediyor? Gerçekten bölüm boyunca bunu sorguladım. İlk fırsatta araştıracağım. Araba egzozu ile mangal yakan bir millet olarak Ejderha aleviyle kale yıkmak bize pek uçuk gelmese gerek ama bana geldi vallahi... Diyeceğim o ki Game of Thrones 8. sezon 5. bölüm kötü bir bölümdü. Asla tatmin etmedi ve öylece bakakaldık... Dizi, 19 Mayıs, yani 1 hafta sonra final yapacak. Bakalım final bölümü nasıl olacak, kimler sağ kalacak, kimler kimler yuva kuracak, göreceğiz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/76/49/game-of-thrones-8-sezon-5-bolumde-neler-oldu-detaylar-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]   "Kaan, haftaya kadar n'apalım?" diyecek olursanız da hemen aşağıdaki butona tıklayıp modunuza göre film önerisi bulabilirsiniz. E ben size daha ne yapayım...  Film Tavsiyesi Seç! ►
10b
0
7 yıl
Kurtuluş: Bir Vatanın Bağımsızlık Savaşını Konu Alan 6 Bölümlük Etkileyici Mini Dizi!
Kurtuluş: Bir Vatanın Bağımsızlık Savaşını Konu Alan 6 Bölümlük Etkileyici Mini Dizi!
Kurtuluş dizisi, her izlediğimde de gözlerimi dolduran, yüreğimi sızlatan ve yumruğumu sıktıran Türk dizi tarihinin hiç şüphesiz en iyi yapımlarından biri. Fakat günümüzden neredeyse 30 yıl önce yayınlanan bu diziyi hala izlemeyen birçok kişi olduğunu fark ettim. Ben de kolları sıvadım ve Kurtuluş dizisi hakkında şöyle hem bilgilendirici hem de tavsiye içeren bir içerik hazırlamak istedim. Üstelik hemen sonrasında Google'a girip "Kurtuluş dizisi izle" yazacak kişileri de düşündüm ve hem TRT Arşivi'nden hem de YouTube üzerinden diziyi ücretsiz bir şekilde izleyebileceğiniz kaynakları da bu içeriğin içine bırakacağım. Atatürk'ün Yazdığı Film ►  Kurtuluş dizisi öyle etkileyici, öyle hayran olduğum bir yapım ki, hazırladığım bu içerik ile birlikte bu diziyi hiç izlememiş 1 kişiyi dahi diziyi izlemesi için teşvik etsem, bu beni çok mutlu eder. Hadi gelin şimdi Kurtuluş dizisi konusuna, oyuncularına ve detaylarına şöyle bir göz atalım! Peki neyi konu alıyor bu Kurtuluş dizisi?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/302/66/kurtulus-bir-vatanin-bagimsizlik-savasini-konu-alan-6-bolumluk-etkileyici-mini-dizi-780x439.jpg[/RESIM]Turgut Özakman imzası taşıyan Kurtuluş dizisi, 2. İnönü Muharebesi'nden Mudanya Mütarekesi'ne kadar süren 2 yıllık bir süreci konu alıyor. İşgal edilen vatanımızı görüyoruz. Çaresiz, tükenmiş halkı. Sonra ses yükseltip, öne çıkan, aklını ve tecrübelerini düşman ayakları altında çırpınan ülkesi için harcayıp canını ortaya koyan Mustafa Kemal Atatürk gibi cesur yürekli kişileri... Neredeyse 100 yıl önce, şu an üzerinde koşup oynadığımız, özgürce gezip dolaştığımız bu topraklar üzerinde neler yaşanmış, kimler, bizler refah içinde yaşasın diye kendini feda etmiş, işte bunları bu diziden daha çarpıcı bir şekilde aktarabilen başka bir yapım daha yok. Hem ağlatan, hem gururlandıran bir dizi bu...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/302/14/kurtulus-bir-vatanin-bagimsizlik-savasini-konu-alan-6-bolumluk-etkileyici-mini-dizi-780x439.jpg[/RESIM]Ben bu diziyi oturup 3 kez izledim. Hepsinde de fazlasıyla etkilendiğimi söyleyebilirim. Gözlerimden yaş düştüğü pek çok sahne var, yine yumruğumu sıkıp sinirlendiğim ve gururlandığım da... Üstelik izlediğim bu kişi ve olayların her birinin de gerçek olduğunu bilmek, beni her defasında uzun uzun düşünmeye itiyor. Olur da bir gün baba olursam, yok olmak üzere olan bir milletin nasıl silkinip ayağa kalktığını gösteren bu çarpıcı yapımı evladıma büyük bir titizlik ile izleteceğim. Her şey bir kenara, müthiş bir sinematografi var bu dizide...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/302/59/kurtulus-bir-vatanin-bagimsizlik-savasini-konu-alan-6-bolumluk-etkileyici-mini-dizi-780x439.png[/RESIM]Usta Görüntü Yönetmeni Colin Mounier imzası taşıyan bu dizideki sahneler, geçişler, renkler ve diğer tüm detaylar çok ama çok başarılı. Toplamda 100 kadar diyaloğu bulunan oyuncu ile çekilen bu dizide 1 Milyon, evet tam 1 Milyon kişi de figuran olarak oynuyor. Yani izlediğimiz ya da izleyeceğiniz tüm o savaş sahnelerinde gerçek insanları görüyoruz. Oyuncu kadrosu ise hep dev isimlerden oluşuyor. Her biri de tam anlamıyla döktürüyor... Şu diziyi Türk olmayan birine izlet, 90'lı yılların başında yayınlanmasına rağmen çok üst düzey bir işçilik olduğunu anında söyleyecektir. Bu iyi bir haber olsa da, aslında 30 yıldır bu konuları işleyen bu seviyede 1 dizi veya filmimizin olmadığı ayıbını da fark etmemizi sağlıyor. Birçok farklı cephede, birçok farklı düşman ile yokluk içinde savaşan cesur Türk askeri, Türk kadını, yani Türk milletini konu alan şöyle büyük bütçeli bir dizi ya da film neden yapamıyoruz? İşte bu konu biraz karışık... - - - - - - - -  "Kaan şimdiye kadar hep gözden kaçırmışım ama nasıl izleyeceğim?" diyenler için dizinin bölümlerini tek tek bırakıyorum... Tabi buraya tıklayarak Kurtuluş dizisini en kaliteli halde TRT Arşiv'den ücretsiz bir şekilde de izleyebilirsiniz. YouTube üzerinden izlemek isteyenler hemen aşağıya bıraktığım videolara göz atabilir. Kurtuluş Dizisi 1. Bölüm[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=rA9oXE9Ytm0[/VIDEO] - - - - - - - -  Kurtuluş Dizisi 2. Bölüm[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=0jbsYs4sOyM[/VIDEO] - - - - - - - -  Kurtuluş Dizisi 3. Bölüm[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=vmBmuL5syF0[/VIDEO] - - - - - - - -  Kurtuluş Dizisi 4. Bölüm[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=uc8NpjdBnus[/VIDEO] - - - - - - - -  Kurtuluş Dizisi 5. Bölüm[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=DCfZhk6iFFE[/VIDEO] - - - - - - - -  Kurtuluş Dizisi 6. Bölüm[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=NxlwVbXsoxM[/VIDEO] • Kurtuluş Dizisi oyuncuları kimler? Bu nefis dizinin oyuncu kadrosu da tam anlamıyla şampiyonlar ligi... Rutkay Aziz, Ayda Aksel, Savaş Dinçel, Mehmet Aslantuğ, Altan Erkekli, Mehmet Ege, Müşfik Kenter, Aytaç Arman, Cezmi Baskın, Alev Sezer ve dahası... Liste böyle jön isimler ile uzayıp gidiyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
18b
0
3 yıl
IMDB Puanına Göre En İyi 9 Türk Dizisi!
IMDB Puanına Göre En İyi 9 Türk Dizisi!
Günümüz dünyasında, internette "Film" deyince akla ilk gelen dev platform IMDb yani "İnternet Film Veri Tabanı" sitesinin puanları birer referans olarak alınıyor. Kimileri bu puanları gerçekçi bulmasa da çoğunluk, bir filmi ya da diziyi izlemeden önce IMDb puanına muhakkak bakıyor. Hatta günümüzde film önerisi isteyen kişilerin çoğu aldıkları cevaplarda IMDb puanı yüksek filmleri seçmeye özen gösteriyor. Biz de bugün sizler için IMDb puanı en yüksek olan 9 Türk dizisini araştırdık. Hadi gelin şimdi o başarılı Türk dizilerine birlikte bakalım.  1. IMDB puanına göre en iyi Türk dizileri listemizin ilk sırasında 9,1'lik puanı ile "Şahsiyet" bulunuyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/65/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] Bu diziyi IMDb'de an itibari ile 12.600 kişi oylamış.  2. "Leyla ile Mecnun" ise hemen onu takip ediyor ve IMDB'de 9 puan alıyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/24/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] 82.000 kişi oylamış.  3. "Masum" dizisi ise 8,7'lik puanı ile listemizin 3. sırasında yer alıyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/77/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpeg[/RESIM] 7.800 kişi oylamış. 4. "İkinci Bahar" ise 8,6 IMDb puanı ile bir sonraki sırada yer alıyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/95/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] 4.500 kişi oylamış. 5. Yıllar önce gülümseyerek izlediğimiz nefis dizi "7 Numara" da 8,6 IMDb puanına sahip[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/90/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] 3.200 kişi oylamış. 6. Hala Twitter'da kulağı sık sık çınlatılan nefis dizi "Ezel" ise 8,5 IMDb puanına sahip...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/80/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] 20.400 kişi oylamış 7. Listemizin yedinci sırasında ise 8,4 IMDb puanı ile "Behzat Ç" bulunuyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/97/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.png[/RESIM] 23.000 kişi oylamış. 8. Nefis bir mini dizi olan "Börü" ise 8,4 IMDb puanı ile listemizde sondan bir önceki sırada[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/18/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] 4.300 kişi oylamış. 9. Komedi dizisi "Kardeş Payı" ise 8,3 IMDb puanıyla listemizin sonuncu iyi dizisi oluyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/67/89/imdb-puanina-gore-en-iyi-9-turk-dizisi-780x439.jpg[/RESIM] Listemizdeki son dizimizi ise 13.000 kişi oylamış. Burada gördüğünüz tüm diziler, IMDb üye ve ziyaretçileri tarafından oylanarak gördüğünüz bu puanları elde etmişler. Bu puanlar, dünya genelinde, dizilerimizin imajı için oldukça önem taşıyor. Bu yüzden gerçekten başarılı bulduğunuz, severek izlediğiniz dizi ve filmlerimizi IMDb gibi global platformlarda mutlaka desteklemeyi unutmayın.  Moduna Göre Film Seç! ►      
16b
0
7 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
19b
0
8 yıl
7 Yüz: Birçok Kişinin Gözden Kaçırdığı Nefis BLU TV Dizisi!
7 Yüz: Birçok Kişinin Gözden Kaçırdığı Nefis BLU TV Dizisi!
Birçoğunuz "Ooo Kaan yeni bir iş birliği demek..." diye iç geçiriyor başlığı okuyunca biliyorum fakat değil. Gerçekten değil... Blu TV imzalı 7 Yüz dizisini daha önce duymuş muydunuz bilmiyorum fakat eğer bu içeriğe yolunuz düştüyse muhtemelen "7 yüz dizisi konusu" veya "7 yüz dizisi izlenir mi" gibi aramalar yapmışsınız demektir. Haberler güzel, çünkü bugün burada sizlere Blu tv yapımı 7 yüz dizisi hakkında bazı bilgiler vereceğim. Yani aradığınızı bulacaksınız. En İyi 12 Dizi Tavsiyesi! ►  Hadi gelin şimdi BLU TV'de izlenebilen ve kadrosunda Damla Sönmez, Belçim Bilgin, Melisa Sözen, Ekin Koç ve Genco Erkal'ın da yer aldığı 7 yüz dizisine şöyle bir yakından bakalım ve konusu, bölüm uzunlukları ve en önemlisi de izlenebilirliği nasılmış birlikte görelim! Öncelikle; "Bunca yıldır nasıl kaçırmışım!" dediğim bir dizi oldu 7 Yüz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/7/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Blu TV ücretli bir platform, fakat pek çok içeriği gerçekten platforma verilen ücretin karşılığını fazlasıyla veriyor. 7 Yüz dizisi de bu platformda keşfettiğim en güzel şeylerden biri oldu. 2017 yılında yayınlanan dizi hakkında çok küçük birkaç bilgim vardı fakat nedense 2022'ye kadar bir şekilde hep es geçmiştim. Diziyi az önce bitirdim ve "neden bu diziyi izlemeyi yıllardır erteledim.." diye kendime kızdım diyebilirim. Dizi, her bölümünde de farklı bir hikayeyi konu alıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/49/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Toplamda 7 bölümden oluşan dizi, her bölümünde de farklı bir konuyu ve farklı insan hikayelerini işliyor. Dünyaca ünlü dizi Black Mirror alışkanlığımızdan olsa gerek, son yıllarda bu tür bölümleri birbirinden %90 oranında bağımsız diziler fazlasıyla revaçta. 7 Yüz de onlardan biri. Hadi gelin size bölümlerden kısaca bahsedeyim; 1. Bölüm: Büyük Günahlar[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/38/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölümde, hep birlikte partileyen bir grup insanın, gecenin ilerleyen saatlerine doğru oynadığı "Hadi herkes bir sırrını anlatsın!" oyunuyla ortaya çıkanları izliyoruz. Çok kasvetli, yer yer şaşırtmacalı ve bolca hüzünlü. Dizide beni en çok yakalayan 2 bölümden biri bu. Tabi bunda başroldeki Cem Davran oyunculuğunun da payı büyük. Sinan Tuzcu ve Merve Dizdar da diğer rolleri paylaşıyor. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 8.2 2. Bölüm: Prosedür[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/89/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölüm ise tamamen aşk ve ilişkiler üzerine kurulu. Prosedür ismindeki ilginç bir tıbbi yöntemle de karşılaştığımız bu bölüm, Engin Hepileri ve Melisa Sözen başrollerinde ilerliyor. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.9 3. Bölüm: Hayatın Müziği[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/16/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölümdeyse özgüven sorunu yaşayan, akıllı bir yazarı izliyoruz. Sosyal hayatının yanında iş hayatında da hiçbir girişken hareketi olmayan, silik bir karakterin, başladığı bir tedaviyle yakaladığı ivmeyi görüyoruz. Başroldeyse Damla Sönmez'i izliyoruz. Ha bu arada siz izledikten sonra uğraşmayın diye yazayım; Damla Sönmez boyu 1,62... ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.5 4. Bölüm: Eşitlik[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/53/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölüm ise +18 görüntüsü yayınlanan bir insanın yaşadıklarını ve sonrasındaki süreci bizlere aktarıyor. Günümüz dünyasında pek çok kişinin başına gelebilecek bu kötü hadise sonrasında birbirini seven 2 kişinin yaşadıklarını görüyoruz. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.7 5. Bölüm: Refakatçiler[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/10/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölüm diğerlerine nazaran biraz daha ağır ilerlese de başroldeki usta isimler Genco Erkal ve Tilbe Saran sayesinde izleyeni sürükleyip gidiyor. Eşini 6 yıl önce kaybetmiş olan yaşlı bir amcanın, hastalıkların pençesinde, bir başına yaşadıklarını izliyoruz. Hasta kalpler için çok hüzünlü olan bu bölüm, beni epey hüzünlendirmeyi başardı. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 8.1 6. Bölüm: Karşılaşmalar[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/1/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölümdeyse yeni bir eve taşınan bir çift, bir araya gelmeden önceki hayatlarında kaç kez aynı konumda olduklarını gösteren bir uygulama keşfediyorlar ve bölüm de bunun üzerinden gizemli bir şekilde ilerliyor. Üzücüdür Belçim Bilgin oyunculuğu bana hep donuk geliyor, belki de biraz da bu yüzden olacak, bu bölüm beni pek yakalayamadı. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.1 7. Bölüm: Biyolojik Saat[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/69/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizimizin son bölümündeyse yakışıklı ve her gece başka biriyle uyanan kazanova bir adamın yaşadıklarını izliyoruz. Başroldeki Dolunay Soysert oyunculuğu sayesinde bölüm, mini bir dizi kıvamına geliyor ve gayet de kendini izletebiliyor. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.7 Özet: İşin özü, Blu TV'deki 7 Yüz isimli bu dizi, yakın zamanda izlediğim en başarılı, en bizden işlerden biri. Eğer siz de benim gibi yıllardır bu diziyi bir şekilde gözden kaçırmışsanız hemen bir şans verin derim... Şans verin ve ortamlarda dillendirin ki böyle başarılı işlerin sayısı artsın. - - - - - [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
25b
1
4 yıl
Sinemanın Acı Yılı: 2019'un Bizden Aldığı 10 Türk Oyuncu
Sinemanın Acı Yılı: 2019'un Bizden Aldığı 10 Türk Oyuncu
2020'ye 2 gün kala, 2019 yılında Türk Sineması'nda neler oldu diye düşünürken birden gerçekten ünlü oyuncularımızın aramızdan ayrıldığını fark ettim. Üstelik bu oyuncular öyle isimler ki, Türk sineması deyince akla ilk onlar geliyor. Kimisi 90, kimisi 72, kimisi de 50'li yaşlarda 2019 yılında ayrıldı aramızdan. 2019 Türk Sineması açısından hüzünlü bir yıl oldu ne yazık ki...  Ailece İzleyebileceğiniz Tam 19 Aile Filmi Önerisi! ► Hadi şimdi gelin, 2019 yılında hayatını kaybeden ünlüler kimlermiş, geride bıraktığımız bu yıl içinde hangi ünlü oyuncularımızı toprağa vermişiz, birlikte görelim.  1. Hepimizin ailesinden bir cenaze çıktı sanki... Bu hüzünlü listemize, dev oyuncu "Ayşen Gruda" ile başlamak istedim[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/1/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Türk tiyatrocu ve sinema oyuncusu Ayşen Gruda, 23 Ocak tarihinde 74 yaşında aramızdan ayrıldı. 2. Yıldız Kenter...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/75/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpeg[/RESIM]Türk oyuncu, aynı zamanda Devlet Sanatçısı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi unvanı bulunan usta sanatçımız 17 Kasım 2019'da aramızdan ayrıldı.  3. Evet onu da kaybettik; "Süleyman Turan"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/64/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Yahşi Batı, Kabadayı, Sosyete Şaban ve dahası... 1960 yılından beri sahnelerde olan ünlü oyuncumuz Süleyman Turan'ı da maalesef 2019 yılında toprağa verdik.  4. Kimimiz onu Çiçek Taksi ile tanıdı, kimimiz ise Cennet Mahallesi'ndeki rolü ile. Evet o da 2019'da aramızdan ayrıldı; "Ümit Yesin"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/15/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]En son "Yeni Gelin" dizisinde rol alan usta oyuncu 19 Mart 2019'da, henüz 65 yşındayken aramızdan ayrıldı.  5. Eşref Kolçak[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/34/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Yeşilçam'ın en sevilen oyuncularından biri olan Eşref Kolçak, 2017 yılında oğlu Harun Kolçak'ı da kaybetmişti. Usta oyuncu 26 Mayıs 2019'da aramızdan ayrıldı.  6. 2019'da Testere Necmi'yi, yani Tarık Ünlüoğlu'nu da kaybettik[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/8/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Bazen Testere Necmi olarak çıktı karşımıza, bazen de gür sesiyle bir filmin dublajında... Evet, ne yazık ki 1 Ekim 2019'da onu da sonsuzluğa uğurladık.  7. Dilber Ay[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/94/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Belki de çoğumuz onu en son Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak'ın "Yol Arkadaşım" filminde gördük. Ya da kimimiz onu Cüneyt Özdemir ile girdiği "Zorunda mıyım?" diyaloğu ile tanıyor. Maalesef 63 yaşındaki Dilber Ay'ı da 29 Nisan 2019'da son yolculuğuna uğurladık.    8. Erdoğan Sıcak[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/65/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Adanalı'da, Kurtlar Vadisi'nde, Şahsiyet'te, Arka Sokaklar'da ve daha pek çok yapımda gördük onu, 12 Şubat 2019'da ise son yolculuğuna uğurladık... 9. Gülriz Sururi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/52/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]90 yaşındaki ünlü tiyatrocu Gülriz Sururi ise 1 Ocak 2019'da aramızdan ayrıldı. 10. Ve Cengiz Sezici...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/154/93/sinemanin-aci-yili-2019-un-bizden-aldigi-10-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Söz dizisinde, Kurtlar Vadisi'nde, Selvi Boylum Al Yazmalım filminde ve Arka Sokaklar gibi pek çok yapımda onu izledik. Altın Portakal'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünün de sahibi olan Sezici, 3 Ağutos 2019'da aramızdan ayrıldı.  - - - - - - -  İnsanoğlu, asırlardır dünya üzerinde "Ben burada yaşadım" diyecek yapılar inşa etmiştir. Kimisi dev heykeller, anıtlar ve yapılar bırakırken, bazı büyük insanlar da fikirleri ile öldükten sonra bile adlarından söz ettirmişlerdir. İşte yukarıda gördüğünüz, 2019 yılında aramızdan ayrılan ünlü isimler de, kısa hayatlarında birçok başarılı projeye imza atarak isimlerini Türk Sineması tarihine kazımışlardır. Sahnelerde, film setlerinde geçen ömürlerinde, Türk Sineması için çalışmışlar ve arkalarında kayda değer işler bırakmışlardır. Ben de bugün burada onların anılarını sizlere anımsatabilmek için bu içeriği hazırlamak istedim.  ● Aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
11b
1
6 yıl
Netflix'in "Atiye" Dizisi Nasıl Olmuş? Detaylar | Karakter İncelemesi!
Netflix'in "Atiye" Dizisi Nasıl Olmuş? Detaylar | Karakter İncelemesi!
Biliyorsunuz, size buradaki şu kategorimizde, izleyip beğendiğim iyi Netflix filmlerini tavsiye ediyorum. Fakat Netflix, Hakan Muhafız ile birlikte artık orijinal Türk dizilerine de imza atmaya başladı ve aylar önceden, Beren Saat başrollü "Atiye" dizisini duyurdu. Geride bıraktığımız hafta ise Atiye dizisi Netflix'te yayınlandı ve dizi büyük bir atak yaparak sosyal platformlarda en çok konuşulan konu oldu. Yayınlandığı süre üzerinden günler geçmesine rağmen başlığı hala Ekşi Sözlük'te, hakkında en çok yazılanlar kısmında yer alıyor.  Atiye ve Dark Dizisi Arasındaki 7 Benzerlik İçin Tıkla ► Ben de sıvadım kolları ve 2 günde izleyip bitirdiğim Atiye dizisi hakkında sizlere bir inceleme yazmak ve Atiye dizi oyuncuları hakkında bazı detaylara değinmek istedim. Bugün bu içerikte, Atiye dizisinin olumlu ve olumsuz yönlerini ve Atiye dizisi karakterlerinin incelemesini okuyacaksınız. Hadi gelin şimdi hazırsanız Atiye dizisi nasıl olmuş? sorusunun cevabına bir bakalım.  İncelemeye Geçmeden Önce: "Ee Kaan yani ne diyorsun?" diyenler varsa bence bu dizi olmuş. O yüzden hala diziyi izlemediyseniz aşağıdakilere göz atmadan önce izleyip gelin derim.  Hazırsanız Atiye dizisi incelemesine, dizideki sevmediğim şeyler ile başlamak istiyorum[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/30/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpeg[/RESIM]Görüntü kalitesi neden böyle? Sadece bana mı öyle geliyor yoksa dizinin görüntü kalitesinde ciddi bir teknik sorun mu var? Koca sezonu bitirdim fakat görüntü kalitesi hep kötüydü. Bunu "çok kötü sahneler vardı, sinematografi berbattı" olarak anlamayın, sadece görüntü teknik olarak parlak, net değildi. Dizinin atmosferi gereği "Şöyle görüntüyü biraz mat, bazı yerleri de flu yapalım gizemli olalım" mı dediler acaba? Ki böyle düşündülerse de bile, gerçekten uygulamaya geçirme konusunda sorun yaşamışlar çünkü sonuç ortada.  Neden her şeyi bize açıklıyorsunuz? Dizideki tüm sırları, farklı karakterler üzerinden bize neden anlatıyorsunuz? Bırakın biz çözelim, çözünce mutlu olalım. Her şeyi, her detayı, her sırrı farklı oyuncular, farklı sahnelerde sürekli konuşuyor ve bunu seyirciye açıklıyorlar. Bu olay bir süre sonra insanın canını gerçekten çok sıkıyor. Bırakın biz "Vay anasını bu öyleyse, o da öyle o zaman" diyerek olayı çözelim ve ufkumuzu açalım. Bizi salın. İstanbul'dan 5 dakikada nasıl Adıyaman'a, Urfa'ya gidiyorsunuz? Yahu ışınlanmayı buldunuz da o sahneyi kaçırdım mı acaba diye bile düşündüm. Kız Adıyaman'da kaybolmuş, e ne yapalım? Hadi hemen tam da bu şekilde hemen Adıyaman'a geçelim diyorlar ve bir bakıyoruz, birden Adıyaman'dalar. Tamam 15 dakika yolculuk izlemeyelim ama bari bir uçak kanadı, şehir manzarası falan gösterin de nasıl gittiğiniz anlayalım. Bu tip önemsenmeyen detaylar bizi çok üzüyor, bilesiniz.  Bazı replikler o kadar zorlama ki... Şimdi şunu hatırlayın. "Lanet olsun! Gidelim ve şu Nemrut'taki gizemi çözelim!"... Yahu bu ne? Bu nasıl bir replik? Kimse de "Aga biz ne yapıyoruz? Tamam İngilizce'den çeviriyoruz ama çok kötü olmadı mı bu?" demedi mi yahu? Böyle zilyon tane kötü, yersiz ve zorlama replik var. Tam mistik olaylar içindeyiz, böyle bir repliği bir duyuyorum, bütün o gizemli etkileyici hava uçup gidiyor sanki. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/39/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM] Hadi gelin şimdi bir de dizimizde beğendiğim şeylere şöyle bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/97/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpeg[/RESIM]Dizinin atmosferi gayet başarılı Dizinin ilk 2 bölümü şahaneydi diyebilirim. Gerildim, merak ettim ve hatta yer yer ürktüm. İzlerken bir yandan da bir yabancı gözüyle izledim diziyi ve gerçekten ilk bölümlerde çok beğendim. Mistik, gizemli hava dizide çok iyi yansıtılmış.  Anadolu kültüründe zaten var olan mistik olayların ele alınması şahane!  Yıllardır hep söylenir dururdum. Yahu topraklarımızda o kadar çok esrarengiz hikaye var ki, neden bunları filmleştirmiyoruz? diye. Sağ olsun Netflix bu olaya el attı ve Anadolu'daki olayları ve geçmiş tarihi inceleyip ortaya böyle mistik, gizemli bir dizi çıkardı. Gerçekten bundan çok mutlu ve gururluyum.  Dizi sürüklemeyi başarıyor!  Böyle gizem-gerilim konulu yapımlar, izleyiciyi sürükleyemezse, bir sonraki adımı merak ettiremezse bir hiçtir. Fakat bu dizi yani Atiye, izleyeni peşinden sürüklemeyi başarıyor. Hakan Muhafız, bu konuda yer yer sıkıyordu. Fakat Netflix, Atiye dizisi ile bu açığı bence kapatmayı başarmış.  Turistik açıdan şahane sahneler!  Göbeklitepe'nin dünya tarihinde kapladığı yerin büyüklüğünü biz Türklerin hala kavrayamadığını düşünüyorum. Bakın arkadaşlar burası dünya üzerinde şimdiye kadar bulunmuş en ama en eski yapı. Mısır piramitlerini ya da diğer şeyleri bir kenara bırakın. Çünkü Göbeklitepe hepsinden daha eski ve bizim ülkemizde yer alıyor! Sadece bunu dünyaya göstermeyi başardığı için bile bu dizi alkışlanması gereken bir yapım. Bir de bunun üzerine daha Nemrut gibi pek çok şahane bölgemizi de ele alıyor Atiye dizisi. Bu yüzden bunun, ülkemiz ve tarih bilimi açısından da çok iyi bir adım olduğuna inanıyorum. Şimdi gelelim Atiye dizisi oyuncuları tarafından hayat verilen o karakterlere; Beren Saat ve Atiye ile başlamak istiyorum[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/55/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM]Allah aşkına, Beren Saat'i "Bihter" dışında bir rolde izleyen var mı? Atiye'yi izlerken neden hala Bihter'i izliyor gibi hissediyoruz? Bunun, Bihter karakterinin unutulmaz olduğuyla falan ilgisi yok, Beren Saat yıllardır oyunculuğunun üzerine hiçbir şey koymadan ilerlemeye çalışıyor. Atiye dizisi konusu beni çok şaşırtmıştı fakat onca mistik olayın içinde Beren Saat hala Bihter'i oynuyor. O yüzden dizimizin başrolü Beren Saat'in oyunculuğunu iyi bulmadığımı söyleyebilirim. Mehmet Günsür ve Erhan[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/46/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM]Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Mehmet Günsür hala Fi dizisinde oynuyor gibi. Yahu gizem dolu bir dizidesin, neden hala son bıraktığımız gibisin? Aşk Tesadüfleri Sever'e bakın, ya da Muhteşem Yüzyıl'daki rolüne. Sonra da Atiye'yi izleyin. Aynı Günsür'ü izleyeceksiniz, çünkü Beren Saat gibi, Günsür de hala aynı... Erhan isminde bir Arkeolog rolünü oynuyorsun, tozun toprağın içindesin, biraz ortama uyum sağla, bu neyin kibarlığı... Metin Akdülger ve Ozan[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/47/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.png[/RESIM]İşte bu! Oyunculuk, her yapımda kendine bir şeyler katma olayı bu. Yukarıda söylediğim her şey Akdülger'de mevcut. Bu adam gerçekten rollerini yaşıyor. Ağzından tükrükler saça saça oynuyor ve bu da gerçeklik açısından bize geçiyor. Ozan rolüne cuk oturmuş diyebilirim.  Melisa Şenolsun ve Cansu[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/56/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.png[/RESIM]İşte bu diziyi dünyaya pazarlarken kullanmamız gereken yüz... Şenolsun, oyunculuğu çok üst düzey olmasa da dizide parlıyor. Hani bazı ünlüleri yolda görürsünüz de hiç ünlü değil gibidir ya, heh işte Melisa Şenolsun onlardan değil. Bu kız şu Hollywood'a da gitse, yine adından söz ettirebilir. Cüretkar sahneleri, yaşadığı duygu patlamaları ile Cansu rolüne cuk oturmuş diyebilirim.  Son olarak Tim Seyfi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/49/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM]Ozan'ın babası rolünde karşımıza çıkan bu oyuncumuz ise yarı Alman yarı Türk bir oyuncuymuş. Mış diyorum çünkü kendisi hakkında bu diziye kadar pek bir bilgim yoktu. Hala da var sayılmaz tabi, fakat şunu söyleyebilirim ki; Bu abimiz, bu diziye gizemli bir hava katmaya çalışsa da bu olmuyor. Soğuk kanlı, acımasız ve gizli planları olan zengini oynuyor fakat onun olduğu sahnelerde nedense tadımın kaçtığını fark ettim. Belki daha otoriter, daha iri yapılı ve ağır bir oyuncu seçilebilirmiş. Tabi yine de çok kötü değil, fakat çok iyi de değil derim.  ● Aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
12b
1
6 yıl
2024'te Mutlaka İzlenmesi Gereken 9 FİLM ÖNERİSİ!
2024'te Mutlaka İzlenmesi Gereken 9 FİLM ÖNERİSİ!
Öncelikle bu listede 2024'te vizyona girecek filmleri değil, şimdiye kadar bir şekilde gözden kaçırdığınızı düşündüğüm fakat 2024'te mutlaka izlemenizi tavsiye ettiğim film önerileri ile karşılaşacaksınız, peşin peşin konuşalım ki hayal kırıklıkları yaşanmasın... Yani '2024 filmleri' veya "2024 film önerileri" gibi bir Google araması sonucu yolunuz buraya düştüyse biraz yanlış yerdesiniz diyebilirim. İyi Netflix Filmleri ►  Birazdan göreceğiniz film önerileri 2024 filmleri değiller, fakat her biri de bence iyi ve başarılı filmler. Bu yüzden şimdiye kadar bir şekilde gözden kaçırdıysanız, bu listede ilk kez görüp, duyduğunuz her filme de şans verin derim... Hadi gelin şimdi 2024'te mutlaka izlemenizi istediğim o filmlere birlikte şöyle bir göz atalım! ● Bu listeyi YouTube kanalımızda video olarak da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=iYkgkHn_GAQ[/VIDEO] 1. Şimdiye kadar izlemediyseniz, 2024'te mutlaka izlemenizi tavsiye ettiğim ilk filmimiz The Last Castle ile başlayalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/23/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Günümüzden 23 yıl önce vizyona giren, fakat birçok kişinin bi şekilde gözden kaçırdığını düşündüğüm bu nefis film, orduda büyük saygınlığı olan bi generalin, bi olay sonucu 10 yıl hapse mahkum olmasını ve eski askerlerin olduğu bi cezaevine konulduktan sonra yaşadıklarını konu alıyor... Mahkumların insanlık dışı metodlar ile dizginlenmeye çalışıldığı bu yerde, hapishane müdürü, yeni gelen generalimiz ile pek anlaşamıyor ve biz de bu süreçte olan biteni izliyoruz... 2020 yılında izlediğim bu film, bana "Şimdiye kadar nasıl gözden kaçırmışım?" dedirtmeyi başardı. Hapishane filmlerini sevenlerdenseniz, şöyle sağlam bi şey izlemek isterseniz, e bi de şimdiye kadar izlemediyseniz, bu filmi 2024 yılı içinde mutlaka izleyin derim. Filme Git ►  2. Musul[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/26/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu Netflix filmini de Netflix'in binlerce içeriği arasında pek çok kişi gözden kaçırıyor... Savaş nedeniyle yerle bir olan Irak'tayız. IŞİD'in peşine düşen, adeta 'telsiz kapatıp' sadece hedeflerine odaklanarak adım adım ilerleyen bi Özel Harekat ekibini ve bu ekibin, çatışmanın ortasından çekip çıkardığı genç bi polisin yaşadıklarını izliyoruz... Ekip profesyonel olunca kendimizi de kolayca çaylak polisin yerine koyarak sanki timin bi parçasıymış gibi çatışmalara giriyor, hayatta kalmaya çalışıyoruz... Hikayesi ve konu aldığı kişileri gerçeğe dayanan bu filmi başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Ne saf bi aksiyon ne de saf bi dram var. Bence her şey dozunda ve tam da olması gerektiği gibi... Eğer bu türe ilginiz varsa ve şimdiye kadar bi şekilde bu filmi gözden kaçırmışsanız, gerçek kişi ve olayları konu alan bu filme bi akşam Netflix'te bi şans verin derim.  Filme Git ►  3. Devil[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/69/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]2010'da yayınlanan ve şimdiye kadar çoğunluğun gözden kaçırmış olduğunu düşündüğüm bu 'gerilim' filmiyse benim 'bütçesi düşük, etkisi büyük' diye nitelendirdiğim yapımlar arasında... Çevremde tavsiye ettiğim herkesin "Şimdiye kadar nası izlememişim hayret" dediği bu film, bi gökdelenin asansöründe mahsur kalan bi grup insanın yaşadıklarına odaklanıyor. Asansörün bozulması yetmezmiş gibi bi de esrarengiz bi güç tarafından rahatsız edilmeye başlanan 5 kişi, birden ürkütücü bi hayatta kalma mücadelesi vermeye başlıyor... Kapalı alan korkusu olanlar için film bi tık zor olabilir... Filmin ilk anından son anına kadar derinden bi ürperme hissi sizi sarıyor. Beklentiyi orta karar tutarak izlenecek, süresi kısa, oyunculukları iyi ve alt metninde de vermek istediği bi mesajı olan bi film bu.. Hala izlemediyseniz, bi akşam karanlığında izleyin derim. Filme Git ►  4. Kursk[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/72/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu filmse 2000 yılında yaşanan, gerçek bi faciayı konu alıyor. Tatbikat için sahaya çıkarılan Rus denizaltısı Kursk ve mürettebatını konu alan bu film, hem oyunculukları, hem de o güne götüren çaresizlik dolu atmosferi ile beni fazlasıyla etkilemeyi başardı... Filmde yer yer yumruğumu sıkıp kızdığım pek çok yer oldu ve en önemlisi de bunların gerçekten de yaşanmış olduğunu bilmek, beni gerçekten zorladı. Tam da bu yüzden bu filmi şimdiye kadar izlememişseniz artık bu yıl içinde izleyin diyerek bu listede size de tavsiye etmek istedim. İzleyin ve işlemeyen bürokrasinin, çıkar savaşına bulaşmış siyasetin, politikanın ve üst basamaklarda bulunan yetkili ama "kafasız" insanların nelere yol açtığını görün istiyorum... Filme Git ►  5. The Art of Racing in the Rain[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/33/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Neden bi türlü gerçek değerine ulaşıp çok ünlü bi filme dönüşemediğini anlayamadığım bu nefis filmse, bi köpeğin yavru evresinden yaşlanana kadar neler yaşadığını konu alıyor... Fakat tüm bu süreci direkt olarak köpeğimiz Enzo'nun gözünden ve hatta sesinden izliyoruz. Kendisi profesyonel bi araba yarışçısı tarafından sahipleniyor ve köpeğimiz Enzo'nun hikayesi de böylece başlamış oluyor... Şöyle köpek konulu, o bildiğimiz ortalama filmlerden birini izleyeceğimi düşünürken bu film, içindeki gerçeklik ile beni fazlasıyla şaşırttı diyebilirim. Yer yer eğlendim, yer yer de gerçekten duygulandım. Asırlardır biz insanoğlunun en sadık dostlarından olan köpekler neler düşünür? Bize ve ailemize bakış açıları nasıldır? hepsi ve daha fazlası bu filmde verilmiş... Eğer bu filmi ilk kez şu an burada görüp duyduysanız mutlaka bi hafta sonu bu nefis filme bi şans verin derim. "Kaan demişti.." dersiniz :) Filme Git ►  6. Sharper[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/99/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu filmse, her ne kadar kitapçıda çalışan genç bi adamın güzel bi kıza aşık olmasıyla başlasa da, ortalarına doğru birden direksiyonu kırıyor ve çok farklı bi yola giriyor... İzlerken bi an durdurup "Gerçekten keyif alıyorum.." diye düşündüğüm bu film, giderek temposunu arttırmayı ve izleyicisini şaşırtmayı başarıyor... Şöyle seyir keyfi yüksek, yer yer entrikalı ve biraz da sürprizli bi şeyler izlemek istiyorsanız ve hala izlememişseniz bence 2024 yılı içinde bu filme bi şans verin derim... Filme Git ►  7. Just Mercy[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/12/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu tavsiyemse tamamen gerçek kişi ve olayları işliyor... Harvard'dan mezun olan genç bi avukatımız var. Bir de işlemediğini söylediği halde idam cezasına çarptırılan bi adamımız... İşte filmimiz, bu genç avukatın, bu suçlu mu yoksa suçsuz mu belli olmayan adam ile çıktığı hukuk mücadelesini konu alıyor... Avukatımız bi adamın hayatını kurtarmak için çabalarken birden kendini ırkçılığa karşı verilen bi savaşın en ön safında buluveriyor... Özellikle gerçek, yaşanmış kişi ve olayları işleyen filmleri sevenlerdenseniz - ki ben kesinlikle onlardan biriyim - şimdiye kadar bi şekilde gözden kaçırdığınız bu filmi mutlaka izleyin derim. Sonunda "Kaan demişti.." diyeceğinize de eminim. Filme Git ►  8. The 12th Man[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/25/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu filmimizse burada tavsiye ettiğim 2018 yılından beri toplamda 100 binden daha fazla kez göz atılmış olan bence nefis bi film... Ben yine de hala görmeyen, duymayan vardır diye bu listemde de bu filme yer vermek istedim... Filmimiz, aslında etkileyici bi hayatta kalma mücadelesini konu alıyor ve en önemlisi de gerçek hayata dayanıyor... Almanlar Norveç'teki bazı noktaları ele geçiriyor ve 12 asker de bu noktaları ele geçirmek için özel eğitim alıp bölgeye gidiyor. İşte filmimiz de bu 12 adamdan birine odaklanıyor ve hem kurşun yememek hem de vahşi ve zorlu doğa şartlarında hayatta kalmak için mücadele veren adamımızın macerası böylece başlamış oluyor... Adamımız kış günü öyle kötü şartların içine düşüyor ki ben izlerken bi ara üşüdüğümü, donduğumu hissettim, gerisini hesap edin... Kısacası; Şahane bi hayatta kalma öyküsü izleyeceksiniz, kaçırmayın derim. Filme Git ►  9. My Octopus Teacher[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/336/44/2024-te-mutlaka-izlenmesi-gereken-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Ve işte o film... Bana "Ya bi belgesel, beni nası bu kadar sarsabilir.." diye sorgulatan o yapım... İzleyeceğiniz bu belgesel film, bi dram filmi kadar dram, bi macera filmi kadar macera ve iyi de bi belgesel kadar şahane görüntüler içeriyor... Toplamda 8-9 yıllık bi süreçte çekilen bu yapım, sığ sularda tüpsüz dalış yapan bi adamın, yine bu dalışlardan birinde tanıştığı ahtapot ile arasındaki güçlü bağı işliyor... ama nasıl işlemek... Bu yapımı daha önce birkaç yerde görüp 'bi ara bakarım' deyip geçtiyseniz ve şimdi burada 1 kez daha rast geliyorsanız, hemen en yakın zamanda izleyin derim. "Kaan demişti iyi ki izledim.." diyeceğinize eminim, benden söylemesi... Filme Git ►  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
109b
0
2 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.