Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

06 Ekim 2020
28b
2 Yorum
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

Uzun zamandır Beynimi Yaksın kategorime bir film ekleyememenin üzüntüsü içindeydim. Fakat Nolan imzalı "Tenet", bu sorunumu çözdü ve beyin yakan filmler listelerimde şimdiden yerini almayı başardı. Her yerde "Tenet filmi konusunu anlayan var mı?" şeklinde sorular görüp, "Tenet filmi inceleme" başlığı adı altında aşırı karışık, yazanın bile anlamadan yazdığı analizler görünce kolları sıvadım ve size kısa ve öz cümleler ile Tenet filmi incelemesi hazırlamak istedim. 

Beyin Yakan Film Tavsiyeleri! ►

Hadi gelin şimdi son zamanların en karışık, en kafa yoran, en beyin yakan filmi Tenet'in konusuna, anlatmak istediğine bir bakalım ve kafanızda bazı taşların yerine oturmasını sağlayalım... Hadi! 

Öncelikle Tenet filminin konusuna şöyle bir bakalım

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Filmin karışık konusunu en basite indirgersek ortaya; Dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bir organizasyon ve bir kahraman çıkıyor. Casusumuz kendisine yardım edenlerle de birlikte kötü adamı durdurmaya ve dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Tabi olay bu kadar basit ilerlemiyor ve zamanın hem ileriye hem de geriye akması gibi birçok beyin yakan detay da olaya dahil oluyor. 

Bundan sonrası SPOİLER, izledikten sonra kafanızdaki soru işaretlerini biraz olsun gidermek için buraya uğrayın...

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

Kemerlerinizi bağlayın, Christopher Nolan'ın dünyasına doğru yola çıkıyoruz!

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Nolan bu filmin temel aldığı "ters yöne akan zaman" fikrini 20 yıldır düşünüyormuş. Bunu Tenet'in senaryosuna dönüştürmesi de 4-5 yılını almış. E hal böyle olunca, ortaya da bu içinden çıkılamayacak gibi görünen, beyin yakan film çıkıyor. 

Her şey insanoğlunun dünyayı tüketmesiyle başlıyor...

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Gelecekteki insanlar, bitip tükenmek üzere olan dünyayı kurtarmak için hiçbir şey yapamayınca (Interstellar filmindeki dünyayı kurtaramayınca uzayda yeni arayışlara girmek gibi düşünebilirsiniz) zamanı geri almayı keşfetmişler. Dikkat edin zamanda geriye gitmek değil, zamanı geriye almak diyorum. Yani zamanı geriye alarak, dünyayı hiç kirlenmemiş, tüketilmemiş, el değmemiş haline getirmek istiyorlar. Bunu da zamanı geriye alarak gittikleri yerlere "evriltilmiş" denen, ters yöne hareket eden şeyleri bırakıyorlar ki onlarla karşılaşan kişiler bunların gelecekten geldiğini düşünüp mümkün olduğunu anlayabilsin. Filmimizin kahramanı laboratuvarda evriltilmiş kurşun ile ilk tanıştığında bilim kadınının ona "Bunları kimin yaptığını bilmiyoruz, bize gelecekten gönderiliyor" dediğini hatırlayın. 

Peki kötü adamımız Sator bu olayın neresinde?

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Yukarıda bahsettiğim ve sonu gelen dünyada yaşamaya çalışan gelecekteki kişiler gönderdikleri mesajla zaman makinesi yaratılması görevini Sator'a veriyorlar. Filmde Sator'un Plütonyum ararken bulduğu mesajı hatırlayın. Yani aslında o günkü nesil de hayatta kalmaya çalışıyor, zamanı geriye almaya çalışan gelecek nesil de. İşte filmde de tam olarak bunu konu alan bir diyalog geçiyor. İsmi söylenmeyen başrolümüz "Herkes kendi nesli için mücade verir" diyor, Sator da cevap olarak şunu söylüyor; "Onlar da tam olarak bunu yapıyor..." yani buradan da anlayacağınız gibi aslında filmde kötü bir taraf yok. Herkes kendi dünyasını kurtarma peşinde fakat Sator, gelecektekilerin adamı konumundan dünyanın sonunu getiren hem de kafasına göre istediği zaman getirebilen bir adama dönüşünce kötü taraf ortaya çıkmış oluyor. 

Geçmişe gidip dedenizi öldürseniz anne-babanız ve dolayısıyla siz de hiç doğmamış olursunuz, peki o zaman dedenizi kim öldürdü?

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
İşte film "Büyükbaba Paradoksu" olarak bilinen bu meşhur paradoksa da değiniyor. Aslında tüm film bu mantığın üzerine kurulu bile diyebiliriz. Hatta filmde bu paradoks sonrasında gelecektekilerin dünyayı kurtarma planı için "E bizi yok ederlerse onlar da yok olmaz mı?" diye soruluyor, Neil karakteri ise "Yok o işler pek öyle değil" gibi bir cevap veriyor. 

Gelelim benim düşüncelerime...

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Aslında hep düşündüğüm bir konuydu bu; Her insanın 3 farklı boyutu olabilir mi? Biri geçmişteki ben, diğeri şu an bunları size yazan ben ve gelecekteki ben... İşte bu filmde biraz olsun bu müthiş ve bir o kadar da uçuk fikri somut bir şekilde görme fırsatı buldum. 

• Filmin en başında opera binasında Neil'ın, başrolümüzü kurtarma olayı güzeldi. Tabi çantasından sarkan kırmızı ip sayesinde bunu çok sonra anlasak da, meğer daha ilk 5 dakikada filmin çok sonralarına şahit olmuşuz. Bu gerçekten müthişti. 

• Sator'un eşi Kat, "Tekneden suya atlayan bir kadın gördüm, özgürlüğünü kıskandım" diyordu fakat filmin 2. yarısında o kadının kendisi olduğunu öğrendik. Bu da çok beyin açıcı bir ayrıntıydı. 

• Neil, adamımızın görev başında alkol almadığını bilerek ona diyet kola söylüyordu, çünkü Neil gelecekten geriye doğru geliyor, başrolümüz ise ileriye gidiyordu. Yani Neil, adamımızla yıllardır tanışıyordu hatta bir yerde de başrolümüze "Beni sen işe aldın" diyor. Bu da her şeyi açıklıyor. 

• Son saldırı sahnesinde helikopterlerin geriye gidip, takımlardan birinin geriye diğerinin ise ileriye hareket etmesi müthiş, binanın patlama sahnesi ise olağanüstüydü diyebilirim. O sahneyi izledikten sonra işte sinema böyle olmalı diye iç geçirdiğimi bile söyleyebilirim... 

• Anında geriye ışınlanmak ve laps! diye her şeyi sıfırlamaktansa yavaş yavaş geriye sarma fikri acayip hoşuma gitti. Bu çılgın fikri, silaha geri giren kurşunları, teybin geriye sarılması gibi terse dönen detayları nasıl daha önce böylesine net izlememişiz ki? Her şeyi geçseniz bile sadece bu çılgın fikri için bu film defalarca izlenir. 

En çılgın fikrimi en sona bıraktım; Sator, gelecekteki başrolümüz için çalışıyor olabilir. Adamımız ileriye gidiyor neticede, henüz ileride neler olduğunu, olacağını bilmiyor Neil gibi. Hatta filmin tam ortalarında Sator başrolümüzü kendisini izlerken yakalatıyor ve başrolümüze Tenet ekibinin kendi aralarında dostu düşmanı ayırmak için kullandığı "Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz" cümlesini söylüyor, onu zarflıyor fakat adamımız "O da ne? (Şair) Whitman'dan bir dize mi?" diye cevap veriyor. Aslında burada o cümleye cevaben "Gün batarken dostun yoktur" demesi gerekiyordu... Yani benimki nacizane bir fikir tabi. 

Bu arada filmin ismi, hatta Sator ve Opera kelimeleri bile öylesine seçilmiş şeyler değil!

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Gördüğünüz bu şey Latin Palindromu veya Sator Kareleri olarak geçiyor. Özelliği ise hem sağdan sola, hem soldan sağa, hem yukarıdan aşağıya, hem de aşağıdan yukarıya okunabiliyor olması. Hepsinde aynı kelimeler çıkıyor. İşte çılgın adamımız Nolan da filmin konusuyla da uyumlu olduğu için filmin adını ve içindeki konu ile isimleri böyle yerlerden ilham alarak kullanmış, bunu da görün istedim.  

SONUÇ: Bence film gerçekten ince elenip sık dokulmuş başarılı bir yapım. Nolan zaten hem filmden önce, hem de filmde bolca "Çok takılma, hisset" gibi şeyler söylüyor izleyiciye. Karakterlerin arka planlarına bakma diyor yani, kim kimdir, duyguları var mıdır, aşık olur mu, nereden geldi nereye gidiyor oralara pek takılma, büyük resmi gör... Şaka bir yana film gerçekten 2-3 kez izlemeyi hak ediyor. Bazı filmler gerçekten hazmedilmesi için hakkında bir şeyler okunması gereken filmler oluyor ve bence bu film de onlardan biri... Umarım buraya kadar okumuş ve kafanızdaki bazı soru işaretlerini kaldırmışsınızdır. 

- - - - - 

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

Modunu Seç ►

Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme

listesine yorum yap!
Şule S.
Şule S.
09 Ekim 2020
Çaylak
Sinemaseverlere hitap eden bir film. Anlayanına çok iyi şeyler vaadediyor ama kavga dövüş seven 'marvel' ve 'tokyo dirft' hayranı tayfa için tabi ki de kötü film. Tarafınızı seçin.
Nihat Ü.
Nihat Ü.
08 Ekim 2020
Sıkı Üye
Filmi tek seferde izleyip anlayan cindir... Bu incelemeyi bile birkaç kez okumak zorunda kaldım çünkü konu çok karışık. Ama filmi izledikten sonra okunması gereken bir mini analiz olmuş. Eline sağlık.
tenet filmi konusutenet incelemetenet filmi incelemetenet analiztenet filmi açıklamatenet filmi yorumtenet yorumtenet konusutenet izleyici yorumlarıtenet filmi incelemesitenet filmi analizi
EN AKTİF ÜYELER
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
17b
0
7 yıl
NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Netflix'in The Platform filmi 2019'da çıkınca hemen izleyip, hatta size de şu içerikte heycanla tavsiye etmiştim... Yıllar içinde 150.000'e yakın okunan bu içerikten sonra geçtiğimiz günlerde The Platform 2 filmi de Netflix'te yayına girdi... E ben de hemen kolları sıvadım ve The Platform 2 incelemesi ile sizle bu serinin 2. filmi hakkında konuşalım istedim. "E 333. kat... Her katta 2 kişi desek... Ne yaptı... 666... Kesin bi gizli örgüt işi bu.." gibi sığ detaylara hiç girmeden önce bu yeni filmde dikkatimi çeken detaylardan, sonra da serinin bu 2. filmi ile ilgili kendi yorumumu sizle paylaşmak istiyorum... Tabi bu içerik spoiler içerecek... Yani filmi izledikten sonra buraya uğrayın derim... E hadi o zaman gelin başlayalım! ● Bu içeriğin tam halini YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=TZrYyEqfmV8[/VIDEO] Bu aslında ilk film![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/33/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Öncelikle kimseler söylemez ben söyleyeyim; Serinin bu 2. filmi, aslında ilk film... Durun hemen beyinler yanmasın :) Yani aslında izlediğimiz bu 2. film, ilk filmden 10 ay önceyi konu alıyor. İlk filmde gördüğümüz karakterleri bu filmde de gayet sağlıklı bi şekilde sapasağlam görünce siz de şaşırmışsınızdır... Heh işte bunun nedeni, bu filmin, ilk filmden önce olup bitenleri konu alması. Elinde bıçağıyla aklımızda kalan sempatik ama yer yer psikopata bağlayan amcamızın 1. filmde "10 kat değiştirdim, bi ara da 72. kattaydım" dediğini duymuştuk. Bu filmdeyse tam olarak bahsettiği 72. katta olduğunu görüyoruz, çünkü olayların öncesini izliyoruz. Kilit nokta 'çocuklar'...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/65/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Serinin bu 2. filminde çocukların sisteme nasıl girdiğini de açık bi şekilde görme fırsatı buluyoruz. Filmin hem başında, hem de sonunda çocuklardan oluşan bir piramit görüyoruz. Bu piramitin üzerine çıkmayı başaran hırslı, güçlü çocuğun ise sisteme yerleştirildiğini izliyoruz. Kurulan bu sistemde 333. yani son kata her ay 1 çocuk bırakıldığını görüyoruz. Fakat bu kata yemek inmediği için de buradaki çocuklar hayatını kaybediyor. Olur da eğer bi çocuk kurtulursa, platform aracılığıyla en yukarıya gönderilmeli. Yani her 2 filmde de gördüğümüz en temel şey; tüm bu sistemde mesaj her zaman 'çocuk' oluyor... Çünkü sistemin kurucularına "Bakın biz birlik içinde yaşamayı öğrendik. Herkes kendi payını yedi ve 1 çocuğu hayatta tutmayı başardık" demenin en iyi yolu bu...  Bu düzenin amacı ne?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/51/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Peki neden bunu yapsınlar? Yani neden bunu kanıtlamaya çalışsınlar? İşte şimdi de o can alıcı teorime gelelim... İlk filmde gördüğümüz, karşılaştığımız, zekice hazırlanmış olan bu platformun uzayda bi yerlerde inşa edilmiş olduğunu düşünüyordum ki bu 2. filmde de yerçekimsiz ortamı görünce adeta gözlerimin içi parladı... Filmin son sahnelerinde, platformu aylık temizlemeye gelen ekibin yerçekimsiz ortamda hareket ettiklerini görüyoruz. Çünkü bu platform 'bence' uzayda. insanlığı yeni bi gezegene, yeni bi topluma hazırlıyor. Hazırlanmış olan bu sistem adeta dünyanın minyatür hali. Sistem, insanoğlunun paylaşmayı öğrenmesini ve birlik içinde en yeni nesli, yani çocukları hayatta tutup büyütebilmesini simule ediyor. Deney ortamında bir topluluk eğitilmeye çalışılıyor... Yani zekice kurulan bu dikey sistemin, aslında yeni bir düzene geçme yolundaki insanoğlunun hazırlanması aşaması olduğunu düşünüyorum... Bu konudaki yorumunuzu da aşağıya mutlaka bekliyorum tabi. Pekiiii en diptekiler kim?...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/36/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Onlar bu sistemdeki iyi insanlar... Nasıl mı? Açıklayayım... Bu sistemdeki iyiler, en aşağıya kadar inip 333. kattaki çocuğu da alıp dibe inip çocuğu en yukarıya sağ salim ulaştırma derdinde. Zaten en dipteki insanların da azla yetinmeyi bilen iyi insanlar olduğunu görüyoruz. Canlı bir insan aşağıya indiğinde yemiyor, fakat ölü bir beden ya da yiyecek geldiğinde kapışıp karınlarını doyuruyorlar. Çünkü onların her biri de çocuğu, yani yeni nesli bu cehennemden kurtarıp yukarıya gönderebilmek için en dibe kadar inmeyi göze alan iyi insanlar. Adalet kör![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/29/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Adaleti sağlıyorum diyen kişinin tüm dünyadaki adalet heykellerinde de olduğu gibi gözlerinin bağlı olması, hatta gözlerinin olmaması, adaleti sağlarken kimsenin cinsiyetine, dış görünüşüne, parasına puluna bakmayacağı anlamı taşıması da güzel detaydı... Tabi yozlaşan adaletin er geç adaleti sağlamaya çalışan kişiye de lazım olacağını göstermesi sahnesi de... Sonuçta adalet, herkese lazım. - Ve geldik "Ee Kaan sen ne düşünüyosun?" sorusuna..Elinde karyoladan kırdığı demirle üzerime koşanlar olacaktır fakat ben serinin bu 2. filminin çok da kötü olmadığını düşününlerdenim… Durun durun vurmayın... açıklayayım... Bu filmde de şahane oyunculuklar görüyoruz. Vahşet sahneleri gerçekten içimi cız ettirdi ki bu da başarılı olduğunun göstergesi.. E metaforlar desen yine her yerde... Bu filmin beğenilmemesinin en büyük nedeni, bu fikri daha önce zaten izlemiş olduğumuz düşüncesinden geliyor. Yani Cem Yılmaz örneği gibi. Cem Yılmaz her işinde yine kendiyle yarışmak zorunda ve imza attığı her işte yine en büyük rakibi kendisi oluyor... İşte bu film de bu talihsizliği yaşıyor çünkü seri filmler her zaman ilk filmiyle yarışmak zorunda... Bi düşünün. 2. filmi ilk filminden iyi olan çok seri bulamadığınızı fark edeceksiniz... Burda da onu yaşıyoruz. - Çünkü fikir inanılmaz. Dünyayı, inanç sistemini, ülkeleri, insanoğlunun içinde çırpınıp durduğu ve bir gün mutlaka patlayacak olan o bozuk sistemi bu şekilde bir platform ile anlatma fikri gerçekten çok başarılıydı. Belki de çok sıkılıp, daraldığımız pandemi günlerinin başında izlediğimiz için bizi bu kadar etkiledi ilk film fakat bu, filmin merkez aldığı çılgın fikrin nefis olma gerçeğini değiştirmiyor... Yani ilk film bize yeni bi fikir sunuyordu. Dikey bi yapı, en üstte yemek çok yenirse aşağıdakilere kalmıyor. Her ay düzen sıfırlanıp en altta açlık çekenler en üste, en üstte aşağıdakileri düşünmeden ziyafet çekenlerse en aşağıda sefaletin içine düşüyordu. Bu filmdeyse yeni çok az şey görüyoruz. İşte beğenilmemesinin en büyük nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. - Her ay düzenli ödeme yaptığım bir platformun, verdiğim parayı böyle yapımlara harcaması açıkçası beni mutlu ediyor. Yıllardır anlatıyorum, İspanyollar sadece senaryo üzerine kafa yorup iyi oyunculuklarla müthiş işler ortaya çıkarıyor. Yine yıllardır yılmadan, usanmadan tavsiye ettiğim şu filmlere bi bakın. Hepsi de senaryosuna büyük emek verilen, adeta örümcek ağı gibi ince ince örülen nefis işler. Bu yüzden her ne kadar ilk filmden sonra bize beklediğimiz kadar yeni bi şeylerle gelmese de, birkaç yerde ipin ucunu kaçırıp "Ne izliyorum yahu.." diye şöyle bi sorgulatsa da ben serinin bu 2. filminin de çok kötü olmadığını düşünenlerdenim. İspanyol imzası olan çok kötü film dizi izleyemezsiniz. Genel sektöre bakıldığında kolayca fark edilebilir ki bu yapım da senaryo ve detay açısından buram buram emek kokuyor. Ha keşke elle tutulur birkaç somut sürpriz verseydi bize de birkaç kez şöyle "Vay be" deyip şaşırsaydık. Fakat konu aynı, ilk filmde verilen mesajlar bu filmde de hemen hemen aynı, hatta sistem aynı.. Fakat başta da bahsettiğim uzay teorimin bu 2. filmde ayakları yere daha sağlam bastığı için mutluyum. Ben bu filmden sadece bunu cebime koyarak çıktım.. Bakalım sizde durum nasıl... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
58b
0
1 yıl
Tiyatrodan Dijitale! Yeni Netflix Filmi: Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?
Tiyatrodan Dijitale! Yeni Netflix Filmi: Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?
Günümüzden tam 23 yıl önce, 1998'de sahnelenen Yılmaz Erdoğan imzalı bir tiyatro oyunuydu "Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?"... Fakat sinemaya uyarlandı ve birkaç gün önce de Netflix'te yayınlandı. Tabi hal böyle olunca, binlerce kişi de "sen hiç ateş böceği gördün mü filmi konusu ne?" veya "sen hiç ateş böceği gördün mü filmi izlenir mi?" gibi sorular sormaya başladı. En Başarılı Netflix Filmleri İçin Tıkla ►  Ben de filmi izledim ve önce size biraz konusundan, sonra da her zamanki gibi filmle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. Yani buraya yolunuz 'sen hiç ateş böceği gördün mü filmi yorumları' gibi aramalar sonucu düştüyse doğru yerdesiniz demektir... Hadi gelin şimdi hem filmin konusuna, hem de filmle ilgili yorumuma geçelim. Düşüncelerime geçmeden önce filmin konusunu size özetleyeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/246/39/tiyatrodan-dijitale-yeni-netflix-filmi-sen-hic-ates-bocegi-gordun-mu-780x439.png[/RESIM]Film, yıllar önce yayınlanan ve binlerce kişinin hayranlıkla izlediği, dönemine damga vuran Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü? isimli Yılmaz Erdoğan imzalı tiyatro oyununun sinemaya uyarlanmış hali. Film, 1950'li yıllarda İstanbul'da ailesi ile birlikte yaşayan ve üstün zekalı olarak adlandırılan bir çocuğun hayatına odaklanıyor. Çevresine uyum sağlamakta biraz zorlanan Gülseren ismindeki bu kız, ateş böcekleriyle de gizemli bir bağ kuruyor. Film boyunca da bu çılgın kızın babası, ateş böcekleri ve çevresiyle yaşadıklarına tanıklık ediyoruz. Gelelim asıl konumuza; Film olmamış. Neden mi? Buyrunuz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/246/25/tiyatrodan-dijitale-yeni-netflix-filmi-sen-hic-ates-bocegi-gordun-mu-780x439.png[/RESIM]Film çok kötü başlıyor. Daha ilk çeyreğinde fazlasıyla yapmacık ve 'olmamışlık' kokuyor. Ortalarına doğru biraz toparlamaya başlasa da sonuç yine hüsran oluyor. Tiyatrodan sinemaya aktarılırken hala 'tiyatro' taklidi yapmaya devam eden bir yapım bu. Tiyatrodan sinemaya uyarlanan birçok film gördük, fakat hiçbiri 'tiyatro' havasında değildi ve bu sayede başarılı oldular. Fakat burada oyuncular film boyunca repliklerini hızlı hızlı söylüyor. Hiç düşünmeden, sırası gelen konuşuyor. Bu durum tiyatroda alkış alabilir fakat sinemada işler pek böyle yürümüyor. Mekanlar, dönemin kıyafetleri, eşyaları hepsindeki renk o kadar pastel ki, filmi sessiz izleseniz bile bir tiyatro tadı alıyorsunuz. Sinemaya uyarlanan bir oyundan tiyatro tadı almak da olaya hiçbir yenilik katamıyor haliyle. Ecem Erkek, zorla oynuyorsan gözünü kırp...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/246/97/tiyatrodan-dijitale-yeni-netflix-filmi-sen-hic-ates-bocegi-gordun-mu-780x439.png[/RESIM]Ecem Erkek'i gerçekten başarılı buluyorum. Fakat filmde o kadar yapmacık ve o kadar başka birini oynuyor ki, onu izledikçe sanki hal ve tavrından 'istemediği' replikleri söyleyip, istemediği bir rolü oynadığı için rahatsız olduğunu fakat bunu yapmak zorunda olduğu için yaptığını hissettim. Tiyatroda da Demet Akbağ'ın oynadığı role sinemada hayat vermek onun üzerinde bir baskı yaratmış olabilir. Ayrıca o nasıl yaşlandırma makyajıydı yahu? Kadının yaşlı hali, genç halinden daha genç durmuş bunu kimse mi görmedi?... Çoğunluk oyunculuğunu beğenmiş olabilir fakat ben bu filmde başrolümüzün oyunculuğunu kötü bulduğumu söylemek istiyorum. Eski ve yeni oyuncu kadrosuna da şöyle bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/246/9/tiyatrodan-dijitale-yeni-netflix-filmi-sen-hic-ates-bocegi-gordun-mu-780x439.png[/RESIM] Özet: Filme bir puan verecek olsam 6 derdim. Birine 'izle' diye tavsiye edecebileceğim bir yapım ol(a)mamış. Fakat zaman geçirmek için izlenebilir ama yine de zamanınızı daha 'kaliteli' bir şekilde geçirmek için binlerce iyi film olduğunu da hatırlatmak isterim... Karar sizin.  ---------- • Filmin imdb puanı kaç? Film yayınlanalı 2 gün oldu ve şimdilik IMDb puanı 6,3. • Film Netflix'te var mı? Evet, film Netflix'te izlenebilir. • Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü? oyuncuları kimler? Filmin kadrosunda Ecem Erkek, Yılmaz Erdoğan, Engin Alkan, Merve Dizdar ve Devrim Yakut gibi isimler yer alıyor. ---------- [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
12b
0
4 yıl
The Penguin: Suç, Çeteler ve Colin Farrell ile TAŞ Gibi YENİ DİZİ!
The Penguin: Suç, Çeteler ve Colin Farrell ile TAŞ Gibi YENİ DİZİ!
Yeni bir diziye başlamak, dijital platformların daha da çoğaldığı günümüzde daha zor hale geldi... Çünkü seçeneğimiz çok. Fakat hangi dizi iyi? Hangisi izlenir? İşte bu karmaşıklık arasında birçok kişinin gözden kaçırdığını veya kaçıracağını düşündüğüm yeni bir yapım olan The Penguin dizisi ile tanışın istedim... Peki nedir bu the penguin dizisi konusu? Oyuncuları kimler?... Olayı ne? Hadi gelin şimdi IMDb'den rekor bir puan alarak tüm listeleri çok kısa bir sürede sallamayı başaran yeni dizi The Penguin'e şöyle bir yakından bakalım... Yorumumdan önce gelin; The Penguin dizisi konusu ne? Ona bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/349/46/the-penguin-suc-ceteler-ve-colin-farrell-ile-tas-gibi-yeni-dizi-780x439.png[/RESIM]The Penguin dizisi "The Batman" evreninde geçen yeni ve bence çok da başarılı bir yapım. Dizimiz, büyük bir suç ağı, acımasız çeteler ve zengin ailelerin tam ortasında kendi yolunu çizmeye çalışan, illegal bir adamın kurduğu zekice planları ve hayatta kalma çabasını konu alıyor... Şimdi ben Batman falan dedim diye tüm hikayeyi o evrene bağlı sanmayın, çünkü dizi o atmosfere birkaç gönderme yapsa da hızlı bir şekilde kendi yolunu çizmeyi başarıyor ve bence bu diziyi iyi yapan en önemli etkenlerden biri de bu... Bu yılın en iyi dizilerinden biri![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/349/49/the-penguin-suc-ceteler-ve-colin-farrell-ile-tas-gibi-yeni-dizi-780x439.png[/RESIM]The Penguin dizisi, çıktığı gibi izlemeye başladığım, hatta daha çıkmadan izlemeyi iple çektiğim dizilerden biri olmayı başardı. Dizinin atmosferi çok sevdiğim 'gotham city' olunca, adeta diziyi ekmeksiz götürdüm... Batman evrenindeki Oswald Cobb karakteri gerçekten ilgi çekiciydi. Bu dizide de bu tercihin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Aynı evrenden çıkan yapımları çok beğenmeyen biri olarak bu dizi kesinlikle beni yakalamayı başardı... Ha bu arada; hiç Batman evrenini sevmeyen biri bile bu diziden büyük keyif alabilir, söylemeden geçmeyeyim. Colin Farrell, sen nasıl bir oyuncusun...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/349/11/the-penguin-suc-ceteler-ve-colin-farrell-ile-tas-gibi-yeni-dizi-780x439.png[/RESIM]Dizimizin başrolünün ünlü oyuncu Colin Farrell tarafından canlandırıldığını bilenler alkışlıyor, bilmeyenler ise öğrenince gerçekten çok sağlam şaşırıyor. Bunda en büyük pay, şüphesiz Farrell'a yapılan ve saatler süren başarılı makyaj... Farrell, Oswald Cobb'a dönüşebilmek için her çekim öncesi en az 3 saat süren bir makyaj süreci yaşıyor ve bununla da kalmayıp fiziksel olarak da nefis bir oyunculuk sergiliyor... Alkışlamamak elde değil. Diziyi izleyip, bu nefis performansı gördükçe işte sinema bu! işte oyunculuk bu!... diye mikrofonu koltuk altıma alıp İbrahim Tatlıses gibi ellerimi büyük büyük açıp alkışlamak istedim. Helal be Colin! - - - - - -  Özet; Şöyle yeni ve TAŞ gibi sağlam bir dizi arayışındaysanız, biraz 'suç' temalı kasvetli işleri de seviyorsanız bence kesinlikle bu diziyi izleyin derim... Benzer kıvamda bir şeyler ararsanız da şu dizi tavsiyeme de göz atın derim. - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/349/29/the-penguin-suc-ceteler-ve-colin-farrell-ile-tas-gibi-yeni-dizi-780x439.png[/RESIM] • The Penguin dizisi Netflix'te var mı? Hayır, dizi HBO Max dizisi. • The Penguin dizisi oyuncuları kimler? Dizinin oyuncu kadrosunda Colin Farrell, Cristin Milioti, Rhenzy Feliz ve Myles Humphus gibi isimler yer alıyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
15b
0
1 yıl
Şah Mat! Netflix'in 'Satranç' Konulu Yeni Dizisi: The Queen's Gambit
Şah Mat! Netflix'in 'Satranç' Konulu Yeni Dizisi: The Queen's Gambit
Karşınıza daha henüz 3 gün önce burada şu Netflix dizi önerisi ile çıkmışken bugün yeni bir tavsiye ile karşınızdayım... Sizi bilmem ama ben çocukluğumdan beri satranç'a bayılıyorum. İşte Netflix'in yeni dizisi "The Queen's Gambit" de yıllar önce babamla karşılıklı oynayarak başladığım bu nefis oyunu konu alıyor. En İyi Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla ►  Netflix'te yayınlanacağı günü iple çektiğim The Queen's Gambit dizisi geçtiğimiz günlerde yayınlandı ve tabi hemen 1 günde silip süpürdüm. Burada sizlere de tavsiye etmek istedim. Hadi gelin şimdi The Queen's Gambit konusu nasıl, izlenir mi, oyuncuları kimler, bunlara bir bakalım. "Kaan bu 7 bölümlük The Queen's Gambit dizisi sence nasıl? İzlenir mi?" sorularınıza geçmeden önce dizinin konusundan bahsedelim[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/223/23/sah-mat-netflix-in-satranc-konulu-yeni-dizisi-the-queen-s-gambit-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, 1950'li yıllarda ailesini kaybettikten sonra yetimhaneye verilen ve burada büyüyen bir kızı konu alıyor. Hüzünlü ve yalnız hisseden ufaklığımız okulun hademesinin satranç oynadığını görünce uzaktan uzaktan onu kesmeye başlıyor ve satranca olan ilgisi de bu şekilde gelişiyor. İşte dizi boyunca da bu küçük kızın, yetişkin bir kadın olana kadar satranç dolu dünyasındaki olup bitenleri izliyoruz.  Peki The Queen's Gambit dizisi olmuş mu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/223/69/sah-mat-netflix-in-satranc-konulu-yeni-dizisi-the-queen-s-gambit-780x439.png[/RESIM]Bu dizi için gönül rahatlığıyla "olmuş" diyebilirim. Dizi şahane bir dönemde geçiyor ve hem kıyafetleri, hem dekorlar ve hem de dönemin renkleriyle o yılları çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Oyunculuklar çok iyi ve hiç sıkmıyor. Özellikle Split filmindeki oyunculuğu ile de hatırladığımız Anya Taylor-Joy, rolünün hakkını veriyor. Dizi, uzun zamandır Netflix'te izlediğim ve her şeyi yerli yerinde olan en başarılı dizi diyebilirim.  Hiç Satranç bilmeyenler de zevk alabilir![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/223/9/sah-mat-netflix-in-satranc-konulu-yeni-dizisi-the-queen-s-gambit-780x439.png[/RESIM]Dizi tamamen satranç üzerine kurulu olmasına rağmen asla seyircisinden satranç bilmesini istemiyor. Oyundaki teknik detaylardan çok, başrolümüzün o oyun oynanırken yaşadıklarına odaklanıyor. Ha ama satranç biliyorsanız da oynanan oyunlara dikkat kesilerek bazı şahane hareketleri de daha iyi anlayabilirsiniz tabi. Satrancı hiç bilmeyenler ise "At 'L' şeklinde, Fil çarpraz ve Kale de düz gider" bilgisiyle diziden fazlasıyla keyif alabilir.  Dizinin oyuncu kadrosu ise şöyle;[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/223/68/sah-mat-netflix-in-satranc-konulu-yeni-dizisi-the-queen-s-gambit-780x439.png[/RESIM]Başrolümüzde Anya Taylor-Joy, yan rollerde ise Thomas Brodie-Sangster, Harry Melling ve Marcin Dorocinski yer alıyor. Rus 'Borgov' karakterini oynayan Dorocinski'nin oyunculuğu da gerçkten izlemeye değer.  Son olarak; The Queen's Gambit ne demek? diyecek olursanız da, bunun bir satranç oyunu açılışı olduğunu, satrançta birçok farklı kombinasyonda açılış şekillerinin olduğunu ve The Queen's Gambit'in de bunlardan yalnızca biri olduğunu size söylemek isterim. Hemen şimdi buraya tıklayarak bu diziyi Netflix'te izlemeye başlayabilirsiniz. - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
8
5 yıl
İzleyenin Hayatını Değiştirme Etkili 9 FİLM ÖNERİSİ!
İzleyenin Hayatını Değiştirme Etkili 9 FİLM ÖNERİSİ!
Sinema, insanoğlunun üzerinde büyük bir etkisi olan gerçekten güçlü bir araç. Bu yüzden 'Bir film izledim, hayatım değişti..' gibi sözler bile kullanıyoruz. İşte ben de bugün size, izleyenin hayatını değiştirme etkili iyi film önerileri hazırlamak istedim. İzleyenin hayatını değiştiren filmler, yani güçlü, etkileyici yapımlar ile çok sık karşılaşamıyoruz. Fakat bazı filmler var ki, izleyen kişiyi etkileyip bir şekilde onun hayatının değişmesinde pay sahibi oluyor. 19 İyi NETFLİX Filmi İçin Tıkla! ►  Bugün de burada göreceğiniz film önerileri, kendisini izleyen çoğu kişinin hayatını bir şekilde değiştirmeyi başaran filmler olacak. Kimisi içindeki dramıyla etkileyecek sizi, kimisiyse 'gaza getirme' etkisini kullanarak içinizde bekleyen başka bir yanınızı ortaya çıkaracak. Bence günün sonunda, bu film önerileri sizi kesinlikle başka biri olma yoluna sokmayı başaracak. Ben daha fazla uzatmadan hadi gelin, izleyenin hayatını değiştiren filmlere yakından bakalım! ● Bu içeriğin aynısını video olarak YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=tfPWbbJSCj8[/VIDEO] 1. Gelin ilk filmimiz "K-Pax" ile başlayalım![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/45/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Yıllar yıllar önce izlediğim bu film, damağımda öyle güzel bi tat bıraktı ki, farklı zamanlarda kaç kez daha izlediğimi inanın ben bile hatırlamıyorum. Filmimiz, K-Pax isimli bi gezegenden geldiğini söyleyen, tuhaf davranışlara sahip bi adamı ve onun bu halini çözmeye çalışan insanların yaşadıklarını konu alıyor. Zekice yazılmış bi senaryoya ve gizem dolu bi atmosfere sahip bu filmde görüp, duyduğumuz repliklerin her biri de tam anlamıyla kitap gibi... Hem izlerken, hem de bitirdikten sonra bu filmden çıkardığınız mesajlar ve yakaladığınız ufuk açıcı detaylarla bazı şeyleri sorgulayabilir ve hayatınızın geri kalanına Acaba'lar ile devam edebilirsiniz. Benden söylemesi. Filme Git ►  2. The Bucket List[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/65/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bi şekilde size dokunmayı başarıp hayatınızın değişmesi konusunda etkisi olacak bi diğer film ise benim çok sevdiğim bi 2007 filmi... Karakterleri birbirlerine neredeyse tamamen zıt olan 2 yaşlı adamımız var. Bi hastane odasında rastlaşan bu 2 adam, birlikte geçirdikleri süreçten sonra el ele veriyor ve hala hayattayken yapmak istedikleri çılgınlıkları bir bir gerçekleştirmeye çalışıyorlar. İşte biz de tam olarak bu maceraya 3. bi kişi olarak konuk oluyoruz. Senaryo çok tanıdık gelse de başrolde 2 usta isim olunca, film su gibi akıp gidiyor. Biz de bol bol "Peki ben hala hayattayken neler yapmak istiyorum?" deyip kendimizi "bi an evvel 'ölmeden önce yapılacaklar' listesi hazırlasam mı" diye düşünürken buluyoruz... Pek çok kişinin izledikten sonra sırt çantasını alıp çıktığı, imkanı olmayanların da en azından balkona çıkıp şöyle bi hava alıp uzaklara daldığı bu filmde görecekleriniz, hayatınızın bundan sonrasını değiştirebilir. 'Kaan demişti' dersiniz... Filme Git ►  3. Coach Carter[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/2/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Tamamen gerçek kişi ve olayları konu alan, bi lise takımının basketbol antrenörünü ve onun çalıştırdığı öğrencileri izlediğimiz bu filmde, farklı kültürlerdeki gençleri disipline etmeye çalışan idealist ve tabi doğal olarak 'sevilmeyen' bi adamın kendine has yöntemlerini görüyoruz. Şimdi ben basketbol falan dedim diye asla bi 'spor filmi' olarak bakmayın derim bu filme. Çünkü film hem gerçeğe dayanan hikayesi, hem ilham verip yer yer gaza getiren sahneleri ve hem de nokta atışı müzik seçimleriyle yıllar boyunca aklınızdan çıkmayacak bi yapım. Filme Git ►  4. An Inspector Calls[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/55/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Bu filmdeyse sizi çok farklı bi deneyim bekliyor. Deneyim diyorum çünkü bi kitaptan uyarlama olan bu filmin temelindeki konusu o kadar sağlam ki yıllarca tiyatrolarda sahnelenmiş ve hala daha sahneleniyor. Zengin, varlıklı bi ailenin evine konuk olan bi müfettiş, aile üyelerine sorduğu sorular ile tüm dengeleri değiştiriyor ve biz de büyük çoğunluğu zekice diyaloglarla geçen bu sohbet ortamında, yemek masasındaki bi diğer kişi olarak tüm süreci izleyip, gözlem yapma fırsatı buluyoruz... Dikkatli izleyiciler için içindeki mesajı kendinden büyük olan, izleyenlerin zihninde etkisini bi müddet sürdüren ve olaylara başka açılardan bakmayı da aşılayan 'farklı' bi yapım bu. Kendinizi tam anlamıyla vererek izlediğinizde zihninizde birkaç şimşek çaktıracağı kesin... Filme Git ►  5. The Man From Earth[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/22/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Hazır zihinde şimşek çaktırmak demişken... Ben de dahil izleyenlerin zihninde yıllarca kira ödemeden öylece oturan, akıllardan çıkmayan bu nefis film de mutlaka bu listede olmalı diye düşündüm. Çalıştığı üniversiteden ayrılan bi tarih profesörünü ve ona veda etmek için gelen meslektaşlarından başka kimseleri görmediğimiz bu tek mekanlı filmde her şey sıradan giderken birden adamımızın 'Ben aslında 14 bin yıldır dünyada yaşıyorum...' diyerek başlayıp anlattığı şeyler tüm sıradanlığı bozmayı başarıyor. Filmi izlemeyenler için biraz 'komik' bile gelen bu konu, izleyip bitirenler için ayakları yere gayet sağlam basan, çok ciddi bi bilim kurguya dönüşmeyi başarıyor. İzlemeyi ve etrafınızda 'sadece diyaloglarla ilerleyen bilim kurgu filmi mi olur?' diyenlere izletmeyi unutmayın. Filme Git ►  6. Unbroken[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/47/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Yönetmen koltuğunda Angelina Jolie'nin oturduğu, belki de buna güvenerek tanıtım kısmına sağlam bi bütçe ayrılmadığı için pek çok kişinin gözden kaçırdığı 2014 yapımı bu filmse, başarılı bi sporcunun, 2. dünya savaşının patlak vermesiyle tamamen değişen hayatını konu alıyor. Hem karada, hem havada, hem de suda hayatta kalmaya çalışan adamımız kendini öyle zorlu durumlarda bulup mücadele ediyor ki, film; izleyip, hikayenin de gerçek olduğunu öğrenen herkesin 'azim' duygusunu biraz okşayıp büyük bi motivasyon katıyor. Şimdiye kadar bi şekilde gözden kaçırdıysanız en yakın fırsatta izleme listenize alın derim. Filme Git ►  7. 12 Angry Man[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/94/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Muhtemelen bu listedeki en çok bilinen yapım olan ve günümüzden nerdeyse 60 yıl önce çekilen '12 Öfkeli Adam' filmiyse izleyen herkese farklı bi bakış açısı ve sorgulama duygusu kazandırmayı başarıyor. Babasını öldürmekle yargılanan bi gencin suçlu mu yoksa suçsuz mu olduğunu tartışan 12 jüri üyesinden 11 tanesi 'suçlu' dese de, 1 tanesi tüm yaşananlara farklı bi göz ile bakıp bazı detayları yakalamayı başarıyor. Bakın büyük büyük yazıyorum; Eğer şu yaşınıza kadar bu filmi hala izlemediyseniz ASLA BU FİLME 1950 YAPIMI SİYAH - BEYAZ SIKICI Bİ FİLM olarak bakmayın ve hemen izleyin... İzledikten sonra günlük olaylara bile farklı bi bakış açısıyla yaklaşacağınız bu film, 'bi film izledim, hayatım değişti' deyimine en uygun yapımlardan biri olabilir. Filme Git ►  8. Sliding Doors[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/42/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Listedeki en keyifli tavsiyem ise 1998 yapımı bu ilginç film. Neden mi ilginç diyorum? Şöyle sorayım; Hiç, kaçırdığınız bi otobüs, uçak ya da metro sonrasında 'Belki de kaçırmayıp binseydim kaza falan olacaktı kim bilir...' diye düşündünüz mü? Cevabınız evet ise bu film ilginizi çekebilir. Çünkü film, tam olarak bu konuyu işliyor. Bineceği treni kaçıran bi kadını izlediğimiz film, kadının metroyu kaçırdığı haliyle, kaçırmayıp bindiği halinde yaşananları 2 koldan bize gösteriyor. Hem farklı bi hikaye izlemek, hem de kendi hayatınıza dokunan bi şeyler görmek isterseniz bu filme göz atın derim. Filme Git ►  9. Founder[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/320/14/izleyenin-hayatini-degistirme-etkili-9-film-onerisi-780x439.png[/RESIM]Founder ismindeki bu filmse içinde bi yerlerde girişimcilik ateşi yanan herkesi yakalayıp, hayatlarını değiştirmeyi başaran bi yapım. Ünlü şirket Mc. Donalds'ın kuruluşunu izlediğimiz bu filmde; hırslı, tuttuğunu koparan, kafası sürekli girişimciliğe çalışan bi adamın mücadelesini izliyoruz. Son 20 yılın en iyi girişimcilik filmlerinden biri olarak gösterilen ve izleyeni %100 gaza getirmeyi başaran bu yapımı henüz izleme fırsatı bulamadıysanız bugün burada karşınıza çıkması tesadüf değil.. Bence bu film artık bi şansı hak ediyor... Belki de bu filmden sonra kendi işinizi kurup, hayatınızın sonraki evresine rahat bi şekilde ulaşacaksınız... Kim bilir... Siz yine de bi gün parayı bulursanız beni de unutmayın tabi. Filme Git ►  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
24b
1
2 yıl
2025'te İzlemeniz Gereken 12 FİLM!
2025'te İzlemeniz Gereken 12 FİLM!
Öncelikle söylemek istiyorum ki bu içerikte "2025 filmleri" yerine 2025'te mutlaka izlemenizi istediğim filmleri göreceksiniz. Yani birazdan göreceğiniz o film önerileri, 2025 yılında çıkan filmler değil, bu zamana kadar bir şekilde gözden kaçırdığınızı düşündüğüm fakat artık 2025 bitmeden mutlaka izlemenizi istediğim iyi filmler olacak. Hadi gelin şimdi 2025 yılı bitmeden mutlaka ama mutlaka izleyip, şans vermeniz gereken o iyi film önerileri nelermiş birlikte şöyle bir göz atalım... İzlemediklerinizi bir kenara not alıp 2025'te mutlaka izleyip bitirmeyi unutmayın... Tabi yorumlarınızı bırakmayı da... Hadi! ● Bu içeriği YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=2h8ZOYpZlUE[/VIDEO] 1. 2025'te izlemenizi istediğim ilk tavsiyem "Caddo Lake"...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/23/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Senaryosuyla beynimi yakmayı, bittikten sonra bile beni düşündürmeyi başaran bu film, benim en sevdiğim tür ve konu olan Gizem ve Beyin Yakan olaylar içeren bence nefis bi yapım... Epeydir böyle bittikten sonra üzerine düşünebileceğim, beyin yakan senaryosuyla şaşırtan iyi bi şeyler izlemek istiyordum ki bu film bu isteğimi karşıladı... Sakin, dingin bi kafayla, uykusu gelen arkadaşlardan ve telefon bildirimlerinden uzakta izleyin derim. Filme Git ►  2. The Creator[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/83/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Bu bilim kurgu filminiyse birçok kişinin gözden kaçırdığını düşünüyorum... Kaçıranlar en azından 2025'te bari bu filme bi şans versin diyerek bu içerikte bu filmi de konuşalım istedim... 2 saatlik bu film, insanoğlu ve yapay zeka arasında yaşanan bi savaşı merkeze alarak ilerliyor. Filmde yaratılan bilim kurgu temelli atmosfer, beni gerçekten yakaladı. Suya hiç değmeden ilerleyen deniz taşıtları, atmosferde dolaşarak dünyada istediği noktayı vurabilen dev gemiler, uzay araçları ve robotlar... Ben bu dünyayı gerçekten ilgi çekici buldum diyebilirim. Süresi, işlenen konuya göre uzun fakat 1-2 nokta hariç sıkmadan beni sonuna kadar sürüklemeyi başardı. Bildiğiniz gibi bu tür farklı dünyaları konu alan filmlere çok rastlamıyoruz.. Bu yüzden bu filme de bi şans verin istedim. Filme Git ►  3. The Promised Land[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/95/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]2025'te mutlaka izlemeniz gerekenler listemin 3. sırasındaysa adeta KİTAP gibi bi film var... Filmimiz, 1700'lü yılların ortalarında Danimarka kralının "Ülkemizin büyük bir kısmı verimsiz toprak. Bu bölgeyi de verimli hale getirmeliyiz!" diyerek ilan ettiği bi duyuru sonrası yaşananları konu alıyor. Topraktan iyi anlayan, eski bi asker olan adamımız, bu çöle benzeyen yeri yeşertip, ekip biçebileceğini, hata burda evler inşaa edip koca bi kasaba kurabileceğini söylüyor.  Bu filmdeki görüntüler, kamera açıları, doğal güzellikler ve tabii oyunculuklar, beni kesinlikle etkilemeyi başardı. Tadı gerçekten damağımda kalan bi film oldu bu... Sakin ilerleyen, gerçek hayata dayanan filmler sizlik değilse es geçin, yook 'tam benlik' diyorsanız da bu filmi mutlaka kaçırmayın derim. Filme Git ►  4. SOUL[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/55/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Gözden kaçırmamanızı istediğim 4. tavsiyem ise SOUL ismindeki bi animasyon film... DURUN DURUN… şimdi ben animasyon deyince birkaç kişi hemen burun kıvırdı.. biliyorum.. fakat rica ediyorum yapmayın. bu nefis filmi 'amaan çocuk filmi işte...' gibi saçma nedenlerle eleyip bi kenara atmayın... Çünkü bu film, görüp görebileceğiniz en iyi animasyon filmlerinden biri olacak... Hani bi amaca, tutkuya bağlı kalıp ona doğru çabalar dururuz ya, heh işte bu film, o çabalama sürecinde kaçırdığımız şeyleri bize gösteriyor... bugüne kadar kaçırdıysanız, artık kaçırmayın ve hemen bugün bu filmi izleyin derim. Filme Git ►  5. Perfetti Sconosciuti[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/50/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Bu italyan filmiyse dünyada farklı ülkelerce en çok yeniden uyarlanan filmlerden biri... öyle ki Türkiye bile bu listede yer alıyor. 2018'de çıkan "Cebimdeki Yabancı" filmi de aslında bu nefis filmin uyarlamasıydı... Filmimiz, diyaloglara dayalı tek mekanlı filmlerden. Film, son anına kadar bana şahane bi tat verdi diyebilirim. İlginçtir, günümüz sorunlarının çok farklı bi şekilde yüzüme vurulması hoşuma gitti. Eğer yıllardır bu filmi bi şekilde gözden kaçırdıysanız, bi hafta sonu izleyin derim. Filme Git ►  6. Syncronic[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/14/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Sağlık görevlisi olarak çalışan 2 yakın arkadaşın, karşılaştıkları bi dizi 'gizemli' vakalardan sonra yaşadıklarını konu alıyor filmimiz. Adamlarımız olayın izini sürerken "Zaman Yolculuğu" konusu da işin içine giriyor ve işte o andan sonra da olaylar biraz karışıyor ve aslında tam da benim sevdiğim kıvama geliyor... Daha iyi işlenebilseydi kesinlikle kendi kulvarındaki bilim kurgu filmleri arasından kolayca sıyrılmayı başarabilirdi fakat bu haliyle da fazlasıyla akılda kalıcı... kaçırmayın. Filme Git ►  7. The Good Liar[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/24/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Sıradaki tavsiyemse başrolünde 2 usta ismin döktürdüğü bi 2019 filmi...  Angelina Jolie başrollü aynı isimli başka bi filmin gölgesinde kalmış olacak, bu filmi çoğu kişi gözden kaçırıyor... Şaşırtmacalı senaryosu ve 2 usta oyuncusuyla keyifle izlediğim, tadı damağımda kalan bir film oldu bu.. Eğer izlemediyseniz mutlaka listenize alıp bi şans verin derim. Filme Git ►  8. Shot Caller[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/19/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Alk*llü araç kullandığı ve bi kazaya karıştığı için kendini hapishanede bulan bi aile babasının yaşadıklarını izlediğimiz bu film, cezaevi ortamına çok uzak olan bi adamın yaşadığı dönüşümü başarılı bi şekilde konu alıyor. Hapishane ve çete hayatını nefis bi şekilde ele alan film, bir insanın bulunduğu ortama göre nasıl değişebildiğini çok iyi bi şekilde gösteriyor. Biraz dram, biraz suç ve iyi oyunculuklar.. mutlaka göz atın derim. Filme Git ►  9. Ordinary Angels[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/71/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Bu yıl çıkan ve gözümden gerçekten birkaç damla yaş düşürmeyi başarabilen bu filmimiz ise küçük bi kasabada kendi halinde yaşayan bi ailemizin başına gelen trajik olayları konu alıyor.. aile içi tartışmalar, hastalıklar, yaşanan kayıplar ve hepsinin merkezindeki küçük, masum bir çocuk... Film bu süreci öyle duygu yüklü ele alıyor ki, kendimi bi yerden sonra gözlerimi silerken "Ul*n 30 yaşında adamsın ne bu haller..." derken buluverdim... Aile ile de rahatlıkla izlenebilecek bi yapım olan bu filmi geç olmadan izleyip, bitirin derim. Filme Git ►  10. In Darkness[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/87/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Hak ettiği değeri göremediğini düşündüğüm filmimiz, görme engelli bi piyanistin şahit olduğu bi cinayetten sonra yaşadıklarını konu alıyor.. Güzel mi güzel piyanistimiz evinde dururken, komşusundan gelen çığlıkları duyuyor ve olayı göremese de bi şeylere şahit olmuş oluyor. Tabi bu da onu bazı kişilerin hedefi haline getiriyor ve böylece gizem dolu bi macera başlıyor.. Temelinde dram dolu bi hikaye yatan, gizemli, gerilimli bi film izleyeceksiniz. Filme Git ►  11. La Cara Oculta[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/10/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Bu filmin ilk yarısında ve ikinci yarısında bir kadının sevdiği bir adam için neler yapabileceğini, neleri göze alabileceğini aşırı açık ve nefis bi şekilde göreceksiniz..  Filmin başındaki o durgun kısım sizi sakın soğutmasın. Hep söylediğim gibi durgun başlayan filmler biraz sabrettiğinizde nefis yapımlara dönüşüyor, sadece biraz daha kendinizi filme verin ve durgun geçen o 15 dakika için hayatınızda etkilendiğiniz filmler arasına girecek filmleri bi çırpıda silip atmayın... Bu filmi ilk kez şu an burada görüyorsanız hemen şimdi bu akşam izleyin derim. Filme Git ►  12. Ve "About Time"...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/350/94/2025-te-izlemeniz-gereken-12-film-780x439.png[/RESIM]Listemin son sırasındaysa dünyanın en tatlı filmlerinden biri var... Bu filmi hala izlememiş olanları anında tav edecek bi cümle kurucam şimdi; "Ya yatak odanızdaki elbise dolabının içine girip gözlerinizi kapattığınızda zamanı geriye alabiliyor olsaydınız?"... Nası konu ama? Birkaç kişi şimdiden filmi izlemeye gitmiş olabilir... Tatlı bir gizem ve keyifli bi aşk içeren, zaman temasını çok farklı ve güzel bi şekilde işleyen ve bi de tatlı kahkülleriyle 1 adet Rachel McAdams barındıran bu nefis filme bi hafta sonu mutlaka şans verin derim...  Filme Git ►  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
887b
2
1 yıl
Akıllanmıyoruz! Geçmişten Günümüze Türkiye Dolandırıcılık Sektörüne Damga Vuran 7 İsim
Akıllanmıyoruz! Geçmişten Günümüze Türkiye Dolandırıcılık Sektörüne Damga Vuran 7 İsim
Bugün "Keşfettiklerim" köşemde sizi çok ilginç kişiler ile tanıştırmak istiyorum. Özellikle son günlerde patlak veren ve sosyal medyayı bolca meşgul eden "Çiftlik Bank" vakasından sonra dedim ki "Bu olay Türkiye'de ilk mi acaba?"... Ve sonra şöyle bir araştırayım dedim ki neler göreyim, meğer cağnım ülkem yıllarca birçok dolandırıcı tarafından çarpılmış... Hadi gelin şimdi onları sizle de tanıştırayım ve birlikte şaşıralım.  1. İlk sıramızda, Türkiye'de "Dolandırıcı" denince akla ilk gelen isim var; "Sülün Osman" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/98/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]Kulağa her ne kadar garip gelse de bu adam, yeteneği ve ikna kabiliyeti ile yıllar önce Türkiye'de büyük bir hayran kitlesine sahip olmuş. İnanılması güç ama kendisi Galata Kulesi'ni satmış. Hakim sorunca da "Bu ülkede Galata Kulesi'ni alacak enayiler olduğu sürece ben de satmaya devam ederim!" demiş ve halkın sempatisini kazanmış. Üstelik sadece bu da değil, kendisi büyük tarihi yapıların önüne bir paspas atıp, elinde para ile şehre gelen saf insanları dolandırıyormuş. Dolmabahçe Sarayı'nı bile satmış...  2. Sırada daha resmi çalışan bir dolandırıcı var; "Güney Zobu" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/40/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]Bu dolandırıcımız "Raki" adı ile tanınır ve Amerikalı kılığında, dev fabrikatörlere dolar satarmış. Dolandırdığı kişiler o kadar büyük ki, çoğu da polise gidip şikayet edemezmiş. Aralarında siyasilerin de olduğu birçok kişiyi tereyağından kıl çeker gibi çarpmış. 3. Sırada, 80'lerin ünlü bankeri, "Banker Kastelli" var... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/75/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]Bu adam, 1980'li yıllarda, Türkiye'nin ekonomik olarak zorluk çektiği zamanlarda, ikna kabiliyetini kullanarak insanlardan para toplamış ve bankalar ile anlaşmalar yapmış. Durumu şöyle anlayın; Türkiye'de milli gelir 70 Milyon Dolar iken bu adamın elinde 100 Milyar para bulunuyormuş. Fakat sonraları durumu fark eden bankalar, banker olaylarına son verince Kastelli de kaçmış. Tabi arkasında mağdur kişiler bırakarak... 4. Sırada, Türkiye ile kalmayıp dünyaya açılan bir dolandırıcımız var; "Ayşe Benli" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/39/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]Ayşe Benli, kumar alanında büyük nam salmış biri. Kendi kurduğu çetesi ile birlikte birçok kişiyi hile hurda ile soyup sessizce uzaklaşıyormuş. Hatta işleri büyütüp Las Vegas'a gidip bir kumarhaneye 2 Milyon Dolar değerinde bir kazık bile atmış. FBI peşinden çok koşsa da Ayşe Benli'ye hiçbir zaman ulaşamamış.  5. Nitelikli bir dolandırıcı daha; "Eyüplü Halit" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/78/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]Halit, işgal altındaki İstanbul'da kendine bir fırsat yaratmış ve hemen bir yeri karakol olarak hazırlamış. Evet bildiğimiz karakol. Sonra buraya geçip kendini komiser olarak tanıtmış. Bu da yetmemiş, Rumları tek tek çağırıp "Hakkınızda ihbar var, fakat anlaşabiliriz..." diyerek hepsinden 3-5 ne kopardıysa cebine indirmiş.  6. Yakın tarihte adını en çok duyuran dolandırıcımız; "Jet Fadıl" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/23/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]Bu adam 1980'li yıllardan beri Türk insanını defalarca dolandırmayı başardı. Projeleri için kaynak aradı, buldu, fakat borcunu ödemedi. Sonra halka indi, "Evsizlere ev!" deyip binlerce kişiden para toplayıp ortadan kayboldu. "Jet Pa" isimli bir şirketler grubu kurdu fakat bu şirketlerin çoğunda 1 kişi bile çalışmıyordu. "İmza" isminde bir araç yapacağını söyleyip ünlüler ile reklamını yapıp, yine para topladı ve o otomobil de hiç üretime geçmeden Fadıl ortadan kayboldu...   7. Gelelim son zamanlarda yaptığı vurgunla büyük ses getiren isme; "Mehmet Aydın" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/22/46/gecmisten-gunumuze-turkiye-dolandiricilik-sektorune-damga-vuran-7-isim-780x439.jpg[/RESIM]"Çiftlik Bank" isimli internet üzerinden oynanan bir oyun ile yavaş yavaş orta direğin "zengin olma" isteğini ele geçiren bu sistem, çok kısa bir sürede çok fazla kişiye ulaşmayı başardı. İnsanlar para yatırıp, inek, koyun gibi hayvanlar aldılar ve onlardan kazanç elde etmeye başladılar. Sistem, ilk birkaç ay içinde yatırdığınız parayı, sonra da fazlasını alacağınızı vaat ediyordu ve üstelik bu bir yere kadar doğruydu da... Çünkü sistem, içerideki üyelerin parasını çeviriyor, bankadaki faiz ile de kazanç sağlıyordu.  Şirketin tüm resmi işlemlerinin Kıbrıs üzerinden yapılması birçok kişinin dikkatini çekse de, yine aynı kişiler bu gibi açıkları görmezden gelip "Aman ağzımızın tadı kaçmasın" diyerek oyuna devam ettiler. "Çiftlik Bank" hakkında Beyaz Show sonrası gibi birçok kişinin ekrana kilitlendiği anlarda TV'de reklam yapıldı, açılış gibi gösterilen tesisler canlı olarak yayınlandı ve binlerce kişi sosyal medya üzerinden örgütlendi. Fakat tüm uyarılara rağmen sonunda korkulan ve beklenen oldu ve şirketin kurucusu Mehmet Aydın, bir gecede her şeyi sıfırlayarak ortadan kayboldu. Mehmet Aydın, kurduğu bu sistem ile tam 113.4 Milyon TL parayı cebine indirmiş oldu... Şunu asla unutmayın; "Bedava peynir, sadece fare kapanında olur"
25b
0
7 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.