Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!

13 Şubat 2019
14b
0 Yorum
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!

Mustafa Kemal Atatürk, dünyaca kabul görmüş askeri bir deha ve başarılı bir önder. Her yıl onu anıyor ve şartlar zor olsa da elimizden geldiğince onun gösterdiği hedeflere doğru ilerlemeye çalışıyoruz. Bu akıllı ve karizmatik liderin bulunan videolarının hepsini muhtemelen çoğumuz izlemiş ya da bir yerlerde görmüşüzdür. Peki ya filmleri? Atatürk konulu filmlerden hangilerini izlediniz? Eğer şimdiye kadar çıkan Atatürk filmlerinden bazılarını izlemiş ve "Eh işte" demişseniz sıkı durun çünkü şimdiye kadarki en yüksek bütçeli Atatürk filmi olmaya aday bir film geliyor: "İlk Adım: 1919"... Hadi gelin şimdi İlk Adım: 1919 filminin konusuna ve oyuncu kadrosuna bir göz atalım.

2010 yılında çıkan ve 860 bin kişinin izlediği "Dersimiz Atatürk" filminde Atatürk'ü "Halit Ergenç" canlandırmıştı. Atatürk'e benzemesi için öyle çok makyaj yapılmıştı ki görenler, Atatürk'ü canlandıran kişinin Halit Ergenç olduğuna inanamamıştı.

Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!


"İlk Adım: 1919" filminde de Atatürk'ü Halit Ergenç'in canlandırmasına karar verildi.
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!

Filmin yönetmenliğini ise "Asmalı Konak" dizisini ve "Mutluluk" filmini de yöneten "Abdullah Oğuz" yapacak.
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!

İlk Adım: 1919 filmi, şimdiye kadar çekilmiş en yüksek bütçeli Atatürk filmi olacak.
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!


Atatürk'ün mücadelesi Bandırma Vapuru'nda başladığı için filmde kullanılmak üzere şimdiden bir tanker büyük bir bütçe ile yenilenerek Bandırma Vapuru'na birebir olarak benzetildi.
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!


İlk Adım: 1919 filmi için dönemin ihtişamını yansıtan pek çok dekor uzun uğraşlar ve büyük bütçeler sonucu hazırlandı. Henüz hazırlanmamış olan dekorlar ise Avrupa'nın pek çok yerinden temin edilip çekimlerin yapılacağı Beykoz Kundura Fabrikası'na getiriliyor.
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!


İlk Adım: 1919 filmi bir dönem filmi olacağı için iç-dış mekan tasarımları tamamen o döneme ait görünmeli. Bu da filmin bütçesini bir hayli arttırıyor.

Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!


İlk Adım: 1919 filminin vizyon tarihi ve oyuncu kadrosu hakkında şu an net bir bilgi yok. Tüm bilgiler gelince buraya da eklenecektir. Umarız ki gişesi bol ve gerçekten kaliteli bir yapım olur...


► Tıkla, Moduna Göre Film Seç!   

Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
halit ergenç atatürkilk adım 1919 filmiilk adım 1919 filmi konusuilk adım 1919 filmi vizyon tarihien yüksek bütçeli atatürk filmiatatürk filmlerihalit ergenç filmleritarih filmleriyerli filmler
EN AKTİF ÜYELER
TASK: HBO İmzalı TAŞ Gibi Yeni Suç Dizisi!
TASK: HBO İmzalı TAŞ Gibi Yeni Suç Dizisi!
İzleyecek iyi bir yeni dizi çok sık çıkmıyor. Yeni yabancı diziler oldukça büyük bütçeler ile geliyor fakat pek çoğumuz bu yeni yabancı dizileri bir şekilde gözden kaçırıyoruz. İşte ben de tam olarak burada devreye girerek size yeni çıkan yabancı dizileri de tavsiye ederek sizi bu dizi arayışından kurtarmak istiyorum. Task dizisi de yeni çıkan yabancı diziler listesinde göze çarpan yapımlardan biri... Peki Task dizisi konusu nedir? Oyuncuları kimler? Daha doğrusu Task dizisi izlenir mi? Gelin size bu soruların yanıtlarını kısa ve net şekilde vereyim... Hadi! Öncelikle nedir bu Task dizisi konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/359/52/task-hbo-imzali-tas-gibi-yeni-suc-dizisi-780x439.png[/RESIM]Task dizisi, aslında bir polisiye-suç dizisi. Philadelphia'nın neredeyse taşra kısmında geçen olaylar zincirini izlediğimiz dizide, art arda gerçekleşen soygunları ve bu soygun zincirini çözmek için görev başına getirilen bir FBI timini izliyoruz. Bence TAŞ gibi bir dizi bu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/359/73/task-hbo-imzali-tas-gibi-yeni-suc-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizi kesinlikle başarılı. Bunu daha ilk bölümden kolayca anlamak mümkün. Oyunculuklar çok üst düzey fakat "suç" dizisi deyince bol aksiyon, bol koşuşturma beklemeyin. Çünkü dizinin öyle bir vaadi kesinlikle yok. Daha sakin, daha dramatik bir polisiye dizisi bu. Hikaye çok ağır ilerliyor fakat bu eksi değil, tam aksine karakterlerin derinliğini oluşturabilmek için başarılı ve zekice bir yöntem. Diyaloglar daha az olsaydı da olurdu...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/359/37/task-hbo-imzali-tas-gibi-yeni-suc-dizisi-780x439.png[/RESIM]Task dizisiyle ilgili tek olumsuz eleştirim, özellikle ikili diyalogların çok uzun olması. Bu tür sakin işlerde diyaloglar büyük anlam taşıyor fakat bu dizide bunun dozunun çok fazla olduğunu kolayca görebiliyoruz. - - - - - -  Özet: Eğer şöyle kaliteli oyunculukların olduğu, sağlam bir hikaye barındıran, TAŞ gibi iyi ve yeni bir yabancı dizi izlemek isterseniz, TASK dizisi bu ihtiyacınızı kesinlikle karşılayacaktır.  - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/359/87/task-hbo-imzali-tas-gibi-yeni-suc-dizisi-780x439.png[/RESIM] • Task dizisi Netflix'te var mı? Hayır. Task dizisi Blu TV'yi de bünyesine katan HBO Max platformunda yayınlanıyor. • Task dizisi 2. sezon var mı? Dizinin 1. sezonu henüz yeni yeni yayınlanıyor fakat 2. sezon da muhtemelen gelecektir. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
8.2b
0
7 ay
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
19b
0
8 yıl
Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?
Oha! Dedirten Göndermeleriyle; "Mother!" Filmi Neyi Anlatıyor?
2017 yapımı Mother! filmi, günümüzden 4 yıl önce çıkmış olmasına rağmen hala pek çok kişi tarafından keşfedilmemiş bir yapım. İzleyenler ise "Mother filmi konusu ne?" ve "Mother filmi incelemesi" gibi aramalar sonucu kafalarındaki yüzlerce soru işaretine cevap arıyor... Ben de bugün kolları sıvadım ve Mother filmini anlamayanlar için çok basit ve kolay anlaşılır bir şekilde filmin bir incelemesini yazmak istedim. Filme Git ► İzleyenin sevmediği fakat altındaki mesajları öğrenince birden aşık olduğu bu filme biraz yakından bakalım istiyorum...Hadi gelin şimdi Mother! yani Anne! filmi aslında neyi konu alıyor? Hangi sahne hangi olayı, hangi karakter tarihteki hangi ismi tasvir ediyor birlikte bir göz atalım ve şöyle sağlam bir şaşıralım! Hadi! Öncelikle izlememiş olanların olduğunu düşünerek Mother! filmi konusundan bahsetmek istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/46/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM]Filmimiz, evlerini yeni yeni kurup, bazı tamir ve düzenleme işlerini adım adım yapmaya çalışan bir çifti konu alıyor. Fakat bir gün çıkıp gelen bir misafir bazı olayları tetikliyor ve bir şeyler yavaş yavaş değişmeye başlıyor. İşte biz de 2 saat boyunca ağır işleyen bu süreci izliyoruz. Filmi izlediniz ve anlamadınız mı? Dert etmeyin! Gelin; kafanızdaki taşları bir bir yerlerine oturtalım... Başlıyoruz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/65/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM] Az önce Tanrı'yı ve insanoğlunun yaratılma sürecini izlediniz... ● Adamımız Tanrı'yı temsil ediyor. Başrolümüz, ünlü yazarımız; Yani Javier Bardem bu filmde Tanrı'yı tasvir ediyor. Muhtemelen fark etmediniz fakat filmin en başında gördüğünüz kadın Jennifer Lawrence değildi. Farklı bir kadın yok oldu ve Tanrı ondan aldığı kristali (sevgi-kutsal ruh) yerine koyarak hayatı başlattı. ● Kadın Doğa'yı temsil ediyor. Film boyunca panik halinde gördüğümüz Jennifer Lawrence'ı ise Doğa Ana-Meryem Ana olarak izliyoruz.  ● "Ev" ise dünyayı temsil ediyor. Film boyunca Jennifer Lawrence'ı yani Doğa Ana'yı dünyayı çekip çevirirken izliyoruz. En ince ayrıntısına kadar çalışıyor ve her bir köşesini özenle inşa ediyor.  ● Tanrı, yani yaratıcı; Evreni, Dünyayı ve Doğayı yaratıyor. Fakat 'yalnız kalmalıyım' diyerek başka ilhamlar arıyor. Bu sürede Jennifer yani Doğa Ana da duvara gri ve sarı 2 çizgi çiziyor. Bu Ay ve Güneş'i temsil ediyor. Sonrasında ise lavabo ve şömine sahnelerini izliyoruz. Bu da artık dünyada Su ve Ateş'in de yer aldığını bize gösteriyor. Sıra ise insanoğlunda... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/54/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM] ● Ve Tanrı insanı yarattı; "Adem"; Bir akşam kapı çalıyor ve bir doktor geliyor. Bu kişi gelir gelmez evde bir huzursuzluk hakim oluyor. Doğa Ana'nın karnında ağrılar baş gösteriyor. İnsanın kendine zarar vereceğini düşünüyor. Sonrasında raflardaki kitapları gören adam, Tanrı'ya "Bunları yazan siz miydiniz? hayranınızım, kitaplarınız hayatımı değiştirdi" diyor. Hemen akabinde ise tanrının üzerine titrediği kristali görüp dokunmak istiyor. Tanrı buna izin vermiyor.  ● Havva geliyor! Doğa Ana gece kalkıp yanında eşini göremeyince hemen aşağıya iniyor ve ikiliyi banyoda görüyor. Tam o esnada Tanrı, Doktorun kaburgasındaki yarayı kapatıyor. Bu sahne, tüm dinlerde geçen Havva'nın, Adem'in kaburgasından yaratılmasını tasvir ediyor. Sabah ise kapı çalıyor ve Havva geliyor.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/252/11/oha-dedirten-gondermeleriyle-mother-filmi-neyi-anlatiyor-780x439.png[/RESIM] ● İnsanoğlu cennetten kovuluyor... Adem ile Havva, Doğa Ana'nın girilmesinin yasak olduğunu söylediği odaya girip Tanrı'nın çok değer verdiği Kristali kırıyor. Tanrı bağırıyor ve herkes korkuyor. Bu sahnede yasak meyvenin yenildiği resmediliyor. Ardından oradan çıkan adam ve kadın birlikte oluyor ve çocuklar dünyaya geliyor. ● Habil ve Kabil sahnesi... Eve gelen çocuklar tartışmaya başlıyor ve bir cinayet yaşanıyor. Tartışma miras yüzünden oluyor ve tıpkı kutsal kaynaklarda bahsedilen Habil ve Kabil kardeşlerin yaşadıklarını temsil ediyor. İlk kan dökülüyor ve ev yani "Dünya" ilk yarayı alıyor. Yerdeki kan lekesini çıkarmaya çalışan Doğa Ana, bunu başaramıyor ve üzerine halı çekiyor. Kan evde bir delik oluşturuyor ve evin zemininde cehenneme açılan bir kapı görüyoruz. Buradan çıkan "kurbağa" ise felaketleri ve dünyanın sonunun buradan olacağını bize gösteriyor. ● Doğa Ana her bocaladığında sarı bir su içiyor. Ben bunun "Güneş" olarak tasvir edildiğini düşünüyorum. Filmde cevabı verilmiyor fakat Doğa Ana her kötü hissettiğinde Güneş'ten güç almaya çalışıyor da denilebilir. ● İnsanoğlu çoğalıyor... Cenaze sonrası eve gelenler o kadar artıyor ki Doğa Ana çok rahatsız oluyor. Tanrı ise "Bu insanların anlattığı hikayeleri duyman lazım!" diyerek eğleniyor. Burada İnsanoğlu'nun binlerce yıldır uydurduğu(!), yazdığı, inandığı ve uğruna kurbanlar, adaklar verdiği Mitolojik efsanelere atıfta bulunuluyor. Tanrı bunları komik buluyor. ● Su borusunun patlaması ise Nuh Tufanı'nı temsil ediyor... İnsanlar birden çoğalarak eve yani dünyaya zarar vermeye başlayınca Doğa Ana kızıyor ve sonrasında patlayan lavabo borusundan sular fışkıyor. Bu olaydan hemen sonra evdeki herkes etrafa kaçışıyor. İşte burada Nuh Tufanı'nı izliyoruz.  ● Ve sarı içecek dökülür... Tanrı ve Doğa Ana birlikte oluyor ve hemen sonraki sabah, Tanrı ilhamla dolup yazmaya başlıyor. Doğa ise "Ben gidip kıyameti başlatayım..." diyerek esprili bir şekilde gidip içtiği sarı toz içeceği (Yani Güneş'i) döküyor. İşte bu sahne Küresel ısınmayı, yani dünyanın sonunun başlangıcını bize gösteriyor.  ● Tanrı eserini bitirir... Doğa Ana bunu kutlamak için nefis bir yemek hazırlıyor fakat birden yine eve insanlar gelmeye başlıyor. Gelenler Tanrı'ya hayranı olduklarını söylüyor ve birden ev bu kalabalık tarafından istila edilmeye başlanıyor. Doğa Ana "Burası benim evim" dese de insanlar "Şair (yani Tanrı) buranın hepimizin evi olduğunu söylüyor" cevabı alıyor. Ev yağmalanıyor. ● Ve kıyamet!... Doğa Ana bu kaosun içinde bebeğini dünyaya getiriyor fakat insanoğlu bebeği severken öldürüp yiyor. Bu sahnede o kişiler, Dini kullananları, Kilise gibi geçmiş tarihte yıllarca insanları sömürenleri temsil ediyor. Doğa Ana ise daha fazla dayanamıyor ve Adem'den aldığı bir "Çakmak" ile tüm dünyayı yakıyor. Bu da kıyameti temsil ediyor. Fakat sonrasında Tanrı'yı görüyoruz. Zarar almamıştır ve Doğa Ana'nın bedeninden bir Kristal çıkarır ve onu yerine koyar. Gün aydınlanır ve yatakta farklı bir kadın görürüz. Tanrı'ya seslenerek uyanır.  Ve döngü tekrar başlar... Yani dünya yaratıldı, biz insanoğlu dünyaya geldi ve kendi elimizle gezegenimizin sonunu getirdik. Hepimiz yok olacağız ve her şey yeniden başlayacak... İşte filmin özeti tam olarak bu. Ayakta alkışlanası.   ---------- [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
44b
0
5 yıl
Dikkat Ağlatır! Aşıklar Bayramı: Kıvanç Tatlıtuğ'lu Yeni Netflix Filmi!
Dikkat Ağlatır! Aşıklar Bayramı: Kıvanç Tatlıtuğ'lu Yeni Netflix Filmi!
2022'yi geride bırakırken yayınlanan yeni Netflix içeriklerini bir bir takip ediyorum. Başrolünde Kıvanç Tatlıtuğ olan Aşıklar Bayramı filmi de izlemek için yayınlanacağını günü iple çektiğim içeriklerden biriydi. Nihayet Aşıklar Bayramı filmi bugün Netflix'te yayınlandı ve hemen bir koşu gidip filmi izledim. "Aşıklar Bayramı filmi konusu ne? İzlenir mi?" gibi sorulara yanıt olabilmesi için de hemen kolları sıvayıp size izlediğim bu filmden biraz bahsetmek istedim. Filme Git ►  Hadi şimdi gelin, yeni yayınlanan Aşıklar Bayramı filmine bir bakalım ve Aşıklar Bayramı filmi nasıl? Aşıklar Bayramı ne demek? ve filmin oyuncuları kimler gibi sorulara hızlı hızlı cevap verelim... Hadi! Film hakkındaki yorumuma geçmeden önce Aşıklar Bayramı filmi konusuna bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/299/93/dikkat-aglatir-asiklar-bayrami-kivanc-tatlitug-lu-yeni-netflix-filmi-780x439.png[/RESIM]Aşıklar Bayramı filmi, 40'lı yaşlara yaklaşan bir avukatın, bir gece ansızın kapısını çalan, yıllardır görmediği babasıyla Kırşehir'den Kars'a doğru çıktığı yolculuğu konu alıyor. Aynı zamanda kendi bölgesinde epey tanınmış olan Heves Ali adındaki yaşlı bir halk ozanı olan bu baba, ömrünün sonuna yaklaştığını fark ettikçe arkadaşlarıyla vedalaşmak istiyor ve böylece baba-oğul, öfke, merak ve duygu dolu bir yolculuğa çıkıyor. İşte filmimiz de baştan sonra bu süreci konu alıyor. İzlenir mi?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/299/35/dikkat-aglatir-asiklar-bayrami-kivanc-tatlitug-lu-yeni-netflix-filmi-780x439.png[/RESIM]Filmin fragmanı yayınlandığında izleyeceğim şeyi az çok tahmin etmiştim. Bu yüzden pek sürpriz yaşamadım. Kıvanç Tatlıtuğ gibi bir unsur olmasaydı bu filmi burada size tavsiye eder miydim? Bilemiyorum... Fakat bu haliyle bence bu film ortalamanın 1 tık üzerinde diyebilirim. Biraz "Bir Zamanlar Anadolu'da" havası hakim ve bu tür sakin, hayatın içinden, gerçek filmleri sevenlerdenseniz, muhtemelen sizle aynı fikirdeyizdir. Kıvanç Tatlıtuğ yine rolünün adamı![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/299/73/dikkat-aglatir-asiklar-bayrami-kivanc-tatlitug-lu-yeni-netflix-filmi-780x439.png[/RESIM]Türk Sinema sektörü Kıvanç Tatlıtuğ gibi bir cevhere sahip olduğu için çok şanslı. Dünyaya açılabilecek kaç oyuncumuz var? diye şöyle bir düşündüğümde hep aklıma ilk gelen isim Kıvanç oluyor. Bu adam nasıl yapıyor bilmiyorum fakat oynadığı her dizide de, her filmde de, canlandırdığı karakteri adeta yaşıyor. Mimikleri, tavrı, konuşmaları, hepsi de o karaktere ve ortama göre değişiyor. Kilo alıyor, kilo veriyor, dil öğreniyor, kendine bakıyor... Yukarıda da söylediğim gibi, Kıvanç bu filmi tam anlamıyla taşıyor. Kıvanç'ı çıkarıp yerine başkasını koyalım, çoğu duyguyu kaybedeceğimize eminim. Aklıma takılan birkaç nokta da var tabi... ● Jandarma'nın arabayı durdurduğu sahnede bagajı gördükten sonra emniyet kemerini takmaya çalışan Kıvanç'ın tavırları ve ağlamamaya çalışması bence bu filmin en iyi sahnesiydi. Gözlerimi kırptığımda birkaç damla düşeceğini bildiğim için ekrana kilitlendiğim bir sahne oldu. Kıvanç, duyguyu izleyiciye naklen aktarabilen şahane bir oyuncu. ● Settar Tanrıöğen ise sadece durarak bile nefis bir oyunculuk sergilemiş. Tam anlamıyla bir 'baba' olmuş. ● Kıvanç, kapıya sol eliyle uzanıyor fakat açı değiştiğinde sağ eliyle kapıyı açtığını görüyoruz. Yine ilk çeyrekteki salonda sigara içme sahnesinde orta sehpanın üzerinde sürahi ve su bardağı yokken bir süre sonra birden masanın üzerinde belirdiklerini fark ediyoruz. Bunlar gibi birkaç hata gözüme takıldı, onları da söylemeden geçmek istemedim. ● Sürekli arayan Yıldız karakteri kimdi? Bunun cevabını göremedik, ya da ben kaçırdım.  ● Hemşire kız konuya neden dahil oldu? Nasıl girdi? Nasıl çıktı? Olmasaydı ne gibi bir eksiklik olurdu? Bilemedim... ● Kullanılan renkler ve genel olarak sinematografi çok başarılıydı. Manzaralar, sessiz, sakin sahneler beni tamamen o ana götürdü, gerçek gibi yaşattı. Aynı tadı Sivas ve Bir Zamanlar Anadolu'da filminde de almıştım. Aşıklar Bayramı ne demek? Anlamı ne?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/299/25/dikkat-aglatir-asiklar-bayrami-kivanc-tatlitug-lu-yeni-netflix-filmi-780x439.png[/RESIM]İlki Sivas'ta 1931 yılında gerçekleştirilen Aşıklar Bayramı etkinliği, yerel halk ozanlarının/aşıkların karşılıklı söyledikleri, dizelerle atışmalar yaptıkları, memleket hakkında türküler söyledikleri ve Aşık Veysel'in de keşfedildiği, zaman içinde gelenekselleşen bir bayramdır. (Fotoğrafta en sağda Aşık Veysel) - - - - - - - - -  Özet: İçinde "Açlar ve aşıklar uyuyabilir mi hiç?" gibi çok beğendiğim birkaç replik de barındıran bu film, biraz gerçek bir şeyler izlemek isteyenler için tavsiyemdir. Netflix'in bu tür hayatın içinden yapımlara da destek olması, onların yapımcılığını yapması takdire şayan. Keşke daha fazla böyle gerçek, hayatın tam içinden çıkan işler izlesek... Belki buraları okuyan bir Netflix yetkilisi vardır, kim bilir... - - - - - - - - -  ● Aşıklar Bayramı filmi konusu gerçek mi? Film, Kemal Varol'un ödüllü kitabı Aşıklar Bayramı'ndan uyarlama.  ● Filmin oyuncuları kimler? Filmin oyuncu kadrosunda Kıvanç Tatlıtuğ, Settar Tanrıöğen, Laçin Ceylan, Burcu Cavrar, Çetin Kemal Sarıkartal, Erkan Bektaş ve Pınar Göktaş yer alırken yönetmen koltuğunda da Özcan Alper oturuyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
14b
0
3 yıl
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Uzun zamandır Beynimi Yaksın kategorime bir film ekleyememenin üzüntüsü içindeydim. Fakat Nolan imzalı "Tenet", bu sorunumu çözdü ve beyin yakan filmler listelerimde şimdiden yerini almayı başardı. Her yerde "Tenet filmi konusunu anlayan var mı?" şeklinde sorular görüp, "Tenet filmi inceleme" başlığı adı altında aşırı karışık, yazanın bile anlamadan yazdığı analizler görünce kolları sıvadım ve size kısa ve öz cümleler ile Tenet filmi incelemesi hazırlamak istedim.  Beyin Yakan Film Tavsiyeleri! ► Hadi gelin şimdi son zamanların en karışık, en kafa yoran, en beyin yakan filmi Tenet'in konusuna, anlatmak istediğine bir bakalım ve kafanızda bazı taşların yerine oturmasını sağlayalım... Hadi!  Öncelikle Tenet filminin konusuna şöyle bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/10/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Filmin karışık konusunu en basite indirgersek ortaya; Dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bir organizasyon ve bir kahraman çıkıyor. Casusumuz kendisine yardım edenlerle de birlikte kötü adamı durdurmaya ve dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Tabi olay bu kadar basit ilerlemiyor ve zamanın hem ileriye hem de geriye akması gibi birçok beyin yakan detay da olaya dahil oluyor.  Bundan sonrası SPOİLER, izledikten sonra kafanızdaki soru işaretlerini biraz olsun gidermek için buraya uğrayın...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/68/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM] Kemerlerinizi bağlayın, Christopher Nolan'ın dünyasına doğru yola çıkıyoruz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/71/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Nolan bu filmin temel aldığı "ters yöne akan zaman" fikrini 20 yıldır düşünüyormuş. Bunu Tenet'in senaryosuna dönüştürmesi de 4-5 yılını almış. E hal böyle olunca, ortaya da bu içinden çıkılamayacak gibi görünen, beyin yakan film çıkıyor.  Her şey insanoğlunun dünyayı tüketmesiyle başlıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/8/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Gelecekteki insanlar, bitip tükenmek üzere olan dünyayı kurtarmak için hiçbir şey yapamayınca (Interstellar filmindeki dünyayı kurtaramayınca uzayda yeni arayışlara girmek gibi düşünebilirsiniz) zamanı geri almayı keşfetmişler. Dikkat edin zamanda geriye gitmek değil, zamanı geriye almak diyorum. Yani zamanı geriye alarak, dünyayı hiç kirlenmemiş, tüketilmemiş, el değmemiş haline getirmek istiyorlar. Bunu da zamanı geriye alarak gittikleri yerlere "evriltilmiş" denen, ters yöne hareket eden şeyleri bırakıyorlar ki onlarla karşılaşan kişiler bunların gelecekten geldiğini düşünüp mümkün olduğunu anlayabilsin. Filmimizin kahramanı laboratuvarda evriltilmiş kurşun ile ilk tanıştığında bilim kadınının ona "Bunları kimin yaptığını bilmiyoruz, bize gelecekten gönderiliyor" dediğini hatırlayın.  Peki kötü adamımız Sator bu olayın neresinde?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/73/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Yukarıda bahsettiğim ve sonu gelen dünyada yaşamaya çalışan gelecekteki kişiler gönderdikleri mesajla zaman makinesi yaratılması görevini Sator'a veriyorlar. Filmde Sator'un Plütonyum ararken bulduğu mesajı hatırlayın. Yani aslında o günkü nesil de hayatta kalmaya çalışıyor, zamanı geriye almaya çalışan gelecek nesil de. İşte filmde de tam olarak bunu konu alan bir diyalog geçiyor. İsmi söylenmeyen başrolümüz "Herkes kendi nesli için mücade verir" diyor, Sator da cevap olarak şunu söylüyor; "Onlar da tam olarak bunu yapıyor..." yani buradan da anlayacağınız gibi aslında filmde kötü bir taraf yok. Herkes kendi dünyasını kurtarma peşinde fakat Sator, gelecektekilerin adamı konumundan dünyanın sonunu getiren hem de kafasına göre istediği zaman getirebilen bir adama dönüşünce kötü taraf ortaya çıkmış oluyor.  Geçmişe gidip dedenizi öldürseniz anne-babanız ve dolayısıyla siz de hiç doğmamış olursunuz, peki o zaman dedenizi kim öldürdü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/67/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]İşte film "Büyükbaba Paradoksu" olarak bilinen bu meşhur paradoksa da değiniyor. Aslında tüm film bu mantığın üzerine kurulu bile diyebiliriz. Hatta filmde bu paradoks sonrasında gelecektekilerin dünyayı kurtarma planı için "E bizi yok ederlerse onlar da yok olmaz mı?" diye soruluyor, Neil karakteri ise "Yok o işler pek öyle değil" gibi bir cevap veriyor.  Gelelim benim düşüncelerime...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/35/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Aslında hep düşündüğüm bir konuydu bu; Her insanın 3 farklı boyutu olabilir mi? Biri geçmişteki ben, diğeri şu an bunları size yazan ben ve gelecekteki ben... İşte bu filmde biraz olsun bu müthiş ve bir o kadar da uçuk fikri somut bir şekilde görme fırsatı buldum.  • Filmin en başında opera binasında Neil'ın, başrolümüzü kurtarma olayı güzeldi. Tabi çantasından sarkan kırmızı ip sayesinde bunu çok sonra anlasak da, meğer daha ilk 5 dakikada filmin çok sonralarına şahit olmuşuz. Bu gerçekten müthişti.  • Sator'un eşi Kat, "Tekneden suya atlayan bir kadın gördüm, özgürlüğünü kıskandım" diyordu fakat filmin 2. yarısında o kadının kendisi olduğunu öğrendik. Bu da çok beyin açıcı bir ayrıntıydı.  • Neil, adamımızın görev başında alkol almadığını bilerek ona diyet kola söylüyordu, çünkü Neil gelecekten geriye doğru geliyor, başrolümüz ise ileriye gidiyordu. Yani Neil, adamımızla yıllardır tanışıyordu hatta bir yerde de başrolümüze "Beni sen işe aldın" diyor. Bu da her şeyi açıklıyor.  • Son saldırı sahnesinde helikopterlerin geriye gidip, takımlardan birinin geriye diğerinin ise ileriye hareket etmesi müthiş, binanın patlama sahnesi ise olağanüstüydü diyebilirim. O sahneyi izledikten sonra işte sinema böyle olmalı diye iç geçirdiğimi bile söyleyebilirim...  • Anında geriye ışınlanmak ve laps! diye her şeyi sıfırlamaktansa yavaş yavaş geriye sarma fikri acayip hoşuma gitti. Bu çılgın fikri, silaha geri giren kurşunları, teybin geriye sarılması gibi terse dönen detayları nasıl daha önce böylesine net izlememişiz ki? Her şeyi geçseniz bile sadece bu çılgın fikri için bu film defalarca izlenir.  • En çılgın fikrimi en sona bıraktım; Sator, gelecekteki başrolümüz için çalışıyor olabilir. Adamımız ileriye gidiyor neticede, henüz ileride neler olduğunu, olacağını bilmiyor Neil gibi. Hatta filmin tam ortalarında Sator başrolümüzü kendisini izlerken yakalatıyor ve başrolümüze Tenet ekibinin kendi aralarında dostu düşmanı ayırmak için kullandığı "Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz" cümlesini söylüyor, onu zarflıyor fakat adamımız "O da ne? (Şair) Whitman'dan bir dize mi?" diye cevap veriyor. Aslında burada o cümleye cevaben "Gün batarken dostun yoktur" demesi gerekiyordu... Yani benimki nacizane bir fikir tabi.  Bu arada filmin ismi, hatta Sator ve Opera kelimeleri bile öylesine seçilmiş şeyler değil![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/11/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Gördüğünüz bu şey Latin Palindromu veya Sator Kareleri olarak geçiyor. Özelliği ise hem sağdan sola, hem soldan sağa, hem yukarıdan aşağıya, hem de aşağıdan yukarıya okunabiliyor olması. Hepsinde aynı kelimeler çıkıyor. İşte çılgın adamımız Nolan da filmin konusuyla da uyumlu olduğu için filmin adını ve içindeki konu ile isimleri böyle yerlerden ilham alarak kullanmış, bunu da görün istedim.   SONUÇ: Bence film gerçekten ince elenip sık dokulmuş başarılı bir yapım. Nolan zaten hem filmden önce, hem de filmde bolca "Çok takılma, hisset" gibi şeyler söylüyor izleyiciye. Karakterlerin arka planlarına bakma diyor yani, kim kimdir, duyguları var mıdır, aşık olur mu, nereden geldi nereye gidiyor oralara pek takılma, büyük resmi gör... Şaka bir yana film gerçekten 2-3 kez izlemeyi hak ediyor. Bazı filmler gerçekten hazmedilmesi için hakkında bir şeyler okunması gereken filmler oluyor ve bence bu film de onlardan biri... Umarım buraya kadar okumuş ve kafanızdaki bazı soru işaretlerini kaldırmışsınızdır.  - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
29b
2
5 yıl
Netflix'in 90'lı Yıllarda Geçen Yeni Gençlik Filmi: "Geçen Yaz"
Netflix'in 90'lı Yıllarda Geçen Yeni Gençlik Filmi: "Geçen Yaz"
Netflix Türkiye'de dün itibariyle izlenebilen "Geçen Yaz" ismindeki filmi eminim benim gibi siz de daha önceden pek duymamıştınız. Çünkü ilginç şekilde birçok yapımın tanıtımını çok iyi yapan Netflix, Geçen Yaz filmini pek tanıtmamayı tercih etti. Bu yüzden filmden habersiz birçok kişi de filmi görür görmez "geçen yaz filmi konusu ne?", "geçen yaz filmi yorumları nasıl?" gibi sorularına cevap aramaya başladı. Filme Git ►  Ben filmi hemen izleyip bitirdim ve kısaca size de bahsetmek için kolları sıvadım. Hadi gelin şimdi 9 Temmuz itibariyle Netflix'te izlenebilen Geçen Yaz filmi oyuncuları kimler? Konusu nasıl? ve hepsinden önemlisi bu film izlenir mi? sorularına birlikte cevap verelim... Hadi! Düşüncelerime geçmeden önce; Geçen Yaz filmi neyi konu alıyor? Bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/255/60/netflix-in-90-li-yillarda-gecen-yeni-genclik-filmi-gecen-yaz-780x439.png[/RESIM]Filmimiz, 96 yazında Bodrum'da yaşayan bir grup arkadaşın yaşadıklarını konu alıyor. 16 yaşındaki gencimiz Deniz'i merkez alarak ilerleyen film, Deniz'in aşk dünyasını ve bu yaz tatilinde yaşadıklarını bize gösteriyor. Ablasının arkadaşı Aslı'ya karşı boş olmayan Deniz, bu yazı avantajına kullanarak bir şeyler yaşamak istese de bu durum beklediği kadar kolay olmuyor. İşte filmimiz de tam olarak bu olayları sakin bir şekilde aktarıyor. Bence bu film izlenir...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/255/3/netflix-in-90-li-yillarda-gecen-yeni-genclik-filmi-gecen-yaz-780x439.png[/RESIM]Film, cep telefonlarının ve sosyal medyanın olmadığı 96 yazını konu alıyor ve bence bunu da çok güzel yapıyor. Yaz aşkları, gençlik, akşam yemeğinde bahçedeki masaya konan o buz gibi karpuz tabağı, yemekten sonra arkadaşlarla inilen sahil, plajların popüler çocuğu... Filmde hepsi çok başarılı bir şekilde işleniyor. Üstelik tüm bunların yanında Deniz karakterinde alttan alttan ilerleyen sürekli bir gerilim, izleyiciyi filmde daha çok tutmayı sağlıyor. Film dönemi ve o dönemin gençliğini öyle başarılı aktarıyor ki, o yıllara ışınlanıyoruz. Sakin, dingin ilerleyen atmosferiyle bu film bence izlenir. Geçen Yaz'ın oyuncu kadrosu da şöyle; Başrolümüz Deniz ve yaz aşkı Aslı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/255/37/netflix-in-90-li-yillarda-gecen-yeni-genclik-filmi-gecen-yaz-780x439.png[/RESIM]16 yaşındaki Deniz karakterini oyuncu Fatih Berk Şahin canlandırırken, Aslı karakterinde ise Ece Çeşmioğlu'nu izliyoruz. Ayrıca 10 Temmuz 2021 itibariyle Ece Çeşmioğlu'nun instagram'da 326 Bin takipçisi bulunuyor. Fatih Şahin'in ise 2 Bin 300 takipçisi var. Bugünün tarihiyle yazdım ki ileride dönüp baktığınızda takipçi sayıları ne kadar artmış görebilin. Çünkü bu filmden sonra bir hayli takipçi kazanacaklardır. Diğer 2 oyuncumuz ise oldukça bilinen isimlerden[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/255/58/netflix-in-90-li-yillarda-gecen-yeni-genclik-filmi-gecen-yaz-780x439.png[/RESIM]Filmdeki Burak karakterini Halit Özgür Sarı, Deniz'in ablası Ebru karakterinde ise Aslıhan Malbora'yı izliyoruz. Halit Özgür Sarı'nın instagram'da 570 Bin, Aslıhan Malbora'nın ise 757 Bin takipçisi bulunuyor. Yönetmen koltuğunda ise Ozan Açıktan oturuyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/255/78/netflix-in-90-li-yillarda-gecen-yeni-genclik-filmi-gecen-yaz-780x439.png[/RESIM]Geçen Yaz'ın yönetmeni ise Atiye, Yarına Tek Bilet, Aile Arasıda ve Tolga Çevik başrollü Sen Kimsin? gibi projelerde de imzası olan Ozan Açıktan'ın ta kendisi. Filmin senaryosunda Sami Berat Marçalı'yı görürken, yönetmen koltuğunda da son işini sevmediğim (Yarına Tek Bilet) Açıktan'ı görmek beni şaşırttı. Çünkü Geçen Yaz, İspanya-İtalya karışımı bir tatta ve bence çok da iyi bir kıvamda bir film. İzleyince "keşke hep böyle filmler yapsak" diye düşündüm. Açıktan'ı bu yüzden tebrik etmek gerek. - - - - -  Özet: Eğer şöyle telefondan, sosyal mecralardan uzak bir 90'lar yazına ışınlanmak ve orada yaşanan bazı aşk ve arkadaşlıklara şahit olmak istiyorsanız bu filmi izleyin derim. Benim tadı damağımda kaldı... Darısı başınıza.  - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
34b
1
4 yıl
Her Gece Uyumadan Bir Miktar İzlenildiğinde Ufuk Açan Bir Belgesel Serisi: Sistemi Kandır!
Her Gece Uyumadan Bir Miktar İzlenildiğinde Ufuk Açan Bir Belgesel Serisi: Sistemi Kandır!
Her gece milyonlarca insan, akıllı telefonu elinde uykunun gelmesini bekliyor. Tüm sosyal mecralara tek tek uğranıyor fakat uyku bir türlü gelmiyor... Heh işte, size tam da bu boş zamanınızı artıya çevirecek bir tavsiyem var: National Geographic imzalı nefis "Sistemi Kandır" serisi!   [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/9/46/her-gece-uyumadan-bir-miktar-izlenildiginde-ufuk-acan-bir-belgesel-serisi-sistemi-kandir-780x439.jpg[/RESIM] Hadi gelin şimdi bu seriden size biraz bahsedeyim. Peki nedir bu Sistemi Kandır? [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/9/68/her-gece-uyumadan-bir-miktar-izlenildiginde-ufuk-acan-bir-belgesel-serisi-sistemi-kandir-780x439.jpeg[/RESIM] Brian Brushwood isminde fırlama mı fırlama bir adamımız var. Tüm bölümlerde bu adamın zeka dolu taktiklerini izliyoruz. Mesela: - Uzun bir kuyrukta nasıl linç edilmeden en ön sıraya geçebilirsiniz? - Bir ayakkabı ile bir şarabı nasıl açabilirsiniz? - Yemek siparişi verirken hangi kelimeleri kullanmak size yemeği bedavaya getirir? - Arabanızı tamire verdiğinizde hangi cümleleri kullanırsanız ödeyeceğiniz para azalır? gibi gibi sorulara muhteşem cevaplar buluyoruz serimizde.  Gelin ben size o bölümleri buraya tek tek bırakayım. Siz de her gece buraya gelip birkaç doz alıp çıkın! Dolandırıcılara Dikkat! [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=A-rn2tTQbbg[/VIDEO] Kazanmanın Yolları! [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=92xHmfSgsGU[/VIDEO] Yolculuk Numaraları! [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=ELjABcDTHHg[/VIDEO] Eminim hepsi de ufkunuzu açacaktır. Hadi iyi seyirler!   
15b
0
8 yıl
Game of Thrones 8. Sezon 6. Bölümde Neler Oldu? Son Bölüm İncelemesi!
Game of Thrones 8. Sezon 6. Bölümde Neler Oldu? Son Bölüm İncelemesi!
Ve evet... Adını kitlelere en çok duyurmayı başaran, dünyanın en büyük çaplı dizisi Game of Thrones, 8. sezon 6. bölümü ile final yaptı. 2011 yılında başlayan bu nefis dizi, 8 sezonun ardından bugün son bölümü ile hepimize veda etti. Öncelikle inceleme ve eleştirilerime geçmeden önce bu yazıya "Game of Thrones 8. sezon 6. bölüm izle" yazarak gelenler için bir haberim var; Birazdan burada görecekleriniz bolca SPOİLER içeriyor. O yüzden önce bölümü izleyin sonra hemen buraya gelin ve neler olmuş neler bitmiş onlara bir göz atın. Hadi gelin şimdi Game of Thrones son bölümde neler yaşandı, nelere şahit olduk, nelere "keşke olmasaydı" dedik birlikte bakalım.  (Geçen hafta ele aldığım bir önceki bölüm incelemesine de buraya tıklayarak göz atabilirsiniz) Kraliçemiz "Daenerys" öldü![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/51/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Aslında bu benim ve birçok izleyicinin beklediği bir şeydi. Son bölümü izlerken sürekli olarak ha şimdi öldü, ha şimdi ölecek, ha zafer konuşması yaparken Arya hançeri saplayacak deyip durdum. Fakat kraliçemizin ölümü sevdiği adamın elinden oldu. Çünkü önceki bölümde de Dany'nin suyunun ısındığı ortadaydı. Tyrion ve Jon sürekli olarak yerdeki ölü bedenlere bakıp iç geçirmişti. Jon bu durumu kaldıramazdı ve kaldıramadı da. Bebekleri, kadınları ve çocukları diri diri yakan biri, hala merhamet göstermiyorsa yapacak pek de bir şey kalmamıştı. Tyrion Jon'u gazladı ve bir gün seni de idam ettirecek deyip Jon'u tahta yolladı. Dany ise tahta hiç oturamadan hayatını kaybetti. Yıllardır tahtın hayali için savaşan, ter döken Dany, tahta hiç oturamadan göçüp gitti... Dany'nin öldüğünü gören "Drogon", tahtı alevleri ile eritti![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/84/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Bence bu şahane bir andı. Jon zaten tahta geçmek için Dany'i öldürmemişti. Fakat ejderhamız Drogon, Dany'nin cansız bedenini yerde görünce yılardır herkesin oturmak için birbirini öldürdüğü tahtı bir çırpıda eritip yok etti. Sanki Jon'a bakıp "Artık kimse bu taht için birbirini öldürmesin!" der gibiydi... Her şey bittikten sonra "Karar toplantısı" adı altında bir ilkokul piyesi izledik[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/44/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Bu durum sadece bana mı garip geldi bilmiyorum ama savaşlar yapılmış, kraliçeler krallar ölmüş, halk cayır cayır yanmış, bizimkiler "Karar Toplantısı" adı altında toplanmışlar, şakalaşıp gülüşüyorlar... Yahu dizinin atmosferine hiç uydu mu şimdi bu? Jon Dany'i öldürmüş, ortalıkta halk yok, Lekesizler Jon'un kafasını istiyor, her yer virane, siz hala komiklikler şakalar... Hemen ardından da Bran'in kral seçilmesi... Yahu alıştırdınız bizi yıllardır olayları yavaş yavaş işlemeye, şimdi bu hız izleyiciyi afallatır diye hiç mi düşünmediniz? Her şeyin bu kadar hızlı ve absürt olması bende hayal kırıklığı yaşattı. Özellikle bu toplantı, aceleye gelmiş bir fiyaskodan öteye gidemedi.  Ne Jon, Ne Dany, bu koca dizinin tek sağlam karakteri var; Tyrion![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/50/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpeg[/RESIM] Başından beri söylediğim gibi benim için bu diziyi toparlayan ve bir merkezde kalmasını sağlayan tek karakter Tyrion. Diğer tüm karakterin değiştiğine, duygusal evrimlerine şahit olduk fakat Tyrion başından beri aynıydı, yıllar sonra bugün de aynı. Eğer dizi o kadar uç noktalara çıkıp, o kadar derinlere inip tekrar aynı çizgisine geldiyse bunu başaran karakter Tyrion Lannister'dır. Canlandıran oyuncu "Peter Dinklage" de bence koca bir alkışı hak ediyor.  "Demokrasi" detayı güzeldi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/32/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Karar toplantısında Yedi Krallık'ı kim yönetsin diye tartışılırken Sam'in ayağa kalkıp "Yahu bu kral sadece bizi değil, halkı da yönetecek. Bu yüzden halk da bu seçime katılmalı" demesi ve "Demokrasi" vurgusu yapması güzeldi. Şahsen ben bir ara gerçekten böyle bir şey olacağını sandım yalan yok...  Bran kral oldu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/34/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Son bölüm sonrası birçok arkadaşım, Bran'in geleceği gördüğünü ve kral olacağını çok önceden bildiğini söyledi. Fakat Bran şimdiki zamanı ve geçmişi görüyordu. Geleceği gördüğünü ben pek hatırlamıyorum yanlışsam lütfen yorumlarda düzeltin. Fakat şöyle bir durum da var; Toplantı sırasında Tyrion Bran'e "Kral olmayı ister misin?" gibi bir soru soruyor ve Bran de "O kadar yolu neden geldim sanıyorsun?" gibi manidar bir cevap veriyor. Yani bu durumda Bran gerçekten kral olacağını bildiği için oradaydı. Bu da benim tezimi çürütüyor fakat bilemiyorum Altan...  Mutlu son![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/87/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpeg[/RESIM] Evet bu da oldu. Yıllarca keyifle ve hayranlıkla izlediğimiz dizi Game of Thrones, mutlu sonla bitti... Biri bana bunu söylese inanmazdım. Çünkü bu ilk bölümünden bugüne kadar acımasız bir taht savaşıydı ve gerçek dünyada maalesef kötüler daha çok kazanır. Bu yüzden herkesin mutlu mesut şekilde yoluna gitmesi ve kötülerin ölüp gitmesi beni çok tatmin etmedi. "Mutlu son" bu dizinin izleyicilerini pek "mutlu" etmedi...  Game of Thrones son bölümdeki güzel detaylar; Jon ile ulu kurt Ghost'un buluşması[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/69/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Ejderha Drogo'nun Dany'nin ölü bedenini koklayıp onu alıp uçup kaybolması[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/99/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Ejderhasından inen Dany'nin arkasında 2 dev kanat görünmesi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/65/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] Tyrion'ın Dany ve herkesin önünde rozetini yere atıp isyan etmesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/78/82/game-of-thrones-8-sezon-6-bolumde-neler-oldu-son-bolum-inceleme-780x439.jpg[/RESIM] ● Adına açılan hesapların milyonlarca takipçiye ulaştığı, altyazı editörlerinin çeviride ustalaştığı, izleyenlerin Ejderha sevgisinin arttığı, dizi sektörünün büyümesine tek başına devasa destek olan ve birçok oyuncuyu ünlü yapan efsane dizi Game of Thrones acısıyla tatlısıyla bitti... Çoğumuz 8. sezondan memnun değiliz fakat ben çok da yerin dibine sokmamayı tercih ediyorum. Çünkü insanoğlu "son" olan bir şeyi sevemiyor. Doğamızda yok. En efsane şey bile bittiği için bizden eksiyi yiyor. Ha daha güzel olabilir miydi? Kesinlikle. Daha güzel yazılabilir miydi? Kesinlikle. Fakat berbat mı? Bence hayır. Umarım linç yemem diyor ve küçük bir dipnot ile yazımı noktalıyorum.  ♦ "Kaan GOT da bitti bu boşlukta ne izleyelim?" diyenler hemen aşağıdaki butona tıklayarak modlarına göre film önerisi seçebilirler!  Film Tavsiyesi Seç! ►
12b
0
7 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.