Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!

24 Eylül 2019
34b
0 Yorum
Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!

Burada epey bir zamandır sizlere tavsiyeler veriyor hatta yer yer de böyle sadece aynı kategoride olan tavsiyelerimi bir liste halinde sizlere sunuyorum. Şimdiye kadar 120'den fazla liste hazırlamış ve yayınlamışım. Hatta bu tavsiye listelerinden bazıları da 80 bin görüntülenmeyi aşmış. Fakat bir kategori var ki, onun hakkında 1 liste bile hazırlamamışım. Aranızdan "Berfu Gençbudak" bir mail atıp "Kaan, iyi fantastik filmler arıyorum ama işimi görecek bir liste bulamadım sitede" diyerek bu eksiği görmemi sağladı. E ben de hemen kolları sıvadım ve sizlere, fantastik film önerileri içeren bir liste hazırlamaya karar verdim. Berfu'ya teşekkürler ediyor ve sizleri, izleyeni farklı dünyalara götüren bu film tavsiyelerim ile baş başa bırakıyorum. 

Hadi gelin şimdi o fantastik film tavsiyeleri nelermiş birlikte görelim! 

(Kıyamet konulu film tavsiyelerim için de şimdi buraya tıklayabilirsiniz)

1. Farklı bir dünyada geçen ilk fantastik film tavsiyem "The Great Wall" oluyor

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Görsel efektleri bol ve başarılı bu filmi kaçırmayın. "Peki Kaan konusu ne, IMDB puanı, izleyenlerin yorumları nasıl?" diyorsanız hemen aşağıdaki butona tıklayabilirsiniz.

Filme Git ►

2. Bir başka fantastik film önerim ise "Ajin"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Çok uçuk bir fikir ve çok uçuk bir film izleyeceksiniz. Kendinizi bu çılgın hikayeye bırakın derim.

Filme Git ►

3. İzlemeniz gereken bir diğer tavsiyem "Maleficent"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Angelina Jolie başrollü bu fantastik fim de tam sizlik olabilir. 

Filme Git ►

4. "Jumper" bir diğer filmimiz

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Zaman içinde oradan oraya zıplayabilme yeteneği olan bir gencin yaşadıklarını izleyeceksiniz. 

Filme Git ►

5. Sıradaki tavsiyem "Project Almanac"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Zaman yolculuğu konulu filmleri seviyorsanız bu film tam sizlik! "Kaan demişti" dersiniz...

Filme Git ►

6. "Tomorrowland" da mutlaka izlemeniz gereken fantastik filmler listemde

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Süre olarak uzun ve fantastik öge ve mekanlar ile dolu bir film izleyeceksiniz, tadını çıkarın.

Filme Git ►

7. "Pan's Labyrinth"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Çocukken okuyup dinlediğiniz masalları düşünün, işte bu film ile o masalların içine girebilirsiniz. Yalnız "çocuk filmi" algınız olmasın zira bu film bir çocuk filmi değil.

Filme Git ►

8. "Constantine"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Dünyadaki şeytanları yakalayıp cehenneme gönderen bir adamın yaşadıklarını izleyeceksiniz. Bu filmi mutlaka izleyin derim.

Filme Git ►

9. "Immortals"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Çok farklı ve mistik bir atmosferi bulunan bu film, Antik Yunan'daki tanrıları ve insanların yaşadıklarını konu alıyor. 

Filme Git ►

10. Son tavsiyem ise "Along with the Gods"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!
Ölen birinin diğer tarafta çıktığı mahkemeleri ve bu süreçte yaşanan fantastik olayları izleyeceksiniz. 2 saatlik bu Güney Kore filmi fantastik film ihtiyacınızı giderecek. "Kore filmi mi? Hadi ya..." ön yargınızı yıkın ve bu filmi izleyin derim.

Filme Git ►

BONUS: Size şahane bir tavsiyem daha var; "Ready Player One"

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!

Filme Git ►

♦ Ayrıca aşağıdaki butona da tıklayarak modunuza göre film önerisi bulabilirsiniz!

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!

Modunu Seç ►

Bu arada tavsiyemdir; "Ben de bir web sitesi açmak istiyorum ama..." diyorsanız ilacınız aşağıdaki adreste sizi bekliyor. Fikir edinebilir, fiyat sorabilir ve bir web site sahibi olabilirsiniz

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!

Daha Fazla Bilgi Al ►

Fantastik Film Arayanlara: İzleyeni Farklı Dünyalara Götüren 10 Film Önerisi!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
fantastik filmleren iyi fantastik filmlerfantastik filmler 2019fantastik film tavsiyelerifantastik film önerilerien iyi fantastik filmler tavsiyefarklı dünya filmleri
EN AKTİF ÜYELER
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Uzun zamandır Beynimi Yaksın kategorime bir film ekleyememenin üzüntüsü içindeydim. Fakat Nolan imzalı "Tenet", bu sorunumu çözdü ve beyin yakan filmler listelerimde şimdiden yerini almayı başardı. Her yerde "Tenet filmi konusunu anlayan var mı?" şeklinde sorular görüp, "Tenet filmi inceleme" başlığı adı altında aşırı karışık, yazanın bile anlamadan yazdığı analizler görünce kolları sıvadım ve size kısa ve öz cümleler ile Tenet filmi incelemesi hazırlamak istedim.  Beyin Yakan Film Tavsiyeleri! ► Hadi gelin şimdi son zamanların en karışık, en kafa yoran, en beyin yakan filmi Tenet'in konusuna, anlatmak istediğine bir bakalım ve kafanızda bazı taşların yerine oturmasını sağlayalım... Hadi!  Öncelikle Tenet filminin konusuna şöyle bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/10/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Filmin karışık konusunu en basite indirgersek ortaya; Dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bir organizasyon ve bir kahraman çıkıyor. Casusumuz kendisine yardım edenlerle de birlikte kötü adamı durdurmaya ve dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Tabi olay bu kadar basit ilerlemiyor ve zamanın hem ileriye hem de geriye akması gibi birçok beyin yakan detay da olaya dahil oluyor.  Bundan sonrası SPOİLER, izledikten sonra kafanızdaki soru işaretlerini biraz olsun gidermek için buraya uğrayın...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/68/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM] Kemerlerinizi bağlayın, Christopher Nolan'ın dünyasına doğru yola çıkıyoruz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/71/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Nolan bu filmin temel aldığı "ters yöne akan zaman" fikrini 20 yıldır düşünüyormuş. Bunu Tenet'in senaryosuna dönüştürmesi de 4-5 yılını almış. E hal böyle olunca, ortaya da bu içinden çıkılamayacak gibi görünen, beyin yakan film çıkıyor.  Her şey insanoğlunun dünyayı tüketmesiyle başlıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/8/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Gelecekteki insanlar, bitip tükenmek üzere olan dünyayı kurtarmak için hiçbir şey yapamayınca (Interstellar filmindeki dünyayı kurtaramayınca uzayda yeni arayışlara girmek gibi düşünebilirsiniz) zamanı geri almayı keşfetmişler. Dikkat edin zamanda geriye gitmek değil, zamanı geriye almak diyorum. Yani zamanı geriye alarak, dünyayı hiç kirlenmemiş, tüketilmemiş, el değmemiş haline getirmek istiyorlar. Bunu da zamanı geriye alarak gittikleri yerlere "evriltilmiş" denen, ters yöne hareket eden şeyleri bırakıyorlar ki onlarla karşılaşan kişiler bunların gelecekten geldiğini düşünüp mümkün olduğunu anlayabilsin. Filmimizin kahramanı laboratuvarda evriltilmiş kurşun ile ilk tanıştığında bilim kadınının ona "Bunları kimin yaptığını bilmiyoruz, bize gelecekten gönderiliyor" dediğini hatırlayın.  Peki kötü adamımız Sator bu olayın neresinde?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/73/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Yukarıda bahsettiğim ve sonu gelen dünyada yaşamaya çalışan gelecekteki kişiler gönderdikleri mesajla zaman makinesi yaratılması görevini Sator'a veriyorlar. Filmde Sator'un Plütonyum ararken bulduğu mesajı hatırlayın. Yani aslında o günkü nesil de hayatta kalmaya çalışıyor, zamanı geriye almaya çalışan gelecek nesil de. İşte filmde de tam olarak bunu konu alan bir diyalog geçiyor. İsmi söylenmeyen başrolümüz "Herkes kendi nesli için mücade verir" diyor, Sator da cevap olarak şunu söylüyor; "Onlar da tam olarak bunu yapıyor..." yani buradan da anlayacağınız gibi aslında filmde kötü bir taraf yok. Herkes kendi dünyasını kurtarma peşinde fakat Sator, gelecektekilerin adamı konumundan dünyanın sonunu getiren hem de kafasına göre istediği zaman getirebilen bir adama dönüşünce kötü taraf ortaya çıkmış oluyor.  Geçmişe gidip dedenizi öldürseniz anne-babanız ve dolayısıyla siz de hiç doğmamış olursunuz, peki o zaman dedenizi kim öldürdü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/67/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]İşte film "Büyükbaba Paradoksu" olarak bilinen bu meşhur paradoksa da değiniyor. Aslında tüm film bu mantığın üzerine kurulu bile diyebiliriz. Hatta filmde bu paradoks sonrasında gelecektekilerin dünyayı kurtarma planı için "E bizi yok ederlerse onlar da yok olmaz mı?" diye soruluyor, Neil karakteri ise "Yok o işler pek öyle değil" gibi bir cevap veriyor.  Gelelim benim düşüncelerime...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/35/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Aslında hep düşündüğüm bir konuydu bu; Her insanın 3 farklı boyutu olabilir mi? Biri geçmişteki ben, diğeri şu an bunları size yazan ben ve gelecekteki ben... İşte bu filmde biraz olsun bu müthiş ve bir o kadar da uçuk fikri somut bir şekilde görme fırsatı buldum.  • Filmin en başında opera binasında Neil'ın, başrolümüzü kurtarma olayı güzeldi. Tabi çantasından sarkan kırmızı ip sayesinde bunu çok sonra anlasak da, meğer daha ilk 5 dakikada filmin çok sonralarına şahit olmuşuz. Bu gerçekten müthişti.  • Sator'un eşi Kat, "Tekneden suya atlayan bir kadın gördüm, özgürlüğünü kıskandım" diyordu fakat filmin 2. yarısında o kadının kendisi olduğunu öğrendik. Bu da çok beyin açıcı bir ayrıntıydı.  • Neil, adamımızın görev başında alkol almadığını bilerek ona diyet kola söylüyordu, çünkü Neil gelecekten geriye doğru geliyor, başrolümüz ise ileriye gidiyordu. Yani Neil, adamımızla yıllardır tanışıyordu hatta bir yerde de başrolümüze "Beni sen işe aldın" diyor. Bu da her şeyi açıklıyor.  • Son saldırı sahnesinde helikopterlerin geriye gidip, takımlardan birinin geriye diğerinin ise ileriye hareket etmesi müthiş, binanın patlama sahnesi ise olağanüstüydü diyebilirim. O sahneyi izledikten sonra işte sinema böyle olmalı diye iç geçirdiğimi bile söyleyebilirim...  • Anında geriye ışınlanmak ve laps! diye her şeyi sıfırlamaktansa yavaş yavaş geriye sarma fikri acayip hoşuma gitti. Bu çılgın fikri, silaha geri giren kurşunları, teybin geriye sarılması gibi terse dönen detayları nasıl daha önce böylesine net izlememişiz ki? Her şeyi geçseniz bile sadece bu çılgın fikri için bu film defalarca izlenir.  • En çılgın fikrimi en sona bıraktım; Sator, gelecekteki başrolümüz için çalışıyor olabilir. Adamımız ileriye gidiyor neticede, henüz ileride neler olduğunu, olacağını bilmiyor Neil gibi. Hatta filmin tam ortalarında Sator başrolümüzü kendisini izlerken yakalatıyor ve başrolümüze Tenet ekibinin kendi aralarında dostu düşmanı ayırmak için kullandığı "Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz" cümlesini söylüyor, onu zarflıyor fakat adamımız "O da ne? (Şair) Whitman'dan bir dize mi?" diye cevap veriyor. Aslında burada o cümleye cevaben "Gün batarken dostun yoktur" demesi gerekiyordu... Yani benimki nacizane bir fikir tabi.  Bu arada filmin ismi, hatta Sator ve Opera kelimeleri bile öylesine seçilmiş şeyler değil![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/11/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Gördüğünüz bu şey Latin Palindromu veya Sator Kareleri olarak geçiyor. Özelliği ise hem sağdan sola, hem soldan sağa, hem yukarıdan aşağıya, hem de aşağıdan yukarıya okunabiliyor olması. Hepsinde aynı kelimeler çıkıyor. İşte çılgın adamımız Nolan da filmin konusuyla da uyumlu olduğu için filmin adını ve içindeki konu ile isimleri böyle yerlerden ilham alarak kullanmış, bunu da görün istedim.   SONUÇ: Bence film gerçekten ince elenip sık dokulmuş başarılı bir yapım. Nolan zaten hem filmden önce, hem de filmde bolca "Çok takılma, hisset" gibi şeyler söylüyor izleyiciye. Karakterlerin arka planlarına bakma diyor yani, kim kimdir, duyguları var mıdır, aşık olur mu, nereden geldi nereye gidiyor oralara pek takılma, büyük resmi gör... Şaka bir yana film gerçekten 2-3 kez izlemeyi hak ediyor. Bazı filmler gerçekten hazmedilmesi için hakkında bir şeyler okunması gereken filmler oluyor ve bence bu film de onlardan biri... Umarım buraya kadar okumuş ve kafanızdaki bazı soru işaretlerini kaldırmışsınızdır.  - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
29b
2
5 yıl
Muhtemelen ilk Kez Duyacağınız, Ufkunuzu İki Katına Çıkaracak 24 Çarpıcı Bilgi
Muhtemelen ilk Kez Duyacağınız, Ufkunuzu İki Katına Çıkaracak 24 Çarpıcı Bilgi
Bugün, "Keşfettiklerim" köşemde sizi bir sanatçı, ya da yaşanan güzel bir olay ile tanıştırmayacağım. Bundan birkaç yıl önce bir proje kapsamında çoğu kişi tarafından bilinmeyen bazı bilgileri ve onların doğruluğunu araştırmıştım. O günden sonra da hiçbiri aklımdan çıkmamıştı. Aradım taradım ve o zamanlar not aldığım o bilgileri tekrar bulup, derleyip topladım. Çoğunun da sizi şaşırtacağını düşünüyorum. Hadi gelin şimdi o pek bilinmeyen ilginç bilgilere birlikte bakalım. 1. Böbrek naklinde değiştirilen böbreğe ne olur? [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/96/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Böbrek nakli sırasında çoğunlukla böbrekler değiştirilmez, kişi 3 böbrekle yaşamaya devam eder. 2. Ölürken hayatımızın film şeridi gibi gözümüzün önünden geçmesi olayı gerçek midir? Ölüm anında beyin çaresiz kalır ve eski anıları tek tek tarayıp çözümü aramaya başlar. Son dakika hayata dönen kişiler ile yapılan testler sonucu bu kanıtlanmıştır. 3. Osmanlı zamanında kasapların ruh hali... Osmanlı zamanında sürekli "kan" görüp insani duygularını kaybetmemeleri içi kasaplara 6 ayda bir, 1 aylığına farklı işler verilirdi. Tabi bu kasaplar saraylarda çalışan kasaplardı. Bazıları 1 aylığına bahçivan olurken bazıları da bu süre boyunca hayvanların bakımı ile ilgilenirdi. 4. Afrika'da Kurt, Ayı gibi hayvanlar yok![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/54/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Sanılanın aksine Afrika'da Kurt ve Ayı gibi hayvanlar yaşamaz. Hatta Kaplan da çok nadir görülür. Hatta ve hatta Aslan da yıllar önce burada yoğun şekilde bulunmuyordu. Aslanlar düzlüklerde değil, ormanlarda yaşarlardı. Ormanların Kralı unvanını da bu yüzden almıştır. Fakat yıllar içinde Afrika düzlükleri aslanların yaşam alanı olmaya başladı. 5. Neden uzaya göndereceğimiz araçların çoğunu aynı yerden fırlatırız?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/78/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/18/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.png[/RESIM] Fransız Guyanası ismindeki bir bölgeden göndeririz, peki ama neden? Bunun en büyük sebebi yakıttır. Ekvatorda yer çekimi etkisi daha azdır ve bu da büyük bir yakıt tasarrufu sağlar. İnsanoğlunun kafası biraz çalışıyor galiba, ne dersiniz? 6. "Söz uçar yazı kalır" sözünün aslında anlatmak istediği farklıdır. Bu söz aslında sandığımız gibi değil. Söz uçup dilden dile ulaşıp daha çabuk yayılırken, yazının sadece yazıldığı yerde kaldığını anlatır. 7. Bir mağazanın kapısına bakarak, kimlerin kendinden alışveriş yapmasını istediğini çözebilirsiniz. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/84/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Mesela LCWaikiki ve DeFacto mağazalarının kapılarını düşünün. Hepsi de geniş ve sensörlü kapılardır. Dokunmanız gerekmez. İşte bu, her kesimden insana hitap ettiklerini gösterir. Fakat Prada gibi markaların mağaza kapıları güç uygulayarak açılan kapılardır. Bu da hedef kitlesinin sadece belli bir kesim olduğunu gösterir. 8. Üzgünüm ama "Çay harareti alır" sözündeki çay, içtiğimiz çay değildir. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/23/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Oradaki "Çay" kavramı içine girip yüzülen akan sudur. Zaten içtiğimiz Çay da harareti almaz, bu kulaktan dolma bir bilgidir. 9. Yıllar önceki korsan gemi savaşlarında kullanılan zekice taktik...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/43/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Yıllar önce açık denizlerde yapılan korsan savaşları sırasında gemiler birbirine patlayan toplar yerine ağır metal toplar atarlardı. Patlayan toplar gemiyi ve içindekileri yakarken, metal toplar gemiyi parçalar ve yüzlerce insana kıymık batırırdı. Esir almak ve gemideki ganimeti ele geçirmek için gemi ve içindekiler sağ salim gerekirdi. Bu yüzden patlayıcı, yakıcı toplar tercih edilmezdi. Yıllar boyunca binlerce korsan, kendisine batan kıymıklar nedeniyle zamanla hayatını kaybetmiştir. Kabul edelim çok zekice. 10. Sivilceler kafasına göre çıkmaz. Yerlerinin belli sebepleri vardır. Eğer burnunuzun etrafında çıktıysa bu kalp ve tansiyona işarettir. Tuz kullanmayı bırakmalısınız. Çenede çıkıyorsa bu da yağlı yemektendir. Eğer yanaklarınızdaysa da bu da direkt olarak dişleriniz ile ilgilidir. Çürüklerinizi temizlettiğinizde kaybolacaklardır.  Eğer alnınızda çıkıyorlarsa da dengesiz besleniyorsunuz demektir. 11. Ölen bir tanıdığınızın önce sesini, sonra yüzünü, en son da giysisini unutursunuz. "Koku" olayı gerçek değildir. Çünkü sadece o kokuyu duyduğunuzda onu hatırlarsınız. Koku durup dururken hatırlanamaz. 12. Yeni doğan bebekler parmağımızı nasıl ve neden kavrayıp sıkar?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/91/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Aslında bunun cevabı çok basit. Bebekler dünyaya geldiklerinde konuşamaz, korkmaz ve anlamazlar fakat 1 adet refleks doğuştandır. O da "kavrama"... Bunun sebebi de vahşi ortamda yavrunun hayatta kalması içindir. Asırlardan beri her insanoğlu bu refleks ile dünyaya gelir. Doğan bir insan yavrusu hemen bir şeylere tutunabilmelidir. 13. Ağaçların köklerini ve dallarını hiç birbirine benzettiğiniz oldu mu?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/99/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Eğer cevabınız evet ise kutluyorum. Çünkü ikisi de aynı işlevi yapar. Bir ağacı ters çevirip toprağa dikip uygun koşulları sağladığınızda kökleri sertleşip dal olacak, yaprak verecek ve dalları da toprak içinde yumuşayıp kök olacaktır. Müthiş! 14. Yağmur yağdıran adam; Charles Hatfield![RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/66/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] 1900'lü yıllarda Charles Hatfield ismindeki bir adam tam 503 kez yağmur yağdırmayı başarmıştır. Çocukluğundan beri meteorolojiye ilgili olan Hatfield, yaptığı düzenek ile ABD'de birçok kurak bölgeye yağmur yağdırmış ve halkın sevgisini kazandırmıştır. Fakat sonra sel olunca yine aynı halk tarafından linç edilmiştir. Seçimlerde liderler ile iş birliği yapıp para kazanmış ve yağmur yağdırmaya devam etmiştir. 1960'lı yıllarda 81 yaşında gizli formülünü kimseye söylemeden hayatını kaybetmiştir. Ölmeden önce ise hayatından ilham alınarak yapılan "The Rainmaker" filminin galasına şeref konuğu olarak katılmıştır. 15. 4200 metreden karınca yuvasına düşüp sağ kalan kadın; Joan Murray! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/33/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Joan Murray ismindeki bankacı bir kadın, paraşüt açılmayınca 4200 metreden düşmüş ve hayatta kalmıştır. Dünyanın en uzun binası Burj Khalifa 830 metredir. Hesabını yapın. Peki ama nasıl? Murray bir ateş karıncası yuvasına düşüyor ve anında binlerce karınca tarafından ısırılıyor. Beyin ve beden tam kendini kapatmak üzereyken bu ısırıklar sayesinde beden birden adrenalin üretmeye başlıyor ve Murray hayatını kaybetmiyor. Kadın sonraları birçok ameliyat da olarak sağlığına kavuşmuş ve karıncalara bol bol teşekkür etmiştir. 16. Güneş ve Samanyolu'nun boyutunu kavramanız için size bir örnek vereyim; Eğer Güneş bir hücremizin boyutunda olsaydı, Samanyolu Galaksi'si Avrupa kadar olurdu. 17. Aracınız yukarıya gidebilseydi 1 saate uzaydaydınız! Eğer arabalarımız yukarıya doğru gitseydi 1 saate uzaya varırdık çünkü yerden sadece 100 km yukarısı uzay. 18. Uzunluk anlamında dünyanın en uzun canlısı bir bantlı solucandır.[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/34/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Bir bantlı solucan en olgun halinde bir yüzme havuzunun bir ucundan diğerine kadar uzayabilir. Uzatıldığında kopmaz ve esner. Lavabo hortumları da bu canlıya göre dizayn edilmiştir. Bir lavabo hortumu tıkanırsa, elleriniz ile katlandığı yerlerden açabilir ve pisliği oradan atabilirsiniz. Sonra tekrar bastırıp kısa haline getirebilirsiniz. 19. Bumerang'ların silah için mi kullanıldığını sanıyorsunuz?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/24/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Ben de öyle sanıyordum ama tam olarak değil. Yıllar önce ortaya çıkan bu ilginç alet birçok yırtıcı kuşun dikkatini çekiyordu. Atıldığı yere geri geldiği için peşinden gelen kuşları yakalamak daha kolay oluyordu. Yırtıcı, onu bir av olarak görüyor ve kolayca tuzağa tıpış tıpış geliyordu. 20. Flamingo'lar alg ve yosun yedikleri için pembe renge sahiptir.[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/7/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Suyu süzüp içindeki yiyen bu hayvanlardan hangisinin rengi daha canlıysa o daha iyi beslenmiş demektir. Aynı şey bizler için de geçerlidir. Sürekli havuç yiyen bir insan beta karoten fazlalığından turuncu renge sahip olabilir. 21. Mavi Balina'nın yutabileceği en büyük şey ne dersiniz?[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/9/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Derin suların ve karaların en büyük canlısı olan Mavi Balina'nın yutağı sadece bir Greyfurt kadardır. Suyu süzüp plankton yiyen bu canlıyı bir karpuz ile kolayca boğabilirsiniz. Fakat öyle büyüktürler ki, mesela İzmir'den çıkardıkları bir sesi başka bir Mavi Balina Kars'tan duyabilir. 22. İş kazaları savaşlardan daha çok öldürüyor! Günümüzde savaşlar ile ölen insan sayısı yıllık 650 bin kadarken, iş kazalarında bu sayı 3 milyonu buluyor. Gerçekten korkunç. 23. Doğanın zırhlı tankları Timsahların da bir açığı var...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/25/36/muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-ufkunuzu-iki-katina-cikaracak-24-carpici-bilgi-780x439.jpg[/RESIM] Dünyanın en büyük baskı kuvvetini timsahlar uygular. Çenesini kapatan bir timsahın, kendi isteği dışında çenesini açmanız mümkün değildir. Fakat timsahların da bir açığı vardır. Çene kapama gücü yüksek tamam fakat ya açma gücü? Timsahlar çenelerini açma konusunda çok iyi değillerdir. Normal bir insan elleriyle bastırdığında bir timsahın çenesini kolayca sabit tutabilir. 24. Son olarak; Çığ altında kalan insanlar donarak ya da boğularak değil, hangi tarafın yüzey olduğunu bilmedikleri için çabalarken yorgun düşüp ölürler. Nasıl? Dediğim kadar varlar değil mi? Dünya koca bir derya ve bilmediğimiz o kadar çok şey var ki... Eğer gerçekten bu bilgiler sizi de etkilediyse hemen aşağıdan paylaşarak daha çok kişinin şaşırmasına vesile olabilirsiniz! Teşekkürler! 
22b
1
8 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
19b
0
8 yıl
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Christopher Nolan'ın 'Noluyo Lan?' Dedirten Beyin Yakan Filmi; "Tenet" | İnceleme
Uzun zamandır Beynimi Yaksın kategorime bir film ekleyememenin üzüntüsü içindeydim. Fakat Nolan imzalı "Tenet", bu sorunumu çözdü ve beyin yakan filmler listelerimde şimdiden yerini almayı başardı. Her yerde "Tenet filmi konusunu anlayan var mı?" şeklinde sorular görüp, "Tenet filmi inceleme" başlığı adı altında aşırı karışık, yazanın bile anlamadan yazdığı analizler görünce kolları sıvadım ve size kısa ve öz cümleler ile Tenet filmi incelemesi hazırlamak istedim.  Beyin Yakan Film Tavsiyeleri! ► Hadi gelin şimdi son zamanların en karışık, en kafa yoran, en beyin yakan filmi Tenet'in konusuna, anlatmak istediğine bir bakalım ve kafanızda bazı taşların yerine oturmasını sağlayalım... Hadi!  Öncelikle Tenet filminin konusuna şöyle bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/10/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Filmin karışık konusunu en basite indirgersek ortaya; Dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bir organizasyon ve bir kahraman çıkıyor. Casusumuz kendisine yardım edenlerle de birlikte kötü adamı durdurmaya ve dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Tabi olay bu kadar basit ilerlemiyor ve zamanın hem ileriye hem de geriye akması gibi birçok beyin yakan detay da olaya dahil oluyor.  Bundan sonrası SPOİLER, izledikten sonra kafanızdaki soru işaretlerini biraz olsun gidermek için buraya uğrayın...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/68/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM] Kemerlerinizi bağlayın, Christopher Nolan'ın dünyasına doğru yola çıkıyoruz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/71/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Nolan bu filmin temel aldığı "ters yöne akan zaman" fikrini 20 yıldır düşünüyormuş. Bunu Tenet'in senaryosuna dönüştürmesi de 4-5 yılını almış. E hal böyle olunca, ortaya da bu içinden çıkılamayacak gibi görünen, beyin yakan film çıkıyor.  Her şey insanoğlunun dünyayı tüketmesiyle başlıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/8/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]Gelecekteki insanlar, bitip tükenmek üzere olan dünyayı kurtarmak için hiçbir şey yapamayınca (Interstellar filmindeki dünyayı kurtaramayınca uzayda yeni arayışlara girmek gibi düşünebilirsiniz) zamanı geri almayı keşfetmişler. Dikkat edin zamanda geriye gitmek değil, zamanı geriye almak diyorum. Yani zamanı geriye alarak, dünyayı hiç kirlenmemiş, tüketilmemiş, el değmemiş haline getirmek istiyorlar. Bunu da zamanı geriye alarak gittikleri yerlere "evriltilmiş" denen, ters yöne hareket eden şeyleri bırakıyorlar ki onlarla karşılaşan kişiler bunların gelecekten geldiğini düşünüp mümkün olduğunu anlayabilsin. Filmimizin kahramanı laboratuvarda evriltilmiş kurşun ile ilk tanıştığında bilim kadınının ona "Bunları kimin yaptığını bilmiyoruz, bize gelecekten gönderiliyor" dediğini hatırlayın.  Peki kötü adamımız Sator bu olayın neresinde?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/73/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Yukarıda bahsettiğim ve sonu gelen dünyada yaşamaya çalışan gelecekteki kişiler gönderdikleri mesajla zaman makinesi yaratılması görevini Sator'a veriyorlar. Filmde Sator'un Plütonyum ararken bulduğu mesajı hatırlayın. Yani aslında o günkü nesil de hayatta kalmaya çalışıyor, zamanı geriye almaya çalışan gelecek nesil de. İşte filmde de tam olarak bunu konu alan bir diyalog geçiyor. İsmi söylenmeyen başrolümüz "Herkes kendi nesli için mücade verir" diyor, Sator da cevap olarak şunu söylüyor; "Onlar da tam olarak bunu yapıyor..." yani buradan da anlayacağınız gibi aslında filmde kötü bir taraf yok. Herkes kendi dünyasını kurtarma peşinde fakat Sator, gelecektekilerin adamı konumundan dünyanın sonunu getiren hem de kafasına göre istediği zaman getirebilen bir adama dönüşünce kötü taraf ortaya çıkmış oluyor.  Geçmişe gidip dedenizi öldürseniz anne-babanız ve dolayısıyla siz de hiç doğmamış olursunuz, peki o zaman dedenizi kim öldürdü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/67/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.png[/RESIM]İşte film "Büyükbaba Paradoksu" olarak bilinen bu meşhur paradoksa da değiniyor. Aslında tüm film bu mantığın üzerine kurulu bile diyebiliriz. Hatta filmde bu paradoks sonrasında gelecektekilerin dünyayı kurtarma planı için "E bizi yok ederlerse onlar da yok olmaz mı?" diye soruluyor, Neil karakteri ise "Yok o işler pek öyle değil" gibi bir cevap veriyor.  Gelelim benim düşüncelerime...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/35/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Aslında hep düşündüğüm bir konuydu bu; Her insanın 3 farklı boyutu olabilir mi? Biri geçmişteki ben, diğeri şu an bunları size yazan ben ve gelecekteki ben... İşte bu filmde biraz olsun bu müthiş ve bir o kadar da uçuk fikri somut bir şekilde görme fırsatı buldum.  • Filmin en başında opera binasında Neil'ın, başrolümüzü kurtarma olayı güzeldi. Tabi çantasından sarkan kırmızı ip sayesinde bunu çok sonra anlasak da, meğer daha ilk 5 dakikada filmin çok sonralarına şahit olmuşuz. Bu gerçekten müthişti.  • Sator'un eşi Kat, "Tekneden suya atlayan bir kadın gördüm, özgürlüğünü kıskandım" diyordu fakat filmin 2. yarısında o kadının kendisi olduğunu öğrendik. Bu da çok beyin açıcı bir ayrıntıydı.  • Neil, adamımızın görev başında alkol almadığını bilerek ona diyet kola söylüyordu, çünkü Neil gelecekten geriye doğru geliyor, başrolümüz ise ileriye gidiyordu. Yani Neil, adamımızla yıllardır tanışıyordu hatta bir yerde de başrolümüze "Beni sen işe aldın" diyor. Bu da her şeyi açıklıyor.  • Son saldırı sahnesinde helikopterlerin geriye gidip, takımlardan birinin geriye diğerinin ise ileriye hareket etmesi müthiş, binanın patlama sahnesi ise olağanüstüydü diyebilirim. O sahneyi izledikten sonra işte sinema böyle olmalı diye iç geçirdiğimi bile söyleyebilirim...  • Anında geriye ışınlanmak ve laps! diye her şeyi sıfırlamaktansa yavaş yavaş geriye sarma fikri acayip hoşuma gitti. Bu çılgın fikri, silaha geri giren kurşunları, teybin geriye sarılması gibi terse dönen detayları nasıl daha önce böylesine net izlememişiz ki? Her şeyi geçseniz bile sadece bu çılgın fikri için bu film defalarca izlenir.  • En çılgın fikrimi en sona bıraktım; Sator, gelecekteki başrolümüz için çalışıyor olabilir. Adamımız ileriye gidiyor neticede, henüz ileride neler olduğunu, olacağını bilmiyor Neil gibi. Hatta filmin tam ortalarında Sator başrolümüzü kendisini izlerken yakalatıyor ve başrolümüze Tenet ekibinin kendi aralarında dostu düşmanı ayırmak için kullandığı "Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz" cümlesini söylüyor, onu zarflıyor fakat adamımız "O da ne? (Şair) Whitman'dan bir dize mi?" diye cevap veriyor. Aslında burada o cümleye cevaben "Gün batarken dostun yoktur" demesi gerekiyordu... Yani benimki nacizane bir fikir tabi.  Bu arada filmin ismi, hatta Sator ve Opera kelimeleri bile öylesine seçilmiş şeyler değil![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/216/11/christopher-nolan-in-noluyo-lan-dedirten-beyin-yakan-filmi-tenet-inceleme-780x439.jpg[/RESIM]Gördüğünüz bu şey Latin Palindromu veya Sator Kareleri olarak geçiyor. Özelliği ise hem sağdan sola, hem soldan sağa, hem yukarıdan aşağıya, hem de aşağıdan yukarıya okunabiliyor olması. Hepsinde aynı kelimeler çıkıyor. İşte çılgın adamımız Nolan da filmin konusuyla da uyumlu olduğu için filmin adını ve içindeki konu ile isimleri böyle yerlerden ilham alarak kullanmış, bunu da görün istedim.   SONUÇ: Bence film gerçekten ince elenip sık dokulmuş başarılı bir yapım. Nolan zaten hem filmden önce, hem de filmde bolca "Çok takılma, hisset" gibi şeyler söylüyor izleyiciye. Karakterlerin arka planlarına bakma diyor yani, kim kimdir, duyguları var mıdır, aşık olur mu, nereden geldi nereye gidiyor oralara pek takılma, büyük resmi gör... Şaka bir yana film gerçekten 2-3 kez izlemeyi hak ediyor. Bazı filmler gerçekten hazmedilmesi için hakkında bir şeyler okunması gereken filmler oluyor ve bence bu film de onlardan biri... Umarım buraya kadar okumuş ve kafanızdaki bazı soru işaretlerini kaldırmışsınızdır.  - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
29b
2
5 yıl
The Cry: 1 Oturuşta Bitirilecek 4 Bölümlük Nefis Mini Dizi Önerisi!
The Cry: 1 Oturuşta Bitirilecek 4 Bölümlük Nefis Mini Dizi Önerisi!
Siz de benim gibi sezonlarca süren uzun diziler yerine birkaç bölümlük bir mini dizi izlemeyi daha çok seviyorsanız doğru yerdesiniz çünkü özellikle Google'da "mini dizi önerisi", "izlenecek mini dizi tavsiyesi" gibi aramalar yaparak iyi bir dizi keşfetmeye çalışanlar için kaleme aldığım bu içerikte sizlere The Cry dizisinden bahsetmek istedim. En Yeni Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ►  Siz The Cry dizisi konusu ne? Oyuncuları kim? The Cry neden izlenir? gibi sorular sormaya başlamadan hadi hemen gelin, bir oturuşta bitirdiğim The Cry dizisine birlikte şöyle bir yakından bakalım! Gelin önce size The Cry dizisinin konusundan biraz bahsedeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/285/61/the-cry-1-oturusta-bitirilecek-4-bolumluk-nefis-mini-dizi-onerisi-780x439.png[/RESIM]Öncelikle The Cry, psikolojik atmosferi olan bir dram dizisi. Dizi, İskoçya'dan Avustralya'ya doğru bir uçak yolculuğu yapan Joanna ve Alistair çiftinin yeni doğmuş bebeklerinin kaçırılma sürecini ve sonrasında yaşananları konu alıyor. Yaşanan olay zaten üzücüyken bebeğimizin babasının siyaset dünyasıyla da bağının olması, olayı magazine taşıyor ve çift birden çok zorlu bir mücadelenin ortasında kalıyor. Fakat bebeği kim veya kimler kaçırdı, tam olarak neler oldu? işte biz de bu 4 bölüm boyunca bunu görüyor ve defalarca şaşırıyoruz... Sakin ilerliyor ama; Şaşırmaya hazır olun![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/285/53/the-cry-1-oturusta-bitirilecek-4-bolumluk-nefis-mini-dizi-onerisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin senaryosunu çok ama çok beğendim. İzlediğim yapımın aklımla dalga geçmesi, beni tekrar tekrar şaşırtması bana büyük haz veriyor. Eğer izlediğiniz film veya dizilerde beklemediğiniz köşeler ile karşılaşmayı, daha izlerken birçok senaryo yazıp çok kısa bir süre içinde de çöpe atmayı sevenlerdenseniz bu dizi, aradığınız şey olabilir. "Nasıl gözden kaçırmışım..." dediğim bir dizi oldu bu...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/285/85/the-cry-1-oturusta-bitirilecek-4-bolumluk-nefis-mini-dizi-onerisi-780x439.png[/RESIM]2018'in sonlarında yayınlanan bu 4 bölümlük diziyi, Instagram hesabımızdan bana tavsiye eden Elif Nur Gedikli'nin sayesinde keşfettim. Kendisine bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum. E dizi yayınlanalı neredeyse 4 koca yıl olmuş ve ben bir şekilde bu diziyi hep es geçmişim... Uzun lafın kısası; ben yaptım ama siz yapmayın, bu diziyi hemen bir oturuşta izleyip bitirin derim. - - - - - -  • The Cry dizisi Netflix'te var mı? Hayır, dizi bir BBC dizisi. • Dizi kaç bölüm? 2. sezonu var mı? Dizi ortalama 50 dakikalık 4 bölümden oluşuyor. 2. sezonu ise yok. - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
1
4 yıl
Doğuştan Görme Engelli Olup, Renkleri ve Doğayı Hiç Görmeden Müthiş Resimler Yapan Türk Ressam: Eşref Armağan
Doğuştan Görme Engelli Olup, Renkleri ve Doğayı Hiç Görmeden Müthiş Resimler Yapan Türk Ressam: Eşref Armağan
"Keşfettiklerim" köşemde bu hafta sizi inanılmaz bir adam ile tanıştırmak istiyorum. Şöyle bir düşünün; Renkleri, doğayı, bir evi, bir kuşu hiç görmeden bunları resmetmek nasıl olurdu? Kulağa inanılmaz geliyor değil mi? Fakat dünyanın bir yerinde bunu gerçekleştiren bir deha var... Üstelik bizim ülkemizde!  Hadi gelin şimdi sizi inanılmaz ressam "Eşref Armağan" ile tanıştırayım.   1953 yılının İstanbul'unda dünyaya geliyor Eşref Armağan... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/99/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Çocukluk yıllarında babasının yanında baca boruları keserek ona yardım ediyor. 6 yaşındayken kalem ile kağıt üzerine bir şeyler çizmeye çalışırken, 18'ine geldiğinde kalem yerine parmaklarını kullanmayı öğreniyor ve parmakları ile tuval üzerine resimler yapmaya başlıyor.  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/17/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] "Sanat" üzerine hiçbir eğitim almamış olan bu muhteşem adam zaman geçtikçe kendini geliştirmeye ve adını duyurmaya başlıyor.  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/81/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Bir düşünün; Hayatında hiç, bir rengi ya da bir cismi görmedi. Batan bir güneşi ya da dalında sallanan bir yaprağı da... Peki nasıl? [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/47/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Bunun cevabı Armağan'ın beyninde gizli. Parmakları ile kabartmaya dokunarak beyninde bir şekil belirliyor ve bunu resmedebiliyor... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/51/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Yıllar geçiyor ve Armağan, CNN, BBC ve Discovery gibi birçok ünlü kanala davet ediliyor! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/37/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM]  Hatta ünü yurt dışında o kadar çok yayılıyor ki "The Colors of Darkness" isimli ödüllü belgesele de konu oluyor.  [VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=rF6DIZFO05M[/VIDEO] Bitiyor mu? Hayır. Başta İtalya olmak üzere birçok ülkeden davet almaya başlıyor... Tabi bu sırada ülkemizde de ünü kulaktan kulağa yayılıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/18/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Dünyaca ünlü marka Volvo'nun daveti üzerine bir Volvo araç çiziyor, bu tablo eBay'de satılıyor ve elde edilen gelir "World Blind Union" yani Dünya Görme Engelliler Birliği'ne bağışlanıyor...  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/25/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Bu dehanın kıymetini bilmek, onu dünyaya tanıtmak ise bizim en büyük görevimiz. Şu çalışmaları, görmeyen birinin yaptığını bir düşünün!  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/29/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/54/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/46/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/20/7/dogustan-gorme-engelli-olup-renkleri-ve-dogayi-hic-gormeden-muthis-resimler-yapan-turk-ressam-esref-armagan-780x439.jpg[/RESIM] Ellerine, yüreğine sağlık Eşref Armağan! İyi ki bizimlesin!    Eşref amcamız ile ilgili daha fazla bilgiyi de buraya tıklayarak alabilirsiniz.     
33b
0
8 yıl
İşin İçinden Çıkamayanlar İçin: En Basit Haliyle Dark 3. Sezon İncelemesi!
İşin İçinden Çıkamayanlar İçin: En Basit Haliyle Dark 3. Sezon İncelemesi!
Hemen şimdi sitedeki Listeler köşesine girip, tam 2 yıl önce yazılan ilk içeriğe bakacak olursanız karşınızda "Son Zamanların En İyi Dizisi: Dark" başlıklı içeriği görürsünüz. İşte konusuyla, senaryosuyla, oyuncu seçimleri ve müzikleri ile bu nefis dizi beni birkaç yıl önce yakaladı ve bugün izlediğim 3. sezonuna kadar peşinden sürüklemeyi başardı. Dark 3. sezonu izleyen çoğu kişinin olayları tam kavrayamadığına, anlamlandıramadığına şahit olunca sıvadım kolları ve size bur Dark 3. sezon incelemesi konulu analizi hazırlamak istedim.  Dark Benzeri Beyin Yakan Filmler İçin Tıkla! ► Umarım nefis dizi Dark'ın 3. sezonu hakkında birazdan göreceğiniz detaylar olayları biraz toparlayabilmenizde yardımcı olur. Yani olması lazım çünkü diğerlerinin aksine, size olayı çok basit ve yalın bir dil ile anlatacağım. E hadi gelin o zaman Dark'ın 3. sezonunu şöyle evire çevire ve tabi çok basitçe bir inceleyelim! Aslında her şey bir bilim insanının, oğlu, torunu ve gelinini kurtarmak içindi![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/70/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Kulağa çok çılgınca geliyor değil mi? Yıllardır izliyoruz, 2 sezonu devirdik ve son sezonda, aslında tüm bu izlediklerimizin anlamsız olduğunu öğreniyoruz. Bir bilim insanı, yağmurlu havada evden ayrılan oğlu, gelini ve torunu kazada ölünce, onları geri getirmek için bir zaman makinası yapmaya karar veriyor ve Nükleer santral arazisindeki bir sığınakta inşa ettiği bu makine, bir hata sonucu ortaya 2 farklı evrenin oluşmasına neden oluyor. Bir hata sonucu 2 alternatif evren ortaya çıkıyor..[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/48/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Oluşan bu 2 evrende yolculuk yapan "Claudia Tiedemann" isimli teyzemiz, kızı Regina'nın bu 2 farklı evrende de yaşlanmadan öleceğini, birinde kanser olup diğerinde hastalıkla boğuşacağını görünce, oluşan bu 2 evrenin de yok olmasını istiyor. Zamanda yolculuk yapmaktan derisi tanınmaz hale gelmiş olan Jonas'ın yaşlanmış hali olan Adam'ı buluyor ve ona bu 2 evrenin yok edilebilmesi için tüyolar veriyor.  Jonas ve Martha her şeye son veriyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/52/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Yanlışlıkla yaratılan bu 2 farklı evrende doğan bu iki genç, kıyamet anında zamanın bir anlığına durmasından faydalanarak geçmişe gidip, bilim insanı H. G. Tannhaus'un oğlu, gelini ve torununun o yağmurlu gecede kaza yapmalarına engel oluyorlar. Ailece kaza yapmayınca, bilim adamımız da bir zaman makinası icat etmiyor tabi haliyle, e bunun sonucunda da ortada 2 farklı evren oluşmamış oluyor.   Hata sonucu oluşan evrenlerde doğan karakterlerin hepsi yok oluyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/13/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Fakaaat, zaman makinası hiç icat edilmediği için bu 2 farklı evrende doğan tüm karakterler de hiç var olmamış oluyorlar haliyle. 1. ve 2. sezonlarda izlediğimiz karakterlerin çoğu bu evrenlerde doğan kişilerdi. Fakat makina hiç icat edilmeye çalışılmadığı için bir hata meydana gelmedi, dolayısıyla bu karakterler de hiç doğmadı... İşte tam da bu yüzden son sahnede, masada yemek yiyen bir avuç tanıdık kişiyi görüyoruz. İşte gördüğümüz o kişiler, gerçek dünyada da var olan kişiler, o masada olmayanlar ise hatalı evrenlerde meydana gelen kişilerdi...  Evet buraya kadar aşırı basit bir şekilde olayı özetledik; Gelin şimdi bir üst seviyeye geçip, olaya biraz daha derinlemesine bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/7/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Bilim insanı Tannhaus, Nükleer santraldeki sığınakta yaptığı makinede Nükleer enerji kullanıyor. Aslında bu alet zamanda yolculuktan çok, paralel evrenler yaratmaya yarıyor. Claudia, patlama ardında "sezyum" kalıntılarının kaldığından söz ediyor. Geçit kapanıp-açılırken nükleer yakıt kullanılıyor. Biriken sezyum da sonunda kıyameti tetikliyor. Anlık zaman durması ve patlama yaşanıyor. Geriye kalan ise Tanrı Parçacığı oluyor. Bunu küçük yuvarlak zaman makinesine koyarak diledikleri zamana yolculuk edebiliyorlar.  "Hepsi tamam da kaçırılan çocuklar ne ayak?" diyorsanız yaklaşın[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/38/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Şöyle hemen kısa bir beyin fırtınası yapalım. Mads'i ele alalım. Mads kaçırılıp ölmese, 1986'daki görüntüsü ile 2019 yılına gönderilmeseydi, Ulrich zaman yolculuğundan şüphelenip mağaraya hiç girmeyecek ve bu durumda da 1953 yılına hiç gitmemiş olacaktı. Öldürülen 2 çocuk 1953 yılına gönderilmeseydi de, Ulrich cinayetle suçlanıp hapse atılmayacaktı. Ulrich hapiste yani geçmişte mahsur kalmasaydı Hannah onun için o tarihe hiç gelmeyecek ve "Silja"yı hiç doğurmayacaktı. Sonuç olarak Nielsen ailesi ve dolayısıyla "Jonas" da hiçbir zaman var olmayacaktı.  3 sezonluk bu dizinin en kafa karıştırıcı yeri; Sonu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/73/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]3 sezon boyunca izlediğimiz bu dizinin en karmaşık yeri kesinlikle sonu. Öyle nefis bir son yapılmış ki, yıllar boyunca bunu düşüneceğiz... Jonas ve Martha yağmurlu gecede bir kazayı önledi ve bilim insanının makineyi icat edip farklı evrenler yaratmasını engellediler. Fakat ya bu da bir döngüyse? Ya bu olayı da defalarca denedilerse? Ya bu çok daha büyük bir döngünün parçasıysa? Neden olmasın? İşte dizimiz, bizi bu nefis son ile baş başa bırakıyor.  NOT: Dizi, "Adam" ve "Eva" yani "Adem" ve "Havva" isimlerini de kullanarak insanlığın en başından günümüze kadar yaşanan evreye de göndermeler yapıyor. Ayrıca söylemeden edemeyeceğim; Dizideki oyuncu seçimi o kadar başarılı, o kadar nokta atışı ki, 30-40 yıl önceye gidip gördüğümüz bir karakteri anında tanıyabiliyoruz. Bu kadar nefis bir oyuncu kadrosu ve bu kadar iyi bir senaryo bir daha gelir mi sanmam... Ayrıca diziyi yazanların müthiş birer iq'ya sahip oldukları da su götürmez bir gerçek. İşin özü, daha kazısak pek çok şey çıkacak fakat ben size olabildiğince basit olarak anlatmak istedim, umarım biraz da olsa bir şeyler kafanızda yer yerine oturmuştur.  BONUS: Bu arada umarım dizideki mağarayı gerçek sanmamışsınızdır çünkü yapı tek tek ve büyük bir titizlik ile oluşturulmuş![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/21/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM][RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/199/42/isin-icinden-cikamayanlar-icin-en-basit-haliyle-dark-3-sezon-incelemesi-780x439.png[/RESIM]  - - - - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
65b
0
6 yıl
Rose Adası: Gerçek Hikayesiyle Netflix'in 2020 İmzalı Son Bombası!
Rose Adası: Gerçek Hikayesiyle Netflix'in 2020 İmzalı Son Bombası!
Netflix artık ortalamanın üzerinde yapımlar ile karşımıza sık sık çıkmaya başladı. Bunu şurada biriktirdiğim ve hızlı bir şekilde artan Netflix film önerilerinden de kolayca anlayabilirsiniz. Az önce de "Rose Island" yani "Rose Adası" filmini izleyip, bitirip, beğenip hemen sonrasında da size tavsiye etmek için buraya koştum. Tabi önce Rose Adası filmi gerçek hikayesi başlıklı araştırmalar da yaptım ve bu içeriğimde size bu inanılmaz hikayeyi tavsiye ederken bir yandan da gerçek bilgiler de vereceğim. Filme Git ►  Hadi gelin şimdi Rose Adası filmi konusu, gerçek hikayesi ve neden izleneceğine şöyle bir göz atalım... Hadi! Öncelikle Rose Adası'nın inanılmaz hikayesi hakkındaki yorumlarıma geçmeden önce gelin size kısaca filmin konusundan bahsedeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/230/3/rose-adasi-gercek-hikayesiyle-netflix-in-2020-imzali-son-bomba-filmi-780x439.png[/RESIM]Şimdi şöyle düşünün; bir tekneniz var, bir de kafanıza göre bir arkadaş. Hiçbir ülkenin sahiplenemediği uluslararası sulara gidiyorsunuz ve buraya çelikten bir platform yapıp, bir ada inşa edelim diyorsunuz. Üstelik demekle de kalmıyor ve gerçekten inşa ediyorsunuz. Sonrasında ise gerçekten de küçük ama bağımsız bir devlet olma yolunda ilerliyorsunuz... Nasıl fikir ama? Çok çılgın değil mi? İşte filmimiz de bu çılgın ve bir o kadar da gerçek olan hikayeyi konu alıyor. Her şey bir fikir ile başlıyor; "Belki de kendi dünyamı yaratmalıyım..."[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/230/71/rose-adasi-gercek-hikayesiyle-netflix-in-2020-imzali-son-bomba-filmi-780x439.png[/RESIM]2017 yılında hayata gözlerini yuman Giorgio Rosa isimli genç ve çılgın bir mühendisimiz, eski sevgilisi ve diğer hayat şartları karşısında bir plan tasarlıyor ve açık sulara kendi adasını inşa ediyor... Açıkcası filmin gerçekten bir zamanlar bir yerlerde yaşanmış olması beni gerçekten etkiledi. Parlak zihni gibi özgür ve kendine göre bir ülke inşa eden adamımız gerçekten de yıllar yıllar önce bu dünyada oldukça ünlüymüş. Bu hikayeyi şimdiye kadar duymamamızın nedeni de adamımızın biraz inatçı oluşuymuş. Ölümden kısa bir süre önce tüm detayları film yapımcılarıyla paylaşmış ve ortaya da bu nefis film çıkmış. İçinde aşk ve özgürlük olan naif, keyifli ve yormayan bir film...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/230/57/rose-adasi-gercek-hikayesiyle-netflix-in-2020-imzali-son-bomba-filmi-780x439.png[/RESIM]İtalyan filmleriyle aranız nasıl bilmiyorum fakat bu film hepsinden önce naifliği ile izleyicisinin gönlünü kazanmayı başarıyor. Sonra işin içine fazlasıyla 'özgürlük' giriyor ve üstüne bir de 'aşk' ekleniyor. Üstelik tüm bunları yaparken sizi bir de gülümsetmeyi de başarıyor. Bir hafta sonu bu filme bir şans verin derim. Hem biraz keyifli zaman geçirmiş, hem de gerçekten bir zamanlar böyle çılgın bir şeyin yaşanmış olduğu bilgisini genel kültür olarak hafızaya atmış olursunuz... Benden söylemesi... Hadi tadını çıkarın! Netflix'te İzle ► - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
17b
0
5 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.