Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!

07 Eylül 2019
18b
0 Yorum
Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!

Ülkemiz Orta Doğu ve balkanlara kadar birçok ülkeye dizi satan dev bir fabrika. Hatta şu an gidin İran'a, ya da farklı bir orta doğu ülkesine, televizyonlarda hala "Binbir Gece" ve "Muhteşem Yüzyıl" gibi dizilerimizin döndüğünü göreceksiniz. Peki ya film? Dış dünyada büyük ses getiren filmlerimiz de var mı? Eh işte... Fakat uyarlama konusunda oldukça ileride olduğumuzu söylemeliyim. Hatta bugün de size bunun bir örneğini göstereceğim. Yakın bir tarihte, başrolünde Aras Bulut İynemli'nin olduğu 7. Koğuştaki Mucize filmi vizyona giriyor! 

Hadi gelin şimdi, dünyanın birçok yerinde büyük ilgi gören Güney Kore yapımı "Miracle in Cell No. 7" filminin Türkiye uyarlaması olan "7. Koğuştaki Mucize" filmi ne zaman vizyona giriyor, oyuncuları kimler, konusu tam olarak neymiş onlara bir göz atalım. 

Öncelikle orijinal filmi, yani Güney Kore yapımı "Miracle in Cell No. 7" filmini uzun zaman önce izlemiş ve size de burada tavsiye etmiştim

Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!
Film hakkındaki kısa yorumuma, IMDB puanına ve izleyen kişilerin görüşlerine aşağıdaki butona tıklayarak göz atabilirsiniz. 

Filme Git ►

"Peki Kaan 7. Koğuştaki Mucize filminin konusu ne?" derseniz de, hemen açıklayayım

Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!
Küçük kızı ile zeka yaşı aynı olan bir babamız var. Bu babamız bir gün bir suça şahitlik ediyor ve suç bir şekilde onun üzerine kalıyor. Bu yüzden de hapise atılan adamımız idam cezasına çarptırılıyor. İşte bu hikaye de, çaresiz babamızın atıldığı hapishane hücresinde yaşananları konu alıyor. 

7. Koğuştaki Mucize filmi kadrosunda ise şu isimler bulunuyor

Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!
7. Koğuştaki Mucize filmi oyuncuları arasında Aras Bulut İynemli, Nisa Sofiya Aksongur ve İlker Aksum başta olmak üzere Celile Toyon, Mesut Akusta, Deniz Baysal, Yurdaer Okur ve Sarp Akkaya gibi isimler bulunuyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Mehmet Ada Öztekin oturuyor.

Peki 7. Koğuştaki Mucize filmi ne zaman vizyona girecek?

Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!
7. Koğuştaki Mucize filmi 11 Ekim’de vizyona girecek ve sinemalarda olacak. 

İşte 7. Koğuştaki Mucize filminin fragmanı;

● Aşağıdaki butona tıklayarak da hemen modunuza göre film tavsiyesi bulabilirsiniz! 

Modunu Seç ►

 

Kore'den Uyarladık: "7. Koğuştaki Mucize" Filmi Geliyor, Aras Bulut İynemli Döktürüyor!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
7. koğuştaki mucize kore7. koğuştaki mucize konusu7. koğuştaki mucize filmi oyuncuları7. koğuştaki mucize vizyon tarihi7. koğuştaki mucize filmi vizyon tarihi7. koğuştaki mucize filmi fragmanıaras bulut iynemli filmleriuyarlama filmler
EN AKTİF ÜYELER
7 Yüz: Birçok Kişinin Gözden Kaçırdığı Nefis BLU TV Dizisi!
7 Yüz: Birçok Kişinin Gözden Kaçırdığı Nefis BLU TV Dizisi!
Birçoğunuz "Ooo Kaan yeni bir iş birliği demek..." diye iç geçiriyor başlığı okuyunca biliyorum fakat değil. Gerçekten değil... Blu TV imzalı 7 Yüz dizisini daha önce duymuş muydunuz bilmiyorum fakat eğer bu içeriğe yolunuz düştüyse muhtemelen "7 yüz dizisi konusu" veya "7 yüz dizisi izlenir mi" gibi aramalar yapmışsınız demektir. Haberler güzel, çünkü bugün burada sizlere Blu tv yapımı 7 yüz dizisi hakkında bazı bilgiler vereceğim. Yani aradığınızı bulacaksınız. En İyi 12 Dizi Tavsiyesi! ►  Hadi gelin şimdi BLU TV'de izlenebilen ve kadrosunda Damla Sönmez, Belçim Bilgin, Melisa Sözen, Ekin Koç ve Genco Erkal'ın da yer aldığı 7 yüz dizisine şöyle bir yakından bakalım ve konusu, bölüm uzunlukları ve en önemlisi de izlenebilirliği nasılmış birlikte görelim! Öncelikle; "Bunca yıldır nasıl kaçırmışım!" dediğim bir dizi oldu 7 Yüz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/7/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Blu TV ücretli bir platform, fakat pek çok içeriği gerçekten platforma verilen ücretin karşılığını fazlasıyla veriyor. 7 Yüz dizisi de bu platformda keşfettiğim en güzel şeylerden biri oldu. 2017 yılında yayınlanan dizi hakkında çok küçük birkaç bilgim vardı fakat nedense 2022'ye kadar bir şekilde hep es geçmiştim. Diziyi az önce bitirdim ve "neden bu diziyi izlemeyi yıllardır erteledim.." diye kendime kızdım diyebilirim. Dizi, her bölümünde de farklı bir hikayeyi konu alıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/49/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Toplamda 7 bölümden oluşan dizi, her bölümünde de farklı bir konuyu ve farklı insan hikayelerini işliyor. Dünyaca ünlü dizi Black Mirror alışkanlığımızdan olsa gerek, son yıllarda bu tür bölümleri birbirinden %90 oranında bağımsız diziler fazlasıyla revaçta. 7 Yüz de onlardan biri. Hadi gelin size bölümlerden kısaca bahsedeyim; 1. Bölüm: Büyük Günahlar[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/38/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölümde, hep birlikte partileyen bir grup insanın, gecenin ilerleyen saatlerine doğru oynadığı "Hadi herkes bir sırrını anlatsın!" oyunuyla ortaya çıkanları izliyoruz. Çok kasvetli, yer yer şaşırtmacalı ve bolca hüzünlü. Dizide beni en çok yakalayan 2 bölümden biri bu. Tabi bunda başroldeki Cem Davran oyunculuğunun da payı büyük. Sinan Tuzcu ve Merve Dizdar da diğer rolleri paylaşıyor. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 8.2 2. Bölüm: Prosedür[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/89/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölüm ise tamamen aşk ve ilişkiler üzerine kurulu. Prosedür ismindeki ilginç bir tıbbi yöntemle de karşılaştığımız bu bölüm, Engin Hepileri ve Melisa Sözen başrollerinde ilerliyor. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.9 3. Bölüm: Hayatın Müziği[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/16/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölümdeyse özgüven sorunu yaşayan, akıllı bir yazarı izliyoruz. Sosyal hayatının yanında iş hayatında da hiçbir girişken hareketi olmayan, silik bir karakterin, başladığı bir tedaviyle yakaladığı ivmeyi görüyoruz. Başroldeyse Damla Sönmez'i izliyoruz. Ha bu arada siz izledikten sonra uğraşmayın diye yazayım; Damla Sönmez boyu 1,62... ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.5 4. Bölüm: Eşitlik[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/53/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölüm ise +18 görüntüsü yayınlanan bir insanın yaşadıklarını ve sonrasındaki süreci bizlere aktarıyor. Günümüz dünyasında pek çok kişinin başına gelebilecek bu kötü hadise sonrasında birbirini seven 2 kişinin yaşadıklarını görüyoruz. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.7 5. Bölüm: Refakatçiler[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/10/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölüm diğerlerine nazaran biraz daha ağır ilerlese de başroldeki usta isimler Genco Erkal ve Tilbe Saran sayesinde izleyeni sürükleyip gidiyor. Eşini 6 yıl önce kaybetmiş olan yaşlı bir amcanın, hastalıkların pençesinde, bir başına yaşadıklarını izliyoruz. Hasta kalpler için çok hüzünlü olan bu bölüm, beni epey hüzünlendirmeyi başardı. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 8.1 6. Bölüm: Karşılaşmalar[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/1/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Bu bölümdeyse yeni bir eve taşınan bir çift, bir araya gelmeden önceki hayatlarında kaç kez aynı konumda olduklarını gösteren bir uygulama keşfediyorlar ve bölüm de bunun üzerinden gizemli bir şekilde ilerliyor. Üzücüdür Belçim Bilgin oyunculuğu bana hep donuk geliyor, belki de biraz da bu yüzden olacak, bu bölüm beni pek yakalayamadı. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.1 7. Bölüm: Biyolojik Saat[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/275/69/7-yuz-bircok-kisinin-gozden-kacirdigi-nefis-blu-tv-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizimizin son bölümündeyse yakışıklı ve her gece başka biriyle uyanan kazanova bir adamın yaşadıklarını izliyoruz. Başroldeki Dolunay Soysert oyunculuğu sayesinde bölüm, mini bir dizi kıvamına geliyor ve gayet de kendini izletebiliyor. ★ Bu bölüm bir film olsaydı puanım: 6.7 Özet: İşin özü, Blu TV'deki 7 Yüz isimli bu dizi, yakın zamanda izlediğim en başarılı, en bizden işlerden biri. Eğer siz de benim gibi yıllardır bu diziyi bir şekilde gözden kaçırmışsanız hemen bir şans verin derim... Şans verin ve ortamlarda dillendirin ki böyle başarılı işlerin sayısı artsın. - - - - - [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
23b
1
4 yıl
1 Günde Bitirilesi Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: Alice in Borderland
1 Günde Bitirilesi Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: Alice in Borderland
Biliyorsunuz film tavsiyelerinin yanında şurada da sizlere dizi önerileri sunuyorum. İşte bugün de sizlere henüz günler önce, 2020'ye veda ederken yayınlanan Netflix imzalı "Alice in Borderland" dizisini tavsiye etmeye geldim. Eğer alice in borderland izle gibi bir arama sonucu yolunuz buraya düştüyse sizi hemen Netflix'e alalım çünkü aradığınız burada değil. Fakat alice in borderland konusu, izleyen yorumu gibi aramalar sonucu buradaysanız beni takip edin! Nefis Netflix Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ►  Hadi şimdi gelin bu çok yeni izlediğim Alice in Borderland dizisinden size kısaca bahsedeyim... Dizi hakkında düşüncelerime geçmeden önce Alice in Borderland konusuna şöyle bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/229/38/1-gunde-bitirilesi-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-alice-in-borderland-780x439.png[/RESIM]Tokyo'dayız. Bilgisayar oyunlarıyla aşırı içli dışlı olan bir gencimiz ve onun 2 yakın arkadaşı var. Hepsinin de kafası bir şeye bozulunca 'buluşalım' diyorlar ve küçük çaplı kafayı dağıtırken birden kendilerini polisten gizlenirken buluyorlar. Sonrasında ise gözlerini insanların olmadığı, araçların çalışmayıp sokakların, caddelerin bomboş olduğu bir Tokyo'da açıyorlar. Sonrasında ise bazı hayatta kalma oyunları onları bekliyor... İşte dizimiz de bu 3 gencin, ışınlandıkları bu farklı dünyada yaşadıklarını konu alıyor. Yakın zamanda izlediğim en 'sürükleyici' dizi![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/229/23/1-gunde-bitirilesi-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-alice-in-borderland-780x439.png[/RESIM]Dizi, sizi tuttuğu gibi peşinden sürüklüyor. Bunu laf olsun diye söylemiyorum, yıllardır burada sizlere dizi-film tavsiyen eden biri olarak söylemek istiyorum ki bir bölüm izledikten sonra diğer bölüme geçmemek için kendinizi zor tutacaksınız. Çünkü dizi, sürekli merakta bırakan akışı sayesinde izleyicinin kafasında "Şimdi ne olacak?" sorusunu sürekli taze tutmayı başarıyor. Size buralarda tavsiye ettiğim şu filmi hatırlayın. Eğer bu filmi izleyip beğendiyseniz muhtemelen bu diziyi de beğenirsiniz. Fakat bu filmi henüz izlemdiyseniz mutlaka bu diziden sonra filme de bir şans verin derim.  40 dakikalık 8 bölüm de akıyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/229/26/1-gunde-bitirilesi-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-alice-in-borderland-780x439.png[/RESIM]Dizi bir 'manga' (japon çizgi romanı) uyarlaması. Benim gördüğüm ve izlerken sizin de göreceğiniz bazı mantık hatalarının sebebi de orijinal manga'dan kopmadan diziyi tamamlamak istemeleri nedeniyle... Bu birkaç hatayı görmezden gelip kendinizi akışa bırakırsanız her biri ortalama 40 dakika olan 8 bölümü de 1 günde silip süpürürsünüz. Bence hemen şimdi aşağıdaki butonu kullanarak diziye ışınlanın ve izlemeye başlayın derim.  NOT: Dizi bolca kanlı bıçaklı, birkaç da yetişkinlere göre olan +18 sahne mevcut. Bu yüzden ailece izlemelikten çok arkadaş ortamında izlenecek bir yapım diye düşünüyorum... Ayrıca bu diziyi Instagram'dan bizi takip eden ve buralarda da olan Mustafa Bağlaç attığı DM ile fark etmemi sağladı. Kendisine de teşekkürler ediyorum.  Alice in Borderland İzle ► - - - - -  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
35b
10
5 yıl
2 Çarpıcı Netflix Belgesel Önerisi: "Fyre Festival" & "The Great Hack"
2 Çarpıcı Netflix Belgesel Önerisi: "Fyre Festival" & "The Great Hack"
Size burada daha önce Netflix film tavsiyelerimden oluşan listeler hazırlamıştım. Bunun yanında izleyip beğendiğim iyi Netflix filmlerini de sizlere "Modunu Seç" köşemizdeki "Netflix" kategorimde sunmaya çalışıyorum. Tüm bunlara göz atarken "Neden Netflix belgesel önerileri de yapmayayım ki?" diye düşündüm ve izlediğim Netflix belgeselleri arasından en beğenerek izlediğim 2 belgeseli sizlere tavsiye etmek istedim. Hadi gelin şimdi o izlenmesi gereken 2 iyi Netflix belgesel önerisine birlikte göz atalım.  (Netflix bilim kurgu filmi tavsiyeleri için de hemen buraya tıklayabilirsiniz) Netflix belgesel tavsiyelerimden ilki "Fyre: The Greatest Party That Never Happened"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/70/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Şimdi "belgesel" dedim diye biraz tereddüt ettiniz, çok ağır, bilgi dolu şeyler bekliyorsunuz biliyorum fakat emin olun, izleyeceğiniz bu belgesel, çılgın ve eğlenceli bir film gibi.  Belgeselimiz 2017 yılında yaşanan ve dev bir faciaya dönüşen bir festivali konu alıyor. "Billy McFarland" isminde 1991 doğumlu yani 28 yaşında bir girişimcimiz var. Adamımız müthiş bir girişimci. Yani hem fikrini gerçekleştirme aşamasında, hem de fikrine yatırımcı bulma konusunda çok yetenekli. Ünlü isimlerin katıldığı dev organizasyonlar yaparken birden gelen "Neden şehirden uzakta, Bahamalar'daki bir adada devasa bir parti vermiyoruz ki?" fikri ile "Fyre Festival" doğmuş oluyor.  Bahamalar'daki cennet gibi bir adada, her şeyden uzak özel ve devasa bir parti![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/48/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM]Girişimcimiz hemen kolları sıvıyor ve bu devasa festival fikrine yatırımcı aramaya çıkıyor. Yatırımcıları buluyor, elindeki bütçeyi büyük oranda sosyal medya için harcıyor ve en önemlisi, "influencer" dediğimiz, sosyal medyada insanları yönlendirme etkisi olan fenomenlere büyük bir bütçe ayırıyor. Çünkü günümüzde insanların bu kişilerin yönlendirmesini uygulayacaklarını biliyor. Manken ve ünlü fenomenler ile adada özel çekimler yaptırıyor ve her bir ünlüden, festivali, sosyal medya hesaplarında duyurmalarını istiyor. Bilet satmadan önce insanlara "Nedir bu Fyre Festival?" sorusunu sordurmak istiyor.  Ve zafer! Festivalin biletleri satılıyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/25/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM]Tüm bu etkileyici sosyal medya pazarlama taktiği sayesinde festivalin pahalı biletleri 1 gün içinde tükeniyor. Fakat adamımız bununla da kalmıyor ve lüks villa, özel konser, yat partileri ve daha birçok ekstra etkinlik bularak insanların daha fazla lükse daha fazla para vermesini sağlıyor. Festival için bilet alanlar, özel jet ile adaya getirilip, lüks villalarda konaklayıp, dünyaca ünlü aşçıların elinden çıkan yemekleri yiyip, dünyaca ünlü insanların kulislerine girebileceklerini düşünüyor... Korkulan oluyor ve festival çöküyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/64/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.png[/RESIM]Festivale sadece birkaç hafta kala, seçilen adanın sahibi sorun çıkarıyor ve tüm organizasyon başka bir yere taşınıyor. Fakat taşınan yer bir ada bile değil. Lüks villalar yerine klimasız çadırlar kuruluyor ve festival günü geldiğinde devasa bir kaos yaşanıyor. Yemek olarka tost çıkıyor ve festival alanında internet bile çekmiyor. Özel jet beklerken yolcu uçağıyla getirilen insanlara bir de festival alanında araç olmama şoku yaşatılıyor ve etraf ağlayanlar, isyan edenler ile dolup taşıyor.  Girişimci mi? Yoksa azılı bir suçlu mu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/89/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM]Bu devasa facianın yaratıcısı olan girişmci "Billy McFarland" binlerce kişiyi mağdur ettiği ve gösterilen ürün yerine eksik ve hatalı ürünü sattığı için suçlu olarak görülüyor ve hakkında yüzlerce dava açılıyor. Fakat azımsanamayacak kadar büyük bir kesim de aslında Billy'nin müthiş bir girişimci olduğunu söylüyor ve düşünüyor. Aslına bakarsanız ben de onu suçludan çok, girişimci olarak görenlerdenim. Hiç var olmayan bir şeyi, sadece sosyal medya kullanarak insanlara pazarlamak çok büyük bir başarı. Ha bu bir "dolandırma" mı? Orada hemfikiriz. Fakat binlerce insana, sadece doğru reklam teknikleri ile kilometrelerce ötedeki bir adada yapılacak olan festivale bilet aldırabilmek gerçekten başarı.  Keyifle, şaşırarak ve "Yok artık" diyerek izlediğim bu nefis Netflix imzalı belgeseli mutlaka izlemelisiniz.  Şimdi diğer Netflix belgesel tavsiyeme geçmek istiyorum; "The Great Hack"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/54/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Bu belgesel, şu an bu cümlelerimi okuduğunuz bilgisayar ya da telefon gibi teknolojik cihazların ortaya çıkardığı bir sorunu gözler önüne seriyor. Akıllı telefonumuzu kullanarak yaptığımız, yazdığımız ve izlediğimiz şeylerin birileri tarafından dinlendiğini, kaydedildiğini söyleyen bu belgesel, bunları dile getirmekle de kalmıyor ve kanıtlarıyla bize sunuyor.  Donald Trump seçimleri sosyal medya ile mi kazandı?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/63/sosyal-medya-konulu-2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Belgesel, Trump'ın kazandığı seçimlerden sonra gündeme gelen "Veri Hırsızlığı" konusuna dikkat çekiyor ve o günlerde patlak veren ve Facebook kurucusu Mark Zuckerberg'ün de yargılandığı "Cambridge Analytica" sıkandalını konu alıyor. Cambridge Analytica adlı şirketin, sosyal medya ve akıllı telefon kullanan kişilerin verilerini nasıl elde ettiğini ve bu verileri nasıl seçim için kullandığını gözler önüne seren belgesel, Trump'ın seçimi kazanmasına farklı bir bakış açısıyla bakıyor.  Tüm verilerimiz ellerinde![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/96/2/2-carpici-netflix-belgesel-onerisi-fyre-festival-amp-the-great-hack-780x439.jpg[/RESIM] Telefonumuzun tuş kilidini açmak için parmak izimizi okutup, gözümüzü taratıyoruz. Fotoğraf uygulamalarını kullanabilmek için galerimize erişimine izin veriyor ve uygulamanın, galerimizdeki tüm fotoğraflarımızı görmesine izin veriyoruz. Google aramalarımız kaydediliyor ve bu bilgiler, reklam verecek şirketlere satılıyor. Aslında kendimizle ilgili tüm bilgileri yine kendi ellerimizle biz veriyoruz. Son yaşanan FaceApp uygulaması krizinde de olan tam olarak buydu. Uygulama sadece çektiğimiz fotoğrafları görmekle de kalmıyor ve o fotoğrafların çekildiği konumları da tarayarak sizin nerede yaşadığınızı ,arkadaş çevrenizi, ne tür fotoğraflar çektiğinizi, yaş aralığınızı ve whatsapp galerinizi de görme fırsatı yakalıyor.  ● Sizlere "Sosyal Medya" konulu 2 Netflix belgeseli sundum. Kendinize mutlaka bir boşluk yaratın ve dünyada sosyal medya sayesinde neler yapılabildiğini, olayların hangi boyutlara ulaşabildiğini görün. Tüm bunların sonucunda "Kaan belgeselleri yalayıp yuttuk da şöyle iyi film tavsiyelerin de var mı?" diyenler, hemen aşağıdaki butona tıklayarak modlarına göre film tavsiyesi bulabilirler.  Modunu Seç ► Teşekkürler! 
11b
0
6 yıl
Alkışlıyoruz! "Babil" Dizisinin İlk Bölümünde Yapılan 9 Toplumsal Gönderme!
Alkışlıyoruz! "Babil" Dizisinin İlk Bölümünde Yapılan 9 Toplumsal Gönderme!
Uzun zamandır tuttuğum televizyon izleme orucumu Star TV'deki Babil dizisi ile bozmuş bulunmaktayım. Uzun bir zaman önce haberi, birkaç ay önce de fragmanı gelen Babil dizisi, fişek gibi oyuncu kadroysuyla beni heyecanlandırmayı başarmıştı. Bu akşam ise ilk bölümü Star TV'de yayınlandı ve daha yayınlanalı birkaç dakika olmuşken sosyal medyada en çok konuşulan başlık "Babil Dizisi" oldu. Dizisinin hem senaryosu, hem oyuncu kadrosu, hem de replikleri gerçekten daha ilk bölümden milyonlarca kişiyi yakalamayı başardı.  Atiye'nin Dark Dizisine Olan 7 Benzerliği İçin Tıkla! ► Ben de Babil dizisini izlerken birçok toplumsal göndermenin yapıldığı fark ettim. Üstelik bu göndermeler öyle yerinde ve öyle başarılıydılar ki, bunları size bir derleme halinde sunmak için de hemen kolları sıvadım. Hadi gelin şimdi oyuncu kadrosunda Halit Ergenç, Ozan Güven, Birce Akalay, Nur Fettahoğlu gibi isimlerin olduğu Babil dizisinin ilk bölümünde yapılan göndermeler, parmak basılan noktalar neymiş onlara bir bakalım.  1. İşsiz kalan profesör ve tefecinin konuşması...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/73/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]İftira sonucu işinden olan adamımızın, gerekli parayı bulabilmek için gittiği tefeci ile aralarında şöyle bir diyalog geçiyor; " - Üniversitede hoca olmuşsun. Ama benim gibi ilkokul mezununun ayağına gelmişsin. + Siz de hasta olunca üniversite mezunu doktorların ayağına gidiyorsunuz... - Parayı verince onlar da ayağımıza geliyor"... Dizi burada, ülkedeki gelir dengesizliğine vurgu yapıyor. Hayatını eğitime adamış bir insan, ilkokul mezunu bir tefecinin önünde direnmeye çalışıyor ve bu acı durumu da seyirciye bu şekilde aktarıyor. Gerçekten çok üzücü. 2. Asgari ücret ile geçinmenin zorluğu[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/84/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]İşinden olan adamımızın çocuğunun ameliyatı için para lazımdır. İrfan (Halit Ergenç) 1 Milyon TL'nin bir akademisyen için çok para olduğunu ve asgari ücret ile çalışan bir kişi için imkansız bir miktar olduğunu söyler ve yanındaki arkadaşı (Egemen - Ozan Güven) ona ameliyat masrafı olan 1 milyon liranın aslında çok büyük bir şey olmadığını şöyle anlatır; "Zengin insanlar var. Bir öğün yemekleri bin TL olan, çaya 20 TL veren, ve kendileri değil, hizmetçilerinin milyonluk evlerde oturduğu insanlar... Bu insanlar sana lazım olan bu parayı 1 günde harcıyorlar"... İşte dizi tam da bu sahnesiyle ülkemizdeki uçurum konusuna parmak basıyor. Orta sınıfın yok olması, bir kesimin çok fakir, diğer kesimin ise çok zengin olması konusuna bu şekilde değiniyor. 3. Torpil ile bir yerlere gelme...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/81/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Dizi, üniversitelerde ve birçok kurumda torpil ile insan alındığını da işliyor ve bu durumu seyirciye aktarıyor. 4. Kan bağışının önemi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/95/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Çocuğunun ameliyat masrafı için "Kampanya başlatalım!" diyen anne "Sen hiç bu güne kadar kan bağışladın mı?' cevabını alıyor ve dizi seyircisinin dikkatini "Kan Bağışı" konusunun önemine çekmek istiyor.  5. Yere düşene bir tekme de yakınlarının vurması...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/96/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Yine dizi, günümüzün en büyük acılarından birine de değiniyor. İşinden atılan, iftiraya uğrayan ve geçindirmesi gereken bir ailesi olan bir insana kimse yardım etmiyor. Kimse para vermiyor, kimse iş vermiyor ve bankalar bile o kişiye kendi parasını dahi vermiyor... Hep ana haberde izlediğimiz bu konuyu, dizi bu şekilde ele alarak çarpıcı bir şekilde karşımıza çıkarıyor. 6. Kolay yoldan zengin olma hevesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/56/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Ülkemizde enflasyonun artmasıyla çok fazla kişi maddi açıdan zor durumda kaldı. Bu da onları kolay yoldan para kazanmaya itti. İşte dizi, üniversitedeki "Ponzi sistemi" konusu ve Jet Fadıl usulü olmayan evleri satma konusuyla da bu konuya değindi ve insanların dikkatini buraya da çekmeyi başardı.  7. Kentsel dönüşümün rant olarak kullanılması[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/11/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Bir sahnede Egemen (Ozan Güven) dizimizin tehlikeli iş adamı, tefeci Süleyman'ın, kentsel dönüşüm ile evlerinizi yenileyeceğiz deyip garip insanlardan iyi arsaları ucuza aldığından bahsediyor ve Kentsel Dönüşüm olayının içinde aslında çok kirli şeylerin de döndüğünü seyirciye aktarmak istiyor.  8. Gökdelen ve gecekondunun aynı karede gösterilmesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/21/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]İrfan'ın elinde kağıt ile sokaktaki bir adama adres sorma sahnesinde kadraja arkada parlak, heybetli, zengin bir gökdelen ve hemen önünde yıkık dökük gecekondular giriyor. Bu da yine bir sistem eleştirisi olarak algılanıyor.  9. Çiftlikbank göndermesi...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/162/44/alkisliyoruz-babil-dizisinin-ilk-bolumunde-yapilan-9-toplumsal-gonderme-780x439.jpg[/RESIM]Tabi para dedik, kolay yoldan zengin olma dedik, hiç Tosuncuğa değinmeden geçmek olur mu? demiş olsalar gerek çünkü dizi o konuya da değiniyor. Ders sahnesinde İrfan, öğrencilerine "Biri çıkıp mavi bir yumurta satarak milyarlarca parayı alarak binlerce insanı dolandırdı" diyerek Çiftlikbank göndermesinde bulunarak izleyiciyi uyarıyor.  Dizi, aslında dijital ortamlarda yayınlanmak için çekilmişti. Fakat sonrasında Star TV'nin satın aldığı ve televizyonda yayınlanacağı duyuruldu. Gördüğümüz tüm bu sivri göndermeler ve günümüz televizyonuna göre daha cesur sahnelerin olması bu yüzden. Çünkü bu bir dijital platform dizisi.  Dizi tamamen sistem eleştirisi, para ve bazı entrikalar üzerinde döneceğe benziyor. Halit Ergenç başta olmak üzere oyuncuların performansı da gayet başarılı. Benim gözüme takılan göndermeler yukarıdakilerdi ve hemen gelip burada sizle paylaşmak istedim.  - - - - - - - - -  ● Aşağıdaki butona tıklayarak da modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
18b
0
6 yıl
Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!
Kulüp: Netflix'in, İzleyeni 1950'lere Işınlayan Yeni Türk Dizisi!
Günler önce Netflix'te yayınlanan Kulüp dizisi, oyuncu kadrosu ve işleyeceği farklı konusuyla bir dönem dizisi olacağı için dikkatimi fazlasıyla çekmişti. Az önce bitirdim ve hemen "Kaan kulüp dizisi konusu ne?" ve "kulüp dizisi izlenir mi?" gibi sorularınız için kolları sıvadım.  En Yeni Dizi Tavsiyeleri İçin Tıkla! ►  Hadi gelin şimdi Netflix'in yeni Türk dizisi "Kulüp" hakkında size hem düşüncelerimi söyleyeyim, hem de dizi hakkında şöyle kısa ve net bir bilgilenelim... Hadi! Yorumuma geçmeden önce; Kulüp dizisi neyi konu alıyor?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/266/24/kulup-netfix-in-izleyeni-1950-lere-isinlayan-yeni-turk-dizisi-780x439.png[/RESIM]Kulüp, 1950'lerin İstanbul'unda, dertlerle dolu olan geçmişi nedeniyle yanında olamadan büyüyen kızını bulan bir anneyi ve onun çalışmaya başladığı bir gece kulübünde yaşananları konu alıyor. Tabi sadece annenin değil, annesiz büyüyen bir kızın da hayatına dalma fırsatı buluyoruz bu diziyle. Ve evet, tüm bunlar 1950'lerin kozmopolit İstanbul'unda geçiyor.  "Kaan sence nasıldı?" derseniz bence Kulüp, keyifle izlenecek iyi bir dizi olmuş...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/266/92/kulup-netfix-in-izleyeni-1950-lere-isinlayan-yeni-turk-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dönem dizi/filmleri, çok zor yapımlar. Kostümler, diyaloglar, mekanlar, obejeler hepsi o dönemi yansıtmalı. Bu da çok büyük bir uğraş anlamına geliyor. Bu yüzden dönem film ve dizilerinde en çok detayların düşünülüp düşünülmediğine bakarak notumu veriyorum. Kulüp dizisinde ise diyaloglardan mekanlardaki en küçük objelere kadar her şey gayet doğru bir şekilde düşünülmüş. Oyunculuklar ve müzikler de oldukça iyi. Yani bence bu dizi izlenir. Gelelim küçük olumsuzluklara; Dizi çok hızlı akıyor ve bu iyi değil![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/266/34/kulup-netfix-in-izleyeni-1950-lere-isinlayan-yeni-turk-dizisi-780x439.png[/RESIM]Diziyi henüz izlemeyenler burayı okumasın çünkü spoiler içeriyor... Bence dizinin tek kusuru, senaryonun çok hızlı akması. Genç bir başrolümüz var ve nişanı çok hızlı gelişiyor. Konu ne zaman nişana geldi de her şey yapıldı kavrayamıyoruz. Hemen sonra genç solistimizin yıldızı birden parlıyor. Bu da çok hızlı geliştiği için pek gerçekçi gelemeyebiliyor. Kulübün sahibi Orhan beyimizin de annesi birden hastalanıveriyor... Diziye en büyük olumsuz eleştirilerim bunlar oldu. Ve son olarak; Milyonlarca kişi tek soru: "Kulüp dizisi raşel kim?"...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/266/29/kulup-netfix-in-izleyeni-1950-lere-isinlayan-yeni-turk-dizisi-780x439.png[/RESIM]Ben de dahil, Kulüp dizisini izleyip bitiren birçok kişi dizimizin başrolü Raşel'i oynayan oyuncuyu fazlasıyla merak etti. Ben de size kısaca Raşel hakkında bilgi vereyim istedim... Raşel karakterini Asude Selma Kalebek (evet a ile) canlandırıyor. Asude 1999 doğumlu ve şu an Boğaziçi Üni'de okuyor. Kuüp dizisinin Raşel'i Asude Kalebek'i şu an yani bu içeriğin yayınlandığı tarih itibariyle Instagram'da 8.102 takipçisi bulunuyor. Bunu buraya yazıyorum ki buraya yolunuz aylar sonra düştüyse hemen buraya tıklayıp Instagram profiline göz atıp takipçi sayısına bir bakın. Bence takipçi sayısı hızla artacak. - - - - - ÖZET: Uzun lafın kısası, Netflix imzalı bu dizi bence izlemeye değer. Konu olarak ağır fakat senaryo işleyiş bakımından da çok hızlı bir dizi... Oyunculuklar ve dönemin atmosferiyse çok başarılı. Hala izlemediyseniz bir şans verin derim. - - - - - • Kulüp Netflix'te var mı? Evet, Kulüp dizisi Netflix'te izlenebilir. • Dizi kaç bölüm? Dizinin 1. sezonu, her biri 40-50 dakikalık 6 bölümden oluşuyor.  • Kulüp dizisinin oyuncu kadrosunda kimler var? Dizimizin oyuncu kadrosunda Gökçe Bahadır, Barış Arduç, Salih Bademci, Fırat Tanış, Metin Akdülger ve Asude Kalebek boy gösteriyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
11b
1
4 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
18b
0
8 yıl
Başrolde Bir Türk! Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: "Into the Night"
Başrolde Bir Türk! Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: "Into the Night"
Biliyorsunuz size burada film tavsiyelerinin yanında çok sık olmasa da dizi önerileri de vermeye çalışıyorum. Hatta yakın bir zamanda sizlere tavsiye ettiğim şu Netflix dizisine günler içinde binlerce kişi göz attı. Sadece birkaç gün önce Netflix imzalı bir dizi hakkında sizler için hazırladığım şu içerik ise Google trendlere girmeyi başardı. Bugün ise sizlere, yeni bir Netflix dizisi tavsiye etmeye geldim; Into the Night... Kıyıda Köşede Kalmış İyi Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Öncelikle bu içeriğe yolunuz "into the night izle" gibi aramalar sonucu düştüyse üzülerek söylemek istiyorum ki diziyi sadece Netflix'te izleyebilirsiniz. Fakat "into the night konusu ne?" veya "into the night yorum" gibi aramalar sonucu buradaysanız, size çok iyi haberlerim var çünkü birazdan sizlere Into the Night nasıl bir dizi? Neden izlenir? Oyuncu kadrosu nasıl? gibi soruların cevaplarını vermeye çalışacağım. Hem de çok kısa ve net bir şekilde... Hadi!  Öncelikle nedir bu Netflix'in yeni gözdesi Into the Night dizisinin konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/9/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, bir bilim kurgu temeline dayanıyor. Bir yolcu uçağını kaçıran bir Nato askeri, uçaktakilere "Güneş bizi öldürecek, sürekli olarak Batı'ya gitmeli ve karanlıkta kalmalıyız!" diyor. İşte o saatten sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Ne dünyada, ne de o uçakta... İşte dizi, bu çılgın konuyu işliyor. Bir uçak, içinde bir grup insan ve sürekli olarak karanlığa doğru gidilen bir rota...  Neden izlenir?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/6/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.jpeg[/RESIM]Öncelikle dürüst olmak gerekirse, dizideki oyunculuk ve diğer birkaç detay çok can alıcı değil. Yani ortalamanın belki bir tık üzerindeler fakat dizinin öyle bir büyüsü var ki, insanı peşinden sürüklemeyi kesinlikle başarıyor. Merak ettiriyor, "şimdi ne olacak?" dedirtiyor, hatta "Daha ne olabilir ki?" diye bile sorgulatıyor ve tüm bu soruların cevabını da başarılı bir şekilde vermeyi başarıyor. Yani işin özü; Sürükleyici bir dizi izleyeceksiniz. Şu karantina günlerinde böylesine bir çırpıda bitirilecek, sürükleyici yapımlar gerçekten hayat kurtarıyor. İşte tam da bu yüzden bu dizi izlenir.  Asın bayrakları! Başrolde bir Türk var; Mehmet Kurtuluş![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/53/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Netflix'in orijinal dizisi Hakan Muhafız'ın ilk sezonunu hepimiz büyük bir merak içinde izlemiştik. Her ne kadar 2. sezonu ilgi çekmese de, dizide zaten parlak olan yıldızı daha da parlayan bir oyuncu vardı; "Mehmet Kurtuluş"... Dizideki kötü adamı o kadar iyi oynamıştı ki, bu başarı Hakan Muhafız dizisinin de yer yer önüne geçmişti. Benim de çok ama çok başarılı bulduğum bu oyuncu, Into the Night dizisinde de bir Türk'ü oynuyor. Uçakta farklı milletlerden insanlar var ve içlerindeki "Ayaz" ismindeki Türk, gerçekten bir Türk tarafından, Mehmet Kurtuluş tarafından hayata geçirilmiş. Yolu açık olsun!  Mehmet Kurtuluş'u Tanımak İçin Tıkla! ► Bence şu karantina günlerinde, 6 bölümlük bu diziye bir şans verin derim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/46/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Dizilerin en büyük sorunu, bir sonraki bölümü merak ettirememeleri. Fakat bu dizi, Mehmet Kurtuluş dışında çok da iyi olmayan oyuncu kadrosuna rağmen bunu başarıyor. Merak ettiriyor, bir sonraki bölümü de izlemenizi sağlıyor. Bence sadece bu yönü için bile kesinlikle başlamaya, izlemeye değer.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
1
6 yıl
DEPREM Konulu, Gözden Kaçırılan Bir Türk Filmi: Küçük Kıyamet!
DEPREM Konulu, Gözden Kaçırılan Bir Türk Filmi: Küçük Kıyamet!
Takvimler 6 Şubat 2023, saatlerse 4:17'yi gösterdiğinde Türkiye önce Gaziantep, sonra da Kahraman Maraş merkezli 2 büyük depremle sarsıldı. 12 bin bina yıkıldı, son açıklanan verilere göre 39 bin 672 insan hayatını kaybetti. 100 binden fazla insan yaralandı ve 10 milyondan fazla kişi bu depremden direkt olarak etkilendi. 80 farklı ülke, toplamda 10 bin kişiden oluşan profesyonel arama kurtarma ekipleri gönderdi ve Gaziantep'teki ilk deprem, 2010 yılında Haiti'de yaşanan depremden sonra dünyanın en ölümcül depremi olarak tarihe geçti...  19 İyi Netflix Filmi! ►  Yıllardır ne zaman içinde 'deprem' geçen bi son dakika haberi duysam, "Sallandık mı?" diye soran birinin tweetini okusam, depremden bahsedilen bi ortamda bulunsam ya da kendimi avizeye bakarken yakalasam aklıma gelen tek film olan Küçük Kıyamet'ten size bahsetmek istedim. Biliyorum pek çok kişi bu filmi bi şekilde gözden kaçırdı ve kaçırıyor, fakat 2006 yılında vizyona giren bu Türk filmi, ilk izlediğim günden beri benim aklımdan hiç çıkmadan öylece bi köşede duruyor. Film depremin çaresizliğini, ölümün her an yanıbaşımızda oluşunu, yaşanan psikolojiyi öyle ürpertici bi şekilde işliyor ki, sonuna kadar izleyip bitiren her kişinin ruhunu tıpkı bi enkaz altındaymış gibi sıkmayı, darlamayı ve boğmayı başarıyor. ● Benzer konuda YouTube kanalımızda da bir içerik hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=4xmSrGAaNiE[/VIDEO] Hadi gelin size bir deprem filmi olan Küçük Kıyamet'in konusundan bahsedeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/318/22/deprem-konulu-bu-turk-filmini-bircok-kisi-gozden-kaciriyor-kucuk-kiyamet-780x439.png[/RESIM]Filmimiz, annesini yıllar önce depremde kaybeden acılı bi kadının ve çekirdek ailesinin yaşadıklarını konu alıyor. Yaşanan acıların üzerine bir de "Büyük İstanbul Depremi" konusu da daha fazla konuşulmaya başlanınca ailemiz biraz rahatlamak için internetten Fethiye'de bir ev kiralıyor. Yola çıkmadan 1 gece önce birlikte bir akşam yemeği yiyip yatıyorlar. Fakat yaşanan kısa süreli bir deprem, aileyi uyandırıyor ve onlar da bir an evvel İstanbul'dan uzaklaşmak için yola çıkıyor. Fethiye'de tuttukları villaya vardıklarındaysa onları bir bekçi karşılıyor. Aileye evi gezdiren bekçi, fazla rahat tavırlarıyla huzuru biraz bozsa da, aile, dağ başındaki bu evin eşyalarını, havuzunu ve bahçesini görünce fazlasıyla beğeniyor. Fakat evin karşısındaki bir mezarlık onları biraz huzursuz ediyor. Yine de geldikleri yeri düşünüp bu soruna pek takılmadan hemen eve yerleşiyorlar. Ailemizin annesi, depremin üzerinde bıraktığı travma ve annesini de kaybetmiş olmanın acısıyla çeşitli kabuslar ve sanrılar görmeye başlıyor. Ailemizin babasıysa bu durumu, eşinini yaşadığı sorunlara bağlıyor. Fakat aile, yavaş yavaş bulundukları bu evin etrafında bazı gariplikler olduğunu da fark edince işler biraz değişiyor ve o andan itibaren film, temposunu birkaç tık arttırmaya başlıyor. Bence Türkiye'nin en iyi Psikolojik-Korku filmlerinden biri bu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/318/80/deprem-konulu-bu-turk-filmini-bircok-kisi-gozden-kaciriyor-kucuk-kiyamet-780x439.png[/RESIM]Öncelikle pek iyi oyunculukların olmadığı, ilk yarısına kadar elle tutulur bir şey vaat etmeyen ve ilk bakışta zaman ayırmaya değmeyecek bir film izlenimi veren bu yapım, benim için Türk sinema sektöründe iz bırakan yapımlardan biri. Yönetmenliğini Taylan Biraderler'in yaptığı bu film "Psikolojik Korku" türünde bence ülkemizde yapılmış en iyi filmlerden biri. Film, ikinci yarısında izleyiciyi ürpertmeyi ve düşündürmeyi kesinlikle başarıyor. Fakat bu filme başladıysanız bitirmelisiniz. Çünkü film, ilmek ilmek işlediği tüm detayları size sonunda bir bir gösteriyor. Yani sonuna kadar izleyenlere ödülünü vermeyi ihmal etmiyor. İçeriğin bundan sonrası, filmi izlemeyenler için SPOİLER içeriyor, bu yüzden filmi izledikten sonra göz atın derim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/318/60/deprem-konulu-bu-turk-filmini-bircok-kisi-gozden-kaciriyor-kucuk-kiyamet-780x439.png[/RESIM] ● Öncelikle filmde de gördüğünüz gibi izlediğimiz her şey, enkazda kalan bir depremzedenin zihninin içinde yaşananlardan ibaret. ● Başrolümüzün Fethiye'deki sahnelerde kana kana su içtiğini görürüz. Bu onun enkaz altında kalan ve susayan biri olduğunu bize gösteriyor. ● Ailemizin gittiği Fethiye'deki ev, tüm kutsal dinlerde bahsedilen ve ölen veya 'koma' diye tabir edilen ölmek üzere olan insanların bulunduğuna inanılan ARAF'ı temsil ediyor.  ● Tüm saatleri 1:19'da durmuş olarak görüyoruz. Bu bize, enkaz altındaki kadının depremden önce son gördüğü saati gösteriyor. Fethiye'de, yani araf'ta zaman akmıyor. ● Anladığınız üzere ailemizi karşılayan Bekçi, Azrail ve bu kişinin ağzından düşürmediği "Ev sahibi" de Allah/Tanrı olarak betimlenmiş. ● Kahvede gördüğümüz kişi, başrolümüzün depremden önce TV'de gördüğü kişiydi.  ● Ailenin depremden önce yediği yemek ile, Fethiye'de yedikleri yemeğin aynı olduğunu görüyoruz. İşte film bize burada aslında bu dünyanın bir bilinçaltında geçtiğini söylüyor. Başrolümüz hayalinde, depremden önce yediği ve hatırladığı son yemeği kullanıyor.  ● Ailemizin babası Zeki kahvede yol tarifi sorar, kahveci "Bura yolun sonunda..." diyerek onu yine bulunduğu yere gönderir. Adam "Buralar çok tenha? Neden böyle?" deyince de aynı kahveci "Buranın insanı böyle, bi gün var bi gün yok. zaten ne ki abi? Bi gök var bi de yer, biz de arada. Korkuyon mu sen? Korkma..." diyerek Araf'taki insanları betimler.  ● Başrolümüzün Fethiye'de yani Araf'ta gördüğü TSUNAMİ ise deprem anında devrilen Akvaryum'un bilinçaltına yansımasıydı. ● Başrolümüz, kardeşinin açmış olduğu Küçük Kıyamet sergisi kitapçığındaki görselleri depremden önce gördüğü için Araf'ta kaldığı zaman diliminde bilinçaltı bu görselleri işliyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
3
3 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.