NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!

08 Ekim 2024
59b
0 Yorum
NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!

Netflix'in The Platform filmi 2019'da çıkınca hemen izleyip, hatta size de şu içerikte heycanla tavsiye etmiştim... Yıllar içinde 150.000'e yakın okunan bu içerikten sonra geçtiğimiz günlerde The Platform 2 filmi de Netflix'te yayına girdi... E ben de hemen kolları sıvadım ve The Platform 2 incelemesi ile sizle bu serinin 2. filmi hakkında konuşalım istedim.

"E 333. kat... Her katta 2 kişi desek... Ne yaptı... 666... Kesin bi gizli örgüt işi bu.." gibi sığ detaylara hiç girmeden önce bu yeni filmde dikkatimi çeken detaylardan, sonra da serinin bu 2. filmi ile ilgili kendi yorumumu sizle paylaşmak istiyorum... Tabi bu içerik spoiler içerecek... Yani filmi izledikten sonra buraya uğrayın derim... E hadi o zaman gelin başlayalım!

● Bu içeriğin tam halini YouTube kanalımızda da hazırladık!

Bu aslında ilk film!

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Öncelikle kimseler söylemez ben söyleyeyim; Serinin bu 2. filmi, aslında ilk film... Durun hemen beyinler yanmasın :) Yani aslında izlediğimiz bu 2. film, ilk filmden 10 ay önceyi konu alıyor. İlk filmde gördüğümüz karakterleri bu filmde de gayet sağlıklı bi şekilde sapasağlam görünce siz de şaşırmışsınızdır... Heh işte bunun nedeni, bu filmin, ilk filmden önce olup bitenleri konu alması. Elinde bıçağıyla aklımızda kalan sempatik ama yer yer psikopata bağlayan amcamızın 1. filmde "10 kat değiştirdim, bi ara da 72. kattaydım" dediğini duymuştuk. Bu filmdeyse tam olarak bahsettiği 72. katta olduğunu görüyoruz, çünkü olayların öncesini izliyoruz.

Kilit nokta 'çocuklar'...

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Serinin bu 2. filminde çocukların sisteme nasıl girdiğini de açık bi şekilde görme fırsatı buluyoruz. Filmin hem başında, hem de sonunda çocuklardan oluşan bir piramit görüyoruz. Bu piramitin üzerine çıkmayı başaran hırslı, güçlü çocuğun ise sisteme yerleştirildiğini izliyoruz. Kurulan bu sistemde 333. yani son kata her ay 1 çocuk bırakıldığını görüyoruz. Fakat bu kata yemek inmediği için de buradaki çocuklar hayatını kaybediyor. Olur da eğer bi çocuk kurtulursa, platform aracılığıyla en yukarıya gönderilmeli. Yani her 2 filmde de gördüğümüz en temel şey; tüm bu sistemde mesaj her zaman 'çocuk' oluyor... Çünkü sistemin kurucularına "Bakın biz birlik içinde yaşamayı öğrendik. Herkes kendi payını yedi ve 1 çocuğu hayatta tutmayı başardık" demenin en iyi yolu bu... 

Bu düzenin amacı ne?

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Peki neden bunu yapsınlar? Yani neden bunu kanıtlamaya çalışsınlar? İşte şimdi de o can alıcı teorime gelelim... İlk filmde gördüğümüz, karşılaştığımız, zekice hazırlanmış olan bu platformun uzayda bi yerlerde inşa edilmiş olduğunu düşünüyordum ki bu 2. filmde de yerçekimsiz ortamı görünce adeta gözlerimin içi parladı... Filmin son sahnelerinde, platformu aylık temizlemeye gelen ekibin yerçekimsiz ortamda hareket ettiklerini görüyoruz. Çünkü bu platform 'bence' uzayda. insanlığı yeni bi gezegene, yeni bi topluma hazırlıyor. Hazırlanmış olan bu sistem adeta dünyanın minyatür hali. Sistem, insanoğlunun paylaşmayı öğrenmesini ve birlik içinde en yeni nesli, yani çocukları hayatta tutup büyütebilmesini simule ediyor. Deney ortamında bir topluluk eğitilmeye çalışılıyor... Yani zekice kurulan bu dikey sistemin, aslında yeni bir düzene geçme yolundaki insanoğlunun hazırlanması aşaması olduğunu düşünüyorum... Bu konudaki yorumunuzu da aşağıya mutlaka bekliyorum tabi.

Pekiiii en diptekiler kim?...

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Onlar bu sistemdeki iyi insanlar... Nasıl mı? Açıklayayım... Bu sistemdeki iyiler, en aşağıya kadar inip 333. kattaki çocuğu da alıp dibe inip çocuğu en yukarıya sağ salim ulaştırma derdinde. Zaten en dipteki insanların da azla yetinmeyi bilen iyi insanlar olduğunu görüyoruz. Canlı bir insan aşağıya indiğinde yemiyor, fakat ölü bir beden ya da yiyecek geldiğinde kapışıp karınlarını doyuruyorlar. Çünkü onların her biri de çocuğu, yani yeni nesli bu cehennemden kurtarıp yukarıya gönderebilmek için en dibe kadar inmeyi göze alan iyi insanlar.

Adalet kör!

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Adaleti sağlıyorum diyen kişinin tüm dünyadaki adalet heykellerinde de olduğu gibi gözlerinin bağlı olması, hatta gözlerinin olmaması, adaleti sağlarken kimsenin cinsiyetine, dış görünüşüne, parasına puluna bakmayacağı anlamı taşıması da güzel detaydı... Tabi yozlaşan adaletin er geç adaleti sağlamaya çalışan kişiye de lazım olacağını göstermesi sahnesi de... Sonuçta adalet, herkese lazım.

-

Ve geldik "Ee Kaan sen ne düşünüyosun?" sorusuna..Elinde karyoladan kırdığı demirle üzerime koşanlar olacaktır fakat ben serinin bu 2. filminin çok da kötü olmadığını düşününlerdenim… Durun durun vurmayın... açıklayayım... Bu filmde de şahane oyunculuklar görüyoruz. Vahşet sahneleri gerçekten içimi cız ettirdi ki bu da başarılı olduğunun göstergesi.. E metaforlar desen yine her yerde... Bu filmin beğenilmemesinin en büyük nedeni, bu fikri daha önce zaten izlemiş olduğumuz düşüncesinden geliyor. Yani Cem Yılmaz örneği gibi. Cem Yılmaz her işinde yine kendiyle yarışmak zorunda ve imza attığı her işte yine en büyük rakibi kendisi oluyor... İşte bu film de bu talihsizliği yaşıyor çünkü seri filmler her zaman ilk filmiyle yarışmak zorunda... Bi düşünün. 2. filmi ilk filminden iyi olan çok seri bulamadığınızı fark edeceksiniz... Burda da onu yaşıyoruz.

-

Çünkü fikir inanılmaz. Dünyayı, inanç sistemini, ülkeleri, insanoğlunun içinde çırpınıp durduğu ve bir gün mutlaka patlayacak olan o bozuk sistemi bu şekilde bir platform ile anlatma fikri gerçekten çok başarılıydı. Belki de çok sıkılıp, daraldığımız pandemi günlerinin başında izlediğimiz için bizi bu kadar etkiledi ilk film fakat bu, filmin merkez aldığı çılgın fikrin nefis olma gerçeğini değiştirmiyor... Yani ilk film bize yeni bi fikir sunuyordu. Dikey bi yapı, en üstte yemek çok yenirse aşağıdakilere kalmıyor. Her ay düzen sıfırlanıp en altta açlık çekenler en üste, en üstte aşağıdakileri düşünmeden ziyafet çekenlerse en aşağıda sefaletin içine düşüyordu. Bu filmdeyse yeni çok az şey görüyoruz. İşte beğenilmemesinin en büyük nedeninin bu olduğunu düşünüyorum.

-

Her ay düzenli ödeme yaptığım bir platformun, verdiğim parayı böyle yapımlara harcaması açıkçası beni mutlu ediyor. Yıllardır anlatıyorum, İspanyollar sadece senaryo üzerine kafa yorup iyi oyunculuklarla müthiş işler ortaya çıkarıyor. Yine yıllardır yılmadan, usanmadan tavsiye ettiğim şu filmlere bi bakın. Hepsi de senaryosuna büyük emek verilen, adeta örümcek ağı gibi ince ince örülen nefis işler. Bu yüzden her ne kadar ilk filmden sonra bize beklediğimiz kadar yeni bi şeylerle gelmese de, birkaç yerde ipin ucunu kaçırıp "Ne izliyorum yahu.." diye şöyle bi sorgulatsa da ben serinin bu 2. filminin de çok kötü olmadığını düşünenlerdenim. İspanyol imzası olan çok kötü film dizi izleyemezsiniz. Genel sektöre bakıldığında kolayca fark edilebilir ki bu yapım da senaryo ve detay açısından buram buram emek kokuyor. Ha keşke elle tutulur birkaç somut sürpriz verseydi bize de birkaç kez şöyle "Vay be" deyip şaşırsaydık. Fakat konu aynı, ilk filmde verilen mesajlar bu filmde de hemen hemen aynı, hatta sistem aynı.. Fakat başta da bahsettiğim uzay teorimin bu 2. filmde ayakları yere daha sağlam bastığı için mutluyum. Ben bu filmden sadece bunu cebime koyarak çıktım.. Bakalım sizde durum nasıl...

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!

Modunu Seç ►

NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
platform 2 incelemeplatform 2 filmi incelemethe platform 2 incelemesifilm incelemeleriplatform filmi analiznetflix filmlerinetflix film önerilerinetflix film incelemeleri
EN AKTİF ÜYELER
Pek Çok Kişi Tarafından Varlığı Bile Bilinmeyen, Alper Çağlar İmzalı Muhteşem Bir Film: Panzehir
Pek Çok Kişi Tarafından Varlığı Bile Bilinmeyen, Alper Çağlar İmzalı Muhteşem Bir Film: Panzehir
Bugün "Keşfettiklerim" köşeme, sizle tanıştırmak için sabırsızlandığım bir film ile geldim. Filmimiz, Börü ve Dağ gibi seri yapımların da yönetmeni olan Alper Çağlar'ın bir filmi. Hadi gelin şimdi sizi o filmle tanıştırayım!  Karşınızda, 10 kişiden 9'unun bilmediği nefis bir film; "Panzehir" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/90/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] "Peki Kaan nedir bu filmin olayı?" dediğinizi duyar gibiyim. Hemen anlatayım... Filmimiz, İstanbul'un yeraltı dünyasında yaşananları konu alıyor. Bir celladımız var. Yani büyük para babalarının kirli işlerini yaptırmak için eğitip, tuttuğu acımasız bir adam. Fakat bu adamımız, gün geliyor diyor ki "Benden bu kadar patron, ben kaçar..." ama işte işler öyle kolay olmuyor. Kodamanımız ki kendisi Cüneyt Arkın, adamımıza bir oyun çevirip onu büyük bir çaresizliğin ortasında bırakıyor. Adamımızın ise bu ortamdan kurtulabilmesi için tek yolu, İstanbul'un herkesçe tanınan dev babalarını bir gecede temizlemek.. Bana "Şimdiye kadar nasıl izlememişim..." dedirten bir film...  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/57/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] Filmin öyle bir atmosferi var ki, izlerken sürekli "Sin City" akla geliyor. Karanlık ve yağmurlu bir İstanbul, gülmeyen suratlar, birilerinin ölmesi için hazırlanan tezgahlar ve çerez gibi sıkılan kurşunlar... Oyuncu kadrosunda ise Emin Boztepe, Cüneyt Arkın, Emir Benderlioğlu, Kaan Urgancıoğlu, Levent Can ve Öykü Gürman gibi isimler var.  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/17/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] Özellikle asıl adamımızı oynayan "Emin Boztepe" büyük bir alkışı hak ediyor! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/51/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/64/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] Eminim siz de bu ismi bir yerlerden duymuşsunuzdur... Evet. Kendisi dünyaca ünlü bir dövüş sporu üstadı. Fakat oyunculuk konusunda da bir o kadar iyi. Hele bu film için tam anlamıyla biçilmiş kaftan. Sert mizacı, iri yapılı görüntüsü, fakat bu görüntünün altında bir yerlerde var olan temiz kalbi... Hepsi Emin Boztepe'ye cuk oturmuş Durun bir sürpriz daha var!  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/92/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] Adamımız, 1 gecede vurdulu kırdılı işlere girişirken bir de yanında aslında orada olmaması gereken bir adam ile yoldaşlık yapıyor. Ve bilin bakalım o isim kim... Ben söyleyeyim. Börü dizi müziğinde de "Yanmış İçinden" şarkısıyla sesini duyduğumuz grup Adamlar'ın vokalisti Tolga Akdoğan... Filmin ilk yarısında "Ben bu adamı bir yerlerden tanıyorum ama..." diye mırıldandım ve sonra bulup şaşırdım. Meğer severek dinlediğimiz bu güzel adamda keyifli de bir oyunculuk varmış... Alper Çağlar sevdiği isimleri farklı projelerde bulundurmayı seviyor. Tıpkı Cem Yılmaz gibi...  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/67/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/63/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] Yani diyeceğim şu ki; Bırakın "Abi bizde neden böyle filmler yok" diye yakınmayı. Var, işte Panzehir buna en iyi örnek. Fakat denemesi bedava. Sorun etrafınızdakilere acaba kaç kişi biliyor... İyi projeleri duyuralım, onlara destek verelim ki devamı da gelsin. Yoksa kalitesiz filmler izlemekten heba olup gideceğiz. Umarım siz de bu filmi izlerken ve izledikten sonra benim tattığım heyecan ve keyfi tadarsınız. Türk sineması çok zayıf diyenlere de bu ve bunun gibi filmleri gösterirsiniz.  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/31/20/pek-cok-kisi-tarafindan-varligi-bile-bilinmeyen-alper-caglar-imzali-muhtesem-bir-film-panzehir-780x439.jpg[/RESIM] ●  Bu arada, tavsiye kısmında bu filmi de size tavsiye ettim. Oraya da şuraya tıklayarak ışınlanabilirsiniz.  ●  Yok "Ben başka film tavsiyesi isterim" derseniz de buraya tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz!  E hadi afiyet olsun!   
17b
0
8 yıl
Ufuk Açan YAPAY ZEKA Filmleri!
Ufuk Açan YAPAY ZEKA Filmleri!
2000'li yıllardan önce çıkan çoğu bilim kurgu filminde gördüklerimiz günümüzde gerçek oldu... Peki bugün izlediğimiz YAPAY ZEKA filmleri, ileride gerçek olamaz mı? İşte ben de bu sorunun peşine takıldım ve yakın zamanda çıkan yapay zeka filmleri arasından izleyip, beğendiklerimi ve sizlerin de izlemesi gerektiğini düşündüğüm filmleri listelemek istedim. Hadi gelin şimdi her biri de ufuk açıp "acaba..." dedirten o yapay zeka filmleri listesine şöyle bir göz atalım... Hadi! ● Bu içeriği daha UZUN olarak YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=M4PjZO-WVVw[/VIDEO] 1. Listeme "Eagle Eye" filmiyle başlamak istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/354/62/ufuk-acan-yapay-zeka-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]2008 yapımı bu film, aniden gelen bi telefonla hayatları tamamen değişen bi kadın ve bi erkeğin başına gelenleri konu alıyor... İnsan eliyle geliştirilen bi YAPAY ZEKA birden, hayatlarını sıradan şekilde sürdüren ikilimizi adeta SİBER bi ağa hapsediyor ve koşturmacası bol, 'politik' bi suç filmi de böylece başlıyor... Aynı zamanda bi 'siber saldırı' filmi de olan bu yapım, izlediğim 'yapay zeka' temalı yapımlar arasından sıyrılıp, bu kategorideki seyir keyfi yüksek filmlerden biri olmayı başardı. Akıllardan çıkmayacak bi film elbette değil, fakat şöyle bugünlerde yaşadığımız 'yapay zeka' devrimine yıllar öncesinden bi selam çakmayı başaran bi şeyler izlemek isterseniz, bu film kesinlikle aradığınız şey olabilir... benden söylemesi. Filme Git ►  2. "Upgrade"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/354/45/ufuk-acan-yapay-zeka-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Yapay zeka temasını işleyen bi başka tavsiyem ise Upgrade ismindeki bi 2018 filmi... Ben bu filmin hala bi şekilde gözden kaçırıldığına inanıyorum. Film, otomatik pilotlu araçların etrafta kol gezdiği yakın bi gelecekte yaşadığı bi kaza sonrası felç kalan adamımızın yaşadıklarına odaklanıyor... Adamımız sedyede hayatının geri kalan zorlu sürecini düşünürken birden ortaya çıkan zengin bi mucit; "bi icadım var, seni ayağa kaldırabilirim" diyor ve adamımızın yapay zeka ile tanışıp kontrolü kaybetmesi ve sonrasında yaşanan vurdulu kırdılı süreç böylece başlamış oluyor. Açıkçası ben bu filmin atmosferini gayet yeterli buluyorum. Şöyle hem 'yapay zeka' temalı, gelecekte yaşanabilecek bi senaryo izleyeyim, hem de kanlı-bıçaklı bi vurdulu kırdılı bilim kurgu seyredeyim derseniz ve hala izlemediyseniz, bence kesinlikle bu filme bi şans verin derim... 'kaan demişti' dersiniz. Filme Git ►  3. I am Mother![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/354/32/ufuk-acan-yapay-zeka-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Sıradaki 'yapay zeka' temalı filmimiz ise Netflix imzalı bi bilim kurgu filmi... Filmimiz, dış dünyadan soyutlanmış bi sığınakta bi robot tarafından büyütülen bi genç kızın yaşadıklarını konu alıyor. İnsan neslinin tükendiği bu dünyada çocuk yetiştirmek de 'anne' robotumuza kalıyor. O da özenle yetiştirip üzerine titrediği genç kızımıza müthiş bi annelik yapıyor fakat tabi işler hep böyle tıkırında gitmiyor... Öncelikle söylemek istiyorum ki bu film, beklentimin üzerinde çıkan yapımlardan biri oldu. Şöyle orta şekerli bi şeyler izleyeceğim derken baya baya mesaj kaygısı olan, hatta alt metninde derin anlamlar taşıyan bi filmle karşılaştım.. Film beni yakalamayı başardı, karar sizin. Filme Git ►  4. Chappie...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/354/76/ufuk-acan-yapay-zeka-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Chappie ismindeki bu 2015 filmiyse, gelişen dünyada suç oranının artmasıyla icat edilen robot polislerden birine yüklenen bi yapay zeka ile ilerliyor.. Bi gün robotlardan biri çalınıyor ve yüklenen program ile ortaya hafif matrak, hafif serseri eğlenceli bi robot çıkıyor... Bilim kurgu olarak geçen bu film, bence bi hayli eğlenceli sahneler barındırıyor. Ben izlerken acayip keyif aldım diyebilirim. Bu arada filmin renklerini, temasını hafif de olsa District 9'a inceden benzetebilirsiniz çünkü bu iki filmin yönetmeni de aynı kişi; Neil Blomkamp. Hem farklı bi dünya filmi olsun, hem eğlendirsin hem de vurdulu kırdılı olsun diyorsanız sizin ilacınız bence bu film olabilir... şöyle seyir keyfi yüksek, eğlenceli bi film sizi bekliyor, kaçırmayın.. ha sonrasında 2021'de çıkan, Tom Hanks başrollü Finch filmine de göz atabilirsiniz, o da yine robotlu ama 'dram' yönü birkaç tık daha ağır basan bence izlemesi keyifli filmlerden biri...  Filme Git ►  5. The Social Dilemma...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/354/56/ufuk-acan-yapay-zeka-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Bu tavsiyem ise 'yapay zeka' ile birlikte sosyal medya algoritmalarının tehlikeli yönünü tokat gibi yüzümüze çarpmayı başarıyor... 'Belgesel-Film' olarak geçtiği için Netflix kütüphanesindeki binlerce içerik arasından çoğu kişinin gözden kaçırdığını düşündüğüm bu yapım da mutlaka bu listede olmalı diye düşündüm... Filmimiz, hepimizin her gün hatta her an içinde bulunduğu sosyal medya dünyasının perde arkasındakileri konu alıyor. Biz Instagram'da sadece baş parmağımızı kullanarak sörf yaparken arka planda kişisel bilgilerimiz kimlerin elinde, kaç milyon dolarlara dönüşüyor, işte bu yapım bu durumu kıyısından köşesinden bize gösteriyor. Yani bi nevi işin mutfağına iniyor diyebiliriz... Fakat bu konuları öyle alelade kişilerden değil, bizzat Facebook, Twitter, Instagram ve Google gibi dev firmaların yönetici kadrolarında çalışmış kişilerden dinliyoruz. Yarı belgesel yarı film olan bu yapım beni gerçekten yakalamayı başardı. Eğer şöyle 1 buçuk saatlik bir boşluğunuz varsa, sürekli öğrenen bi yapay zeka sisteminin hepimizin hayatını ne denli etkileyebildiğini çarpıcı bi şekilde gösteren Netflix imzalı bu yapıma mutlaka bi şans verin derim. Filme Git ►  6. Ve Transcendence...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/354/36/ufuk-acan-yapay-zeka-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]Filmimiz, yapay zeka projesi yürüten bir grup bilim insanını konu alıyor. E tabi konu 'yapay zeka' olunca da birtakım radikal grupların da hedefi oluyorlar ve bilimcilerimizden biri bu saldırılardan birine kurban gidiyor... işte filmimiz de tam olarak bundan sonra başlıyor. Bedeni yok olmakta olan biri için "Acaba beynini kurtarıp, onunla iletişime devam edebilir miyiz?" gibi çılgın bi soru ile başlayan bu süreç de giderek derinleşerek bizi de içine alıp sarıp sarmalamayı başarıyor...  İtiraf etmek istiyorum ki çıktığı yıllarda bu filme şöyle bir göz atmış ve es geçmiştim. Fakat siz benim yaptığım hatayı yapmayın. Başrolde Johnny Depp, Morgan Freeman ve Cillian Murphy gibi isimleri görünce beklenti fazlasıyla yükseliyor, biliyorum ve belki de çoğu kişi bu yüzden günün sonunda bu film için 'iyi' diyemiyor... fakat ben bu filmin anlatmak istediği şeyleri değerli buluyorum. Müthiş bir başyapıt tabi ki de izlemeyeceksiniz, fakat benim gibi bu konulara ilginiz varsa büyük keyif alacağınızı da şimdiden söyleyebilirim... karar sizin. Filme Git ►  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
10b
0
1 yıl
Bir Gecede Bitirin! 4 Bölümlük Çarpıcı Netflix Dizi Tavsiyesi: "Unorthodox"
Bir Gecede Bitirin! 4 Bölümlük Çarpıcı Netflix Dizi Tavsiyesi: "Unorthodox"
Size burada 1 ay önce tavsiye ettiğim şu Netflix dizisi sonrasında izleyecek yeni bir dizi ararken dün gece karşıma Netflix imzalı "Unorthodox" dizisi çıktı. Hiç hakkında araştırma bile yapmadan hemen kaptırdım kendimi ve 4 saatin sonunda gerçekten çok etkilenmiştim. Bu yüzden bu sabah sıvadım kolları ve sizlere bu Netflix'in yeni gözdesi Unorthodox dizisi "İzlenir mi?", "Konusu ne?", "Nasıl bir dizi?" gibi sorulara cevap vermek ve bu diziyi size tavsiye etmek istedim.  The Platform Filmi Benzeri Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Öncelikle buraya "Unorthodox dizisi izle" gibi bir arama sonucu yolunuz düştüyse aradığınızı burada bulamayacağınızın haberini peşin peşin vermek istiyorum. Dizi şu an Netflix'te yayında ve hemen buraya tıklayarak diziyi izlemeye koyulabilirsiniz. İzlemeden önce Unorthodox dizisi hakkında detaylara göz atmak isteyenler ise benimle birlikte aşağıya devam edebilir. Hadi gelin şimdi, bu haftanın Netflix dizi önerisi Unorthodox'a birlikte göz atalım. Öncelikle nedir bu Netflix yapımı Unorthodox dizisinin konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/177/82/bir-gecede-bitirin-4-bolumluk-carpici-netflix-dizi-tavsiyesi-unorthodox-780x439.jpg[/RESIM]Netflix imzalı bu mini dizimiz, New York'un bir bölgesindeki Yahudi Topluluğu içinde doğup, büyüyen 19 yaşındaki bir kızın yaşadıklarını konu alıyor. Genç kız, kendini bir türlü o dünyaya ait hissedemiyor ve hayatın önüne getirdiği zor yollardan birini seçmesi gerekiyor. İşte dizi de, Esty ismindeki bu genç kızın, kendini bulmak için çıktığı cesaret dolu yolculuğu konu alıyor. Baskılar altında yaşamakta zorlanan ve bir yerde canına tak ederek radikal bir karar alıp hayatını değiştirmeye çalışan genç bir kadının çarpıcı hikayesini izleyeceksiniz. Üstelik bu dizide izleyeceklerinizin, gerçek anılardan yola çıkılarak yazıldığını da hatırlatmak isterim. Beni etkilemeyi başardı fakat; Neden izlenir?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/177/7/bir-gecede-bitirin-4-bolumluk-carpici-netflix-dizi-tavsiyesi-unorthodox-780x439.jpg[/RESIM]Eğer içinizde bir yerlerde, dilediğiniz hayatı yaşayamadığınız düşüncesi varsa, mutlaka bu diziyi izleyin derim. Çünkü dizi, içindeki sese kulak veren bir genç kızın çok zor bir karar alıp hayatını değiştirmek için adım atmasını konu alıyor. İzleyin, çünkü hepimiz yer yer bu zor kararlar ile karşı karşıya kalıyoruz ve ne yazık ki çoğumuz, sadece düzenimizin bozulmaması için, o zor kararları bir türlü alamıyoruz. Korkuyoruz, geleceğimizden endişe duyuyoruz ve bir türlü cesaret edemiyoruz. İşte bu dizi, içinizdeki bu sönmek üzere olan cesareti biraz daha körükleyebilir. Hem sadece 4 bölüm. En kötü bir akşamınızı feda etmiş olursunuz, fakat dizi ilginizi çekerse, alacağınız kararlar karşısında bir gece ne ki?... Nacizane bir uyarı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/177/39/bir-gecede-bitirin-4-bolumluk-carpici-netflix-dizi-tavsiyesi-unorthodox-780x439.jpg[/RESIM]"Kaan ama bu dizi böyleymiş..." gibi cümlelerle gelmemeniz için bu uyarıyı yapmak istiyorum. Dizimiz, dini bir cemaati ve cemaatin geleneklerini, kurallarını ve atmosferini yansıttığı için durgun, sakin ve gerçek bir şekilde ilerliyor. Yani gerilim dolu, ya da aksiyonu bol bir şeyler izleme beklentiniz varsa üzülürsünüz. Eğer "din" konuları pek beni çekmiyor derseniz hiç bu diziye başlamayın derim, çünkü muhtemelen daha ilk bölümde telefonunuzu elinize alıp Instagram'da (Bu arada bizi Instagram'da takip edebilirsiniz) takılmaya başlayacaksınız. Ayrıca dizimizde bazı açık sahneler de mevcut uyarayım da sonradan kulağımı çınlatmayın. Başrolümüz "Shira Haas" şahane bir oyunculuk sergiliyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/177/19/bir-gecede-bitirin-4-bolumluk-carpici-netflix-dizi-tavsiyesi-unorthodox-780x439.jpg[/RESIM]Diziyi bitirdikten sonra ilk işim, başroldeki genç kızın yani Esty'nin gerçek yaşına bakmak oldu. Meğer 24 yaşındaki Shira Haas, Esty karakterine hayat veriyormuş. Muhtemelen siz de benim gibi diziyi izledikten sonra bir de Shira Haas'ın boyunu merak edeceksiniz, o yüzden hemen aydınlatayım; Kendisi 1,52 boyundaymış. Ayrıca günlerden 4 Nisan 2020, kendisinin Instagram hesabına baktığımda 77 Bin takipçisi olduğunu görüyorum. Siz bu içeriği ne zaman okursunuz bilemiyorum ama bu cümlelerimi okuduğunuzda buraya tıklayarak kendisinin profiline göz atın ve güncel takipçi sayısını da görün. Böylece kendisinin Unorthodox dizisi ile birlikte takipçi sayısında ne kadar bir artış olduğunu da size gösterebilirim.  Ayrıca aklınızda "Unorthodox ne demek?" gibi bir sorunun oluştuğunu da düşünüyor ve bu soru işaretini gidermek istiyorum. Unorthodox; Geleneklere uymayan, sıra dışı, kuralların dışında anlamına geliyor. ● Bu arada aşağıdaki butona tıklayarak da modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
32b
2
6 yıl
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!
Halit Ergenç Canlandıracak! En Yüksek Bütçeli Atatürk Filmi İlk Adım: 1919 Geliyor!
Mustafa Kemal Atatürk, dünyaca kabul görmüş askeri bir deha ve başarılı bir önder. Her yıl onu anıyor ve şartlar zor olsa da elimizden geldiğince onun gösterdiği hedeflere doğru ilerlemeye çalışıyoruz. Bu akıllı ve karizmatik liderin bulunan videolarının hepsini muhtemelen çoğumuz izlemiş ya da bir yerlerde görmüşüzdür. Peki ya filmleri? Atatürk konulu filmlerden hangilerini izlediniz? Eğer şimdiye kadar çıkan Atatürk filmlerinden bazılarını izlemiş ve "Eh işte" demişseniz sıkı durun çünkü şimdiye kadarki en yüksek bütçeli Atatürk filmi olmaya aday bir film geliyor: "İlk Adım: 1919"... Hadi gelin şimdi İlk Adım: 1919 filminin konusuna ve oyuncu kadrosuna bir göz atalım. 2010 yılında çıkan ve 860 bin kişinin izlediği "Dersimiz Atatürk" filminde Atatürk'ü "Halit Ergenç" canlandırmıştı. Atatürk'e benzemesi için öyle çok makyaj yapılmıştı ki görenler, Atatürk'ü canlandıran kişinin Halit Ergenç olduğuna inanamamıştı.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/19/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] "İlk Adım: 1919" filminde de Atatürk'ü Halit Ergenç'in canlandırmasına karar verildi.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/12/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] Filmin yönetmenliğini ise "Asmalı Konak" dizisini ve "Mutluluk" filmini de yöneten "Abdullah Oğuz" yapacak.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/44/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] İlk Adım: 1919 filmi, şimdiye kadar çekilmiş en yüksek bütçeli Atatürk filmi olacak.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/55/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] Atatürk'ün mücadelesi Bandırma Vapuru'nda başladığı için filmde kullanılmak üzere şimdiden bir tanker büyük bir bütçe ile yenilenerek Bandırma Vapuru'na birebir olarak benzetildi.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/99/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] İlk Adım: 1919 filmi için dönemin ihtişamını yansıtan pek çok dekor uzun uğraşlar ve büyük bütçeler sonucu hazırlandı. Henüz hazırlanmamış olan dekorlar ise Avrupa'nın pek çok yerinden temin edilip çekimlerin yapılacağı Beykoz Kundura Fabrikası'na getiriliyor.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/77/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] İlk Adım: 1919 filmi bir dönem filmi olacağı için iç-dış mekan tasarımları tamamen o döneme ait görünmeli. Bu da filmin bütçesini bir hayli arttırıyor.[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/61/3/halit-ergenc-canlandiracak-en-yuksek-butceli-ataturk-filmi-ilk-adim-1919-geliyor-780x439.jpg[/RESIM] İlk Adım: 1919 filminin vizyon tarihi ve oyuncu kadrosu hakkında şu an net bir bilgi yok. Tüm bilgiler gelince buraya da eklenecektir. Umarız ki gişesi bol ve gerçekten kaliteli bir yapım olur...[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=RZne-uJdJXw[/VIDEO] ► Tıkla, Moduna Göre Film Seç!   
14b
0
7 yıl
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Sıkıyor mu, Sarıyor mu Anlaşılamayan Netflix Dizisi "The Witcher" İncelemesi | Detaylar
Biliyorsunuz size buradaki "Netflix Filmleri" kategorimde, izleyip beğendiğim Netflix yapımı filmleri tavsiye ediyorum. Bugün ise menümüzde, sadece 2 gün önce yayınlanan, Netflix imzalı The Witcher dizisi var. Çıkacağını duyduğum ilk günlerden beri beni heyecanlandırmayı başaran bu diziyi çıktığı gibi 1 günde silip süpürdüm. Instagram hesabımızda yaptığım ankette de izleyip beğenenler ve beğenmeyenler yarı yarıya çıktı. Mesaj atıp "Çok kötüydü" diyen de oldu, "2. sezon ne zaman çıkacakmış Kaan?" diye soran da... Ben de bugün sizlere şöyle iyi ve kötü yönleriyle nefis bir The Witcher dizi incelemesi hazırlamak istedim. Bu arada bu inceleme bolca spoiler içerir, o yüzden devam etmeden önce aşağıdaki butondan Netflix'e gidip, diziyi üyeliğiniz ile izleyebilirsiniz. Sonra muhakkak buraya bekliyorum. Diziye Git ► Hadi şimdi arkanıza yaslanın ve önce The Witcher dizisi hakkında kısa bir bilgi edinelim, sonra da iyi ve kötü yanlarıyla The Witcher dizisini şöyle bir inceleyelim! Nereden çıktı bu dizi? Hangi çağı, hangi olayları anlatıyor? Oyuncuları kim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/53/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM]Öncelikle eğer siz de benim ve milyonlarca insan gibi Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones gibi yapımlara bayılanlardansanız, bu dizi sizin de ilginizi çekecektir. Polonyalı bir yazar olan Andrzej Sapkowski, 1994 yılında bir roman kaleme alıyor ve bu roman önce oyuna sonra da bu diziye dönüşüyor. Başrolümüzde ise meşhur Supermen'imiz "Henry Cavill" oynuyor. Dizimizin ilk sezonunda 8 bölüm var ve her bölüm 60 dakikadan oluşuyor. Büyücüler, yaratıklar, elfler, mutantlar, savaşlar ve orta dünya atmosferi tam sizlikse bu dizi sizin favoriniz olabilir.  Hadi şimdi The Witcher incelemesi başlasın! Önce dizi hakkındaki olumsuz yorumlarımı sıralamak istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/47/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] O ilk 2 bölüm neydi öyle? Öncelikle bu dizinin romanını okumamış, oyununu da oynamamış biri olarak bunları yazdığımı bilmenizi istiyorum... Konuştuğum kişilerin çoğu ilk 2 bölümden sonra bıraktıklarını söyledi, bu çok doğru çünkü dizi, olayları 3 farklı zaman dilimiyle işleyip, çok ileride birleştirdiği için ilk 2 bölümde izleyici hiçbir şey anlamadan birden olaylara balıklama atlamak zorunda kalıyor. Yani daha karakterlerin derinlikleri anlatılmadan, kim nedir, necidir bilmeden nasıl ölen bir kraliçe için bir his besleyebiliriz? Bir savaş geliyor fakat kim, neden saldırıyor bilmiyoruz. Birileri ölüyor fakat izleyici olarak hiçbir şey hissetmiyoruz. İşte bu da milyonlarca kişiyi ilk 2 bölümde diziden kopardı ne yazık ki. Kısacası, dizinin ilk birkaç bölümünü Witcher evrenini bilen kişiler izlesin diye çekmişler sanki...  "Bir geçmişten gösterelim bir gelecekten, biraz da şimdiki zamandan ekleriz..." Dizinin düzensiz bir akışı bulunuyor. Yani üstteki eleştirimde de dediğim gibi, bir bölüm izlediğiniz bir karakter, bir sonraki bölümde daha doğmamış olabiliyor. Witcher'ımız yaşlanmadığı için durumun farkına pek varamadan izliyorsunuz fakat bazı noktalar bu yüzden karmaşık veya saçma geliyor. "Kopuk kopuk hiçbir şey anlamadım" diyenler de tam da bu yüzden bir şeyler anlamamış oluyor. Dizinin ilk bölümlerinde olanları anlayabilmek için ilk sezonu tamamen izlemek gerekiyor.  Ezik büyücü kız ne zaman istediği erkeği elde edebilen güçlü bir alfaya dönüştü?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/1/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Dizide bazı kısımlar o kadar havada ki, sadece öyle bakıyorsunuz. Hiçbir şey hissetmiyor ve sonnucunu görünce "Ha böyle mi olmuş" deyip devam ediyorsunuz. Başrollerden olan büyücümüz Yennefer, kamburu olan, özgüvensiz, ezik, itilip kakılan bir genç kızdı. Fakat birden hızlandırılmış bir kampa girmiş gibi karşımıza büyü güçleri zirvede olan bir afet olarak çıktı. Hadi bir yan rol olsa anlarız da, dizinin başrollerinden birinin yontulmasını neden izlemedik? Domuz çiftliğinden çıkıp aynaya bakıp kendini beğenmedi ve hop, bir gecede bir Alfa! Bu yüzeysellik beni diziden itti açıkçası.  CGI yani bilgisayar efektleri bazen o kadar vasat durdu ki... Yapılan dizi bir orta çağ dizisi. Yani ejderhaların, büyücülerin, yaratıkların, fantastik mekanların olduğu bir dönemi anlatan bir dizide CGI müthiş olmalıydı. Yüzüklerin Efendisi serisi günümüzden tam 20 yıl önce çekildi ama taş gibi efektleri vardı. Kim diyebilir ki şurda şu efekt patladı, komik durdu? Yani hal böyleyken özellikle bazı yaratıkvari görüntülerde CGI çok kötüydü. Hayal kırıklıklarımın biri de buydu.  Kurgu o kadar akıcı değil ki, adamımız Witcher'ın olmadığı sahneler çok sıkıyor... Dizide öyle sahneler bulunuyor ki kurgu gerçekten vasat. İzleyici o kısımlarda, "Ay hemen Witcher kısmı gelse" diye saniye sayıyor resmen. Bu bir dizi için çok kötü bir durum. Game of Thrones'u baz alın mesela. 2 yan rol diyalog içindeyken bile dikkatle izlersiniz, kapacak bir şeyleriniz vardır çünkü. Fakat bunda Witcher'dan başka neredeyse hiçbir karakterin sahnesini darlanmadan izleyemiyoruz, sıkıyor çünkü.  Ana kötü tarafımız "Nilfgaard", fakat neden hiç çok kötü gibi değiller?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/45/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Bu durum da beni çok rahatsız etti mesela. Herkesin ağzında bir Nilfgaard'dır gidiyor fakat Nilfgaard tarafını bir görüyoruz, çapulcu takımı... Yerli filmlerdeki amatör kötüler gibiler... Yüzüklerin Efendisi serisini düşünün mesela, kötü bir taraf bellidir. Fakat burada kötü yok? Dizinin ana kötü tarafının hiç ürkütücü, gerçekten kötü olmaması puan kırdığım bir başka detay. Savaş kısmı da başlı başına ayrı bir hüsran. Koca imparatorluk askerleri zırh diye kadife elbiseler giymiş gibiler. Zırh tasarımı o kadar kötü ki, ilk dikkat ettiğimde "Yok, böyle değillerdir ya..." diye kendimi kandırmaya çalıştım. Şimdi sıra geldi dizi hakkındaki olumlu yorumlarıma[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/17/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Başrolümüz "Henry Cavill" rolünün hakkını fazlasıyla vermiş! Yukarıdaki olumsuz eleştirilerimde de söylediğim gibi, dizide hemen adamımız Witcher'ı görmek istiyoruz. Çünkü adamımız gerçekten sesiyle, hareketleriyle rolünün hakkını veriyor. Dublör kullanmaması ile de oldukça beğenimi kazanan Henry Cavill, bu işi çok iyi kurtarmış. Gerçekten romanını okumamış, oyununu da hiç oynamamış biri olarak bu karakteri çok beğendim.  Dizinin atmosferi şahane! Dizinin 1. bölümündeki ilk sahneden 8. bölümünün son sahnesine kadar dizi, kasvetli, orta çağ atmosferini hiç bozmuyor. Karanlık, sisli, kasvetli hava dizide çok iyi işlenmiş. Sadece bu etken bile insanı içine çekmeyi başarıyor.  Müzikler gerçekten iyiydi Özellikle bu tarz orta dünya yapımlarında kullanılan müzikler, çok büyük bir etken teşkil ediyor. 8 bölümün hepsinde de özellikle dikkat ettim ve bence bu dizide kullanılan müzikler gayet başarılıydı.  Başrolümüzün dövüşme sahneleri gerçekten beklentimin üzerinde çıktı Dublör kullanmıyor olması ile zaten gönlümü kazanmıştı fakat Henry Cavill, gerçekten iri cüssesiyle şahane dövüş sahneleri ortaya çıkarmış. Kafa kesmeler, kılıç saplamalar, şık dönüşler, hırpalanmalar, hepsi dozundaydı. Dövüş sahneleri gerçekten iyiydi diyebilirim. Genel anlamda nasıl mı buldum? Anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/148/85/sikiyor-mu-sariyor-mu-anlasilamayan-netflix-dizisi-the-witcher-incelemesi-detaylar-780x439.jpg[/RESIM] Şöyle bir durup düşünüyorum ve kendime "2. sezonu çıktığında izlemek için can atar mıyım?" diye soruyorum. Cevabım ise "Maalesef hayır" oluyor. Yani yukarıda da gördüğünüz gibi dizi için olumsuz eleştirilerim olumlulardan daha çok. Yani dizinin 2. sezonunu sabırsızlıkla bekleyenlerden değilim. Fakat fantastik dizi arayışımıza bir ilaç oldu mu? Evet... Sağda solda "Game of Thrones'tan daha iyi" gibi gerçek üstü yorumlara rast geliyorum ve gülümseyip geçiyorum. Aslında hiçbir yapımı birbiri ile kıyaslamam bunu doğru da bulmam hepsinin tadı tuzu ayrı fakat GOT nerede, bu dizi nerede... Genel olarak, boşlukta izlenir. Fakat müptelası olunmaz diyerek içinde bulunduğum durumu özetleyebilirim. The Witcher Oyuncuları Türk Olsaydı Kimler Olurdu? ► ● Hemen aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
17b
0
6 yıl
İzlenir! Konusu ve Oyuncularıyla Nefis 2020 Dizisi: "Derapages - Karanlık Kadrolar"
İzlenir! Konusu ve Oyuncularıyla Nefis 2020 Dizisi: "Derapages - Karanlık Kadrolar"
Sizler için geçmiş günlerde hazırladığım şu 5 dizi önerisi içeriğinden sonra pek çok "Kaan bunları izledik, başka dizi tavsiyen var mı?" tarzında geri dönüşler geldi. E hal böyle olunca ben de yeni bir dizi keşfine çıktım ve bu keşfin sonucunda size iyi bir dizi getirdim; "Derapages", yani bizdeki adıyla "Karanlık Kadrolar"... Öncelikle bu içeriğe "Karanlık Kadrolar dizisi izle" gibi bir arama sonucu yolunuz düştüyse maalesef aradığınızı bulamayacaksınız. Fakat diziyi Netflix'ten izleyebilirsiniz. Beyin Yakan Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Fakat "Karanlık Kadrolar dizisi oyuncuları" ve "Karanlık Kadrolar konusu" gibi aramalar sonucu buradaysanız doğru yerdesiniz. Hadi gelin şimdi, 2020 yapımı bu Karanlık Kadrolar dizisine şöyle birlikte bir göz atalım ve konusunu inceleyip "Neden izlenir?" sorusuna cevap verelim!  Öncelikle nedir bu Karanlık Kadrolar - Derapages dizisinin konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/193/65/izlenir-konusu-ve-oyunculariyla-nefis-2020-dizi-tavsiyesi-derapages-karanlik-kadrolar-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, yıllar boyunca İnsan Kaynakları pozisyonunda profesyonel bir şekilde çalışmış olan bir adamın yaşı nedeniyle işsiz kalmasından sonra yaşadıklarını konu alıyor. Adamımız kendini işsiz kalmanın psikolojik etkenleri ile boğuşurken buluyor ve küçük çaplı farklı ek işler yaparak geçinmeye çalışıyor. Bu süre zarfında da her yere iş başvurusu yapan adamımız, çok büyük bir şirketten olumlu bir geri dönüş alıyor ve kendini birden "karanlık" bir iş dünyasının içinde buluyor.  Neden izlenir?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/193/89/izlenir-konusu-ve-oyunculariyla-nefis-2020-dizi-tavsiyesi-derapages-karanlik-kadrolar-780x439.jpg[/RESIM]Öncelikle ilk 3 bölümünü bir çırpıda, geri kalanını da 2 gün içinde sindire sindire izlediğim bir dizi oldu. Dizi önce işsiz kalan bir adamın yaşadığı buhranı, sonra iş bulma sürecini ve hemen arkasından da ekmeğin aslanın ağzında olduğu, mücadeleler ile dolu iş dünyasını konu alıyor. Bu yüzden izleyici olarak hiç sıkılmıyorsunuz, çünkü adım adım her evreye şahit oluyor, bir insanın içinde bulunduğu durumlara tek tek konuk oluyorsunuz. Diziyi Netflix'te keşfetmiştim ve gerçekten pek beklentim yoktu. Fakat hem temel aldığı konu, hem de akıllıca yazılan kurgusu beni şaşırtmayı ve burada size tavsiye edecek kadar yakalamayı başardı. Bir boşluk ayırın ve izleyin derim. İşsiz kalmanın, bir insanda yarattığı psikolojik etkileri tüm çıplaklığıyla görüyoruz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/193/84/izlenir-konusu-ve-oyunculariyla-nefis-2020-dizi-tavsiyesi-derapages-karanlik-kadrolar-780x439.png[/RESIM]Yukarıda da söylediğim gibi, dizi bize işsiz kalan bir insanın yaşadıklarını, çevresinde olanları, içine düştüğü çaresiz durumları bir bir yaşatıyor. Aslında 7'den 70'e hepimizin bildiği bir konu bu "işsizlik" belki de tam olarak da bu yüzden, bu dizi, diğer ülkelerden daha çok bizim ülkemizde dikkatleri çekebilir. Çünkü konunun alıcısı gerçekten çok fazla... İşsizlik gerçekten çok ağır etkileri olan bir evre bu dizi bu evreyi gerçekten başarılı bir şekilde işliyor. Başrolde eski bir futbolcu, yönetmen ve yapımcı "Eric Cantona" tam anlamıyla döktürüyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/193/73/izlenir-konusu-ve-oyunculariyla-nefis-2020-dizi-tavsiyesi-derapages-karanlik-kadrolar-780x439.png[/RESIM]Dizimizin başrolünde izleyeceğiniz isim, karizması ve açık sözlülüğü ile bilinen ve 2002 yılında İngiliz Futbol Onur Listesi'nde açılış konuşması yapan eski futbolcu, yeni yönetmen-yapımcı "Eric Cantona"nın ta kendisi. Cantona, diziyi tam anlamıyla tek başına sırtlıyor. Bir bakıyorsunuz ailesini geçindirmeye çalışan babacan, mahçup bir adam, bir bakıyorsunuz tehlikeli planlar yapan zeki bir stratejist. Daha önce bir oyunculuğunu pek görmemiştim fakat bundan sonrasında yer alacağı yapımları ilgiyle takip edeceğim. Dizinin oyuncu kadrosuna ve fragmanına da aşağıdan göz atabilirsiniz...[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=8B7V3nIl8rs[/VIDEO] Dizinin oyuncu kadrosunda Eric Cantona, Suzanne Clément, Alex Lutz, Gustave Kervern ve Alice de Lencquesaing gibi isimler yer alıyor. Cantona'dan sonra, sarışın, kurnaz, akıllı ve umursamaz tavırlarıyla bir CEO'yu oynayan Alex Lutz'u da beğendiğimi söylemeden geçmeyeyim...  - - -  NOT: Dizinin başında "Gerçek Hikayeye Dayanmaktadır" gibi bir ibare göreceksiniz fakat diziyi izlerken "Yok artık bu da mı gerçek?" gibi tepkiler verebilirsiniz. İşte tam da bu yüzden sizi aydınlatmak isterim ki; Dizinin senaryosu tamamen gerçek değil. Yani bir bölümü gerçek fakat sonrası kurgu olarak baştan yaratılmış. Bu bilgiyi de vereyim ki tamamını gerçek havasında izlemeyin... E ben size daha ne yapayım... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
20b
0
6 yıl
SICAK KAFA: Netflix Türkiye'nin Yeni Bilim Kurgu Dizisi!
SICAK KAFA: Netflix Türkiye'nin Yeni Bilim Kurgu Dizisi!
Bildiğiniz gibi Netflix birçok farklı ülkede, o ülkelerin şehirleri, oyuncuları ve senaryoları ile orijinal içerikler üretmeye çalışıyor. Birkaç gün önce yayınlanan Sıcak Kafa dizisi de, Netflix Türkiye'nin en yeni Türk dizisi oldu. Sıcak Kafa tabiri çok tanıdık olmayan bir terim olunca, haliyle birçok kişi de hemen kolları sıvayıp Google'da "sıcak kafa ne demek?", "sıcak kafa dizisi konusu ne?" gibi aramalar ile sorularına cevap bulmaya çalıştı... Netflix dizisi, bir de yerli olunca ben hemen ajandama yayınlanacağı günü not alıp, dizi çıktığı gibi izlemeye çalışıyorum. Sıcak Kafa dizisi de, yayına girer girmez izleyip bitirdiğim Netflix dizileri arasında yerini aldı. 19 İyi Netflix Filmi! ►  E diziyi hemen izleyince bir de sizler için Sıcak Kafa dizisi incelemesi hazırlamak istedim. Gelin şimdi, Bilim Kurgu türündeki yeni Netflix dizisi Sıcak Kafa'yı izleyip bitiren biri olarak, sizle düşüncelerimi şöyle bir paylaşayım... Hatta Sıcak Kafa dizisi oyuncuları kimler? Konusu ne? gibi sorularınıza da cevap vereyim... E hadi! Dizi hakkındaki düşüncelerimden önce, gelin konusuna bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/27/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM]Sıcak Kafa dizisi, sadece konuşma ve dil yoluyla bulaşan bir salgının yayılmaya başlamasından 8 yıl sonrasını konu alıyor. Eski bir dil bilimci olan bir adamın, bu salgından etkilenmediği öğrenilince de, salgın ile mücade eden kurum, tüm imkanlarıyla bu esrarengiz adamın peşine düşüyor... Tabi adamımız da bulunduğu korunaklı sığınağından kaçmak zorunda kalıyor ve dizimizin asıl hikayesi böylece başlamış oluyor. Bu arada adamımız bu salgın ile karşı karşıya kaldığında, başında inanılmaz bir yüksek ateş hissediyor. Vücudu bu salgına karşı böyle bir korunma yöntemi keşfediyor ve bedenden ziyade sadece başının sıcaklığı hızla artıyor. İşte dizinin adı olan Sıcak Kafa da buradan geliyor. Lafı uzatmadan; Ben bu diziyi beğendim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/32/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM]Netflix Türkiye'nin birçok orijinal dizisini izledik. Bir Başkadır'ı sevdik, Atiye ile biraz gizemli, mistik ve fantastik bir yolculuk yaptık, Pera Palas'ta Gece Yarısı ile Ata'mızı görüp duygulandık ve Aşk 101 ile de gençlik dolu bir nostalji yaşadık... Fakat tüm bu dizileri izlerken de "Şöyle bir bilim kurgu dizimiz olsa..." diye iç geçirdik... İşte bu dizi, bence tam olarak bu boşluğu dolduruyor. Üstelik büyük de bir emek verildiği belli... Hem oyuncuları, hem temelindeki özgün hikayesi, hem şahane görsel efektleri, hem de sürükleyici senaryosu ile ben bu diziyi gerçekten beğendim. Salgın sonrası İstanbul ve görsel efektler çok başarılı![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/36/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM]Kıyamet Sonrası veya Karamsar Bir Gelecek olarak tanımını yaptığımız 'Distopya' konulu dizi ve filmleri sevenler, bu dizide İstanbul'un salgın sonrasındaki halini görüp, fazlasıyla keyiflenebilirler. Dizinin görsel efektleri kötü çıkar diye üzülüyordum fakat 1-2 sahne dışında, tüm görsel efektlerin çok başarılı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bu durum beni gerçekten şaşırttı... Ayrıca dizinin Mavi-Gri ve Sarı-Turuncu temalı 2 renk skalasından oluşan sahneleri olduğunu fark edeceksiniz. İşte bu temayı oluşturmak için de ünlü Dark dizisininde imzası olan ekip ile çalışılmış. Çekimleri 3 yılda tamamlandı![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/6/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM]Sıcak Kafa dizisi, Afşin Kum'un 2016 yılında yazdığı aynı adlı kitabından uyarlama bir yapım. Bunun yanında dizinin tüm çekimleri 3 yılda tamamlandı. Dizi, yüksek bütçeli yapımlar arasında yer aldığı ve bir hayli dijital çalışma gerektiği için 3 yıl gibi bir süre içerisinde tüm çekimleri sona erdi. Mantar gibi dizilerin çıktığı günümüzde, böyle büyük bütçeli bir yapımın ortaya çıkarılmış olması ve üstelik Bilim Kurgu - Distopya türünde olması, bence ülkemiz için büyük ve güzel bir adım.  Başrolümüz Osman Sonant, SMK'dan bir türlü kaçamıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/95/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizimizin başrolü Osman Sonant, yıllar önce yayınlanan Fİ dizisinde Sadık Murat Kolhan yani SMK karakterini oynuyordu. Yıllar sonra yine aynı oyuncuyu, Sıcak Kafa dizisinde SMK'dan yani Salgınla Mücade Kurumu'ndan kaçarken izliyoruz. Bu aslında basit bir tesadüf değil. Çünkü bu 2 dizinin de yönetmeni aynı, Mert Baykal... Anlaşılan o ki Baykal, yapımlarına böyle güzel imzalar bırakmayı seviyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/89/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM] Aslında dizi; CAHİL'liği konu alıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/313/7/sicak-kafa-netflix-turkiye-nin-yeni-bilim-kurgu-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizideki salgın, konuşma yolu ile bulaşıyor. Ve bulaşan kişi, birden saçmalamaya, anlamsız cümleler kurmaya ve abuk sabuk konuşmaya başlıyor... İşte tam da bu yüzden, dizide bu salgına yakalanan kişiler için ABUK ifadesi kullanılıyor. Abuklar, kimseyi dinlemiyor. Karşılarındaki kişiler ile 2 yönlü bir iletişim haline girmiyor, sadece kafalarındaki anlamsız sözcükleri cümle yapıp öylece anlatıyorlar. ABUK olmayan bir kişi de, bu saçma cümlelere biraz maruz kalınca abuklamaya başlıyor... İşte dizi, aslında bu şekilde toplumlardaki CAHİL'liği konu alıyor. Diziyi böyle düşünür ve izlerseniz, taşların yerli yerine daha iyi oturduğunu fark edeceksiniz.   - - - - - -  Özet: Bilim Kurgu ve Distopya türünde çok iyi film ve dizimiz yok maalesef. İşte tam da bu yüzden, Sıcak Kafa dizisine 1 tık destek vermeliyiz diye düşünüyorum. Dizi, genele baktığımızda ortalamanın üzerinde, ülkemizdeki yapımlar arasındaysa epey yüksekte yer alıyor. Bence bu yapım, aynı türdeki diğer dizi ve filmlerin de yapılmasının önünü açacaktır. Abartısız söylüyorum; şu diziyi İspanyollar yapsaydı 'İyi düşünülmüş..' der, beğenir ve "Netflix neden bizde de böyle işler yapmıyor?" diye isyan ederdik... Ben sevdim. Şöyle dram, romantik ve komedi yapımlarından sıkıldıysanız, mutlaka bir göz atın derim. Aradığınız 'farklı' yapım, bu olabilir. - - - - - -  ● Sıcak Kafa dizisi Netflix'te var mı? Evet, dizi Netflix Türkiye orijinal yapımı. ● Sıcak Kafa dizisi kaç bölüm? Dizi, her biri ortalama 1 saatlik 8 bölümden oluşuyor. Dizinin 2. sezonu da gelecek. ● Sıcak Kafa dizisi oyuncuları kimler? Dizinin oyuncu kadrosunda Osman Sonant, Hazal Subaşı, Şevket Çoruh, Gonca Vuslateri, Hakan Gerçek ve Haluk Bilginer gibi iyi isimler yer alıyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
13b
2
3 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
18b
0
8 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.