Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!

06 Eylül 2019
34b
0 Yorum
Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!

"Bilim kurgu filmleri, geleceğin yansımasıdır" denir. Hatta "Bilim Kurgu Filmleri" için "Masalların teknolojiyle buluşması" gibi bir tabir de kulanılır. Çünkü bilim kurgu filmleri, uçuk senaryoları ile gelecek yıllarda bizlerin yani insanlığın karşılaşacağı, yaşayacağı durumları konu alır. Biz insanoğlu da geleceğe duyduğumuz merak duygusundan olacak, bilim kurgu filmlerine ayrıca bayılırız. İşte ben de tam da bu yüzden bugün sizlere, senaryoları günümüzden yıllar yıllar sonrayı konu alan, yani "gelecekte geçen" filmleri bu film önerileri listesinde derleyip topladım.

(Zaman Yolculuğu konulu film tavsiyelerime de buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 

Hadi gelin şimdi, senaryoları gelecekte geçen filmler nelermiş birlikte bakalım. 

Bu içeriği YouTube kanalımızda video olarak da hazırladık!

Senaryosu 2020 yılında, yani yakın gelecekte geçen ilk film tavsiyem "Real Steel"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
"Kaan bu filmin konusu ne? IMDB puanı, izleyenlerin yorumları nasıl?" diyorsanız hemen aşağıdaki butonu tıklayabilirsiniz. 

Filme Git ►

Bir sonraki filmimiz 2028 yılını konu alıyor: "Children of Men"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Ya dünyada artık hiç bebek doğmasaydı? İşte bu filmimiz, bu çılgın konuyu işliyor ve gelecekteki dünyamızda yaşananları konu alıyor. 

Filme Git ►

Bu film tavsiyem ise 2035 yılında geçiyor: "The Martian"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Mars'a yapılan bir operasyon sırasında yaşanan olayları ve bu olaylar sonucunda bir insanın değişen hayatını izleyeceksiniz. 

Filme Git ►

Giderek günümüzden uzaklaşıyoruz: Bu filmimiz ise 2057 yılındaki insanlığı konu alıyor "Sunshine"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Ya dünyamızı ısıtan güneşimiz artık ölmeye başlasaydı? Gelecekte yaşananları konu alan bu bilim kurgu filmini mutlaka izlemelisiniz. "Kaan demişti..." dersiniz...

Filme Git ►

"Looper" ismindeki bu film tavsiyem ise 2072 yılında yaşananları işliyor

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
İçinde "Zaman Yolculuğu" kavramını da bol bol duyup, görebileceğiniz bu filmi de mutlaka izlemelisiniz. 

Filme Git ►

Biraz daha uzaklara gidelim mi? O zaman 2080 yılını konu alan "Oblivion" karşınızda

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Bu film ise insanlığın dünyayı terk ettiği bir geleceği konu alıyor. İyi bir senaryoya ve oyuncu kadrosuna sahip olan bu filmi mutlaka izlemelisiniz. 

Filme Git ►

Sıradaki film tavsiyem ise tam 2154 yılında geçiyor; "Elysium"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Biyonik robotlaşmanın ve dünya yörüngesinde kurulan dev bir platformda yaşayan insanoğlunu konu alan bu film de kesinlikle izlemeye değer. 

Filme Git ►

2800'lü yılları konu alan bir film geliyor; "WALL·E"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Günümüzden asırlarca sonrasını anlatan bu animasyon film, 2008 yılında vizyona girdikten sonra onlarca ödül almayı başardı. Mutlaka izleyin derim. Tabi hala izlemediyseniz...

Filme Git ►

2019'dan çok uzakta, farklı bir çağdayız; 3100 yılında yaşananları konu alan "Pandorum"

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!
Çok farklı bir bilim kurgu olmasıyla birlikte içinde bolca gerilimin de olduğu bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

Filme Git ►

● "Ee Kaan bunlar kesmedi, var mı başka tavsiyelerin?" diyorsanız hemen buraya tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilir, aşağıdaki butona tıklayarak da 2000 yılı ve sonrası vizyona giren ve IMDB puanı 8 ve üzeri olan film tavsiyelerime göz atabilirsiniz.

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!

Listeye Git ►

Bilim Kurgu Hastalarına: Senaryosu Gelecekte Geçen Nefis Film Önerileri!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
gelecekte geçen filmlergelecek konulu bilim kurgu filmlerien iyi bilim kurgu filmlerien iyi bilim kurgu filmi önerileribilim kurgu film önerilerigelecekle ilgili filmlergelecek filmleribilim kurgu filmleri 2019
EN AKTİF ÜYELER
The Terror: Herkesin Gözden Kaçırdığı Nefis Bir KORKU-GERİLİM Dizisi!
The Terror: Herkesin Gözden Kaçırdığı Nefis Bir KORKU-GERİLİM Dizisi!
Netflix, BluTV ve Amazon Prime falan derken neredeyse bu platformlar dışında diziler izlemeyi unuttuk. İşte "The Terror" de bu gerçeği tokat gibi yüzüme çarpan bir dizi oldu. İzlemeden önce hemen kolları sıvayıp the terror konusu, the terror korku mu ve terror dizisi izlenir mi gibi Google aramaları yaptığım bu dizi, beni sonunda mutlu etmeyi başardı. 12 İyi Yabancı Dizi Tavsiyesi! ►  Muhtemelen birçok kişi de hemen Google'a girip bu aramaları yapmış ya da yakında yapacaktır. Çünkü The Terror pek bilinen bir dizi değil. Bunun nedeni de hemen yukarıda söylediğim gibi popüler platformların dışında bir yapım olduğu için maalesef. Hadi gelin şimdi size the terror dizisi hakkında izlemeden göz atmanızı istediğim o dikkat çekici bilgilerden vereyim ve şöyle kısaca diziden bir bahsedeyim... Hadi! Yorumuma geçmeden önce; Nedir bu The Terror dizisinin konusu? ona bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/97/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]The Terror, gerçek, yaşanmış bir konuyu işleyen bir dizi. Dizi, 1840'lı yıllarda Kuzey Kutbu'na doğru yeni bir rota arayışına çıkan Erebus ve Terror adlı 2 geminin hikayesini konu alıyor. Fakat asla geri dönemeyen bu 2 büyük gemiden biri 2014, diğeri de 2016 yılında bulundu. Ünlü yazar Dan Simmons da 2007 yılında bu konuyla ilgili bir roman yazdı. İşte The Terror dizisi de günümüzden çok önce yaşanan bu trajik olayı bize aktarıyor. Biraz korku, bolca gizem ve kasvetli bir atmosfer...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/37/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizi, yukarıda bahsettiğim 2 geminin içindeki onlarca mürettebatın yaşadıklarını öyle gerçek, öyle gizemli ve ürkütücü bir şekilde konu alıyor ki, güneşin doğmadığı, her yerin buzla kaplandığı, izlerken bile nezle olabileceğiniz bir ortamı bize müthiş bir şekilde yansıtıyor. İzlerken grip olabilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/52/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin ortamı öyle soğuk ve öyle kasvetli ki, izleyeni daha ilk bölümden etkilemeyi başarıyor. Sürekli olarak "Ben olsam ne yapardım?" deyip kendinizi oradaki insanların yerine koymaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra kendinizi öyle kaptırıyorsunuz ki, evde otururken dışarıda buz gibi bir kar fırtınası olduğunu hayal etmeye başlıyorsunuz... Şöyle iyi bir bitki çayıyla izleyin derim, grip olmayın şimdi durup dururken... Tam 129 kişinin, buzullarda verdiği mücadeleyi izliyoruz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/69/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizi, gemilerin enkazında yapılan araştırmalar sonucunda çekildiği için, izlediğiniz tüm detaylar aslında gerçek hikayeyi yansıtıyor. Ne görüyorsanız gerçekten de onun olmuş ihtimali %80'in üzerinde. Tam 129 kişi, buz gibi bir havada ne yer, ne içer, nasıl uyur, nasıl ısınır... işte tüm bu soruların cevaplarıyla baş başa kalıyoruz dizi boyunca. Üstelik bu kadar da değil, bazı gizemli olaylar da bu açıklanamayan gerçek hikaye için "Acaba böyle olmuş olabilir mi?" diye bakılmasını sağlıyor. - - - - - -  Özet: Korkudan çok ürkütücü bir dizi The Terror. Psikolojik olarak izleyenini çok fazla etkiliyor. İzleyicisini bu denli içine almayı başaran dizi çok az diyebilirim. Üstelik oyunculuklar da gerçekten çok başarılı. 1 sahnede diyaloğu olan adam bile çok iyi bir oyuncu yani öyle düşünün... İşin özü, eğer bu türü seviyor ve kendinizi kasvetli bir atmosfere girmeye hazır hissediyorsanız bu diziyi kaçırmayın derim. - - - - - -  • The Terror dizisi Netflix'te var mı? Hayır, dizi AMC yapımı, bu yüzden Netflix'te yok. • The Terror dizisi gerçek mi? Evet dizi yıllar önce yaşanan olayları konu alıyor. Eğer konu hakkında biraz araştırma yaparsanız dizinin gerçek bir olayı işlediğini görebilirsiniz.  • The Terror kaç bölüm? Kaç sezon? Dizinin ilk sezonu 10 bölüm ve her bir bölüm ortalama 40-60 dakikadan oluşuyor. Yine dizinin 2. sezonu da mevcut. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
21b
2
4 yıl
The Terror: Herkesin Gözden Kaçırdığı Nefis Bir KORKU-GERİLİM Dizisi!
The Terror: Herkesin Gözden Kaçırdığı Nefis Bir KORKU-GERİLİM Dizisi!
Netflix, BluTV ve Amazon Prime falan derken neredeyse bu platformlar dışında diziler izlemeyi unuttuk. İşte "The Terror" de bu gerçeği tokat gibi yüzüme çarpan bir dizi oldu. İzlemeden önce hemen kolları sıvayıp the terror konusu, the terror korku mu ve terror dizisi izlenir mi gibi Google aramaları yaptığım bu dizi, beni sonunda mutlu etmeyi başardı. 12 İyi Yabancı Dizi Tavsiyesi! ►  Muhtemelen birçok kişi de hemen Google'a girip bu aramaları yapmış ya da yakında yapacaktır. Çünkü The Terror pek bilinen bir dizi değil. Bunun nedeni de hemen yukarıda söylediğim gibi popüler platformların dışında bir yapım olduğu için maalesef. Hadi gelin şimdi size the terror dizisi hakkında izlemeden göz atmanızı istediğim o dikkat çekici bilgilerden vereyim ve şöyle kısaca diziden bir bahsedeyim... Hadi! Yorumuma geçmeden önce; Nedir bu The Terror dizisinin konusu? ona bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/97/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]The Terror, gerçek, yaşanmış bir konuyu işleyen bir dizi. Dizi, 1840'lı yıllarda Kuzey Kutbu'na doğru yeni bir rota arayışına çıkan Erebus ve Terror adlı 2 geminin hikayesini konu alıyor. Fakat asla geri dönemeyen bu 2 büyük gemiden biri 2014, diğeri de 2016 yılında bulundu. Ünlü yazar Dan Simmons da 2007 yılında bu konuyla ilgili bir roman yazdı. İşte The Terror dizisi de günümüzden çok önce yaşanan bu trajik olayı bize aktarıyor. Biraz korku, bolca gizem ve kasvetli bir atmosfer...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/37/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizi, yukarıda bahsettiğim 2 geminin içindeki onlarca mürettebatın yaşadıklarını öyle gerçek, öyle gizemli ve ürkütücü bir şekilde konu alıyor ki, güneşin doğmadığı, her yerin buzla kaplandığı, izlerken bile nezle olabileceğiniz bir ortamı bize müthiş bir şekilde yansıtıyor. İzlerken grip olabilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/52/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin ortamı öyle soğuk ve öyle kasvetli ki, izleyeni daha ilk bölümden etkilemeyi başarıyor. Sürekli olarak "Ben olsam ne yapardım?" deyip kendinizi oradaki insanların yerine koymaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra kendinizi öyle kaptırıyorsunuz ki, evde otururken dışarıda buz gibi bir kar fırtınası olduğunu hayal etmeye başlıyorsunuz... Şöyle iyi bir bitki çayıyla izleyin derim, grip olmayın şimdi durup dururken... Tam 129 kişinin, buzullarda verdiği mücadeleyi izliyoruz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/279/69/the-terror-herkesin-gozden-kacirdigi-nefis-bir-korku-gerilim-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizi, gemilerin enkazında yapılan araştırmalar sonucunda çekildiği için, izlediğiniz tüm detaylar aslında gerçek hikayeyi yansıtıyor. Ne görüyorsanız gerçekten de onun olmuş ihtimali %80'in üzerinde. Tam 129 kişi, buz gibi bir havada ne yer, ne içer, nasıl uyur, nasıl ısınır... işte tüm bu soruların cevaplarıyla baş başa kalıyoruz dizi boyunca. Üstelik bu kadar da değil, bazı gizemli olaylar da bu açıklanamayan gerçek hikaye için "Acaba böyle olmuş olabilir mi?" diye bakılmasını sağlıyor. - - - - - -  Özet: Korkudan çok ürkütücü bir dizi The Terror. Psikolojik olarak izleyenini çok fazla etkiliyor. İzleyicisini bu denli içine almayı başaran dizi çok az diyebilirim. Üstelik oyunculuklar da gerçekten çok başarılı. 1 sahnede diyaloğu olan adam bile çok iyi bir oyuncu yani öyle düşünün... İşin özü, eğer bu türü seviyor ve kendinizi kasvetli bir atmosfere girmeye hazır hissediyorsanız bu diziyi kaçırmayın derim. - - - - - -  • The Terror dizisi Netflix'te var mı? Hayır, dizi AMC yapımı, bu yüzden Netflix'te yok. • The Terror dizisi gerçek mi? Evet dizi yıllar önce yaşanan olayları konu alıyor. Eğer konu hakkında biraz araştırma yaparsanız dizinin gerçek bir olayı işlediğini görebilirsiniz.  • The Terror kaç bölüm? Kaç sezon? Dizinin ilk sezonu 10 bölüm ve her bir bölüm ortalama 40-60 dakikadan oluşuyor. Yine dizinin 2. sezonu da mevcut. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
21b
2
4 yıl
Sinema Şöleni! Dev Oyuncu Kadrosu ve Tüm İlginç Detaylarıyla: "The Irishman"
Sinema Şöleni! Dev Oyuncu Kadrosu ve Tüm İlginç Detaylarıyla: "The Irishman"
Burada bu yıl, yani 2019 yılı içinde size birçok 2019 yapımı film tavsiyesinde bulundum. (Hepsine de buraya tıklayarak göz atabilirsiniz) Fakat hiçbiri beni "The Irishman" kadar heyecanlandırmamıştı. Hakkında ilk haberleri duymaya başladığımdan beri, yani 3-4 yıldır bu nefis filmi izleyebilmek için adeta günleri iple çektim durdum. Ve nihayet 27 Kasım 2019 tarihinde yani bugün, The Irishman filmi Netflix'te izlenebilecek şekilde yayınlandı. İzler izlemez hemen koşup burada da sizlere tavsiye ettim. O tavsiye metnine gitmek için hemen aşağıdaki butona tıklayabilirsiniz.  Filme Git ► Hadi gelin şimdi The Irishman filminin dev oyuncu kadrosuna ve filmin gerçekten öğrenmeye değer detaylarına birlikte şöyle bir göz atalım!  Film kadrosu değil, şampiyonlar ligi! Yönetmen koltuğunda "Martin Scorsese", oyuncu kadrosunda ise Robert De Niro, Joe Pesci ve Al Pacino gibi dev isimler var![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/138/75/sinema-soleni-dev-oyuncu-kadrosu-ve-tum-ilginc-detaylariyla-the-irishman-780x439.jpg[/RESIM]Bu muhteşem filmin yönetmen koltuğunda küçükken astımı olduğu için spor yapamayıp, ailesi tarafından sürekli sinemaya götürülen ve sonrasında da büyük bir yönetmen olan "Martin Scorsese" oturuyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Robert De Niro, Joe Pesci, Al Pacino, Harvey Keitel, Ray Romano ve Anna Paquin gibi dev isimler bulunuyor.  Filmin dev kadrosunun bir araya gelişi de bir o kadar ilginç[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/138/7/sinema-soleni-dev-oyuncu-kadrosu-ve-tum-ilginc-detaylariyla-the-irishman-780x439.jpg[/RESIM]Filmimizdeki ilk dev isim olan Robert De Niro, filmin yönetmeni Martin Scorsese ile sıkı bir dost. Hatta De Niro, şimdiye kadar tam 10 Scorsese filminde oynamış. E hal böyle olunca, diğer dev isim Joe Pesci'yi film için ikna etmek de De Niro'ya düşmüş. Çünkü 10 yıldır sinemadan uzak olan Pesci, bu film için gelen teklifi birçok kez reddetmiş. Fakat De Niro, onu ikna etmiş ve böylece kadroya katılmış. Fakat 3. dev isim olan Al Pacino, ilk kez bir Martin Scorsese filminde oynayacağı için, Scorsese, De Niro'ya "Nasıldır? Onunla yapabilir miyiz?" diye sormuş. De Niro da "Rahat ol. Bizim Al işte, iyi tanırız" diye cevap vermiş ve böylece bu şahane kadro ortaya çıkmış.  3 buçuk saat boyunca, Amerika'nın gizemli suç tarihinde büyük bir rol oynayan "İrlandalı" lakaplı mafya tetikçisi Frank Sheeran'ın hayatına konuk oluyoruz[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/138/6/sinema-soleni-dev-oyuncu-kadrosu-ve-tum-ilginc-detaylariyla-the-irishman-780x439.png[/RESIM]New York'un en büyük 5 mafya örgütünden birinde tetikçilik yapan eski bir askeri konu alıyor film. Hem "İrlandalı" lakaplı bu tetikçinin hayatını izliyoruz, hem de Amerika'nın gizemli suç dünyasında yaşananlara tanıklık ediyoruz.  Dev oyuncuların gençlik halleri için "CGI" Teknolojisi kullanıldı[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/138/45/sinema-soleni-dev-oyuncu-kadrosu-ve-tum-ilginc-detaylariyla-the-irishman-780x439.jpg[/RESIM]Filmde, dev oyuncuların farklı dönemlerindeki hallerini izliyoruz. Fakat De Niro ve Al Pacino'nun gençlik yıllarındaki hallerini, onlara benzeyen genç oyuncular canlandırmıyor. Bunun yerine CGI Teknolojisi adı verilen bir sistem kullanılmış. Bu sayede büyük çaplı bir makyaja ya da başka oyunculara gerek kalmadan durum kurtarılmış. Hatta De Niro, bu uygulama için "Kariyerime bir 30 yıl eklemiş olabilir, sonuçtan memnunum" şeklinde de bir açıklama yaptı.  Proje çok büyük olunca Netflix dışında hiçbir yapımcı bu filme yanaşmamış...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/138/69/sinema-soleni-dev-oyuncu-kadrosu-ve-tum-ilginc-detaylariyla-the-irishman-780x439.jpg[/RESIM]Herkes bu filmin neden Netflix'te yayınlandığını merak ediyor. Çünkü böylesine dev ve güçlü filmlerin ilk olarak Netflix'te yayınlanmasına pek alışık değiliz. Fakat bunun da sağlam bir nedeni var, onu da filmin yönetmeni Martin Scorsese açıklıyor; "Bu film için sadece Netflix bizim ile anlaşma yoluna girdi ve bütçe için para verdi, biz de bu sayede bu filmi yapabildik..." Bu arada De Niro'nun 1.75'lik boyu, yüksek topuklu ayakkabılar ile filmin bazı sahnelerinde uzatılmış[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/138/41/sinema-soleni-dev-oyuncu-kadrosu-ve-tum-ilginc-detaylariyla-the-irishman-780x439.jpg[/RESIM]Film hakkındaki olumsuz dipnot: Film benim için muhteşem bir sinema şöleniydi. Fakat tek takıldığım nokta, şu CGI teknolojisi ile yapılan gençleştirme yöntemiydi. Çünkü dev oyuncuların gençlik hallerini flu bir bal mumu heykeli gibi görünce biraz üzüldüm açıkçası.   Film hakkındaki olumlu dipnot: Bugün, bu film için dünyada ve Türkiye'de binlerce kişi iş yerinden izin almış. Sosyal medyada ve haber sitelerinde dolaşan bu haber beni gülümsetti çünkü ben de bu filmin geleceği tarih olan 27 Kasım 2019'da bu filmi izleyebilmek için 3 buçuk saatlik bir boşluğu çok önceden yaratmıştım. De Niro, Joe Pesci ve Al Pacino'yu bir arada izlemek muhteşemdi. İzkerken resmen tarihe tanıklık ettiğimi fark ettim. Yıllar yıllar sonra, bu filmi ilk izleyen nesil olarak anılacağız.  ● Aşağıdaki butona tıklayarak hemen modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
11b
0
6 yıl
Netflix'in "Atiye" Dizisi Nasıl Olmuş? Detaylar | Karakter İncelemesi!
Netflix'in "Atiye" Dizisi Nasıl Olmuş? Detaylar | Karakter İncelemesi!
Biliyorsunuz, size buradaki şu kategorimizde, izleyip beğendiğim iyi Netflix filmlerini tavsiye ediyorum. Fakat Netflix, Hakan Muhafız ile birlikte artık orijinal Türk dizilerine de imza atmaya başladı ve aylar önceden, Beren Saat başrollü "Atiye" dizisini duyurdu. Geride bıraktığımız hafta ise Atiye dizisi Netflix'te yayınlandı ve dizi büyük bir atak yaparak sosyal platformlarda en çok konuşulan konu oldu. Yayınlandığı süre üzerinden günler geçmesine rağmen başlığı hala Ekşi Sözlük'te, hakkında en çok yazılanlar kısmında yer alıyor.  Atiye ve Dark Dizisi Arasındaki 7 Benzerlik İçin Tıkla ► Ben de sıvadım kolları ve 2 günde izleyip bitirdiğim Atiye dizisi hakkında sizlere bir inceleme yazmak ve Atiye dizi oyuncuları hakkında bazı detaylara değinmek istedim. Bugün bu içerikte, Atiye dizisinin olumlu ve olumsuz yönlerini ve Atiye dizisi karakterlerinin incelemesini okuyacaksınız. Hadi gelin şimdi hazırsanız Atiye dizisi nasıl olmuş? sorusunun cevabına bir bakalım.  İncelemeye Geçmeden Önce: "Ee Kaan yani ne diyorsun?" diyenler varsa bence bu dizi olmuş. O yüzden hala diziyi izlemediyseniz aşağıdakilere göz atmadan önce izleyip gelin derim.  Hazırsanız Atiye dizisi incelemesine, dizideki sevmediğim şeyler ile başlamak istiyorum[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/30/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpeg[/RESIM]Görüntü kalitesi neden böyle? Sadece bana mı öyle geliyor yoksa dizinin görüntü kalitesinde ciddi bir teknik sorun mu var? Koca sezonu bitirdim fakat görüntü kalitesi hep kötüydü. Bunu "çok kötü sahneler vardı, sinematografi berbattı" olarak anlamayın, sadece görüntü teknik olarak parlak, net değildi. Dizinin atmosferi gereği "Şöyle görüntüyü biraz mat, bazı yerleri de flu yapalım gizemli olalım" mı dediler acaba? Ki böyle düşündülerse de bile, gerçekten uygulamaya geçirme konusunda sorun yaşamışlar çünkü sonuç ortada.  Neden her şeyi bize açıklıyorsunuz? Dizideki tüm sırları, farklı karakterler üzerinden bize neden anlatıyorsunuz? Bırakın biz çözelim, çözünce mutlu olalım. Her şeyi, her detayı, her sırrı farklı oyuncular, farklı sahnelerde sürekli konuşuyor ve bunu seyirciye açıklıyorlar. Bu olay bir süre sonra insanın canını gerçekten çok sıkıyor. Bırakın biz "Vay anasını bu öyleyse, o da öyle o zaman" diyerek olayı çözelim ve ufkumuzu açalım. Bizi salın. İstanbul'dan 5 dakikada nasıl Adıyaman'a, Urfa'ya gidiyorsunuz? Yahu ışınlanmayı buldunuz da o sahneyi kaçırdım mı acaba diye bile düşündüm. Kız Adıyaman'da kaybolmuş, e ne yapalım? Hadi hemen tam da bu şekilde hemen Adıyaman'a geçelim diyorlar ve bir bakıyoruz, birden Adıyaman'dalar. Tamam 15 dakika yolculuk izlemeyelim ama bari bir uçak kanadı, şehir manzarası falan gösterin de nasıl gittiğiniz anlayalım. Bu tip önemsenmeyen detaylar bizi çok üzüyor, bilesiniz.  Bazı replikler o kadar zorlama ki... Şimdi şunu hatırlayın. "Lanet olsun! Gidelim ve şu Nemrut'taki gizemi çözelim!"... Yahu bu ne? Bu nasıl bir replik? Kimse de "Aga biz ne yapıyoruz? Tamam İngilizce'den çeviriyoruz ama çok kötü olmadı mı bu?" demedi mi yahu? Böyle zilyon tane kötü, yersiz ve zorlama replik var. Tam mistik olaylar içindeyiz, böyle bir repliği bir duyuyorum, bütün o gizemli etkileyici hava uçup gidiyor sanki. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/39/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM] Hadi gelin şimdi bir de dizimizde beğendiğim şeylere şöyle bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/97/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpeg[/RESIM]Dizinin atmosferi gayet başarılı Dizinin ilk 2 bölümü şahaneydi diyebilirim. Gerildim, merak ettim ve hatta yer yer ürktüm. İzlerken bir yandan da bir yabancı gözüyle izledim diziyi ve gerçekten ilk bölümlerde çok beğendim. Mistik, gizemli hava dizide çok iyi yansıtılmış.  Anadolu kültüründe zaten var olan mistik olayların ele alınması şahane!  Yıllardır hep söylenir dururdum. Yahu topraklarımızda o kadar çok esrarengiz hikaye var ki, neden bunları filmleştirmiyoruz? diye. Sağ olsun Netflix bu olaya el attı ve Anadolu'daki olayları ve geçmiş tarihi inceleyip ortaya böyle mistik, gizemli bir dizi çıkardı. Gerçekten bundan çok mutlu ve gururluyum.  Dizi sürüklemeyi başarıyor!  Böyle gizem-gerilim konulu yapımlar, izleyiciyi sürükleyemezse, bir sonraki adımı merak ettiremezse bir hiçtir. Fakat bu dizi yani Atiye, izleyeni peşinden sürüklemeyi başarıyor. Hakan Muhafız, bu konuda yer yer sıkıyordu. Fakat Netflix, Atiye dizisi ile bu açığı bence kapatmayı başarmış.  Turistik açıdan şahane sahneler!  Göbeklitepe'nin dünya tarihinde kapladığı yerin büyüklüğünü biz Türklerin hala kavrayamadığını düşünüyorum. Bakın arkadaşlar burası dünya üzerinde şimdiye kadar bulunmuş en ama en eski yapı. Mısır piramitlerini ya da diğer şeyleri bir kenara bırakın. Çünkü Göbeklitepe hepsinden daha eski ve bizim ülkemizde yer alıyor! Sadece bunu dünyaya göstermeyi başardığı için bile bu dizi alkışlanması gereken bir yapım. Bir de bunun üzerine daha Nemrut gibi pek çok şahane bölgemizi de ele alıyor Atiye dizisi. Bu yüzden bunun, ülkemiz ve tarih bilimi açısından da çok iyi bir adım olduğuna inanıyorum. Şimdi gelelim Atiye dizisi oyuncuları tarafından hayat verilen o karakterlere; Beren Saat ve Atiye ile başlamak istiyorum[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/55/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM]Allah aşkına, Beren Saat'i "Bihter" dışında bir rolde izleyen var mı? Atiye'yi izlerken neden hala Bihter'i izliyor gibi hissediyoruz? Bunun, Bihter karakterinin unutulmaz olduğuyla falan ilgisi yok, Beren Saat yıllardır oyunculuğunun üzerine hiçbir şey koymadan ilerlemeye çalışıyor. Atiye dizisi konusu beni çok şaşırtmıştı fakat onca mistik olayın içinde Beren Saat hala Bihter'i oynuyor. O yüzden dizimizin başrolü Beren Saat'in oyunculuğunu iyi bulmadığımı söyleyebilirim. Mehmet Günsür ve Erhan[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/46/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM]Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Mehmet Günsür hala Fi dizisinde oynuyor gibi. Yahu gizem dolu bir dizidesin, neden hala son bıraktığımız gibisin? Aşk Tesadüfleri Sever'e bakın, ya da Muhteşem Yüzyıl'daki rolüne. Sonra da Atiye'yi izleyin. Aynı Günsür'ü izleyeceksiniz, çünkü Beren Saat gibi, Günsür de hala aynı... Erhan isminde bir Arkeolog rolünü oynuyorsun, tozun toprağın içindesin, biraz ortama uyum sağla, bu neyin kibarlığı... Metin Akdülger ve Ozan[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/47/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.png[/RESIM]İşte bu! Oyunculuk, her yapımda kendine bir şeyler katma olayı bu. Yukarıda söylediğim her şey Akdülger'de mevcut. Bu adam gerçekten rollerini yaşıyor. Ağzından tükrükler saça saça oynuyor ve bu da gerçeklik açısından bize geçiyor. Ozan rolüne cuk oturmuş diyebilirim.  Melisa Şenolsun ve Cansu[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/56/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.png[/RESIM]İşte bu diziyi dünyaya pazarlarken kullanmamız gereken yüz... Şenolsun, oyunculuğu çok üst düzey olmasa da dizide parlıyor. Hani bazı ünlüleri yolda görürsünüz de hiç ünlü değil gibidir ya, heh işte Melisa Şenolsun onlardan değil. Bu kız şu Hollywood'a da gitse, yine adından söz ettirebilir. Cüretkar sahneleri, yaşadığı duygu patlamaları ile Cansu rolüne cuk oturmuş diyebilirim.  Son olarak Tim Seyfi[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/155/49/netflix-in-atiye-dizisi-nasil-olmus-detaylar-ve-karakter-incelemesi-780x439.jpg[/RESIM]Ozan'ın babası rolünde karşımıza çıkan bu oyuncumuz ise yarı Alman yarı Türk bir oyuncuymuş. Mış diyorum çünkü kendisi hakkında bu diziye kadar pek bir bilgim yoktu. Hala da var sayılmaz tabi, fakat şunu söyleyebilirim ki; Bu abimiz, bu diziye gizemli bir hava katmaya çalışsa da bu olmuyor. Soğuk kanlı, acımasız ve gizli planları olan zengini oynuyor fakat onun olduğu sahnelerde nedense tadımın kaçtığını fark ettim. Belki daha otoriter, daha iri yapılı ve ağır bir oyuncu seçilebilirmiş. Tabi yine de çok kötü değil, fakat çok iyi de değil derim.  ● Aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
12b
1
6 yıl
Sürpriz Sevenlere! Senaryo ve Kurgusuyla Şaşırtan Fransız Filmi: "The Translators"
Sürpriz Sevenlere! Senaryo ve Kurgusuyla Şaşırtan Fransız Filmi: "The Translators"
Sağda solda, kıyıda köşede kalmış 'farklı' bir film ararken radarıma takılan The Translators veya orijinal adıyla Les Traducteurs filmi, son 1-2 günde çok farklı yerlerde tekrar tekrar karşıma çıkınca hemen izledim ve birazdan size bu filmden bahsedeceğim. Yani Les Traducteurs konusu veya The Translators filmi yorum gibi aramalarla buraya geldiyseniz aradığınız şey hemen aşağıda sizi bekliyor. Filme Git ►  Hadi gelin şimdi bizde "Sırlar Kitabı" adıyla yayınlanan The Translators filmi nasılmış, birlikte bir göz atalım. Film hakkındaki yorumuma geçmeden önce nedir bu The Translators filmi konusu, bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/237/72/surpriz-sevenlere-senaryo-ve-kurgusuyla-sasirtan-fransiz-filmi-the-translators-780x439.png[/RESIM]Çok satan bir kitap serimiz var. Bu serinin yeni kitabı ise milyonlarca kişi tarafından merakla bekleniyor. Farklı dillerde aynı anda çıkabilmesi için 9 farklı ülkeden çağırılan 9 çevirmen ise 2 aylık bir kampa girip, bu kitabı hep birlikte çevirmek için uğraşıyor. Fakat süreç böyle ilerlerken birden kitabın bazı kısımları internete sızmasın mı? Evet sızıyor... İşte filmimiz de tam olarak bu süreci işliyor.  Film çok yavaş başlıyor, fakat sabredin...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/237/9/surpriz-sevenlere-senaryo-ve-kurgusuyla-sasirtan-fransiz-filmi-the-translators-780x439.png[/RESIM]Kabul etmek gerekirse film gerçekten çok yavaş ve sıradan başlıyor. Eğer filmin ilk yarısında bu kısımlarda biraz sabredip olaydan kopmamaya çalışırsanız, sonunda ödülünü alacağınızı söyleyebilirim. Fakat dediğim gibi ilk yarısında olayları de iyi takip etmelisiniz. İkinci yarısında hızlanan film, size istediğinizi veriyor. Oyunculuklar ve diyaloglar çok üst düzey değil, fakat sıkıyor mu? Hayır...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/237/7/surpriz-sevenlere-senaryo-ve-kurgusuyla-sasirtan-fransiz-filmi-the-translators-780x439.png[/RESIM]Filmin oyuncu kadrosunda Olga Kurylenko gibi çok beğendiğim bir oyuncu olmasına rağmen, oyunculuklar genel olarak üst düzey değil. Hatta filmin ilk yarısında biraz amatör bile kaçıyor fakat filmin ilerleyişi hızlandıkça sanki her şey yavaşça toparlanıyormuş hissine kapılıyorsunuz ve o kitaplardan alıntı anlamsız replikler size garip gelmiyor çünkü izlediğiniz olay sizi sürüklemeyi başarıyor.  Şöyle "Farklı bir şeyler izleyeyim, şaşırtsın" diyenlerdenseniz bu film size tavsiyemdir![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/237/33/surpriz-sevenlere-senaryo-ve-kurgusuyla-sasirtan-fransiz-filmi-the-translators-780x439.png[/RESIM]Unutulmayacak bir film değil, fakat küçük sürprizleri seviyor ve sizi şaşırtacak bir şeyler izlemek istiyorsanız bu film tavsiyem olabilir. Detaylı, nefis bir şekilde kurgulanmış ortalamanın üzerinde bir senaryo sizi bekliyor. "Kaan demişti..." dersiniz... ---------- • The Translators filmi Netflix'te var mı? Hayır, film Netflix'te yer almıyor. • The Translators filmi oyuncuları kimler?  Netflix imzalı The End of the F***ing World ile tanıdığımız 25 yaşındaki genç oyuncu Alex Lawther, güzel oyuncu Olga Kurylenko, İspanyol sinemasından aşina olduğumuz Eduardo Noriega ve başarılı oyuncu Lambert Wilson kadroda yer alıyor. • Filmin süresi ne kadar? Film, 1 saat 45 dakika uzunluğunda. Yani ne çok kısa ne de çok uzun, tam orta karar.  ---------- [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
13b
3
5 yıl
+18 Sahneler Yok! Ailece İzlenebilecek 8 İyi Film Tavsiyesi
+18 Sahneler Yok! Ailece İzlenebilecek 8 İyi Film Tavsiyesi
Teknolojinin de alıp yürümesiyle günümüzde artık hepimiz evlerimizde film keyfi yapar olduk. Şöyle bir tatil olsa da, ailemiz ile sıcacık evimizde oturup hep birlikte huzur içinde film izlesek diye düşünüp duruyoruz. Tabi bununla birlikte eşi dostu da "Ailece izlenebilecek film önerilerin var mı?" gibi sorular ile darlıyoruz. Çünkü ailece izlenebilecek filmler öyle pek kolay bulunmuyor. Bazıları +18 sahne barındırıyor, bazıları da hiç iyi çıkmıyor. İşte tüm bu sorunların önüne geçmek için bugün sizler için bir liste hazırladım. Her birini de sizler için izledim ve listeledim. Yaşanmış, Gerçek Film Tavsiyeleri İçin Tıkla ► Hadi gelin şimdi o ailece izlenebilecek film tavsiyelerine bir bakalım.  YENİ: Daha kapsamlı ve daha çok seçenek olan yeni aile filmleri tavsiye listesi hemen aşağıda![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/153/98/uygunsuz-sahne-yok-ailece-izleyebileceginiz-tam-19-kaliteli-aile-filmi-onerisi-780x439.jpg[/RESIM] Yeni Aile Filmleri Listesi İçin Tıkla ► 1. Ailece izlenebilecek filmler listemizin ilk sıralarında animasyon filmler var. İlk filmimiz ile başlayalım; "Wall-E"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/93/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpeg[/RESIM] İstisnasız izleyen herkesin bayıldığı bu filmi, aileniz ile güvenle izleyebilirsiniz. Filme Git ► 2. "İnside Out" yani "Ters Yüz" filmi ise bir sonraki tavsiyemiz[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/24/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Biz yemek yerken, konuşurken, aşık olurken, beynimizin içinde neler oluyor? İşte bu film bunu konu alıyor. Tam aile ile izlemelik, eğlenceli, öğretici. Filme Git ► 3. Çocuklarınız ile izlemeniz gereken bir başka film ise "Up" yani "Yukarı Bak" oluyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/44/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Çocukken hepimizin rüyalarını süsleyen bir fikirdi; "Acaba evimizi balonlara bağlasak, uçup gider miyiz?"... Heh işte bu fikrin filmini düşünün... Filme Git ► 4. Listemizdeki son animasyon film ise "Ejderhanı Nasıl Eğitirsin"...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/11/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Bir ejderha nasıl yakalanır? Yakalanırsa eğitilebilir mi? Eğitilebilirse nasıl olur? Hepsi bu filmde! Filme Git ► 5. Charlie ve Çikolata Fabrikası[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/55/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Masalsı bir hayal dünyasına hazır olun! Çocuğunuz bu filmi çok sevecek... Filme Git ► 6. "Cinderella Man" yani "Külkedisi Adam" da ailece izlenebilecek filmlerden[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/73/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Ailece izleyeceğiniz bu film yer yer gözlerinizin nemlenmesine neden olabilir. "Hanımın çocuğun yanında ağlatma beni Kaan" diyenleriniz varsa uyarayım... Filme Git ► 7. "Wonder", yani "Mucize" filmimiz de bir sonraki tavsiyemiz oluyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/60/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Tam bir aile filmi... Bu filmde kendinizi bulabilirsiniz. Filme Git ► 8. Ailece izlenebilecek filmler listemizin son sırasında ise "Umudunu Kaybetme" filmi yer alıyor...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/83/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Bir babanın hüznünü konu alan bu film sizi ve ailenizi çok etkileyecek. Benden söylemesi... Filme Git ► BONUS: Bugün izlediğim 2019 yapımı bu film de ailecek izleyebileceğiniz bir diğer iyi film tavsiyem: "Storm Boy"![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/47/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Yer yer gülümseyip, yer yer de hüzünleneceğiniz bu filmi bugün izledim ve bu listeye de yakışacağını düşünüp hemen size de tavsiye etmek istedim. Taze taze, dumanı üstünde. E hadi afiyet olsun!  Filme Git ► BONUS 2: Yeni izlediğim 2019 yapımı "A Dog's Way Home" filmi de bu listede olmaya değer... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/74/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM] Aileniz ile oturup güvenle ve keyifli izleyebilirsiniz.  Filme Git ► Tüm bu filmleri izlediyseniz, ya da şimdi izlemek için not alıp başka film arayışındaysanız size şahane bir teklifim var. Hemen şimdi aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesini anında bulabilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/71/91/18-sahneler-yok-ailece-izlenebilecek-8-iyi-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç! ► Teşekkürler!
59b
1
7 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
19b
0
8 yıl
Bu Gençlikte İş Var! Farklı Alanlardaki Başarıları ile Alkışı Hak Eden 9 Türk Genci
Bu Gençlikte İş Var! Farklı Alanlardaki Başarıları ile Alkışı Hak Eden 9 Türk Genci
Bugün "Keşfettiklerim" köşemde sizi pırıl pırıl gençler ile tanıştırmak istiyorum... Onların her biri de tüm olumsuzluklara, tüm engellere rağmen bir şeyleri başardılar. Şahsen her biri de benim geleceğe olan umudumu bir nebze olsun yeşertmeyi başardı.  1. İlk gencimiz, başarısı ile Amerika'da adını herkese duyuran "Kenan Pala"... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/5/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]Kenan Pala, yıllar önce Türkiye'den Amerika'ya göç eden bir ailenin oğlu ve sadece 13 yaşında. Fakat 13 yaşında olması bir şeyler için engel mi? Tabi ki de hayır... Kenan da böyle düşünmüş olacak, okulunu da işin içine katarak yaşadığı yerde "Toplum İçin Çocuklar" isminde bir dernek kurdu ve bu dernek ile binlerce kimsesiz, evsiz insana yardım etmek için bir organizasyon başlattı. Olay, çok kısa sürede tüm ABD'ye yayıldı ve birden binlerce insan, 13 yaşındaki bu çocuğun başlattığı bir organizasyonun bir parçası oldu. Kenan ve ekibi, binlerce kişiye ihtiyaç malzemelerini tek tek paketleyip gönderdi. Bitti mi? Hayır, şimdi sıkı durun! Olayın büyümesi ile San Diego yönetimi 23 Ocak tarihini "Kenan Pala Günü" ilan etti! 2. Gurur tablomuza yine 13 yaşındaki başarılı bir genç ile devam ediyoruz; "Arya Nur Güneş" ile tanışın... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/35/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]Arya, İzmir'de yaşayan 13 yaşındaki bir genç, fakat yaşadıkları ve başardıkları o kadar dev ki, hikayesini öğrenen herkes önce şaşırıp sonra da onu ayakta alkışlamak istiyor. Arya 6 yaşlarına geldiğinde müziğe ilgi duyuyor ve o küçük parmaklar, tek haneli yaşına rağmen müthiş bir şekilde piyano çalmaya başlıyor. Üstelik çaldığı şeylerin bazılarını da kendi yazıyor, yani besteliyor. Fakat tüm bunların yanında Arya 9 yaşına geldiğinde ona "Epilepsi" teşhisi konuyor. Fakat Arya onu da yeniyor ve 13 yaşına geldiğinde Litvanya'da düzenlenen büyük bir yarışmada farklı ülkelerden 600 kadar müzisyeni eleyerek Jüri Özel Mansiyon Ödülü'nü alarak ülkemizi gururlandırıyor... 3. Yaşının 2 katı kadar altın madalyası olan 12 yaşındaki "Efe Çetiz" ile tanışın!  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/42/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]İzmirli Efe, ailesinin teşvik etmesi ile buz sporlarına katılıp büyük başarılar elde eden bir genç yetenek. Kendisi İzmir Büyükşehir Belediyesi Buz Sporları salonunda yetişip, serpilmiş ve bugüne kadar kazandığı 29 madalyadan 24'ü Altın! Hatta bu başarıları ile Golden Book'a girmeyi de hak kazanan bu pırıl pırıl gencimiz, bu kitaba adını yazdırmayı başaran ilk Türk patencimiz oldu! 4. Sıradaki gencimiz, Apple'dan büyük övgüler almayı başaran bir lise öğrencisi; "Yiğit Can Yılmaz" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/57/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpeg[/RESIM]Yiğit, Kahramanmaraş'ta yaşayan henüz 16'sında bir lise öğrencisi. Onu özel kılan şey ise yazılım konusuna olan merakı ve yeteneği... Yiğit, dev isim Apple'ın bünyesindeki Siri uygulamasında açık buldu ve bunu bildirdi. Apple, bu hatayı bulan Yiğit'i "Apple Onur Listesi" kapsamına aldı ve teşekkür etti. Fakat Yiğit bununla yetinmedi ve Safari'de de bir açık bulup onu da Apple'a iletti. Apple ise bu sefer Yiğit'i şirketin teşekkür listesine aldı. Bu adım, gelecekte Yiğit'in kariyerinde çok büyük bir rol oynayacak ve onu iyi yerlere taşıyacak... 5. Hastalıkların teşhis edilmesi konusundaki projesi ile ödül alan bir genç; "Mert Ege Arıcı"... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/93/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]Mert, İzmir'de eğitim gören bir lise öğrencisi. Kendisinin bu gurur tabosunda olma sebebi ise Uluslararası Mostratec yarışmasında 3 dalda birden elde ettiği birincilik... Mert, Alzehimer ve Diyabet gibi hastalıkların teşhis edilmesine büyük yardımcı olan projesi ile dünyada çok büyük bir ses getirdi ve ödül aldı...  6. "Şampiyon" unvanını fazlasıyla hak eden pırıl pırıl bir genç, "Ayşe Begüm Onbaşı" ile tanışın!  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/83/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]17 yaşındaki Ayşe, "Altın Kız" olarak biliniyor. Bunun ise yerinde bir sebebi var. Ayşe, Dünya Aerobik Cinmastik şampiyonumuz. Kendisi Avrupa Aerobik Jimnastik Şampiyonası'nda dünya şampiyonu oldu ve altın madalyayı kaptı. Ayşe'nin Altın'ın yanında Gümüş madalyaları da bulunuyor...  7. Sırada, 7 çocuklu bir ailenin 17 yaşındaki şampiyon kızı var, "Mizgin Ay" ile tanışın...  [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/59/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]Mizgin, Batman'dan tarım işçisi olarak gelip Beypazarı'na yerleşen 7 çocuklu bir ailenin 17 yaşındaki spor sevdalısı kızı. Fakat Mizgin, antrenmanlara gelmeyince Antrenörü Muhsin Soysal, babayı arıyor ve "Kızım tarlada, gelemez!" cevabını alıyor. Sonralarda babanın da ikna edilmesi ile Mizgin çalışmalara başlıyor ve Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası'nda birinci olarak altın madalyayı kapıyor...  8. Microsoft tarafından "Yılın En Başarılı Kadın Yazılım Geliştiricisi" seçilen lise öğrencisi; "Neval Çam" [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/99/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpeg[/RESIM]Neval, Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencisi. Kendisi, engelli insanlar için işaret dilini tercüme eden bir yazılım geliştirdi. Bu başarısı ile Stanford Üniversitesi'ne tam burslu kabul edildi ve Microsoft tarafından ''Yılın En Başarılı Kadın Yazılım Geliştiricisi'' seçildi ve göğsümüzü kabartmayı başardı... 9. Son olarak sizi 11 yaşındaki Tuana ile tanıştırmak istiyorum... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/23/54/bu-genclikte-is-var-farkli-alanlardaki-basarilari-ile-alkisi-hak-eden-9-turk-genci-780x439.jpg[/RESIM]Kendisi, bir şampiyon ya da bir yazılım geliştiricisi değil. O, biraz farklı bir şekilde göğsümüzü kabartmayı başardı. Tuana, her hafta sonu İstiklal'de keman çalarak topladığı para ile sokak hayvanlarına mama alıp, barınak yaptırıyor. Kendince bir şeyler yapmak isteyen bu güzel kalpli genç, kısa bir sürede birçok kişi ve kuruluştan alkış almayı başardı... Bilimle, sanatla, sporla, teknoloji ile uğraşan "vicdanı hür, aklı hür" gençler bu ülkeyi ileriye taşıyacak. Biz de elimizden geleni yapıp onları paylaşıp daha çok kişiye duyuralım ve destek olalım.  Afferin çocuklar! 
17b
0
8 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.