Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden

18 Temmuz 2020
13b
0 Yorum
Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden

Pandemi süresince yoğunluktan sunucuları çöken Netflix, nefis yapımlar ile karşımıza çıkmaya başladı. Ortalamaya vurduğumuzda yayınlanan 7 Netflix filminden sadece 1'i iyi olsa da, o 1 film için bile Netflix üyeliği almaya değer diye düşünenlerdenim. Hatta biliyorsunuz şurada da sizlere izlediğim iyi Netflix filmlerini tavsiye ediyorum, o filmlere de kefilim diyebilirim... Bugün ise size, Netflix'in son gözdesi "The Old Guard" filmini sadece 5 maddede tavsiye etmeye geldim. 

Filme Git ► 

The Old Guard filmi konusu veya The Old Guard filmi inceleme gibi başlıklara burada değinmeyeceğim. Sadece size, yani bu filmi izlemeyenlere 5 neden ile bu filmin neden izlenebilir bir film olduğunu göstereceğim. Yani bir nevi sizi ikna edeceğim de denebilir... E hadi gelin şimdi sonunda kendinizi bu filmi izlerken bulacağınız o maddelere geçelim... Hadi!

1. Öncelikle bu filmi izlemeniz için en büyük neden Charlize Theron ablamız...

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden
45 yaşındaki Theron, filmi tek başına sırtlıyor. Hem güzelliği, hem de başarılı oyunculuğu ile kendini hiç bozmadan tam olarak rolüne adapte olmuş birini izliyoruz filmde. Nasıl ki Kaptan rollerine Tom Hanks çok yakışıyor, Charlize Theron da böyle ciddi, asil ve lider karakterlerin insanı. Hatta çoğu kişi bilmez ama şu filmi de gerçekten izlemeye değerdir. Yani diyeceğim o ki, iyi, klas bir oyunculuk görmek istiyorsanız bu filme göz atın derim.

2. John Wick veya Extraction'vari yakın plan çatışma sahnelerini sevenlerdenseniz bu filmde aradığınızı bulacaksınız

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden
Yine Netflix imzalı Extraction filmindeki yakın çekim çatışma sahnelerini izlediyseniz ne kadar heyecan verici olduğunu görmüşsünüzdür. İşte bu filmde de o kıvamda sahneler mevcut. Yani çok hızlı gelişen bu sahnelere ilginiz varsa, ilacınız bence bu filmde olabilir. 

3. "Ölümsüzlük" gibi fantastik bir konuyu çok farklı ve dikkat çekici bir şekilde işliyor

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden
"Ölümsüzlük" kavramı filmde uzun zamandır görmediğimiz bir şekilde işleniyor. Eğer vampir film-dizilerine ilginiz varsa, burada onun bir farklı versiyonunu göreceğinizi söyleyebilirim. Aslında sadece bu fantastik konuyu aksiyon ile harmanlaması bile bu filme göz atmak için geçerli bir sebep...  

4. Aksiyon dedik, fantastik konular dedik e bir de işin içine "Tarih" girerse?

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden
Hem iyi çatışma sahneleri, hem de insanı heyecanlandıran, uçuk bir konusu var filmimizin. Fakat yetmiyor gibi bir de işin içine biraz Tarih giriyor ve ayakları yere basan bir hikaye böylece oluşuyor. Filmde bolca geçmiş yüzyıllara gidiyor, yer yer oradan sahneler görüyor ve kendinizi bir zaman yolcusu gibi hayal edebiliyorsunuz. Hatta Amerika forumlarında bu filmdeki kişilerin gerçekten var olduğuna dair çılgın teoriler bile konuşuluyor... 

5. "Dizisi olsa da sindire sindire izlesek..." diyebileceğiniz bir hikayesi var...

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden
Hani bazı filmler vardır, çok etkileyici değillerdir fakat o atmosferi, o hikayeyi o kadar beğenirsiniz ki o tadı alabilmek için "Keşke dizi olsa da bölüm bölüm izlesem" diye iç geçirirsiniz ya, işte bu film de o kıvamda bir yapım. Akıllardan çıkmayacak etkileyici bir başyapıt değil, fakat atmosferi o kadar heyecanlı ve kendini izletebilen bir yapıya sahip ki, keşke bölüm bölüm bu dünyayı izleyebilsem diye düşünmeden edemiyorsunuz. 

SPOİLER NOT: Filmdeki Charlize Theron'lu baklava sahnesinde tattığı baklavanın nereye ait olduğunu bilmesini, yüzyıllarca yaşamış olmasına bağlıyoruz. Yine duvardaki eski gazete haber ve fotoğraflarında Theron'u eski savaşlarda görürken birden Çanakkale savaşında yer aldığını da fark ediyoruz. Bu yönden filmde Türkiye'den bir şeylerin de yer alması dikkate değerdi. Beğenmeyenlere saygı duyuyor fakat filmin kesinlikle keyifle izlenebilir bir yapım olduğunu düşünüyorum...

E hadi karar sizin; Aşağıdaki buton sizi filme götürecek... İyi seyirler!

Filmi İzle ►

 

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden

Modunu Seç ►

Netflix'in Yeni Filmi The Old Guard'ı İzlemek İçin Taş Gibi 5 Neden

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
the old guard konusuthe old guard yorumthe old guard yorumlarthe old guard filmi konusuthe old guard oyuncuları2020 filmlerithe old guard baklavathe old guard türkiyenetflix filmleri 2020netflix film önerileri 2020
EN AKTİF ÜYELER
NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
NE İZLEDİK? Netflix İmzalı The Platform 2 Filmi İncelemesi!
Netflix'in The Platform filmi 2019'da çıkınca hemen izleyip, hatta size de şu içerikte heycanla tavsiye etmiştim... Yıllar içinde 150.000'e yakın okunan bu içerikten sonra geçtiğimiz günlerde The Platform 2 filmi de Netflix'te yayına girdi... E ben de hemen kolları sıvadım ve The Platform 2 incelemesi ile sizle bu serinin 2. filmi hakkında konuşalım istedim. "E 333. kat... Her katta 2 kişi desek... Ne yaptı... 666... Kesin bi gizli örgüt işi bu.." gibi sığ detaylara hiç girmeden önce bu yeni filmde dikkatimi çeken detaylardan, sonra da serinin bu 2. filmi ile ilgili kendi yorumumu sizle paylaşmak istiyorum... Tabi bu içerik spoiler içerecek... Yani filmi izledikten sonra buraya uğrayın derim... E hadi o zaman gelin başlayalım! ● Bu içeriğin tam halini YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=TZrYyEqfmV8[/VIDEO] Bu aslında ilk film![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/33/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Öncelikle kimseler söylemez ben söyleyeyim; Serinin bu 2. filmi, aslında ilk film... Durun hemen beyinler yanmasın :) Yani aslında izlediğimiz bu 2. film, ilk filmden 10 ay önceyi konu alıyor. İlk filmde gördüğümüz karakterleri bu filmde de gayet sağlıklı bi şekilde sapasağlam görünce siz de şaşırmışsınızdır... Heh işte bunun nedeni, bu filmin, ilk filmden önce olup bitenleri konu alması. Elinde bıçağıyla aklımızda kalan sempatik ama yer yer psikopata bağlayan amcamızın 1. filmde "10 kat değiştirdim, bi ara da 72. kattaydım" dediğini duymuştuk. Bu filmdeyse tam olarak bahsettiği 72. katta olduğunu görüyoruz, çünkü olayların öncesini izliyoruz. Kilit nokta 'çocuklar'...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/65/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Serinin bu 2. filminde çocukların sisteme nasıl girdiğini de açık bi şekilde görme fırsatı buluyoruz. Filmin hem başında, hem de sonunda çocuklardan oluşan bir piramit görüyoruz. Bu piramitin üzerine çıkmayı başaran hırslı, güçlü çocuğun ise sisteme yerleştirildiğini izliyoruz. Kurulan bu sistemde 333. yani son kata her ay 1 çocuk bırakıldığını görüyoruz. Fakat bu kata yemek inmediği için de buradaki çocuklar hayatını kaybediyor. Olur da eğer bi çocuk kurtulursa, platform aracılığıyla en yukarıya gönderilmeli. Yani her 2 filmde de gördüğümüz en temel şey; tüm bu sistemde mesaj her zaman 'çocuk' oluyor... Çünkü sistemin kurucularına "Bakın biz birlik içinde yaşamayı öğrendik. Herkes kendi payını yedi ve 1 çocuğu hayatta tutmayı başardık" demenin en iyi yolu bu...  Bu düzenin amacı ne?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/51/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Peki neden bunu yapsınlar? Yani neden bunu kanıtlamaya çalışsınlar? İşte şimdi de o can alıcı teorime gelelim... İlk filmde gördüğümüz, karşılaştığımız, zekice hazırlanmış olan bu platformun uzayda bi yerlerde inşa edilmiş olduğunu düşünüyordum ki bu 2. filmde de yerçekimsiz ortamı görünce adeta gözlerimin içi parladı... Filmin son sahnelerinde, platformu aylık temizlemeye gelen ekibin yerçekimsiz ortamda hareket ettiklerini görüyoruz. Çünkü bu platform 'bence' uzayda. insanlığı yeni bi gezegene, yeni bi topluma hazırlıyor. Hazırlanmış olan bu sistem adeta dünyanın minyatür hali. Sistem, insanoğlunun paylaşmayı öğrenmesini ve birlik içinde en yeni nesli, yani çocukları hayatta tutup büyütebilmesini simule ediyor. Deney ortamında bir topluluk eğitilmeye çalışılıyor... Yani zekice kurulan bu dikey sistemin, aslında yeni bir düzene geçme yolundaki insanoğlunun hazırlanması aşaması olduğunu düşünüyorum... Bu konudaki yorumunuzu da aşağıya mutlaka bekliyorum tabi. Pekiiii en diptekiler kim?...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/36/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Onlar bu sistemdeki iyi insanlar... Nasıl mı? Açıklayayım... Bu sistemdeki iyiler, en aşağıya kadar inip 333. kattaki çocuğu da alıp dibe inip çocuğu en yukarıya sağ salim ulaştırma derdinde. Zaten en dipteki insanların da azla yetinmeyi bilen iyi insanlar olduğunu görüyoruz. Canlı bir insan aşağıya indiğinde yemiyor, fakat ölü bir beden ya da yiyecek geldiğinde kapışıp karınlarını doyuruyorlar. Çünkü onların her biri de çocuğu, yani yeni nesli bu cehennemden kurtarıp yukarıya gönderebilmek için en dibe kadar inmeyi göze alan iyi insanlar. Adalet kör![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/348/29/ne-izledik-netflix-imzali-the-platform-2-filmi-incelemesi-780x439.png[/RESIM]Adaleti sağlıyorum diyen kişinin tüm dünyadaki adalet heykellerinde de olduğu gibi gözlerinin bağlı olması, hatta gözlerinin olmaması, adaleti sağlarken kimsenin cinsiyetine, dış görünüşüne, parasına puluna bakmayacağı anlamı taşıması da güzel detaydı... Tabi yozlaşan adaletin er geç adaleti sağlamaya çalışan kişiye de lazım olacağını göstermesi sahnesi de... Sonuçta adalet, herkese lazım. - Ve geldik "Ee Kaan sen ne düşünüyosun?" sorusuna..Elinde karyoladan kırdığı demirle üzerime koşanlar olacaktır fakat ben serinin bu 2. filminin çok da kötü olmadığını düşününlerdenim… Durun durun vurmayın... açıklayayım... Bu filmde de şahane oyunculuklar görüyoruz. Vahşet sahneleri gerçekten içimi cız ettirdi ki bu da başarılı olduğunun göstergesi.. E metaforlar desen yine her yerde... Bu filmin beğenilmemesinin en büyük nedeni, bu fikri daha önce zaten izlemiş olduğumuz düşüncesinden geliyor. Yani Cem Yılmaz örneği gibi. Cem Yılmaz her işinde yine kendiyle yarışmak zorunda ve imza attığı her işte yine en büyük rakibi kendisi oluyor... İşte bu film de bu talihsizliği yaşıyor çünkü seri filmler her zaman ilk filmiyle yarışmak zorunda... Bi düşünün. 2. filmi ilk filminden iyi olan çok seri bulamadığınızı fark edeceksiniz... Burda da onu yaşıyoruz. - Çünkü fikir inanılmaz. Dünyayı, inanç sistemini, ülkeleri, insanoğlunun içinde çırpınıp durduğu ve bir gün mutlaka patlayacak olan o bozuk sistemi bu şekilde bir platform ile anlatma fikri gerçekten çok başarılıydı. Belki de çok sıkılıp, daraldığımız pandemi günlerinin başında izlediğimiz için bizi bu kadar etkiledi ilk film fakat bu, filmin merkez aldığı çılgın fikrin nefis olma gerçeğini değiştirmiyor... Yani ilk film bize yeni bi fikir sunuyordu. Dikey bi yapı, en üstte yemek çok yenirse aşağıdakilere kalmıyor. Her ay düzen sıfırlanıp en altta açlık çekenler en üste, en üstte aşağıdakileri düşünmeden ziyafet çekenlerse en aşağıda sefaletin içine düşüyordu. Bu filmdeyse yeni çok az şey görüyoruz. İşte beğenilmemesinin en büyük nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. - Her ay düzenli ödeme yaptığım bir platformun, verdiğim parayı böyle yapımlara harcaması açıkçası beni mutlu ediyor. Yıllardır anlatıyorum, İspanyollar sadece senaryo üzerine kafa yorup iyi oyunculuklarla müthiş işler ortaya çıkarıyor. Yine yıllardır yılmadan, usanmadan tavsiye ettiğim şu filmlere bi bakın. Hepsi de senaryosuna büyük emek verilen, adeta örümcek ağı gibi ince ince örülen nefis işler. Bu yüzden her ne kadar ilk filmden sonra bize beklediğimiz kadar yeni bi şeylerle gelmese de, birkaç yerde ipin ucunu kaçırıp "Ne izliyorum yahu.." diye şöyle bi sorgulatsa da ben serinin bu 2. filminin de çok kötü olmadığını düşünenlerdenim. İspanyol imzası olan çok kötü film dizi izleyemezsiniz. Genel sektöre bakıldığında kolayca fark edilebilir ki bu yapım da senaryo ve detay açısından buram buram emek kokuyor. Ha keşke elle tutulur birkaç somut sürpriz verseydi bize de birkaç kez şöyle "Vay be" deyip şaşırsaydık. Fakat konu aynı, ilk filmde verilen mesajlar bu filmde de hemen hemen aynı, hatta sistem aynı.. Fakat başta da bahsettiğim uzay teorimin bu 2. filmde ayakları yere daha sağlam bastığı için mutluyum. Ben bu filmden sadece bunu cebime koyarak çıktım.. Bakalım sizde durum nasıl... [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
60b
0
1 yıl
Başrolde Bir Türk! Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: "Into the Night"
Başrolde Bir Türk! Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: "Into the Night"
Biliyorsunuz size burada film tavsiyelerinin yanında çok sık olmasa da dizi önerileri de vermeye çalışıyorum. Hatta yakın bir zamanda sizlere tavsiye ettiğim şu Netflix dizisine günler içinde binlerce kişi göz attı. Sadece birkaç gün önce Netflix imzalı bir dizi hakkında sizler için hazırladığım şu içerik ise Google trendlere girmeyi başardı. Bugün ise sizlere, yeni bir Netflix dizisi tavsiye etmeye geldim; Into the Night... Kıyıda Köşede Kalmış İyi Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Öncelikle bu içeriğe yolunuz "into the night izle" gibi aramalar sonucu düştüyse üzülerek söylemek istiyorum ki diziyi sadece Netflix'te izleyebilirsiniz. Fakat "into the night konusu ne?" veya "into the night yorum" gibi aramalar sonucu buradaysanız, size çok iyi haberlerim var çünkü birazdan sizlere Into the Night nasıl bir dizi? Neden izlenir? Oyuncu kadrosu nasıl? gibi soruların cevaplarını vermeye çalışacağım. Hem de çok kısa ve net bir şekilde... Hadi!  Öncelikle nedir bu Netflix'in yeni gözdesi Into the Night dizisinin konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/9/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, bir bilim kurgu temeline dayanıyor. Bir yolcu uçağını kaçıran bir Nato askeri, uçaktakilere "Güneş bizi öldürecek, sürekli olarak Batı'ya gitmeli ve karanlıkta kalmalıyız!" diyor. İşte o saatten sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Ne dünyada, ne de o uçakta... İşte dizi, bu çılgın konuyu işliyor. Bir uçak, içinde bir grup insan ve sürekli olarak karanlığa doğru gidilen bir rota...  Neden izlenir?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/6/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.jpeg[/RESIM]Öncelikle dürüst olmak gerekirse, dizideki oyunculuk ve diğer birkaç detay çok can alıcı değil. Yani ortalamanın belki bir tık üzerindeler fakat dizinin öyle bir büyüsü var ki, insanı peşinden sürüklemeyi kesinlikle başarıyor. Merak ettiriyor, "şimdi ne olacak?" dedirtiyor, hatta "Daha ne olabilir ki?" diye bile sorgulatıyor ve tüm bu soruların cevabını da başarılı bir şekilde vermeyi başarıyor. Yani işin özü; Sürükleyici bir dizi izleyeceksiniz. Şu karantina günlerinde böylesine bir çırpıda bitirilecek, sürükleyici yapımlar gerçekten hayat kurtarıyor. İşte tam da bu yüzden bu dizi izlenir.  Asın bayrakları! Başrolde bir Türk var; Mehmet Kurtuluş![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/53/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Netflix'in orijinal dizisi Hakan Muhafız'ın ilk sezonunu hepimiz büyük bir merak içinde izlemiştik. Her ne kadar 2. sezonu ilgi çekmese de, dizide zaten parlak olan yıldızı daha da parlayan bir oyuncu vardı; "Mehmet Kurtuluş"... Dizideki kötü adamı o kadar iyi oynamıştı ki, bu başarı Hakan Muhafız dizisinin de yer yer önüne geçmişti. Benim de çok ama çok başarılı bulduğum bu oyuncu, Into the Night dizisinde de bir Türk'ü oynuyor. Uçakta farklı milletlerden insanlar var ve içlerindeki "Ayaz" ismindeki Türk, gerçekten bir Türk tarafından, Mehmet Kurtuluş tarafından hayata geçirilmiş. Yolu açık olsun!  Mehmet Kurtuluş'u Tanımak İçin Tıkla! ► Bence şu karantina günlerinde, 6 bölümlük bu diziye bir şans verin derim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/46/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Dizilerin en büyük sorunu, bir sonraki bölümü merak ettirememeleri. Fakat bu dizi, Mehmet Kurtuluş dışında çok da iyi olmayan oyuncu kadrosuna rağmen bunu başarıyor. Merak ettiriyor, bir sonraki bölümü de izlemenizi sağlıyor. Bence sadece bu yönü için bile kesinlikle başlamaya, izlemeye değer.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
1
6 yıl
İzlemeyin! 2019'un ilk Vasat Filmi: "Us"
İzlemeyin! 2019'un ilk Vasat Filmi: "Us"
1 buçuk yıl önce kurduğum bu platformda izleyip, beğendiğim filmleri modunuza göre kategorize edip sizlere tavsiye ediyorum ve her gün 1000 ila 3000 kişi burada izleyeceği filmi buluyor. İşte tam da bu yüzden artık sadece izlemeniz gereken filmleri değil, izlememeniz gereken filmleri de sizle paylaşacağım. BYSY, yani "Ben yandım siz yanmayın" adını verdiğim bu serinin ilk filmi ise "Us" yani "Biz". Hadi gelin şimdi Us filmini neden izlememeniz gerek, 2019 yapımı Us filmi neden zaman kaybı şöyle bir bakalım.    Öncelikle Us filmi konusuna bir bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/81/47/izlemeyin-2019-un-ilk-zaman-kaybi-filmi-us-780x439.jpg[/RESIM] Kendi çapında "Çekirdek" dediğimiz bir ailemiz var. Anne, baba ve 2 çocuktan oluşan bu ailemiz bir tatile çıkıyor. Fakat çıktıkları bu tatilde bir gece yarısı şahit oldukları bir olay onların tüm hayatlarını değiştiriyor. Evleri, kırmızı kıyafetli bir grup insan tarafından saldırıya uğrayan ailemiz kendini birden bir hayat mücadelesinin içinde buluyor. İşte film de bunu konu alıyor. Adettendir bir de Us filmi fragmanını izleyelim[VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=hNCmb-4oXJA[/VIDEO] İzlemekte kararlı olanlar için spoilersız yorum İnanın bu filmin çıkmasını dört gözle bekleyenlerden biriydim. Sektörde böylesine farklı filmler çok merak ediliyor ve bekleniyor. E işim de sinema olunca, vizyona gireceği günleri saymaya başladım. Üstelik yönetmeni de nefis "Get Out" filminin yönetmeni Jordan Peele olunca işte dedim, nefis bir film geliyor... Fakat işler pek öyle gitmedi. Beklentimi mi yüksek tuttum acaba? diye düşündüm fakat hayır, beklentiyle de bir alakası yoktu. 2 saatlik koca film zaman kaybından başkası değildi... Eğer hala izlemekte kararlıysanız tabi ki sizi durduramam fakat 1 dakikası bile geri gelmeyen hayatınızdan 2 saatinizi bu film için harcamayın derim.  Devamı Spoiler: "Us", üzdü...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/81/13/izlemeyin-2019-un-ilk-zaman-kaybi-filmi-us-780x439.jpg[/RESIM] Öncelikle 2017 yapımı Jordan Peele imzalı "Get Out" filmini çok sevmiştim. Us filmi konusunu okurken yine aynı yönetmenin adını görmek beni çok heyecanlandırdı ve filmi sabırsızlıkla beklemeye başladım. Fakat bu bekleyişim hüsranla sonuçlandı... Neden mi? Açıklayayım... Filmin ilk yarısı çok güzel gidiyordu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/81/43/izlemeyin-2019-un-ilk-zaman-kaybi-filmi-us-780x439.jpg[/RESIM] İlk yarısındaki gerilim çok güzeldi. Çocuklarda, ailede bir gariplik görülüyor ve izleyiciyi rahatsız ediyordu. Birçok sahnede gerildim ve ani korkmalar yaşadım diyebilirim. Fakat ne olduysa ilk yarı bittikten sonra oldu... Burada size "Gerileyim" modunda tavsiye edeyim diye düşünürken film birden saçmaladı ve bu hayalimi de çöpe atmak zorunda kaldım.  Saldıranlar kendileri çıkıyor![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/81/51/izlemeyin-2019-un-ilk-zaman-kaybi-filmi-us-780x439.jpg[/RESIM] İşte burası. Filmin saçmalamaya başladığı yer tam da burası. Çocuk gelip "Evimizin önünde bir aile var" diyor ve tüm aile, bahçe kapılarının önünde el ele tutuşmuş ve kırmızılar giymiş bir aile görüyor. Yüzleri belli olmuyor ve herkesin içini bir korku kaplıyor. İşte bu! "Gulyabani" görmüş gibi heycanlandım! En çok beğendiğim kısım burasıydı ve keşke öyle de kalsaydı. Bu gerilim dolu şahane sahne birden bozuldu ve film ondan sonra asla toparlayamadı. Biraz sonra dışarıdaki aile, evdeki ailemize saldırıyor ve aaa, o da ne? Saldıran kişiler, evdeki ailemizin aynısı çıkıyor. Sonra birden klon-klon oturup konuşmaya başlıyorlar.   Neymiş? Her insanın yer altında bir klonu varmış...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/81/17/izlemeyin-2019-un-ilk-zaman-kaybi-filmi-us-780x439.jpg[/RESIM] Film biraz ilerledikçe saldırının tüm şehirde olduğunu anlıyoruz. Yani her insanın bir klonu şehrin altındaki tünellerde yaşıyormuş. Zaten bunu da sonralarda izliyor ve görüyoruz. Yukarıda topa vuran bir kişinin klonu da yer altında hayali bir topa vuruyor. Bir nevi kukla gibi, fakat bu şahane fikir neden bize çok saçma geldi? Çünkü işleniş sıkıntılıydı. Şahsen ben, o sahneleri gördükten sonra birçok soruma cevap almak istedim fakat bulamadım.  1. Tünellerde yaşayan bunca klon insan nasıl hayatta kaldı? Tavşan yiyerek olamaz heralde? 2. Yahu bu zombivari klonlar tuvaletlerini de mi yapmıyorlar?  3. Neden makas? Klonların her birinde gördüğümüz makasların olayı neydi? Polis, kolluk kuvvetleri bu klonları birkaç mermi ile harcayamaz mıydı? gibi gibi... "Get Out" filminin en azından sağlam bir mesajı vardı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/81/93/izlemeyin-2019-un-ilk-zaman-kaybi-filmi-us-780x439.jpg[/RESIM] Aynı yönetmenin 2017 yapımı Get Out filminde "Irkçılık" konu alınmıştı ve film gerçekten bunu müthiş bir gerilim ile bize yaşatmıştı. Fakat bu filmin ne çok sağlam bir mesajı var, ne bu mesaj iyi işlenmiş ne de insanı sürüklüyor... Keşke beklediğim gibi iyi çıksaydı da burada size dolu dolu bir film tavsiyesi yapabilseydim. İyi işlenememiş, zaman kaybından öteye geçememiş ve birçok kısmı havada kalan bir film "Us"... Yani olmamış.  Bir başka "BYSY" serimizde görüşmek üzere. İyi filmler izleyin, iyi hayatınız olsun diyor ve kaçıyorum.    Film Tavsiyesi Seç! ►
19b
2
7 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
19b
0
8 yıl
Güney Kore'nin Zombili Virüslü #EvdeKal Temalı Yeni Filmi; #Alive
Güney Kore'nin Zombili Virüslü #EvdeKal Temalı Yeni Filmi; #Alive
Hatırlayanlarınız vardır; sizlere daha önce izleyip beğendiğim Kore filmlerini şu listede tavsiye etmiştim. İşte o listeye girer mi acaba diye düşünerek, Güney Kore imzalı 2020 yapımı #Alive filminin de Netflix'te yayınlanacağını duyunca merak edip, hemen çıktığı gibi izlemek için bir köşeye notumu almıştım. Özellike içinde bulunduğumuz Koronavirüs sürecinde yayınlanan bu film, konusu itibariyle dikkatimi hemen çekmeyi başarmıştı.  Doğaüstü Konuları İşleyen 9 Özel Güç Filmi! ►  #Alive filmini Netflix'te az önce izledim ve hemen "#Alive filmi konusu nedir?", "#Alive filmi izlenir mi?" gibi sorularınıza elimden geldiğince cevap vermek istedim... Hadi gelin şimdi filme şöyle bir göz atalım.  Öncelikle nedir bu #Alive filminin konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/208/39/guney-kore-nin-zombili-viruslu-evdekal-temali-yeni-filmi-alive-780x439.png[/RESIM]#Alive filmi için Zombi Filmi demek hiç yanlış olmaz. Çünkü film, bir şehirde aniden ortaya çıkan bir virüs salgınını ve sonrasında yaşananları konu alıyor. İnsanlarda önce çığlık atma ve saldırganlaşma belirtileri gösteren bu virüs çok hızlı yayılıyor ve günlerini evinin bir odasında oyun oynayıp canlı yayın yaparak geçiren gencimiz, kendini birden gerçek hayatın tam da ortasında buluyor ve hep oyununu oynadığı o hayatta kalma macerası birden onun için gerçek oluyor. İşte filmimiz de bu süreci işliyor.  Film COVID-19'a benzer bir süreç ve #EvdeKal temasını işliyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/208/56/guney-kore-nin-zombili-viruslu-evdekal-temali-yeni-filmi-alive-780x439.png[/RESIM]Filmi az önce bitirmiş biri olarak SPOİLER'sız bir şekilde söyleyebilirim ki; Film, içinde bulunduğumuz bu Koronavirüs sürecinde bolca kullandığımız #EvdeKal teması üzerine kurulmuş. Hatta filmde sosyal medya ve Drone gibi günümüz teknolojileri de aktif şekilde kullanılmış. Tıpkı günümüzdeki Covid-19 sürecinde de olduğu gibi. Korona sürecinde içinde bulunduğumuz bu evreyi konu alan çok film yapılır mı, umarım bu süreç film yapılacak kadar uzun olmaz diyordum ki maalesef hala bu süreci yaşıyoruz ve henüz bu pandemiyi atlatmamışken, kıyısından köşesinden bu durumu konu alan filmler gelmeye başladı bile. İşte bu filmin de onlardan biri olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.  Peki nasıl bu #Alive filmi? İzlenir mi?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/208/26/guney-kore-nin-zombili-viruslu-evdekal-temali-yeni-filmi-alive-780x439.png[/RESIM]Film gerçekten sürükleyici. Fakat "sinema" gözüyle baktığınızda filmi bitirdikten sonra aklınızda çok etkileyici sahneler ve damağınızda unutulmaz bir tat bırakmıyor. Kötü değil, sürükleyici ve kendini izlettiriyor, fakat bu yeterli mi? İşte orası biraz karışık... Eğer bu türü seviyorsanız bu film sizin için seyir keyfi yüksek bir filme dönüşebilir. Fakat pek bu taraklarda beziniz yoksa veya "zaten #EvdeKal sürecini yaşıyorum, bari filmde eve kapanan birilerini izlemeyeyim" diyorsanız bu film pek sizlik olmayabilir. Yine de karar sizin tabi, olur da şöyle iyi gerilim filmleri arıyorsanız hemen şuraya, salgın-virüs konulu iyi filmler için de şuraya göz atabilirsiniz.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
20b
2
6 yıl
The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!
The Playlist: Spotify'ın Kuruluşunu Konu Alan, Girişimci Ruhlu Kişilerin İzlemesi Gereken Yeni Netflix Dizisi!
Size daha önce tavsiye ettiğim şu girişimcilik konulu filmleri hatırlayın. İşte Netflix'in bu yeni The Playlist dizisi de o listeye girebilecek yapımlardan biri. Hepimizin bildiği, kullandığı platformlardan biri olan Spotify'ın kuruluşunu konu alacak The Playlist dizisinin ilk haberini aldığımda oldukça heyecanlanmıştım. Dizi nihayet 3 gün önce (13 Ekim 2022) Netflix'te yayınlanmaya başladı ve ben de hemen izleyip bitirdim. Bu dizinin Spotify'ı konu aldığını bilmeyen pek çok kişi de şimdiden Google'da 'the playlist dizisi konusu ne?' sorusunu trend yapmış durumda. E hal böyle olunca da ben de hemen, The Playlist ismindeki bu yeni diziden bahseden bi içerik hazırlamaya karar verdim. Mini Dizi Tavsiyeleri ►  Hadi gelin şimdi Spotify'ı merkeze alarak ilerleyen The Playlist ismindeki bu yeni dizi nasıl bir yapım? Oyuncuları kimler? İzlenecek kadar iyi mi?.. gibi soruların cevaplarına birlikte bakalım... Hadi! Dizi hakkındaki yorumuma geçmeden önce; The Playlist dizisi neyi konu alıyor, kısaca bahsedeyim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/306/14/the-playlist-spotify-in-kurulusunu-konu-alan-girisimci-ruhlu-kisilerin-izlemesi-gereken-yeni-netflix-dizisi-780x439.png[/RESIM]Netflix'in yeni dizisi The Playlist, İsveç merkezli ünlü müzik yayın şirketi Spotify'ın kuruluş evresini ve kurulduktan sonra özellikle müzik endüstrisinde yarattığı değişiklikleri konu alıyor. Yani bu dizi boyunca, bir girişimin kurulma evresine ve sonrasında o girişimin önüne çıkan engellere şahit oluyoruz... Bu siteyi 2016 yılında kurduktan sonra karşılaştığım pek çok engeli düşününce, özellikle benim gibi biraz olsun içinizde 'girişimcilik' ateşi yanıyorsa bence bu diziyi kesinlikle izlemelisiniz. Çünkü dizi, devasa bir girişimin doğum sürecini ve sonrasındaki evresini fazlasıyla iyi bir şekilde konu alıyor. Benden söylemesi... Ben bu diziyi gerçekten beğendim. Ama...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/306/36/the-playlist-spotify-in-kurulusunu-konu-alan-girisimci-ruhlu-kisilerin-izlemesi-gereken-yeni-netflix-dizisi-780x439.png[/RESIM]Her fırsatta söylediğim gibi, 'teknoloji' odaklı yeni girişimlerin ortaya çıkış sürecini konu alan film ve diziler her zaman ilgimi çekmiştir. Elimden geldiğince de yıllardır bu yapımları size de tavsiye etmeye çalışıyorum. The Playlist ismindeki bu dizi de benim için o yapımlardan biri olmayı kesinlikle başardı. Fakat... Bu tür girişimcilik işleri sizi çekmiyorsa, dev bir şirketin/markanın/platformun ortaya çıkış sürecini izlemek size pek çekici gelmiyorsa, tabi ki de bu dizi sizlik olmayabilir. 6 bölümün her birinde de farklı karaktere odaklanıyoruz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/306/64/the-playlist-spotify-in-kurulusunu-konu-alan-girisimci-ruhlu-kisilerin-izlemesi-gereken-yeni-netflix-dizisi-780x439.png[/RESIM]Dizinin akıcılığı oldukça başarılı. Fakat kurgusu da bir o kadar farklı ve yine başarılı... Dizi, 6 bölümünün her birinde de olayların bir köşesinde olan 1 kişiyi merkeze alarak ilerliyor. Yani 1 bölüm, Spotify'ın kurucusunu izliyorsak, diğer bölüm, şirketin Hukuk işlerini takip eden bir avukatın yaşadıklarına odaklanıyoruz. Ben bu farklı akışı oldukça sevdim diyebilirim. Dizinin kadrosunda tanıdık bir Türk oyuncu da var; Gizem Erdoğan![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/306/46/the-playlist-spotify-in-kurulusunu-konu-alan-girisimci-ruhlu-kisilerin-izlemesi-gereken-yeni-netflix-dizisi-780x439.png[/RESIM]Yine bir Netflix dizisi olan Kalifat'ın başrolünde de izlediğimiz Gizem Erdoğan'ı bu dizinin de oyuncu kadrosunda görüyoruz. İsveç doğumlu olan oyuncu pek çok yapımda yer almış olsa da, benim radarıma az önce de bahsettiğim Kalifat dizisiyle girmişti. Şimdi bu dizide tekrar izleyince de fark ettim ki bence önümüzdeki yıllarda kendisini daha iyi yapımlarda göreceğiz. - - - - - - - - -  Özet: Eğer aklınızda bir fikir varsa, bu fikri bir girişime dönüştürmek, şu anki işinizden istifa edip farklı ve heycanlı bir yola girip, kendi işinizin patronu olup, bu dünyada birilerine dokunmak istiyor ve iyi bir şeylere imza atmak için gece gündüz çalışmayı düşünüyorsanız işte bu dizi tam da sizin izlemeniz gereken bir yapım... Yok "Ben bilim kurgu, gerilim türlerinde veya şöyle aksiyonu bol bi şeyler izleyeyim.." diyorsanız da üzgünüm çünkü bu dizi pek sizlik değil. Ben fazlasıyla keyif alarak izledim bu diziyi, karar sizin. - - - - - - - - -  ● The Playlist dizisi Netflix'te var mı? Evet dizi Netflix'te izlenebilir. ● The Playlist dizisi kaç bölüm? Dizi, 6 bölümden oluşuyor. Dizi bir 'mini dizi' olarak çıktığı için 2. sezonu hakkında da bir detay yok ve muhtemelen olmayacak. ● Dizinin oyuncuları kimler? The Playlist dizisinin oyuncu kadrosunda, başrollerde Edvin Endre ve Christian Hillborg'u görüyoruz. Ulf Stenberg, Joel Lützow, Gizem Erdoğan, Ella Rappich ve Sam Hazeldine ise kadrodaki diğer oyuncular. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
15b
0
3 yıl
Olmadı! Cem Yılmaz İmzalı "Karakomik Filmler" Seyirciden Geçer Not Alamadı!
Olmadı! Cem Yılmaz İmzalı "Karakomik Filmler" Seyirciden Geçer Not Alamadı!
Ülkemizde "Sinema" deyince birçoğumuzun aklına Cem Yılmaz geliyor. Yıllar önce vizyona giren G.O.R.A ve A.R.O.G filmlerindeki espriler hala yapılıyor ve hala bu esprilere gülünüyor. Kimse de demiyor ki "Ben anlamadım"... Çünkü o filmleri 7'den 70'e herkes izledi, benimsedi ve içindeki mizaha güldü. Peki ya Cem Yılmaz'ın günler önce vizyona giren yeni konsept filmi "Karakomik Filmler"?... Maalesef Cem Yılmaz imzalı "Karakomik Filmler" seyirciden tam not alamadı. Hatta bırakalım tam not almayı, geçer not aldığı bile henüz belli değil... Hadi gelin şimdi birlikte Cem Yılmaz imzalı "Karakomik Filmler"e şöyle bir göz atalım. Detaylarına, izlenme sayısına ve neden başarılı olamadığına birlikte bakalım. Karakomik Filmler, yani "Kaçamak" ve "2 Arada" filmleri ilk 3 günde 276.086 kişi tarafından izlendi![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/123/28/olmadi-cem-yilmaz-imzali-karakomik-filmler-seyirciden-gecer-not-alamadi-780x439.jpg[/RESIM]Sinemada ilk 3 gün çok mühimdir. Bu 3 gün, filmin toplamının ne kadar izleneceği hakkında büyük oranda ipucu verir. Fakat maalesef Karakomik Filmler, daha ilk 3 günden çok az bir izleyiciye hitap etti. Bu da ilk haftanın çok kötü geçeceğini gösteriyor.  Karakomik Filmler, Cem Yılmaz'a 3 günde 5.586.694 TL kazandırdı[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/123/60/olmadi-cem-yilmaz-imzali-karakomik-filmler-seyirciden-gecer-not-alamadi-780x439.jpg[/RESIM]Karakomik Filmleri'i ilk 3 günde sadece 276 bin kişi izledi ve yapımcısına toplamda 5.586.694 TL hasılat kazandırdı.  Cem Yılmaz'ın en kötü başlayan 2. filmi oldu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/123/3/olmadi-cem-yilmaz-imzali-karakomik-filmler-seyirciden-gecer-not-alamadi-780x439.jpg[/RESIM]2006 yılında vizyona giren Hokkabaz filmi ilk 3 günde sadece 247 bin kişi tarafından izlenmişti. Karakomik Filmler, 276 bin kişi ile Cem Yılmaz'ın en kötü başlangıç yapan 2. filmi oldu. Olayın vehametini anlamanız için; A.R.O.G ilk 3 günde 816 bin kişi tarafından izlenmişti... Tek bilete 2 film![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/123/47/olmadi-cem-yilmaz-imzali-karakomik-filmler-seyirciden-gecer-not-alamadi-780x439.jpg[/RESIM]Cem Yılmaz, şimdiye kadar ortaya çıkardığı filmlerde kullandığı prodüksiyon ile Türk sinema sektöründe çok ileride olduğunu hepimize kanıtlamıştır. İşte Karakomik Filmler ile de bunu yapmaya çalıştı ve yurt dışında da örnekleri olan, tek bilete 2 film birden sundu. Seyirciler orta metrajlı 2 filmi birden izledi... Fakat işte bu, seyirciyi biraz ürküttü. Bizim insanımız yabancı formatlara bayılır. YouTube'u açar yabancı formatlardan çevirilen Türk YouTuber videolarını izler, orijinali yabancı olan O Ses Türkiye gibi programlara bayılır, fakat işin içine para girince işte orada durur. Karakomik Filmler'de de bunun olduğunu düşünüyorum. Tek bilete 2 farklı film olayı bizim insanımızı biraz tereddütte bıraktı diyebilirim. En azından gördüğüm kadarıyla durum böyle.   Karakomik Filmler 2 Arada konusu; Film, arabalı vapurda çalışan Ayzek isimli bir adamın yaşadıklarını konu alıyor. Dram yönü ağır bassa da seyirciler bu dramın kendilerine geçmediğini söylüyor.  Karakomik Filmler Kaçamak konusu; Bu film ise birlikte tatile çıkan 4 arkadaşın başına gelenleri konu alıyor. Uzaylıların da olaya dahil olmasıyla "kara mizah" ağır basıyor ve olaylar farklı bir şekilde gelişiyor.  kaanintavsiyesi.com'un En Beğenilen Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Not: Cem Yılmaz'a, kafasına, düşüncelerine ve vizyonuna hayranım. Fakat çok fazla kendi ortamında kalıp, dış dünyayı takip edince işte sonucu böyle oluyor. Kafasını biraz Türkiye'ye çevirse, ortaya İftarlık Gazoz gibi çok şahane işler çıkaracak fakat o, dünyada trend olan formatları ülkemize taşımak istiyor. Bu müthiş bir düşünce fakat maalesef bizim ülkemizde pek alıcısı yok be Cemcim. Parlak renkler, pastel sahneler, uçuk karakterler pek bizlik değil. Bunu Ali Baba ve 7 Cüceler'de de yaşadın, gördün... Uzun lafın kısası, bulunduğun konum çok iyi fakat ekstra şeyler deneme fikri pek bizlik değil. Seni sevmeye ve yaptığın işlere saygı duymaya devam edeceğiz fakat kötüye kötü demesek de ayıp etmiş oluruz. ● Hemen aşağıdaki butona tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi bulabilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM]  Modunu Seç ►  
13b
1
6 yıl
Menüde Gerilim Var! UMAMİ: Yeni Yerli Disney+ Filmi!
Menüde Gerilim Var! UMAMİ: Yeni Yerli Disney+ Filmi!
Disney+ filmleri takviminde gördüğümden beri merakla beklediğim bir yapımdı Umami filmi... Film dün, yani 12 Şubat tarihinde Disney+'da yayınlandı ve hemen oturup Umami filmini izleyenler arasında yerimi aldım... Peki Umami filmi konusu nedir? Oyuncuları ve daha doğrusu oyunculukları nasıldı? Hepsinden önce Umami filmi hangi filmin uyarlamasıydı? Gelin önce bunlara, sonra da Umami filmi hakkında şöyle genel düşüncelerime birlikte bir göz atalım. Filme Git ►  Düşüncelerimden önce Umami filmi konusuna bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/90/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Umami filmi, İstanbul'daki lüks bir şef restoranında yaşananları konu alıyor. Başrolümüz Sina Bora karakteri, restoranımızın hem şefi hem de ortağı... İşte biz de bu şefi merkeze alarak tüm restoranın 1 gecesindeki koşturmacayı konu alan bir hikayeyi izliyoruz. Hem restoranda yaşanan gerilim dolu anları, hem mutfak koşturmacasını hem de hizmet sektöründe müşteri ve mekan arasındaki anlaşmazlıklara şahit oluyoruz. Lafı uzatmadan; Ben bu filmi sevdim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/14/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Üniversite yıllarımda 2 sezon boyunca büyük bir otelin çeşitli departmanlarında çalışmış, yeri gelmiş mutfağa girmiş yeri gelmiş servise el atmış biri olarak ben bu filmdeki bu koşturmacayı gerçekten de yaşadığım için 'çok gerçek' buldum. Belki biraz da bu yüzden olacak, bu filmde izlediğim bu gerilim dolu sahneler, o diyaloglar ve yaşananlar bana çok tanıdık geldi. Yani film benden geçer not almayı başardı... Tek plan çekimi ve gerilimiyle... Başarılı![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/32/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Çok beğenerek size de şurada tavsiye ettiğim şu nefis 1917 filmini hatırlayın. İşte bu film de o nefis film gibi bir tek plan çekimden oluşuyor... Yani söylenen o yönde. Acaba birkaç yerde cut atıldı mı diye ince ince eleyip, gözlerimi dört açıp izledim bir 'köylü kurnazlığı' ile fakat filmdeki akış gerçekten çok başarılı kotarılmış. Tek plan çekiminin de verdiği o gerilim dolu yakın plan sahneler beni kesinlikle germeyi başardı. Peki Umami hangi filmin uyarlaması?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/33/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Umami'yi izleyen pek çok kişi 'vay, böyle bir iş bizden çıktıysa bravo' gibi yorumlar yapmaya başlamışken hemen olaya el atmak istedim. Umami bir uyarlama... 2001 yapımı Boiling Point yani "Patlama Noktası" filminin bir uyarlaması olan Umami filmi, bence orijinal filmdeki havayı yakalamayı başarıyor. Son olarak; Umami filmi oyunculukları ne durumda? derseniz, anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/38/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM]Başrolümüz Burak Deniz bence iyi bir oyunculuk sergiliyor fakat 'profesyonel' bir şef izlerken filmin başlarında şefin işe geç kaldığını, bazı siparişleri geçmeyi unuttuğunu görüyoruz. Bunlar da şefin karizmasını gözümüzde çizmeyi başarıyor. Öykü Karayel, keşke bu rolde olmasaydı bana sorarsanız... En yükseldiği sahnede işletme müdürüne posta koyuyor fakat inanın o izleyiciye geçmiyor. Osman Sonant nefis bir 'yapmacık' Danilo Şef karakteriyle karşımıza çıkıyor. Nefis bir oyunculuk. Çok başarılı buldum. Bunun yanında işletme müdürümüz, şefimizin ortağı Ulvi Kahyaoğlu da iyi oyunculuk sergilemiş. Onur Ünsal'ın doğal, samimi oyunculuğunu da es geçemem tabi. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/353/93/menude-gerilim-var-umami-yeni-yerli-disney-filmi-780x439.png[/RESIM] - - - - - -  Özet; Öncelikle Atatürk dizisini iptal edip bünyesindeki yerli yapımları da silen Disney +'a tepkim hala ilk günki kadar sürüyor... Bunu söylemeden geçmek istemiyorum. Umami'ye gelirsek; bence bu film olmuş. Dün gece izledim ve sabah uyandığımda birkaç sahnesi aklımdaydı. Çok üst düzey bir yapım değil elbet, fakat yerli yapımlarda biraz beklentiyi düşürüp izliyorum malum, bu yüzden beni yakalamayı başardı... Karar sizin. - - - - - -  • Umami filmi Netflix'te var mı? Hayır. Umami filmi Netflix'te değil Disney+'da yer alıyor. [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
62b
2
1 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.