Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!

26 Kasım 2022
24b
0 Yorum
Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!

Google veya sosyal mecralarda milyonlarca kişi her gün 'netflix film önerileri' veya 'Netflix'te ne izlesek?' gibi aramalar ile her ay düzenli olarak ödeme yaptıkları Netflix'te izleyecek iyi bir şeyler arıyor. Bildiğiniz gibi Netflix, birçok yapımı yayınlamak için kiralıyor. Yayın süresi bittiğindeyse bu içerikler kayboluyor. Fakat birazdan göreceğiniz listemdeki filmlerin tümü, Netflix'in kendi yapımları olduğu için yıllar sonra bile bu netflix film önerileri listesine göz atanlar, bu filmleri Netflix'te bulabilecek.

Ayrıca bu listede Platform, Irishman, Tinder Avcısı, I am a Mother ve Extraction gibi Netflix'te izlenme rekorları kıran yapımlardan çok, daha arka planda kaldığını düşündüğüm iyi Netflix filmlerine yer vermek istiyorum... Hadi gelin şimdi Netflix'e her ay verdiğiniz paraya değecek, Netflix'te izlemeniz gereken o film önerilerine birlikte göz atalım!

● Bu içeriğin aynısını video olarak YouTube kanalımızda da hazırladık, dilerseniz video olarak da izleyebilirsiniz!

1. İlk Netflix filmi önerim olan Spectral ile başlayalım...

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Netflix kütüphanesinde birçok kişinin gözden kaçırdığını düşündüğüm bu film, vurdulu kırdılı iyi bi bilim-kurgu filmi benim için. Savaşlarda kimyasal ya da farklı türdeki silahları çok gördük, fakat görünmeyen ve dokunduğunu anında öldürebilen bi silah karşısında ne yapılabilir? İşte benim beklentimin çok üzerinde çıkmayı başaran bu film de, bu konuyu işliyor. Bu filmi tavsiye ettiğim birçok kişi "Nasıl gözden kaçırmışım hayret..." diyerek bana geri döndü. E darısı başınıza...

Filme Git ► 

2. Ballad of Buster Scrugs ise Netflix'te izlemenizi istediğim özel yapımlardan biri...

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Bu film ise Netflix'te izleyebileceğiniz en özel yapımlardan biri... 6 kısa ve farklı hikayeden oluşan bu film, birbirinden bağımsız hikayeler ile sizi kovboyların kol gezdiği, güneşin kavurduğu western bi dünyaya götürüyor. Çocukken okuduğum o hikayelerdeki tadı aldığım bu film için keşke "6 bölümlük bi film yerine, 60 bölümlük bi dizi olsaydı" bile dedim. Artık ne kadar beğendiğimi siz düşünün... Bu çok ama çok özel olan yapımın son bölümü hariç, 5 bölümünü de mutlaka izleyin derim. "Kaan demişti..." dersiniz.

Filme Git ► 

3. Balle Perdue

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Netflix Fransa yapımı bu filmi de platformda pek çok kişi gözden kaçırıyor. Zeki bi tamircinin, modifiye ettiği aracıyla giriştiği soygunda yakalanmasını ve sonrasını izliyoruz. Polis, adamımıza "E madem böyle yeteneklisin, bize de bi şeyler yap" deyince adamımız kendini birden çok kirli oyunların ortasında buluveriyor... 1 buçuk saatlik bu film, beni yakalamayı başardı. Göze batan kötü oyunculuklar yok, aksiyon sahneleri gayet yerli yerinde ve film de akıyor, e daha ne olsun? Bi göz atın derim.

Filme Git ► 

4. Mosul

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Alper Çağlar imzalı, benim de çok beğendiğim 6 bölümlük BÖRÜ dizisini sevenler şimdiki tavsiyemi fazlasıyla beğenecektir. 2020 Netflix imzalı bu film, yerle bir olan Irak'ta IŞİD'in peşine düşen ve tabiri caizse telsiz kapatıp yok olarak adım adım düşmanını indiren bi özel harekat timini ve bu ekibin, çatışmanın ortasından çekip çıkardığı bi polisi konu alıyor. Polisimiz, tüm bu çatışma olaylarına biraz yabancı olunca, biz de izleyici olarak onda kendimizi bularak daha fazla olayların içine girebiliyoruz. Hikayesi ve konu aldığı kişileri gerçeğe dayanan bu film, özellikle bu türü sevenler için ilaç gibi gelebilir. Benden söylemesi...

Filme Git ► 

5. Saqqara Tomb

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Şimdiiiii... Eski Mısır ile aranız nasıl? Asırlar önce yaşayan binlerce insanın devasa piramitleri nasıl yaptıkları, nasıl bi ortamda yaşadıkları ve neler düşündükleri benim gibi sizin de ilginizi çekiyorsa, Netflix'teki bu yapımı kesinlikle izlemelisiniz. Bu yapımda Mısır'ın bilinen en eski başkenti Sakkara'da yapılan kazıları izliyoruz... Mumyalar, eşyalar, lahitler ve binlerce yıl önce gömülüp hala öylece duran cansız hayvanlar ve dahası... Bir göz atın derim.

Filme Git ► 

6. Oxygen

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Şimdi nefesinizi tutun... Çünkü izleyeceğiniz bu Netflix filmindeki başrolümüz tam olarak bunu yapmak zorunda... Kapalı bir odada gözlerini açan bir kadın, bu dar odaya nası geldiğini hatırlamaya çalışırken birden azalan oksijenini fark ediyor ve bir hayatta kalma mücadelesi de böylece başlamış oluyor. Netflix, bu filmiyle beni şaşırtmayı başardı. Tek mekanlı filmlerde izleyiciyi sürüklemek çok zordur, fakat bu film bunu başarıyor. Şöyle farklı ve gerilimli bi şeyler arıyorsanız artık aramanıza gerek yok, çünkü sizin filminiz bu... "Kaan demişti" dersiniz...

Filme Git ► 

7. My Teacher Octopus

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Ve geldik, sonlarına doğru bana "Bi vahşi yaşam belgeseli insanı nası ağlatabilir yahu..." dedirtmeyi başaran o filme... Toplamda birkaç yılda çekilen bu 1 buçuk saatlik belgesel filmde, sığ sularda tüpsüz dalış yapıp keşfe çıkmayı seven bi adamı ve onun yine bu dalışlarından birinde tanıştığı bi ahtapot ile oluşan inanılmaz bağını izliyoruz. Bu öyle başarılı bir yapım ki, izlerken yer yer kendinizi çok iyi bi dram filmi izliyormuş gibi kederli ve hüzünlü hissediyorsunuz. Birçok yerden ödülleri toplayan bu yapım, bi dram filmi kadar dram, macera filmi kadar macera ve bir belgesel kadar nefis görüntüler içeriyor. Kaçırmayın.

Filme Git ► 

8. Downfall: Boeing

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
İzleyeceğiniz bu yapımdaysa, sinirden yumruğunuzu sıkmamak için kendinizi dizginleyin derim... Çünkü gerçek ve bi o kadar da dev bi skandalın iç yüzünü göreceksiniz... Farklı tarihlerde ard arda yaşanan 2 uçak kazası sonrası gündeme gelen çok önemli konuları işleyen bu yapım, 'yolcu uçağı' gibi dev bi teknoloji harikasındaki sorunları, sıfır teknik bilgisi olan birinin bile anlayabileceği şekilde aktarıyor. Önce havacılık sektöründeki herkesin sonra da hayatında 1 kez bile uçağa binmiş olan tüm insanların izlemesi gereken bi yapım bu. Ben izlerken "Nasıl ya? Bu nasıl bi ihmalkarlık" diye sinirlenip, kızdım...

Filme Git ► 

9. Rose Island

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Şimdi şöyle düşünün; Tekneyle Ayvalık'tan çıkıp Ege Denizin'de hiçbir ülkenin hakkı olmayan sularda bi yere gidip, deniz tabanına platformlar sabitleyip küçük bi ada oluşturuyorum ve burası "Kaan'ın Adası'dır" deyip yeni bi devlet kurduğumu ilan ediyorum... Nasıl olay ama? Yoksa çok mu uçuk geldi? Fakat ya size bunun 1970'lerde yaşanan gerçek bi olay olduğunu söylesem? İşte bu Netflix filmi de tam olarak bunu konu alıyor. Öyle devasa bir film izlemeyeceksiniz fakat içinde aşk da olan ve yer yer de gülümseten çılgın bi film sizi bekliyor. Özellikle bir hafta sonu mutlaka bi şans verin derim.

Filme Git ► 

10. Outlaw King

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Bu Netflix filmiyse, Brave Heart filmindeki William Walace gibi işgalcilere kafa tutan "Robert Bruce"u konu alıyor... 2 saatlik bu film, gerçek kişi ve olayları işlediği için izleyenini peşine takıp sürüklüyor. Şöyle bi 2 saatiniz varsa, oklu, kılıçlı savaş sevenlerdenseniz, e bi de Game of Thrones ve Braveheart özlemi çekiyorsanız bu film tam sizlik olabilir, benden söylemesi...

Filme Git ► 

11. Against The Ice

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Netflix'te yeni yayınlanan bu film ise tamamen gerçek kişi ve olayları konu alıyor... 1900'lü yılların başında "Bu grönland tek parça bi ada, bunu herkese göstericez" diye gaza gelip bi keşif gezisine çıkan bi grup denizciyi ve sonrasında yaşananları konu alan bu yapım, zorlu bi coğrafyada yaşanan hayatta kalma mücadelesini nefis bi şekilde işliyor. Üstelik izlerken tüm bu sürecin gerçekten bi zamanlar yaşandığını bilmek de insanı daha fazla etkilemeyi başarıyor. Bir göz atın derim.

Filme Git ► 

12. Ve son olarak; Kate!

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!
Bir görev sonrasında sadece 24 saat hayatta kalacak şekilde zehirlendiğini öğrenen başarılı bi suikastçinin yaşadıklarını izliyoruz bu filmde. Birçok kişinin "John Wick'in kadın versiyonu.." gibi yorumlar yaptığı bu film, bol koşturmaca içeriyor. Şöyle sakin kafayla, üzerine düşünerek kendinizi yormayacağınız bir şeyler izlemek istiyorsanız bu film aradığınız şey olabilir, benden söylemesi...

Filme Git ► 

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!

Modunu Seç ►

Netflix'e Verdiğiniz Paraya Değecek 12 Film Önerisi!

listesine yorum yap!
Henüz kimse yorum yapmadı...
SEN İLK OLABİLİRSİN!
netflix filmlerinetflix film önerilernetflix film önerisien yeni netflix filmlerien iyi netflix filmlerinetflix film tavsiyelerinetflixte izlenecek filmlergüncel netflix filmleri
EN AKTİF ÜYELER
Benzerlikleri Sayesinde "The Witcher" Dizisinde Hiç Sırıtmayacak 6 Türk Oyuncu
Benzerlikleri Sayesinde "The Witcher" Dizisinde Hiç Sırıtmayacak 6 Türk Oyuncu
The Witcher dizisi son günlerin en çok konuşulan yapımı olmayı başardı. Hatta ben de dün burada sizlere, 1 günde yalayıp yuttuğum bu dizinin iyi ve kötü bulduğum yanlarını anlattığım şu inceleme yazısını hazırladım. Sonra birden fark ettim ki aslında The Witcher oyuncuları arasındaki bazı karakterleri gözüm gerçekten bir yerlerden ısırıyor. Hatta bazıları gerçekten bizim Türk oyunculara benziyorlar... Daha önce de bunu La Casa de Papel dizisi için yaşamış ve şu içeriği hazırlamış ve çok da güzel tepkiler almıştım.  Bugün de sizlere, The Witcher oyuncuları Türk olsaydı kimler olurdu? sorusunun cevaplarını kendimce vermeye çalışacağım. Sizi bilmem ama birazdan göreceğiniz The Witcher Türk versiyonundaki oyuncular gerçekten ana kadrodaki oyuncular ile benzerlik taşıyor... Hadi o zaman gelin o isimler kimlermiş birlikte bakalım!  1. Öncelikle dizimizin başrolü "Witcher", yani "Rivialı Geralt" hangi Türk oyuncumuza benziyor bakalım[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/6/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.png[/RESIM] Bence "İbrahim Çelikkol"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/11/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Evet, 8 bölümlük 1. sezonu tamamen "Ulan bu birine benziyor ama du bakalım..." şeklinde izledim ve sonunda İbrahim Çelikkol'a benzediğini keşfettim. Çelikkol'a ekle bir uzun beyaz saç, al sana İzmitli İbrahim. Tabi canım neymiş o Rivialı Geralt falan...  2. Büyücümüz Yennefer rolünde ise "Büşra Pekin"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/63/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Ezik, özgüvensiz halinden güçlü, alfa bir büyücüye dönüşen Yennefer, bence Büşra Pekin'in şu fotoğraftaki haline benziyor. Büşra hadi kaptın rolü! 3. Ciri rolünde ise "Miray Daner"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/88/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM][RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/76/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Bence bu ikili fiziki olarak benzemekle kalmıyor ve karakter olarak da benziyorlar. O çığırmalar, kanadı kırık rolü oynamalar hep aynı. 4. Kraliçe Calanthe rolünü ise "Hasibe Eren" sırtlayabilir[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/31/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM][RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/15/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Kraliçeyi daha ilk gördüğüm anda "Aa Avrupa Yakası Makbule" diye söylendim. Bu benzetmeyi de buraya eklemek istedim. 5. Fareçuval ise tam "Ozan Güven" değil mi ama?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/33/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Bu benzerlik  bana "Heh işte buldum" dedirtti. Çünkü bu ikili gerçekten tip olarak benziyorlar. 6. Büyücümüz Tissaia ise "Derya Artemel"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/5/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.png[/RESIM][RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/149/9/benzerlikleri-sayesinde-the-witcher-dizisinde-hic-siritmayacak-6-turk-oyuncu-780x439.jpg[/RESIM]Belki çok zorlama bir benzerlik diyeceksiniz ama bu ikili de bence gerçekten benziyor. Ha Kırgın Çiçekler dizisini izledim mi? Hayır. Fakat yıllar önce sosyal medyada çok dolaşan bir Caps ile bu ablamızın yüzüne aşina oldum. Tissaia için bizden kim olabilir diye düşünürken de birden aklıma geldi ve bingo!  Benim nacizane benzetmelerim bu şekilde. Sağda solda, sitenizde videonuzda kullanacaksanız kaynak göstermeyi unutmayın, bozuşuruz. Bu arada yukarıda da bahsettiğim gibi, dizinin incelemesi için hemen buraya tıklayabilirsiniz.  ● Hemen aşağıdaki butona da tıklayarak modunuza göre film tavsiyesi seçebilirsiniz![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/28/58/simdiye-kadar-nasil-izlememisim-diyeceginiz-7-film-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
26b
0
6 yıl
Into the Night Dizisi ile Tekrar Alkış Alan Gizemli Türk Oyuncu: "Mehmet Kurtuluş"
Into the Night Dizisi ile Tekrar Alkış Alan Gizemli Türk Oyuncu: "Mehmet Kurtuluş"
Bugün burada sizlere her zamanki gibi bir film ya da dizi tavsiyesi vermeyeceğim. Bugün sizlere, dün yayınlanan Netflix imzalı "Into the Night" dizisi kadrosunda gözüme çarpan Türk oyuncu Mehmet Kurtuluş'u anlatmaya geldim. Aslında daha önce de pek çok farklı yapımda dikkatimi çekmişti fakat az önce bitirdiğim dizide de oyunculuğunun kalitesini tekrar görünce kendisini pek tanımadığımı fark ettim. İşte tam da bu yüzden "Mehmet Kurtuluş kimdir?", "Mehmet Kurtuluş'un oynadığı filmler" gibi pek çok arama yaparak kendisini şöyle bir araştırdım.  Beyin Yakan Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Hadi gelin şimdi sizle bu gizemli mi gizemli, sert mi sert, başarılı mı başarılı Türk oyuncuyu, araştırıp öğrendiğim kadarıyla tanıştırayım... E hadi!  Netflix'ten Hollywood'a, her yerde karşımıza çıkan bu ürkütücü yüz "Mehmet Kurtuluş" kim?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/188/47/into-the-night-dizisi-ile-tekrar-alkis-alan-gizemli-turk-oyuncu-mehmet-kurtulus-780x439.png[/RESIM]Ünlü oyuncu, 27 Nisan 1972'de Uşak'ta doğmuş. Fakat ailesinin iş için Almanya'ya göçmesi nedeniyle 1 buçuk yaşında düşmüş Almanya yollarına. Lise yıllarında tiyatro ile tanışmasıyla hayatı tam anlamıyla değişmiş ve önüne farklı kapılar açılmış. 2000'li yıllarda ise yönetmen "Fatih Akın" ile tanışmasıyla kendini birden sinemanın tam da göbeğinde buluvermiş.  Yaşı 48, boyu 1,82 olan oyuncunun, 2 Mayıs 2020 tarihi itibariyle de Instagram'da 55 Bin takipçisi bulunuyor. Tam tarih veriyorum ki bu içeriği yıllar sonra bile okuduğunuzda hemen buraya tıklayarak oyuncunun Instagram hesabına göz atın ve takipçi sayısı ne alemde, değişimi görebilin. Çünkü ben bu ismi, daha çok başarılı projelerde göreceğimizi düşünüyor ve gönülden istiyorum.   Bu beni çok şaşırttı, siz de şaşırın; Kendisi, Christian Bale'in başrolünde olduğu 2002 yapımı nefis bilim kurgu filmi Equilibrium'da bile oynamış![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/188/65/into-the-night-dizisi-ile-tekrar-alkis-alan-gizemli-turk-oyuncu-mehmet-kurtulus-780x439.png[/RESIM]Mehmet Kurtuluş, kendine özgü atmosferi olan filmler arasında en sevdiklerimden biri olan ve epey önce bu platformda sizlere de tavsiye ettiğim bu nefis bilim kurgu filminin kadrosunda yer almayı bile başarmış! Her ne kadar birkaç dakikalık bir rol olsa da, filmde Christian Bale'in evinde yapılan aramayı yöneten kişi olarak karşımıza çıkıyor Kurtuluş. Bu çok kısa rolü sayesinde, şimdi Equilibrium filmi oyuncu kadrosunda bir Türk'ün ismi de yer alıyor.  Equilibrium Filmine Git ► Hakan Muhafız dizisinde, bir kötü ne kadar "iyi" oynanabilirse, o kadar iyi oynadı![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/188/76/into-the-night-dizisi-ile-tekrar-alkis-alan-gizemli-turk-oyuncu-mehmet-kurtulus-780x439.png[/RESIM]Netflix'in ilk Türk orijinal yapımı olan Hakan Muhafız dizisinde zaten parlamak için an kollayan yıldızı parlamış ve kötü adamı müthiş bir şekilde oynaması, yer yer dizinin bile önüne geçmişti.  Dün, yani 1 Mayıs 2020'de yayınlanan Netflix imzalı Into the Night dizisinde de tekrar dikkatleri çekmeyi başardı...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/188/24/into-the-night-dizisi-ile-tekrar-alkis-alan-gizemli-turk-oyuncu-mehmet-kurtulus-780x439.png[/RESIM]Gerçekten bazı bariz hatalara rağmen çok sürükleyici bulduğum bu diziyi neredeyse bir oturuşta bitirdim diyebilirim. Oyuncu kadrosundaki en başarılı oyuncu, şüphesiz Mehmet Kurtuluş'tu diyebilirim. Ayaz ismindeki bir Türk'ü oynayan Kurtuluş, rolünün gerçekten hakkını vermiş diyebilirim. Eğer henüz izlemediyseniz ve yolunuz bir şekilde bu içeriğe düştüyse, o Netflix dizisine de bir bakın derim.  Peki artık Mehmet Kurtuluş'u az çok tanıdığımıza göre şu ana kadar yer aldığı filmler ve dizilerden bazılarını size şöyle bir göstermek istiyorum...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/188/77/into-the-night-dizisi-ile-tekrar-alkis-alan-gizemli-turk-oyuncu-mehmet-kurtulus-780x439.png[/RESIM]Kendisini "Muhteşem Yüzyıl: Kösem" dizisinde "Derviş Mustafa" olarak izledik. 8 Saniye filminde ise "Sami" ile ortaya çıktı. Fatih Akın imzalı "Duvara Karşı" filminde ise İstanbul'daki Barmen olarak karşımıza çıkmıştı. Hakan Muhafız dizisinde "Mazhar", Into the Night dizisinde ise "Ayaz" karakteri ile izledik onu. Ünlü oyuncu Samuel l. Jackson ile birlikte "Big Game" filminde bile yer almayı başardı ve dahası... - - - -  NOT: Bence Mehmet Kurtuluş, Türk kökenli olup da dünyaca ünlü yapımlarda yer alma potansiyeli olan en büyük oyunculardan biri. Şu ana kadar yer aldığı yapımlar ortalama bir Türk oyuncunun çok üzerinde. Önümüzdeki yıllarda, birçok dünyaca ünlü yapımda yer alacağını da düşünüyor ve bunun müjdesini şimdiden sizlere vermek istiyorum. Bir gün Oscar'a gideceğini söylesem de abartmış olmam. Bunları da buraya tarihe bir not düşmek için bırakıyorum.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
28b
0
5 yıl
The Challenge: Bu Film Gerçekten UZAYDA Çekildi!
The Challenge: Bu Film Gerçekten UZAYDA Çekildi!
Uzay yarışı... Bu tabiri yıllar boyunca hepimiz duyduk. Sovyetler Birliği ve ABD arasında başlayan bu yarış ile insanoğlu uzayda ilkleri yaşadı. Her ne kadar artık Rusya ve ABD arasında bir uzay yarışı olmadığı söylense de, bu film yani 2023 yapımı The Challenge filmi, bu yarışın son ve en iyi örneği... Çünkü The Challenge ismindeki bu Rus filmi, uzayda çekilen ilk film oldu. Filme Git ►  Hadi gelin şimdi the challenge filmi konusu, oyuncuları ve detaylarına birlikte göz atalım ve uzayda çekilen ilk film olma özelliği taşıyan The Challenge filmine şöyle bir yakından bakalım... 2023 yapımı The Challenge, diğer adıyla Vyzov filmi neyi konu alıyor, önce ona bir bakalım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/331/80/the-challenge-bu-film-gercekten-uzayda-cekildi-780x439.png[/RESIM]Film, içinde tüm dünya ülkelerinden kozmonotların bulunabildiği, sürekli dünya yörüngesi etrafından dönen Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) içinde yaşanan bir kazayı ve sonrasında atılan adımları konu alıyor. Rus kozmonot, akciğerinden yara alınca, durumu giderek kötüleşiyor ve atmosferin yoğun basıncını geçemeyecek halde olduğu için birden 'Ya buradan bir doktoru oraya göndersek?' fikri oluşuyor ve sonrasında da film bu süreçte ilerliyor. Uzayda çekilen ilk film bu![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/331/72/the-challenge-bu-film-gercekten-uzayda-cekildi-780x439.png[/RESIM]2023'ün başında, NASA iş birliğiyle uzayda Tom Cruise başrollü bir filmin çekileceği duyurulmuştu. Amerika bu haberi tüm dünyaya pazarlamaya çalışırken Rusya çoktan bu filmin çekimlerine başlamıştı bile... Tom Cruise başrollü yeni projeden başka hiç haber gelmedi, fakat Rusya kolları sıvadı ve bu işten alnının akıyla çıktı. Sonuç olarak da The Challenge filmi artık dünyanın, gerçekten de uzayda çekilen ilk uzun metrajlı filmi oldu! Ekip, filmin çekimi için uzayda 12 gün geçirdi![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/331/19/the-challenge-bu-film-gercekten-uzayda-cekildi-780x439.png[/RESIM]Ekip diyorum ama uzaya giden her 1 gram bir ağrılık bile büyük maaliyetler çıkardığı için başrol oyuncumuz Yulia Peresild ve filmin yönetmeni Klim Shipenko, 5 Ekim 2021'de uzaya gidiyor ve 12 gün sonra, tüm çekimleri yapmış halde tekrar geri dönüyorlar. İşte film de bu görüntülerden oluşuyor. "Kaan onu bunu boşver, senin filmle ilgili yorumun nasıl?" diyorsanız da anlatayım...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/331/21/the-challenge-bu-film-gercekten-uzayda-cekildi-780x439.png[/RESIM]Filmin süresi 2 saat 45 dakika... Fakat bu süre beni hiç rahatsız etmedi. Özellikle benim gibi 'uzay' temalı yapımları sevenlerdenseniz, bu filmde göreceğiniz gerçek görüntüler ve alacağınız iyi bilgiler sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Gravity, Moon gibi uzayda geçen pek çok film izledik fakat hepsi de görsel efektler ile yaratılmış yapımlardı. Fakat bu Rus filmi, gerçekten de uzaydan görüntüleri bize gösteriyor... Sadece Rus filmi olduğu için bazen o duygu yoğunluğunu tam göremiyoruz ama bence bu film gayet iyi bir uzay filmi. Ben epey başarılı buldum diyebilirim. Tatlı bir detay daha...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/331/86/the-challenge-bu-film-gercekten-uzayda-cekildi-780x439.png[/RESIM]Rusya, Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) programından 2024 yılında ayrılacaklarını açıklamıştı. Yani artık yörüngedeki bu istasyona Rus kozmonotlar gitmeyecek. Film de bu yılın yani 2023'ün sonunda vizyona girince aslında Rusya, çok anlamlı bir mesaj vermiş oldu. Putin, filmin galasında; "Tüm dünyada, uzayda bizden başka film çekebilen bir ülke daha yok. Bu konuda da birinci olduk" diyerek iğneleyici bir açıklama yaptı. Ki bilindiği gibi insanoğlunun uzaydaki birçok ilki Sovyetler tarafından başarılmıştı... Şimdi programdan da çıkacakları için, konuyu zirvede bıraktılar diyebiliriz.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
11b
0
2 yıl
Uçuk Kazançları ve Milyonluk Seyirci Sayıları ile: Türk YouTuber Filmleri
Uçuk Kazançları ve Milyonluk Seyirci Sayıları ile: Türk YouTuber Filmleri
Öncelikle birazdan burada görecekleriniz canınızı sıkabilir, moralinizi bozabilir ve çalıştığınız işinizden istifa etme isteğinizi tetikleyebilir...  YouTube'un yıllar önce "Para Kazanma" özelliğini aktif etmesi ile yeni bir iş sahası doğdu. İnsanlar artık çektikleri, hazırladıkları videolar ile çok güzel kazançlar elde etmeye başladı. Abone sayısı milyonları aşan kanal sahipleri ise "Neden kısa videolar ile yetineyim ki?" deyip film yapma işine soyundular ve yeni bir devir başlamış oldu; "YouTuber Filmleri"... İşte bu gelişme, dünyada olduğu kadar ülkemizde de yankı buldu ve birçok YouTuber film çıkarmaya başladı. YouTuber olmayanlara ise "10 liradan 40 liraya kadar değişen bilet fiyatlarında 2 milyon seyirci... Kişi başı 15 lira desek..." hesabı yaptırmaya başladı.  Peki YouTuber filmleri gerçekten o kadar kazandırıyor mu? Hadi gelin şimdi önce ülkemizde vizyona giren YouTuber filmlerine olan talebe ve onların hasılatlarına bir göz atalım... YouTuber filmleri furyası başlıyor; Halil Söyletmez'den "Cumali Ceber: Allah Seni Alsın"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/51/66/dikkat-moral-bozar-ucuk-kazanclari-ve-milyonluk-seyirci-sayilari-ile-youtuber-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]İzleyici: 460 Bin Kişi Cumali Ceber: Allah Seni Alsın filmi kazancı: 5 Milyon TL YouTube: 1.4 Milyon Abone 0.facebook yıllarından bu yana sosyal medyada bir şekilde var olan "Halil Söyletmez", kendi oluşturduğu "Cumali Ceber" karakterini sinemaya taşımaya karar verdi. Sosyal medyada çok beğenilen karakter, "Cumali Ceber: Allah Seni Alsın" ismi ile 4 Ağustos 2017'de vizyona girdi. Özellikle Twitter'dan çok büyük olumsuz tepkiler alan Halil Söyletmez şimdilerde Cumali Ceber 2 için kolları sıvıyor.  Bir diğer YouTuber filmi ise "Oha Diyorum"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/51/13/dikkat-moral-bozar-ucuk-kazanclari-ve-milyonluk-seyirci-sayilari-ile-youtuber-filmleri-780x439.png[/RESIM]İzleyici: 230 Bin Kişi Oha Diyorum filmi Kazancı: 2.9 Milyon TL YouTube: 4.9 Milyon Abone Abonelerine sırtını dayayıp sinemaya sıçrayan bir diğer YouTube kanalı ise "Oha Diyorum" oldu. 3 Kasım 2017'de vizyona giren film, kanalın kitlesi tarafından sevilse de yine ciddi eleştirilere maruz kaldı.  YouTuber filmleri arasında şimdiye kadar en çok ses getiren film ise YouTube Türkiye'de en çok aboneye sahip olan bireysel kanal Enes Batur'un filmi "Enes Batur Hayal mi Gerçek mi?" oldu...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/51/81/dikkat-moral-bozar-ucuk-kazanclari-ve-milyonluk-seyirci-sayilari-ile-youtuber-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]İzleyici: 1 Milyon 400 Bin Kişi Enes Batur Hayal mi Gerçek mi? filmi Kazancı: 17.5 Milyon TL YouTube: 9 Milyon Abone Yıllardır YouTube kanalına istikrarlı bir şekilde neredeyse her gün 1 video yükleyen YouTuber Enes Batur, vizyona giren filmi ile ülkede büyük bir ses getirmeyi başardı. Sinematografi olarak iyi bir şeyler sunmayan film yapımcılarına tam 17 Milyon kazandırdı... Sabah gazetesinden "Olkan Özyurt"; "Enes 1 milyon seyirci barajını geçerse YouTuber filmleri devri başlar" diye yazmıştı ki öyle de oldu. Enes Batur'un filmi 1 Milyon 400 Bin kişi tarafından izlendi... Sıradaki YouTuber filmimiz ise henüz 1 hafta önce vizyona giren "Kafalar Karışık"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/51/38/dikkat-moral-bozar-ucuk-kazanclari-ve-milyonluk-seyirci-sayilari-ile-youtuber-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]İzleyici: 360 Bin Kişi Kafalar Karışık filmi Kazancı: 4.6 Milyon TL YouTube: 4.8 Milyon Abone (1 Haftalık İstatistik) Atakan Özyurt, Bilal Hancı ve Fatih Yasin'in oluşturduğu "Kafalar" kanalı, hayallerini gerçekleştirdi ve uzun süren uğraşlar sonucu filmlerini izleyicilerine sundular. Metin Akpınar, Perihan Savaş gibi birçok ünlü ismin de oynadığı film bu 1 hafta içinde 4 buçuk Milyon TL hasılat elde etmeyi başardı. Kafalar ekibi ise iyi bir PR çalışması süresince tüm Türkiye'yi gezerek sinema salonlarında takipçilerine sürpriz yapıyorlar. Onları görebilme ihtimali de birçok kişiyi bilet alıp filme gitmeye itiyor. Diğer YouTuber filmlerine nazaran birkaç tık daha iyi olan bu film, eğlenceli ve macera dolu bir hikaye içeriyor. Kafalar ekibinin şimdiki hayali ise Kafalar Karışık filminin devamını çekmek...  ● Açıkçası "Para bizim için ikinci planda..." diyen her YouTuber biraz yalan söylüyordur. Verilen bu büyük emeğin tabi ki karşılığı olmalı. Yoksa zaten 1 buçuk saatlik filmi bilet ile satmaz, kanallarınızda paylaşırdınız. O yüzden o kısmı geçin. Fakat istediğimiz, bilet parasına değecek bir şeyler izlemek. E bunu da sağlayamıyorsanız eksiyi veriyoruz mecburen. Yoksa YouTuberların film yapmasına karşı tabi ki de değiliz. Sadece biraz daha emek, biraz daha kalite ve vizyon...    Bir de dünyadan bir YouTuber filmine göz atalım; YouTuber "Logan Paul" başrollü "The Thinning"...[RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/51/55/dikkat-moral-bozar-ucuk-kazanclari-ve-milyonluk-seyirci-sayilari-ile-youtuber-filmleri-780x439.jpg[/RESIM]   Eğer siz de benim gibi "E sadece ülkemizde bu kadar film çeken YouTuber varsa dünyada kaç kişi vardır, YouTube bir film yapım şirketi kursa ya?" tarzında düşündüyseniz işte bu film buna en iyi örnek. YouTube'un, "YouTube Red" adlı ücretli bir servisi var. Bunu Netflix gibi düşünebilirsiniz. İşte bu film de YouTube Red bünyesinden çıktı ve açıkçası ben filmi epey sevdim. Hatta tavsiye köşemde size tavsiye bile ettim. "Nedir, nasıl bir şeydir?" diyenler hemen buraya tıklayarak filmimize ışınlanabilir... ● Yani diyeceğimiz şu ki, yapılınca yapılıyor. Umarız ki önümüzdeki yıllarda daha güzel, daha kaliteli YouTuber filmleri ile karşılaşırız. Aslında kazanılan paralardan da anladığımız kadarıyla zaten YouTuber filmleri ile artık bol bol karşılaşacağız... E ne diyelim, gişeniz bol olsun!  ► "Tamam iyi güzel de var mı şöyle iyi bir film tavsiyen?" diyenler tam da buraya tıklayarak modlarına göre film önerisi bulabilirler!   
17b
0
7 yıl
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
David Lynch İmzalı Konusu ve Kurgusu ile Beyin Yakan Film: Mulholland Drive Analizi
Selam! Şu an burada bunları okuduğunuza göre muhtemelen siz de Mulholland Drive'ı izleyip bir şey anlamayanlar kervanındansınız... Bildim değil mi? O zaman yaklaşın ve şaşırmaya hazır olun.  Aşağıdaki analizi Ekşi Sözlük'te "sinirliyim" isimli bir yazar girmiş fakat o da başka bir yerden alıntı yapmış. Ben yine de kaynak olarak orayı göstereceğim, buraya tıklayarak o entrye ışınlanabilir ya da aşağıdan okumaya devam edebilirsiniz. İşte karşınızda Mulholland Drive analizi! [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/67/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]   ♦ Adım adım rüyaya doğru aslında filmin %80'den fazlası diane'ın rüyasından ibaret. rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması. çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş. diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor. istediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını diane'e bırakıyor. diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var. bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını. neyse, diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor. bob brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘the sylvia north story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor. camilla aslında kaltağın teki. kötü karakter. çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... rolü kapıyor ama diane ona hâlâ aşık. diane ile camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev). [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/77/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM]sevişip koklaşıyorlar sürekli ama camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. diane anlamazdan geliyor. camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. adam kesher isimli yönetmenin projesinde de camilla, yönetmeni tavlıyor. diane, adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve camilla'yı yavaş yavaş adam'a kaptırdığını düşünüyor. adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor camilla ile beraber. bir gün camilla ve diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar. diane çok hevesliyken camilla bir öpücük verdikten sonra, “bunu artık yapmamalıyız” diyor. biraz zalimce bir ifadeyle tabi. sanki onu incitmek istermiş gibi. diane “bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama camilla sertleşip “yapma” diyor. diane, “onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. adam ile camilla evlenmeye karar veriyorlar. bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için. camilla, diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa diane kabul ediyor. akşam parti saatinde camilla bir limuzin gönderiyor diane'i alması için ve diane'e telefon ediyor "gelecek misin, araba seni bekliyor" diye... diane isteksiz de olsa limuzine binip mulholland yolunda oturan adam’ın evine doğru gidiyor. diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “burada durmamalıydık” diyor. şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada camilla kestirme yoldan gelerek diane'i alıyor. adam kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. biraz ‘piç’. annesi coco... diane ile coco orada tanışıyor. bahçede bir şeyler içtikten sonra coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. masada adam ve camilla düşman çatlatır gibi laubali. camilla bunun diane'e acı vermesini istiyor sanki. adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/97/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] coco, diane'i konuşturuyor, diane hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, bob brooker'ın başrolü camilla'ya vermesi... buruk bir şekilde bunları anlatıyor. adam ve camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. bu diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın camilla bu). biraz sonra da sonra adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. sarışın, camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. hiçbir özelliği yok aslında. diane, sarışının ve adam'ın camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor. bu arada diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra. kötülükler başlıyor derken, parti bir şekilde bitiyor. ertesi gün (veya birkaç gün sonra) camilla diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, diane ağlayarak onu içeri almıyor. sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. onu öldürtmek istiyor. winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor. mavi anahtar = camilla öldü bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, diane ile bir süre bakışıyorlar. bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor. rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. arkadaşıyla beraber winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. bu yaratık aslında diane'in içindeki kötülük ve hınç. adam ona şahit olmuştu. biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba. katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. diane bir halt etti ama içi rahat değil. ne de olsa sırılsıklam aşıktı. şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. iyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor. uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları... işte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. filmin %80'i burada yatıyor. sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor. “bu benim” diyerek onu da alıyor. mavi anahtar da orada tabi o esnada. bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor. diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak camilla'yı görüyor. camilla’ya, “döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; diane korku içinde... sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; diane’i kovalıyor. çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor. gerçek hayat burada bitiyor. ‘otu çek, köküne bak’ karmaşık bir zihnin çakallıkları buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler. gelelim rüyaya: işte en eğlenceli kısmı burası. yönetmen, sigmund freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. simgelerle ve diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti. filmin ilk sahnesinde diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, kovboy'un gelip, "tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi. esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde). şoför esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). bir kaza oluyor ve esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali). esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan ruth teyze, kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). bu arada ilginç bir bilgi buldum, hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş. yani ruth'un gerçekte ölümü, rüyada kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte diane, hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca ruth da bir aktris, kanada'ya giden herhangi biri değil. sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya diane'in hayallerini simgeliyor. o arada bir fırsat bulup esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar sarışın’ın esmer'e ulaşmak için fantezileri). bu esnada sarışın büyük hayallerle los angeles'a geliyor. kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar). buradaki adı betty. betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı winkies'teki garson kızın gerçek ismi. bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. son derece saf ve iyi bir karakter olan betty, teyzesinin evini buluyor. coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı). tonton coco, evi gösteriyor, betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok. esmer kendine ‘rita’ ismini buluyor posterden. az sonra esmer duştan çıkınca ismini rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız esmer gitmiş, yerine diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. biraz uyumak istiyor hatırlamak için. uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “çantana bakalım” diyor. paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. onları mavi bir kutuda saklıyorlar. paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor. [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/1/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen adam kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘italyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. italyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. orada da dik dik bakmıştı diane’e. bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. o kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. diğer italyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da camilla. italyanlar adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. adam karşı çıkıyor. yani betty böyle düşünüyor. gerçekte adam'ın ve diğer yönetmen bob'un esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. kendini böyle avutuyor ama yine de adam'a kızgın. adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte adam boşandığını anlatmıştı). sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor. bu, sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. ya da adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. bu arada italyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor. adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. durumu kurtarmak için kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor. kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. adam koyboy'un yanına gidiyor, kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam. adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın camilla'yı seçmesini söylüyor (betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında). önceki gün teyze ruth'un (aunt ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı betty'yi iğneliyor. coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor. esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta betty'nin konsantresini bozuyor ve betty ağlaması gereken yerde gülüyor. ertesi gün betty seçmeler için ihtiyar yapımcı wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor). buradaki yaşlı oyunucyla betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; yaşlı adamı kaldırıp yerine esmeri koyun bir bakalım. gerçek diane, sanki rüyadaki betty üzerinden gerçek camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda betty'nin ağlaması. çok ilginç. oradaki yönetmen ise, yani bob brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. rüyada da onu bir mal haline getirmiş. ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu. yapımcı wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu adam'ın yanına götürüyor, “bu projeye bayılacaksın” diyor betty'ye. bu esnada adam, kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... tam o sırada betty sete giriyor, hayalindeki gibi, adam ondan gözlerini alamıyor, o da adam'den. sonra sıra sarışın camilla'ya geliyor. aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın camilla. adam zorlandığı için seçiyor onu: “this is the girl.” betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. eve gidip esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. telefon winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler). tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. sonra winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. garson kızın adı diane (gerçekte kendi adı). esmer'e ‘diane selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (diane selwyn gerçek hayattaki tam adı). adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. bu gerçek diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir. adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak). 17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. bu aslında sarışın’ın kendisi. rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor. eve dönüyorlar, esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti). esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu). aşk aşk aşk ve sılencıo esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “benimle bir yere gel” diyor ve club silencio'ya gidiyorlar o saatte. club silencio aslında betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan. büyük hayallerle geldiğimiz hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde). bu sırada betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. daha önce anahtarını rita'nın çantasında buldukları kutu. pandora'nın kutusu... bu betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu. şovu sunan top sakallı arkadaş kim? ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor. eve gidip onu açmak üzereyken betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, ruth teyzenin yatak odasında, ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir. sonra kovboy geliyor ve çürümüş cesede "tatlı kız uyanma zamanı" diyor. o çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan diane değil o. kıyafet ve pozisyon farklı. o ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan diane. aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. kafada delik de yok. o muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan diane. sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için betty onun kendisi olduğunu bilmiyor. neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz. filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor. o aslında erkek değil, aslında o diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri. sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. aslında aynı anda diane'in iki farklı görünüşü. kanepede oturan gerçek görünüşü, winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. ikisi de eşzamanlı ve paralel. kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin. kara, winkies'in ve duvarların arkasında (diane de winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için). kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki diane gibi). kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor). kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (aynı anda diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.) diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu). son sahnedeki dumanlar... bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi. aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri... mavi saçlı kadın (soyut) ve... silencio, sessizlik... muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir. ...ama lynch bu, her şey olabilir... [RESIM]http://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/32/26/david-lynch-imzali-konusu-ve-kurgusu-ile-beyin-yakan-film-mulholland-drive-analizi-780x439.jpg[/RESIM] lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu... kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak esmer görünüyor. kendi de kanepenin üzerinden geçip esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış, yani flashback ve gerçek hayat. diğer flashback de masturbasyon sahnesinde. sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. telefon “araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat. ----------------- minik tespitler - rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne? diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. muhtemelen pandora’nın kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor. - rüyada betty ile rita 17 numaralı eve giderken rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor? kendi yakalanma korkusunu biraz rita üzerinden yaşıyor rüyada. rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor. - rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor? gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu italyan mafya adamlarına benzetiyor. inanışı da şu: başarısızlığı aslında hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. burada yetenekler değil güç konuşuyor. bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir italyan olarak görüyor. diğer italyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede al pacino'ya benziyor. bu da onun kafasında oluşturduğu diğer italyan mafya karakteri. - rüyada al pacino'ya benzeyen adam neden "help meeee!" diye bağırıyor? bir inanışa göre, partide diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor. - rüyada esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor? gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği esmer'i oluşturuyor. belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor. - rüyada neden esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor? limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da. - rüyada coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor? çünkü partide coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu. - rüyada club silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden betty birdenbire kayboluyor? kutunun açılması kötülüğün salınması demek. gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor. - toplantıdaki italyanların neden italyan olduğunu düşünüyor? birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. ikincisi, esmer, "casablanca'ya luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. luigi bir italyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli. gizemli kovboy’a dair yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj: rüyada kovboy, adam'la konuşurken diyor ki; “ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.” aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için. ‘ben sürrealist bir david lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. ilginçtir ki adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor. seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? evet, sayılır... ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). ikinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri. bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, kovboy, “beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. yani önce parti, sonra kesher ile konuşma, son olarak uyandırma... kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. bir at arabası örneği veriyor; david'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. david bu basit soruya azıcık şaşırıp "e biir" gibi bir cevap veriyor. at arabası çok özel bir seçim. aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. at arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor adam'a (aslında bize). yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye. tetikçinin mavi anahtarı diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. diane “bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. anlamsız gibi görünen bir diyalog. rüyada esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor. aslında tektikçiye “bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘bu neyi açıyor?’un cevabı ise club silencio'dan geldikten sonra veriliyor: pandora’nın kutusu’nu, yani kötülüğü. rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…
18b
0
7 yıl
Yıllar Sonra Sinema Salonunda Herkesi YAN YANA Getiren O Film!
Yıllar Sonra Sinema Salonunda Herkesi YAN YANA Getiren O Film!
Yan Yana filmi, 2025'in en iyi giriş yapan film unvanından sonra ilk 15 günde 1 Milyon da izlenerek rekora koştu. Uzun zaman sonra binlerce kişiyi sinema koltuklarında gerçekten YAN YANA getirmeyi başaran o filmle ilgili tabii ki de benim de söylemek istediklerim var.. Bu içerikte, önce filmde Yan Yana filminde dikkatimi çeken bazı detayları, sonra da filmi beğendim mi? Yoksa büyük bi PR çalışmasının tam ortasında olduğumuzu mu düşünenlerdenim? işte bu sorulara cevaplarımı sizle dürüst bi şekilde paylaşmak istiyorum. Hadi gelin şimdi Yan Yana filmi ile ilgili sizle paylaşmak istediğim o 5 DETAYA birlikte şöyle bir göz atalım! ● Bu içeriği daha UZUN olarak YouTube kanalımızda da hazırladık![VIDEO]https://www.youtube.com/watch?v=Su9L8Wix6uI[/VIDEO] 1. Uyarlama konusu...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/81/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Öncelikle yıllardır benimle olanlar bilir ki, ben her fırsatta Yan Yana'nın uyarlandığı Intouchables ismindeki 2011 yapımı Fransız filminden 'baş ucu filmim' olarak bahsederim.. Bu nefis filmin ülkemize uyarlanacağı haberini aldığımdan beri gerçekten çekim sürecinden yayın kısmına gelene kadar olan tüm aralığı yakından takip ettim diyebilirim.. Filmi 2017'de Amerikalılar da The Upside ismiyle uyarlamış fakat ortaya pek de başarılı bi film çıkamamıştı.. hatırlayın. Bizdeyse pek çok 'uyarlama' yapım, 'Zaten bi yerlerde tutmuş.. bizde de kesin tutar' düşüncesiyle çekilmiş ve gerçekten çoğu yapım da iyi izlenmeler almıştı. Örneğin şu listede de daha önce sizle paylaştığım filmlerin her biri de uyarlama yapımlardı. Açıkça söylemek istiyorum ki "Uyarlama" konusuna karşı değilim. Fakat kendi orijinal filmlerimizi yazıp, yönetip, çekecek devasa bi sektörümüz var, işinde çok başarılı yetişmiş, zehir gibi insanlarımız var.. Sizi bilmem ama ben "Zaten tutar" denilerek yabancı filmleri uyarlayan değil, diğer ülkelerce filmleri 'uyarlanan' bi sinema sektörüne sahip olmayı tercih ederdim. 2. Feyyaz...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/50/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Muhtemelen bi küçük linç yiyeceğim belki ama; Başrolümüz Feyyaz Yiğit, şimdiye kadar rol aldığı tüm dizi ve filmlerde hemen hemen aynı karakteri oynuyor gibi geliyor bana.. Yani bu filmde de Feyyaz, yine Feyyaz'ı oynuyor gibi hissettim diyebilirim. Fakat bu tabi ki de Feyyaz'a gülmüyorum demek değil. Bu adamın kelimeleri heceleyerek konuşması, ikilemesi, durumlara verdiği doğal tepkiler beni gerçekten yakalamayı başarıyor. Orijinal filmde gettodan gelen bir siyahiyi izlerken, bu filmde de maddi zorluklar içinde sıkıntılı günler yaşayan bi Roman'ı izlemek bana ilginçtir bi an "Organize İşler" izliyormuş hissiyatı da yarattı. 3. Farklar...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/93/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Öncelikle Fransız yapımındaki dramı, bizim filmde siyanürle arasak zor buluruz çünkü Yan Yana, 'komedi' kısmı daha ağır basan bi yapım olarak karşımıza çıkıyor. Filmin %80 sahnesi, Intouchables ile aynı. Fakat örneğin orjinalinde başrolümüzün sakalları kesilirken, bizde koca Haluk Bilginer'in sakallarını kesmek göze alınamamış ki sadece saçının taranmasıyla geçiştiriliyor. Orjinalde kadınlardan hoşlandığı ortaya çıkan kadınımız bizim filmde bunu Feyyaz'ın yani Ferruh'un kulağına söylüyor. Orijinalde Rap, bizdeyse "İtfaiye" isminde hareketli bi şarkı duyuyoruz. Yine orijinalde adamımız girdiği zengin evden bi Faberge Yumurtası çalarken bizde bu bir Çini'ye dönüşüyor. Bunun gibi pek çok farklılık sayabiliriz tabi. 4. İvedikleşme...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/8/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Her şeyden bağımsız, ben filmlerde kültür sanat ile ilgilenen, kurallara uyan, kimseyle kavgaya, suça karışmayan kısacası kendi halinde 'medeni' bi şekilde yaşayıp giden insanların hayatına bodoslama dalan karakterlerin olmasını pek doğru bulmuyorum fakat ne yazık ki ülkemizde bu çalışıyor. Bu gerçeği de Recep İvedik örneği yüzümüze tokat gibi çarpıyor.. İşte bu filmde de böyle benzer bi tat almak mümkün. Taşradan gelen biri, batı müziğini sevmiyor, yapılan resim ile dalga geçiyor, ruhsuz eğlencelerini oyun havalarıyla bir düğüne çeviriyor, yazılan şiirleri küçümsüyor ve dahası.. Bunlar tabi ki de filmi kötü yapmıyor fakat topluma, özellikle genç izleyicilere bu tür insanların da kazandığını göstererek bilinçaltlarını etkiliyor.. Tekrar söylüyorum, bunlar filmi kötü yapmıyor fakat izleyen 1000 gençten 1'inde bile bu düşüncelerin yeşermesine sebep olması, bence bi tık tehlike arz ediyor. Adamımız genç kızın sevgilisiyle öpüşmesine karşı çıkıyor, ona hakaret eden çocuğun sokak köşesinde sıkıştırıyor fakat kendi odasına Esk*rt çağırıyor hatta haftada 1 gününü de ona ayırıyor... İşte bahsettiğim tutarsızlık, düşünce olarak özellikle yeni nesle aktarılmasını doğru bulmadığım şey tam olarak da bu.. Siz beni anladınız. 5. Haluk Bilginer![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/361/66/yillar-sonra-sinema-salonunda-herkesi-yan-yana-getiren-o-film-780x439.png[/RESIM]Her ne yaparsak yapalım, bana hala Haluk Bilginer'i yeterince sahiplenmiyormuşuz gibi geliyor. Film hakkında konuştuğum sektördeki bazı kişilerden Haluk Bilginer'in bu filmdeki oyunculuğunun başarılı bulunmamış olması beni gerçekten üzdü. Ben Bilginer'in oyunculuğunu başarılı bulanlardanım. Bu filmde Feyyaz'ı çıkarıp yerine başkasını koyabiliriz, fakat Bilginer'i çıkarıp yerine başka bi oyuncuyu koysaydık, filmin ağırlığının %80'i uçup giderdi.. Fakat kendisinden küçük de bi isteğim var; Ben Haluk Bilginer'i, Thor'daki ODİN karakteri gibi çok ağır, çok güçlü, mitolojik, fantastik bi rolde görmeyi çok isterim.. Kim bilir, belki bigün böyle bi şeye de şahit oluruz :) Ha bi de unutmadan, salonlarda en çok gülünen anlardan biri olan filmdeki 'hareket çekme' sahnesi de Haluk Bilginer'in ta kendisinden çıkmış :) - - - - -  Şimdiiii… not alarak sizle paylaşmak istediğim 5 ana başlığıma da değindiğime göre filmle ilgili şahsi düşüncelerimi de sizle paylaşmak istiyorum.. Sinemanın gerek dijital platformların yaygınlaşmasıyla, gerek ise ekonomik maliyetlerin artmasıyla geri planda kalması, hatta sadece küçük çocuklar ve onların anne-babasının hafta sonu gitmek zorunda kaldığı, 3 tarafı pek de başarılı olmayan 'animasyon filmlerle' çevrilmiş olması beni gerçekten çok üzüyordu. Fakat bu film bunu kırmayı başardı. Tripli ergen kız gibi senaryoya pek de katkısı olmayan sahnelerin gereksizliği, bi dram bi komedi bi dram bi komedi yaparak adeta izleyiciyi şişe takar gibi başarısız geçişleri, iki başrolümüzün arasındaki 'dostluk' bağının bence tam derinlemesine kurulamamış olması gibi sorunları es geçersek ben bu filmden gerçekten büyük keyif aldım diyebilirim. Orijinal filmdeki dramatikliği inanın pek de aramadım. 3-4 sahnesinde gerçekten güldüm ve sinema salonunda gülmenin nası bi his olduğunu da unuttuğumu fark ettim :) Hadi iyi seyirler!
6.7b
0
2 ay
Başrolde Bir Türk! Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: "Into the Night"
Başrolde Bir Türk! Yeni Netflix Dizi Tavsiyesi: "Into the Night"
Biliyorsunuz size burada film tavsiyelerinin yanında çok sık olmasa da dizi önerileri de vermeye çalışıyorum. Hatta yakın bir zamanda sizlere tavsiye ettiğim şu Netflix dizisine günler içinde binlerce kişi göz attı. Sadece birkaç gün önce Netflix imzalı bir dizi hakkında sizler için hazırladığım şu içerik ise Google trendlere girmeyi başardı. Bugün ise sizlere, yeni bir Netflix dizisi tavsiye etmeye geldim; Into the Night... Kıyıda Köşede Kalmış İyi Film Tavsiyeleri İçin Tıkla! ► Öncelikle bu içeriğe yolunuz "into the night izle" gibi aramalar sonucu düştüyse üzülerek söylemek istiyorum ki diziyi sadece Netflix'te izleyebilirsiniz. Fakat "into the night konusu ne?" veya "into the night yorum" gibi aramalar sonucu buradaysanız, size çok iyi haberlerim var çünkü birazdan sizlere Into the Night nasıl bir dizi? Neden izlenir? Oyuncu kadrosu nasıl? gibi soruların cevaplarını vermeye çalışacağım. Hem de çok kısa ve net bir şekilde... Hadi!  Öncelikle nedir bu Netflix'in yeni gözdesi Into the Night dizisinin konusu?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/9/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Dizimiz, bir bilim kurgu temeline dayanıyor. Bir yolcu uçağını kaçıran bir Nato askeri, uçaktakilere "Güneş bizi öldürecek, sürekli olarak Batı'ya gitmeli ve karanlıkta kalmalıyız!" diyor. İşte o saatten sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Ne dünyada, ne de o uçakta... İşte dizi, bu çılgın konuyu işliyor. Bir uçak, içinde bir grup insan ve sürekli olarak karanlığa doğru gidilen bir rota...  Neden izlenir?[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/6/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.jpeg[/RESIM]Öncelikle dürüst olmak gerekirse, dizideki oyunculuk ve diğer birkaç detay çok can alıcı değil. Yani ortalamanın belki bir tık üzerindeler fakat dizinin öyle bir büyüsü var ki, insanı peşinden sürüklemeyi kesinlikle başarıyor. Merak ettiriyor, "şimdi ne olacak?" dedirtiyor, hatta "Daha ne olabilir ki?" diye bile sorgulatıyor ve tüm bu soruların cevabını da başarılı bir şekilde vermeyi başarıyor. Yani işin özü; Sürükleyici bir dizi izleyeceksiniz. Şu karantina günlerinde böylesine bir çırpıda bitirilecek, sürükleyici yapımlar gerçekten hayat kurtarıyor. İşte tam da bu yüzden bu dizi izlenir.  Asın bayrakları! Başrolde bir Türk var; Mehmet Kurtuluş![RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/53/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Netflix'in orijinal dizisi Hakan Muhafız'ın ilk sezonunu hepimiz büyük bir merak içinde izlemiştik. Her ne kadar 2. sezonu ilgi çekmese de, dizide zaten parlak olan yıldızı daha da parlayan bir oyuncu vardı; "Mehmet Kurtuluş"... Dizideki kötü adamı o kadar iyi oynamıştı ki, bu başarı Hakan Muhafız dizisinin de yer yer önüne geçmişti. Benim de çok ama çok başarılı bulduğum bu oyuncu, Into the Night dizisinde de bir Türk'ü oynuyor. Uçakta farklı milletlerden insanlar var ve içlerindeki "Ayaz" ismindeki Türk, gerçekten bir Türk tarafından, Mehmet Kurtuluş tarafından hayata geçirilmiş. Yolu açık olsun!  Mehmet Kurtuluş'u Tanımak İçin Tıkla! ► Bence şu karantina günlerinde, 6 bölümlük bu diziye bir şans verin derim...[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/187/46/basrolde-bir-turk-yeni-netflix-dizi-tavsiyesi-into-the-night-780x439.png[/RESIM]Dizilerin en büyük sorunu, bir sonraki bölümü merak ettirememeleri. Fakat bu dizi, Mehmet Kurtuluş dışında çok da iyi olmayan oyuncu kadrosuna rağmen bunu başarıyor. Merak ettiriyor, bir sonraki bölümü de izlemenizi sağlıyor. Bence sadece bu yönü için bile kesinlikle başlamaya, izlemeye değer.  [RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/184/10/tek-tek-taniyalim-netflix-imzali-ask-101-dizisi-oyunculari-kimler-780x439.png[/RESIM] Modunu Seç ►
16b
1
5 yıl
Tatilde İzlemelik, En İyi 8 Netflix Yabancı Dizi Tavsiyesi!
Tatilde İzlemelik, En İyi 8 Netflix Yabancı Dizi Tavsiyesi!
1 buçuk yıldır burada size film tavsiyeleri veriyorum. Bu süre zarfında tarafıma en çok gelen geri dönüş ise "Kaan yabancı dizi tavsiyen yok mu?" oluyor. Bu konu hakkında neler yapabiliriz diye düşündüm ve şöyle tatilde "Ne izlesem?" diye kara kara düşünenlere şahane Netflix yabancı dizi tavsiyeleri hazırladım. Hadi gelin şimdi o her biri de başarılı Netflix dizi tavsiyeleri nelermiş birlikte bakalım. (Burcunuza göre film tavsiyesi almak isterseniz hemen şimdi buraya tıklayabilirsiniz) 1. Tatilde izlemelik Netflix dizi tavsiyeleri listemizin ilk sırasında "Dogs of Berlin" bulunuyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/91/tatilde-izlemelik-en-iyi-8-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]Türk-Alman bir futbolcunun ölümünü işleyen bu dizi, özellikle Türk izleyicileri çekmeyi başarıyor.  IMDB: 7.5 2. Bir diğer Netflix imzalı dizimiz  "The Haunting of Hill House" yani "Tepedeki Ev"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/2/tatilde-izlemelik-en-iyi-7-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]10 bölümden oluşan bu dizi ise paranormal olayları konu alıyor. IMDB: 8.6 3. "Altered Carbon" ise mutlaka başlamanız gereken Netflix dizilerinden[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/7/tatilde-izlemelik-en-iyi-8-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]Bu dizimiz ise bilim kurgu ağırlıklı bir aksiyon-drama dizisi.  IMDB: 8.2 4. Bir diğer dizi tavsiyemiz ise "Elite"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/67/tatilde-izlemelik-en-iyi-7-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]Bu dizimiz ise zengin öğrencilerin okuluna transfer olan, fakir mahallelerden gelen gençlerin yaşadıklarını konu alıyor. IMDB: 7.6 5. "OA" ise adı kısa fakat kendi uzun ve derin bir dizi tavsiyemiz[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/27/tatilde-izlemelik-en-iyi-7-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]Gizemi, felsefi bir şekilde ele alan bu dizi de izlemeye değer.  IMDB: 7.7 6. Listemizin sonuna yaklaşırken bir sonraki tavsiyemiz ise "The Crown" oluyor[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/61/tatilde-izlemelik-en-iyi-7-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]Bu dizi ise Kraliçe II. Elizabeth'in hayatını ve yaşadıklarını konu alıyor.  IMDB: 8.7 7. Bu tatilde başlamanız gereken bir diğer Netflix dizi tavsiyemiz ise "Riverdale"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/25/tatilde-izlemelik-en-iyi-7-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.jpg[/RESIM]Sıradaki bu dizimiz ise çok fazla popüler olan bir gençlik draması.  IMDB: 7.3 8. Son Netflix dizi tavsiyemiz ise "13 Reasons Why"[RESIM]https://www.kaanintavsiyesi.com/pictures/kesfet/90/8/tatilde-izlemelik-en-iyi-7-netflix-yabanci-dizi-tavsiyesi-780x439.png[/RESIM]Genç bir kızın, arkasında kasetler bırakarak intihara gidişini konu alan bu dizimiz de oldukça seviliyor.  IMDB: 8.0 ✹ "Bunlar beni kesmedi film tavsiyelerin var mı?" diyenler hemen aşağıdaki butona tıklayarak birçok film tavsiyesine ulaşabilir! Modunu Seç ►
20b
0
6 yıl

kaanintavsiyesi.com
Samimi Film Tavsiye Platformu
Hayat, kötü filmler izlemek
için çok kısa.